Van'da kuduz şüphesi nedeniyle 7 mahallede karantina uygulanması, kentte hem vatandaşların hem de hayvan sahiplerinin dikkatini bu hastalığa çevirdi. İnsan ve hayvan sağlığını doğrudan ilgilendiren zoonoz hastalıklar arasında yer alan kuduz, nadir görülmesine rağmen taşıdığı riskler nedeniyle yakından takip edilen hastalıkların başında geliyor. Özellikle sınır hattında bulunan Van ve çevre illerde zaman zaman gündeme gelen vakalar, hastalığın bulaşma yolları, belirtileri ve alınması gereken önlemler konusunda kamuoyunda birçok soruyu da beraberinde getiriyor.
EDREMİT BELEDİYESİ KARANTİNA SÜRECİ BAŞLATTI
Edremit Belediyesi kuduz şüphesi üzerine başlattığı karantina süreci devam ederken, uygulanan tedbirlerin kapsamı, son dönemde bölgede görülen vakalar ve vatandaşların dikkat etmesi gereken hususlar kamuoyunun gündeminde yer almaya devam ediyor. Yetkili kurumlar olası risklerin önüne geçmek için çalışmalarını sürdürürken, kuduz hastalığının bölgede nasıl seyrettiği ve hangi riskleri beraberinde getirdiği de yeniden tartışılıyor. Hastalığın bulaşma yollarından karantina uygulamalarının önemine, sınır bölgelerinde görülen vakaların nedenlerinden alınması gereken temel önlemlere kadar birçok başlıkta Van YYÜ Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Van Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kozat, Şehrivan’a önemli değerlendirmelerde bulundu.
PROF. DR. KOZAT, KUDUZ VAKALARI İLE İLGİLİ ÖNEMLİ AÇIKLAMA
Kozat, “Kuduz, sinir sistemine yerleşen virüs kökenli bir hastalıktır. Süreçler bakımından değerlendirdiğimizde aslında daha çok sıcakkanlı hayvanlar dediğimiz tilki, köpek, kedi ve farelerle bulaşan zoonoz bir hastalıktır. Bu hastalığın bu bölgelerde çok daha yaygın görülmesinin temel amaçlarından biri de gerek Hakkari’nin gerekse Van'ın komşu ülkelerle sınır iller olmasıdır. Mesela bu hastalık Avrupa'da Almanya'da çıktığı zaman, etrafındaki diğer ülkeler de kontrol altına alıyor. Bizim böyle bir şansımız yok. Kendi bölgemizde, değişik nedenlerden dolayı güvenli olmadığı zaman, mesela İran'da çıkan bir vakanın bir gün sonra ya da iki gün sonra Van'da olması doğaldır. Çünkü gerek oradaki hastalıklı tilkinin bu tarafa geçmesiyle gerekse kuşun bu tarafa geçmesiyle hastalık bulaşıyor. Yani böyle bir hastalıktır. Ama zoonoz olduğu için özellikle ihbarı mecburi hastalıklar grubuna giriyor. Zoonoz olması ve sinir sistemine yerleşmesi nedeniyle de çok ölümcül bir hastalıktır.” Dedi.
HASTALIK NASIL BULAŞIYOR?
Hastalıkla ilgili klinik bulguların ortaya çıkması ile ilgili bazı önemli noktaların olduğu, bu hastalığın bulaşmasında da temel olarak bakıldığında salya ile bulaştığını açıklayan Prof. Dr. Süleyman Kozat hayvanın tükürüğünden bulaştığını söyleyerek; “Yani enfeksiyona yakalanan herhangi bir kedi, köpek, tilki, çakal bir insanı ya da bir hayvanı ısırdığında, oradaki salyasındaki, tükürüğündeki dediğimiz salyadan, tükürüğünden hayvana bulaşıyor. Burada da bulaşmada rol oynayan bazı faktörler var ya da hastalıkla ilgili klinik bulguların ortaya çıkması ile ilgili bazı önemli noktalar var. Birincisi, ısıran hayvanın tükürüğündeki virüsün titresidir. Isırılan yer, farz edelim ki boyun tarafı olduğunda, daha erken santral sinir sistemine bulaşıyor ya da periferel dediğimiz arka ayaklardan ısırıldığında, oradaki etkenin merkezi sinir sistemine ulaşması diğerine göre biraz daha gecikmeli oluyor. Buna göre de klinik bulgular bu şekilde ortaya çıkıyor.” Diye konuştu.
İŞTE BULAŞMAYA NEDEN OLAN O DURUMLAR…
Enfekte bir hayvanın salyası, derinizin üzerinde herhangi bir yara varsa o yaradan da bulaştığını öne süren Kozat, yapılan çalışmalarla ilgili olarak solunum yoluyla da bulaştığını açıkladı; “Temel olarak bakıldığında hastalık, enfeksiyon taşıyan bir hayvanın ısırılması ya da tükürüğüyle bulaşıyor. Burada bazı sıkıntılar var. Farz edelim ki enfeksiyon taşıyan bir köpek salya akıtıyor ve kuduz. Baktığınızda nefesiyle geçmiyor ama yapılan çalışmalarla ilgili olarak bunun solunum yoluyla da bulaştığı söyleniyor. Enfekte bir hayvanın salyası, derinizin üzerinde herhangi bir yara varsa o yaradan da bulaşabiliyor. Ya da ağızla ilgili olarak, solunum sistemiyle nefesle alındığı durumlarda ağızla ilgili bir sıkıntı varsa oradan da bulaşabiliyor. Yani burada temel bulaşmada rol oynayan durum, enfekte bir hayvanın ısırılması ve tükürüğüyle geçmesidir.” Şeklinde konuştu.
