Cumhuriyet'in ilk yıllarında sanayileşme hamleleriyle Doğu Anadolu’nun üretim merkezlerinden biri haline gelen Van, yıllar içerisinde ekonomik potansiyelini koruyacak uzun vadeli politikaların hayata geçirilememesi nedeniyle eski gücünden önemli ölçüde uzaklaştı. Bir dönem un, et, yün iplik, tuğla, çivi, teneke, bulgur ve akü fabrikalarıyla üretimin konuşulduğu kentte, bugün bu tesislerin büyük bölümü ya tamamen kapandı ya da üretimden çekildi. Sanayi yatırımlarında yeterli fizibilite çalışmalarının yapılmaması, kentin sahip olduğu doğal ve ekonomik potansiyelin doğru okunamaması, yanlış sektörlere yönelmesi ve plansız kalkınma anlayışı, Van'ın üretim kimliğini adım adım zayıflatan temel nedenler arasında gösteriliyor.
VAN İHRACAT MERKEZİNDEN SOSYOEKONOMİK GERİLEDİ
Geçmişte Ortadoğu'ya canlı hayvan ve et ihraç eden, İhracatçılar Birliği'ne ev sahipliği yapan, Türkiye'ye gelen turistlerin önemli bir bölümünü ağırlayan Van'ın bugün hem sanayide hem de üretimde istenilen noktadan uzak olması ise kentin ekonomik geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. Konuya ilişkin konuşan İş İnsanı Feridun Irak, Van'ın Cumhuriyet'in ilk yıllarından bugüne uzanan sanayileşme serüvenini, kapanan fabrikaların perde arkasını, yanlış yatırım tercihlerini ve kentin geleceğine ilişkin çözüm önerilerini Şehrivan'a değerlendirdi.
IRAK: VAN BİR DÖNEMİN ÜRETEN KENTİYDİ
İş İnsanı Feridun Irak; “Van'da sanayileşmeye baktığımızda, konuyu Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren ele almak gerekir. Atatürk'ün 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi'ni toplamasının hemen ardından ilham alınarak Van'da ilk sanayi kuruluşu olan un fabrikası kurulmuştur. O dönemin Vanlı girişimcileri, kongreden aldıkları ilhamla bu yatırımı hayata geçirmiştir. İlerleyen yıllarda un fabrikalarının sayısı artmış ve Van, bölgede en fazla un fabrikasının bulunduğu illerden biri hâline gelmiştir. 1970'li ve 1980'li yıllarda ise Van'da ciddi bir sanayileşme atağı yaşanmıştır” diye konuştu.
“FABRİKA VANLILARIN ORTAK GİRİŞİMİYLE KURULMUŞTU”
Van’da geçmiş yıllarda hayata geçirilen büyük sanayi hamlelerini ve fabrikaların kuruluş süreçlerini değerlendiren Irak, “Bunların başında, kurulduğu dönemde yalnızca Türkiye'nin değil, Orta Doğu ve Balkanlar'ın da en büyük sanayi kuruluşlarından biri olan Van Et Fabrikası gelmektedir. Onu takip eden süreçte Van Yün İplik Fabrikası kurulmuştur. Bu fabrika oldukça komplike bir tesisti. Bir kapısından kirli yün giriyor, diğer kapısından battaniye çıkıyordu. Türkiye'de eşi benzeri olmayan bir fabrikaydı. Hatta daha sonra özelleştirildi. Bu sanayi kuruluşlarının en önemli özelliği ise Vanlıların ortak girişimiyle kurulmuş olmalarıdır. Van Et Fabrikası da Van Yün İplik Fabrikası da yaklaşık 250 Vanlının bir araya gelerek gerçekleştirdiği yatırımlardır. Bugün ise bırakın 250 kişiyi, 10 Vanlıyı bile ortak bir yatırım etrafında bir araya getirmek oldukça zordur. O dönem insanlar güçlerini birleştirerek bu önemli tesisleri hayata geçirmişlerdir.” diye konuştu.
IRAK: FABRİKALAR FİZİBİLİTE YAPILMADAN GERÇEKLEŞTİRİLEN, YANLIŞ YATIRIMLARDI
Kentin sanayileşme ivmesinin korunamamasının nedenlerine ve fizibilite eksikliklerine dikkat çeken Irak, şöyle devam etti: “Yine o yıllarda Çivi ve Teneke Fabrikası, Bulgur Fabrikası, Akü Fabrikası ve Türkiye'nin en büyük tesislerinden biri olan Tuğla Fabrikası da Van'da faaliyet gösteriyordu. Ancak ne yazık ki bu fabrikaların büyük bölümü günümüze ulaşamadı. Van'ın sanayileşmesi de aynı ivmeyle devam edemedi. Organize Sanayi Bölgesi kurulduktan sonraki döneme baktığımızda da sanayi kuruluşlarının büyük bölümünün fabrika ölçeğinde değil, atölye düzeyinde kaldığını görüyoruz. Bu fabrikaların kapanma nedeni bunların bir kısmı maalesef yeterli fizibilite yapılmadan gerçekleştirilen, yanlış yatırımlardı. Buna iki önemli örnek verebiliriz. Bunlardan biri Tuğla Fabrikası'dır. Fabrika kurulduktan sonra Van'da tuğla üretimine uygun toprağın bulunmadığı anlaşılmıştır. Yani önce hammadde araştırılmadan yatırım yapılmış, daha sonra uygun toprağın olmadığı görülünce tesis faaliyetini sürdürememiştir”
“HAMMADDEDE YANLIŞ HESAPLAMALAR YAPILDI”
“Diğer örnek ise Van Yün İplik Fabrikası'dır. Gerçekten Türkiye'nin en güzel sanayi tesislerinden biriydi. O dönemde düşünce şuydu: Van, küçükbaş hayvancılıkta Türkiye'nin en önemli illerinden biriydi ve bugün de bu özelliğini koruyor. Küçükbaş hayvancılık denildiğinde akla koyun geliyor, koyundan da yün elde ediliyor. Bu nedenle fabrikanın hammaddesinin bölgede rahatlıkla temin edileceği düşünüldü. Ancak ilerleyen süreçte Van'daki koyunlardan elde edilen yünün tekstil sanayisine uygun olmadığı ortaya çıktı. Dolayısıyla fabrika beklenen başarıyı sağlayamadı ve faaliyetini durdurdu.” Şeklinde konuştu.
GÜNÜMÜZDEKİ TEKSTİL YATIRIMLARI VE YANLIŞ YER SEÇİMİ
Geçmişteki yatırım hatalarının günümüzde de sürdürüldüğünü savunan Irak, şu değerlendirmelerde bulundu: “Burada anlatmak istediğim temel nokta şudur: Yatırımlar doğru yerde ve doğru alanda yapılmalıdır. Doğru yerde yanlış yatırımlarda zaman zaman yapıldı. Bu fabrikaların kapanmasının önemli nedenlerinden biri de budur. Peki ilerleyen süreçte bundan ders aldık mı? Ben aldığımızı düşünmüyorum. Bugün basında Organize Sanayi Bölgesi'nde 10 tekstil fabrikasının kurulduğunu, 10 fabrikanın daha yapılacağının açıklandığını görüyoruz. Ayrıca bu yatırımlarla 50 bin kişilik istihdam hedeflendiği ifade ediliyor. Ancak biraz önce de söylediğim gibi bu, "doğru yerde doğru yatırım" ilkesiyle örtüşmüyor. Bana göre bu, doğru yerde yapılan yanlış bir yatırımdır. Van'da tekstil fabrikası olmaz ve bunu örneği de vardır”
“VAN İÇİN BİR KAZANÇ DEĞİL, ZARAR OLUŞTURACAKTIR”
“Bunun en önemli örneği Gürpınar'ın Kurubaş Mahallesi'nde yaklaşık 10-11 yıl önce kurulan Tekstil Kent’tir. O dönemde burada 15 bin kişinin istihdam edileceği söylenmişti. Bugün gelinen noktada ise 3 bin kişilik istihdama dahi ulaşılamamış durumda. Ayakta kalmaya çalışan birkaç atölye dışında beklenen tablo ortaya çıkmamıştır. Bu örnek ortadayken Organize Sanayi Bölgesi'nde aynı anlayışla yeni tekstil yatırımlarında ısrar edilmesini doğru bulmuyorum. Bu durum bana göre kaynak israfıdır. Van için bir kazanç değil, zarar oluşturacaktır. Hangi yatırımın nerede yapılacağı çok iyi araştırılmalı, ilin potansiyeli dikkate alınmalıdır. Maalesef bugün Van'ı yönetenlerin bu konuda gerekli titizliği gösterdiğini göstermemektedirler” ifadelerini kullandı.