KOZAT: HER VAKA KUDUZ DEĞİL
Edremit'teki vakanın kuduz şüphesinin olduğunu ve tedbir amaçlı karantinaya alındığını söyleyen Prof. Dr. Süleyman Kozat; “İlçe Tarım Müdürlüğüyle gerekse oradaki veteriner arkadaşlarla görüştük. Bu tür vakaların çıktığı durumlarda karantinaya alınması önemli. Hastalıkta, eğer onu bulaştıran enfeksiyonlu bir hayvan varsa onu kontrol altına almamız gerekiyor. Belki direkt insana bulaşmaz ama oradaki tilkiye ya da oradaki fareye bulaşma ihtimali vardır. Bunun için onun başka bir alana sıçramaması adına karantinaya alınması doğrudur. Onlarla ilgili olarak da Edremit'le ilgili konuştuğumuzda aslında vaka kuduz şüphesidir. Onun için karantinaya alınıyor. Biz mesela karantinaya aldığımızda, klinik bulgular gösterilmeden aslında kuduz dememiz de doğru değildir. Ama klinik bulgulara benzer bulgular gösteriyorsa bu tür uygulamaların yapılması en doğrusudur.” Diye aktardı.
KUDUZ SAYILARINDA BİRAZ ARTIŞ GÖRÜNÜYOR
Kuduz vakarlın artmasının coğrafyadan kaynaklanan bir durum olduğunu açıklayan Prof. Dr. Kozat; “Kuduz sayılarında biraz artış görünüyor. Özap tarafından Yüksekova tarafında, Derecik tarafında da çıktı. Bu bölgenin güvenliği ile ilgili olan sıkıntılardır. Mesela şap da ilk önce Hakkari tarafında çıktı ve oradan da Irak'tan ya da İran'dan bulaştırıldığı söyleniyor. Bizim bu sınır illerinin öyle bir sıkıntısı var yani bu, coğrafyadan kaynaklanan bir durumdur. Bununla ilgili olarak da değerlendirdiğimizde, mesela bizim bölgemizde bazen işte diyorlar ki şu bölgelerde yılan, kuş sayısı arttı doğrudur çünkü hayvanlar güvenli bölge istiyor. Bizim komşu ülkelerde sıkıntı varsa hayvan daha güvenli bir bölge olan Türkiye'ye geçiyor. Bu, bundan kaynaklanıyor. Mesela bu vakaların çıktığı alanlara bakıldığında inanıyorum ki o ülkelerde bu vakalar var ki bu bölgelere bulaşıyor. Bütün sıkıntı burada. Bütün sıkıntı, yaşadığımız coğrafya ve sınır ülkelerle ilgili sıkıntıların olmasından kaynaklanıyor. Bizim bu zoonoz hastalıkların temeli o oluyor.” Açıklamasında bulundu.
KOZAT: BU TÜR VAKALARI KLİNİK BULGULARI OLAN VAKALARI GÖRDÜKLERİ AN İLGİLİ KURUMLARA BİLDİRİLMELİ
“Asıl burada temel mücadele etmemiz gereken nokta enfekte hayvanın bulunduğu anda karantinaya alınmasıdır. Vatandaşın yapacağı bir şey yoktur. Bir, bu vakayla ilgili buna benzer klinik bulgular vardır; mesela sinirsel form, salyatik form dediğimiz formlar vardır. Bu tür vakaları, klinik bulguları olan vakaları gördükleri an ilgili kurumlara bildirdiklerinde sorun ortadan kalkar. Yoksa vatandaşın burada kendi başına koruyucu önlem alacak diye bir şey yoktur. Biliyorsunuz, eğer ısırıldığında ancak tedavi edilebiliyorsunuz. Hasta hayvanları muayene ediyoruz. Rutin olarak kendimizi kuduz aşısına karşı ya da tetanoz aşılarına karşı aşılıyoruz. Ama vakanın olmadığı bir durumda bütün insanları kuduz aşısına karşı aşılasak olur mu? Olur ama o da zor bir şeydir. Vakanın olduğu durumlarda vakayı kontrol altına almamız gerekir. Vakanın temasla girdiği hayvan grubu neyse onu da kontrol altına almamız gerekir.”