IRAK: BİZİM SEMTİMİZ BİLE OLAMAYACAK İLLER MAALESEF BİZDEN ÇOK DAHA İYİ DURUMDALAR
Geçmiş yıllarla Van’ın kişi başına düşen milli gelirin Türkiye ortalamasının üstünde olduğunu dile getiren, Irak, “Van'ın 70'li ve 80'li yıllara kadar olan sosyoekonomik göstergelerine baktığınızda, kişi başına düşen milli gelir sıralamasında Türkiye'deki iller arasında orta sıralarda yer aldığını görürsünüz. Yaşanabilir kentler araştırmalarına baktığınızda da yine Türkiye ortalamasına yakın bir konumda olduğunu görürsünüz. Bugün ise Gayrisafi Yurt İçi Hasıla sıralamasında 81 il içinde 79. sıradayız. Yaşanabilir kentler sıralamasında ise 74. sıradayız. Yani bugün bizim semtimiz bile olamayacak iller maalesef bizden çok daha iyi durumdalar. O yıllara dönüp baktığımızda Van'ın potansiyeli olan sektörleri incelediğimizde şunu görüyoruz: Bir defa, canlı küçükbaş hayvancılıkta Türkiye'nin en güçlü ili Van'dı. O dönemlerde Van'da yaklaşık 8 milyon 500 bin baş küçükbaş hayvan vardı. Bugün ise bu sayı yaklaşık 3 milyon civarında. Yani çok büyük bir kayıp söz konusu.”
“VAN HAYVANCILIKTA İHRACAT MERKEZİYDİ”
“O yıllarda Van'dan Ortadoğu'daki Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Irak başta olmak üzere birçok ülkeye, ayrıca Afrika'da Mısır ve Libya'ya, hatta dağılmadan önce Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne, yani bugünkü Rusya'ya kadar canlı hayvan ve et ihraç ediliyordu. Bu bölgelerin tamamına Van'dan canlı hayvan ve et gönderiliyordu. Bu ihracat potansiyeli sayesinde İhracatçılar Birliği'nin merkezi de o yıllarda Van'daydı. Daha sonra Van bu özelliğini ve potansiyelini kaybedince İhracatçılar Birliği de buradan taşındı.” dedi
IRAK: O YILLARDA TÜRKİYE'YE YAKLAŞIK 2 MİLYON TURİST GELİYORDU
Kentin 1970'li ve 1980'li yıllardaki turizm hareketliliğini hatırlatarak günümüzdeki mevcut durumu eleştiren Irak, şöyle konuştu: “En önemli potansiyel alanlarımızdan biri de turizmdi. 70'li ve 80'li yıllara baktığımızda, Türkiye'ye gelen turistlerin yaklaşık yüzde 10'unun Van'da ağırlandığını görüyoruz. Bunların tamamına yakını Avrupa'dan gelen turistlerdi; Alman, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Amerikalı turistlerdi. O yıllarda Türkiye'ye yaklaşık 2 milyon turist geliyordu. Bunun yüzde 10'u, yani yaklaşık 200 bin kişi Van'ı ziyaret ediyordu. Eğer Van aynı performansı bugün de sürdürebilmiş olsaydı, Türkiye'ye gelen yaklaşık 60 milyon turistin yüzde 10'unu, yani 6 milyon turisti ağırlıyor olması gerekirdi. Bırakın 6 milyon Avrupalıyı, bugün Van'da 6 bin Avrupalı turist bile yok. Turizmimiz neredeyse tamamen İranlı turistlere bağlı hale gelmiş durumda”
“YATIRIMLAR BU RAPOR DOĞRULTUSUNDA PLANLANMALIDIR”
“Van'ın sahip olduğu potansiyeller dikkate alınmalı ve yatırımlar bu potansiyellere göre yönlendirilmelidir. Aynı zamanda bu yatırımlar teşvik programları kapsamına alınmalıdır. Ancak bugün tam tersi yapılıyor. Bunun değişebilmesi için başta siyasetçiler olmak üzere Van'ı yöneten herkesin, kentin dününü ve bugününü yeniden değerlendirmesi gerekir. İyi bir etüt yapılmalı, geniş istişareler sonucunda kapsamlı bir rapor hazırlanmalı ve yatırımlar bu rapor doğrultusunda planlanmalıdır” şeklinde konuştu.
“BANA GÖRE KENTTE HİÇBİR KURUM ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMIYOR”
Dinamiklerin kentin ekonomisine katkı sunmadığını belirten Irak, “Bana göre kentte hiçbir kurum üzerine düşeni yapmıyor. Bunların başında üniversite geliyor. Bana göre üniversitenin bu memlekete 40 yılda kayda değer bir katkısı olmamıştır. Kalkınma Ajansları, Devlet Planlama Teşkilatı'nın yerine kurulan en önemli kurumlardan biridir. Ancak maalesef onlar da "doğru yerde doğru yatırım" ilkesiyle hareket etmiyor. Bu yatırımları destekleyen bütün kurumların yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Ben olsam önce bir performans değerlendirmesi yaparım. Bu memlekette faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar Van'a ne kazandırmış, bunu ölçerim. Bunları objektif şekilde ölçersek gerçek tablo ortaya çıkar. Ondan sonra da şapkamızı önümüze koyar, çıkan sonuçlara göre yeniden bir planlama yaparız” dedi.
IRAK: VAN'IN SANAYİLEŞME ŞANSI YOKTUR
Kentin coğrafi özelliklerine vurgu yaparak sanayileşme yerine öncelikli sektörlere yönelinmesi gerektiğini ifade eden Irak, kendi kanaatini şu sözlerle paylaştı: “Benim kendi kanaatime göre, bunu herkes söylemez ama ben açık yüreklilikle söylüyorum; Van'ın sanayileşme şansı yoktur. Van bir sanayi kenti olamaz. Allah her coğrafyayı farklı yaratmış, her coğrafyaya farklı potansiyeller vermiştir. Hatta o coğrafyalarda yaşayan insanların kabiliyetlerini de farklı şekillendirmiştir. Biz kendi coğrafyamıza baktığımızda şunu görüyoruz: Türkiye'nin en büyük çayır ve meralarından birine sahibiz. Ayrıca Türkiye'nin en büyük açık hava müzesi niteliğindeki şehirlerden biriyiz. Madenlerimiz de var. Bizim bu potansiyellerimize yoğunlaşmamız gerekiyor. Hayvancılık açısından en verimli iklim koşulları eksi 20 ile artı 30 derece arasındaki iklimdir. Bu iklim Türkiye'de en uygun şekilde Van'da bulunuyor. Allah bu coğrafyaya bu özellikleri vermiş. Demek ki bizim öncelikli sektörümüz tarım ve hayvancılık olmalıdır” diye konuştu.
“SORUN TANITIM DEĞİL, DOĞRU STRATEJİDİR”
Kentin geçmişteki küresel tanınırlığı ile bugünkü vizyon eksikliğini karşılaştıran Irak, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bunun ardından ise turizm geliyor. Urartulara, Selçuklulara, Osmanlılara ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir kentiz. Muhteşem bir coğrafyamız, doğal güzelliklerimiz var. Türkiye'nin en büyük açık hava müzesiyiz. Dolayısıyla turizme yönelmemiz gerekiyor. Türkiye'ye gelen turistlerin yüzde 10'unu Van'ın ağırladığı yıllarda bırakın interneti, cep telefonu bile yoktu. Buna rağmen Van'ı tanımayan neredeyse kimse yoktu. Bugün ise "Van'ın tanıtım eksiği var." deniliyor. Ben buna katılmıyorum. Van'ı tanımayan bir yer yoktur. Kaldı ki bugün bir yeri tanımak için sadece birkaç tuşa basmanız yeterli. Sorun tanıtım değil.”
“TURİZM ASLINDA BİRÇOK SEKTÖRÜ BİRLİKTE HAREKETE GEÇİREN BİR ALANDIR”
“İnternetin olmadığı, ulaşım ve iletişimin bugünkü kadar gelişmediği dönemde bile Türkiye'ye gelen turistlerin yüzde 10'u Van'a geliyordu. Eğer biz o potansiyeli sürdürebilmiş olsaydık bugün yaklaşık 6 milyon turisti ağırlıyor olurduk. 6 milyon turist demek; Bir gömlek satsanız 6 milyon gömlek satmış olursunuz. Yani turizm aslında birçok sektörü birlikte harekete geçiren bir alandır. İşte bizim gerçek potansiyelimiz budur. Biz bu alanlara yoğunlaşmalıyız. Bana göre Van'ın sanayileşme şansı yoktur.”