“KUDUZ OLAN BİR HAYVANIN SALYA AKINTISI ŞİDDETLİDİR”
Kuduz olan hayvanlarda ne gibi belirtilerin ortaya çıktığını açıklayan Kozan açıklamasına şöyle devam etti. Kozat; “Kuduz olan bir hayvanın salya akıntısı şiddetlidir. Fotofobi dediğimiz bakışlarda donukluk görülür. Bunun yanında hayvan hırçındır. Mesela ineklere bulaştığında böğürme hareketleri görülür. Bu tür klinik bulgular vardır. Bu klinik bulgulara bakarak şüphelendiğimiz anda hayvanı kontrol altına almamız gerekir. Şüphelenilen ve bu klinik bulguları gösteren hayvanların karantinaya alınması gerekir. Zoonoz, ölümcül bir hastalıktır. İnsanlara ve hayvanlara bulaştığı anda, eğer kuduzdan şüpheleniliyorsa hemen aşı ile koruma altına alınabilir. İnsan ısırıldığında, 10 gün süreyle kuduz aşısı uygulanarak tedavi edilebilir. Hayvanlarda da durum böyledir; inekler kuduz bir vaka tarafından ısırıldığında onlar da tedavi edilebilir. Hastalığın koruyucu aşıları bulunmaktadır.” Dedi.
KOZAN: İLK BAŞLARDA BİR ATEŞ YÜKSELMESİ GÖRÜLÜR
Kuduz bir hayvan tarafından ısırılan bir insanda boğaz bölgesinde olursa müdahalenin hemen yapılması gerektiğinin altını çizen Dr. Süleyman Kozat; “İlk başlarda ateş yükselmesi görülür. Kuduz tarafından ısırılan bir insanda ısırık bölgesi önemlidir. Mesela beynin ve merkezi sinir sisteminin ne kadar yakınında olduğu belirleyicidir. Bir kolda olması farklıdır, bacakta olması farklıdır. Çünkü burada inkübasyon süresi değişir. Boyunda olması durumunda ise hemen müdahale edilmesi ve aşı yapılması gerekir. Diğer bölgelerde de benzer şekilde müdahale edilmesi gerekir; ancak boyun, sinir sistemine daha yakın olduğu için risk daha yüksektir. Virülans etkisi de çok önemlidir. Bulgular diğerlerine benzer şekilde ortaya çıkar. İnşallah bulgu aşamasına geçilmez. Çünkü bulgu aşamasına geçildiği zaman tedavi edilemez. İnsanda ilk başlarda ateş yükselmesi gibi belirtiler görülür. Ancak burada temel şüphe, hayvanda bu tür bulgular görüldüğünde oluşur ve insan ısırmışsa hemen müdahale edilmesi gerekir. Yani hayvanlardaki klinik bulgular insanlarda da görülebilir. Fakat bu bulgular ortaya çıkmadan önce müdahale edilmesi gerekir. Aksi hâlde hastalık ölümcül seyreder. Buna dikkat etmek gerekir.” Şeklinde konuştu.
“İNSANLAR BU KONUDA YAŞADIKLARI HER ORTAMDA BU TÜR RİSKLERİN OLABİLECEĞİNİ BİLMELİDİR”
Edremit’te bazı mahallelerin tedbir amaçlı karantinaya alındığını söyleyen Kozat, Vanlıların korkmaması gerek bir durum olduğunu anlatarak konuşmasını şöyle sonlandırdı; “İnsanlar bu konuda yaşadıkları her ortamda bu tür risklerin olabileceğini bilmelidir. Bununla karşılaştırıldığında tereddüt etmemelidirler. Eğer ısırılma olayı yoksa bu konuda rahat olabilirler. Bugün Edremit’te yedi mahalle ve yedi alan kontrol altına alınmıştır. Burada temel amaç vakanın dışarı çıkmamasıdır. Temas olmayanlar açısından da zaten Edremit’teki vakayı değerlendirdiğimizde tırmalama olayı vardır. Şöyle bakıldığında pençesiyle tırmalayan sahipli bir hayvan söz konusudur. Aslında orada sahipli bir hayvan vardır. Biraz önce bahsettiğimiz klinik bulguları gösterdiği için hayvan sahibi İlçe Tarım Müdürlüğüne müracaat etmiştir. Böyle bir durum vardır”
DR. KOZAT: VANLILARIN İÇİ RAHAT OLSUN
“Onlar da bunun benzer bulgularının kuduzu andırdığını söylemişlerdir. Bu nedenle hayvan, kuduz şüphesiyle karantina altına alındı. Burada Vanlılar rahat olsunlar. Bu tür vakalar görüldüğü zaman gerekli müdahale yapılmaktadır. Isırılma olayı olmadığı sürece bir risk bulunmamaktadır. Hastalıkla temas ise zaten çok kolay gerçekleşen bir durum değildir; ancak yine de bazı durumlarda, özellikle sahipli hayvanlarda, hayvan sahibinin teması olabilir. Bu tür durumlarda dikkatli olunmalıdır. Dediğimiz şekilde anormal davranışlar, sudan kaçma, saldırganlık ve ağızda yoğun salya akışı gibi belirtiler önemli klinik bulgulardır. Bu bulgular görüldüğü anda ilgili birimlere bildirilmesi en doğru yapılacak işlemdir.” Diye konuştu.