VAN

Van’da tehlike tezgahlarda satılıyor!

Van’da yaz sıcaklarıyla birlikte büyüyen açıkta gıda satışlarına dikkat çeken Gıda Mühendisi Sedat Bayık, denetim eksikliği ve bilinçsiz tüketimin halk sağlığı açısından hayati riskler oluşturduğunu belirterek kapsamlı uyarılarda bulundu.

Abone Ol

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Van’da bir süredir tartışılan gıda güvenliği, hijyen ve açık gıda konusu yeniden gündeme gelmeye başladı. Sadece bayramlarda ve benzer zamanlarda yaşanan açıkta gıda satışı son yıllarda kentte bir alışkanlığa dönerken bu durum yaz ile birlikte daha ciddi bir noktaya gelmeye başladı. Açıkta gıda satışının yapıldığı dükkanlar, park ve bahçelerdeki cızbızcılar iyice yaygınlaşırken gıda güvenliği adeta yerle bir olmaya başladı. Tüm çağrılara rağmen bu konuda beklenen tedbir, önlem ve denetimler artmazken uzmanlar halkın sağlığını ciddi manada tehdit eden açıktan satışlar konusunda bir kez daha uyardı. Şehrivan’a konuşan Gıda Mühendisi Sedat Bayık tehlikenin her geçen gün daha da büyüdüğünü söyledi.

VAN’DAKİ GIDA GÜVENLİĞİ TEHLİKESİ YİNE GÜNDEMDE!

Van’da yaz sıcaklıklarının etkisini artırmasıyla birlikte cadde ve sokaklarda açıkta satılan gıda ürünleri yeniden tartışma konusu oldu. Hava sıcaklıklarının 30 derecenin üzerine çıktığı kentte, özellikle güneş altında ve uygun muhafaza koşulları sağlanmadan satışa sunulan gıdalar halk sağlığı açısından ciddi risk oluştururken, açıkta satışların yaz aylarında daha da yaygınlaşması endişeleri artırıyor. Gıda güvenliği konusunda yaşanan denetim eksiklikleri ve bilinçsiz tüketim alışkanlıkları sorunun her geçen gün daha görünür hale gelmesine neden olmaya başladı.

YAZ GELDİ RİSK İKİYE KATLANDI!

Özellikle sokaklarda satılan et, süt ürünleri, şarküteri ürünleri, yumurta, tatlı ve kuruyemiş gibi ürünlerin yüksek sıcaklıklarda uygun koşullarda muhafaza edilmemesi, gıda kaynaklı hastalık ve zehirlenme riskini artırırken, tüketicilerin yalnızca ürünün görünümüne ya da kokusuna güvenerek alışveriş yapması da tehlikeyi büyütüyor. Van’da yaz sıcaklarıyla birlikte yeniden tartışılmaya başlanan açıkta gıda satışlarını değerlendiren Gıda Mühendisi Sedat Bayık, uygun koşullarda muhafaza edilmeyen ürünlerin halk sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek, denetimlerin mesai saatleriyle sınırlı kalmaması ve tüketicilerin etiketli, güvenilir ürünleri tercih etmesi gerektiğini söyledi.

TEHLİKENİN YENİ ADI: DOĞAL ÜRÜN!

Uygun sıcaklıkta saklanmayan et, süt ürünleri, şarküteri ürünleri, yumurta, tatlı ve benzeri gıdaların kısa sürede bozulabilmesi, gıda kaynaklı hastalık riskini artırırken, etiketsiz ve kaynağı belirsiz ürünlerin "doğal" ya da "köy ürünü" algısıyla tercih edilmesi de tehlikeyi büyüten unsurlar arasında gösteriliyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlar açısından riskin daha yüksek olduğu belirtilirken, yalnızca denetimlerin değil, bilinçli tüketim alışkanlığının da halk sağlığının korunmasında belirleyici rol oynadığı ifade ediliyor. Van'da yaz sıcaklarıyla birlikte yeniden tartışma konusu olan açıkta gıda satışlarını Şehrivan'a değerlendiren Gıda Mühendisi Sedat Bayık, uygun olmayan koşullarda satışa sunulan gıdaların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, önemli açıklamalarda bulundu.

DIŞARDA SATILAN ET VE SÜT ÜRÜNLERİNE DİKKAT!

Gıda mühendisi Bayık, “Dışarıda satılan ürünler halk sağlığını ciddi şekilde etkiler. Gıda güvenliği açısından da büyük bir sorun oluşturur. Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte mikroorganizmalar çok daha hızlı çoğalır. Mikroorganizmaların en uygun üreme sıcaklığı 35-45 santigrat derece arasındadır. Bugün Van'da da sıcaklıkların 30 derecenin üzerine çıkması, etiketsiz ve uygun olmayan koşullarda açıkta satılan gıda ürünlerini halk sağlığı açısından ciddi bir risk haline getiriyor. Özellikle et, süt, balık, yumurta, salam ve sucuk gibi ürünler yüksek riskli gıdalar arasında yer alıyor. Bu ürünler uygun sıcaklıklarda, buzdolabında ya da dondurucuda muhafaza edilmezse hastalık yapan mikroorganizmalar hızla çoğalabiliyor. Bu durum özellikle çocuklar, hamileler ve yaşlılar için büyük risk taşıyor.

AMAN DİKKAT: BU BAKTERİ ÖLÜMCÜL OLABİLİYOR!

Açıkta satılan gıdalara ilişkin toplumda yaygın olan yanlış inanışlara da dikkat çeken Bayık, bazı bakterilerin ürettiği toksinlerin ısıyla yok olmadığını vurgulayarak şöyle konuştu, “Çoğu bakterinin kendisi hastalık yaparken, Staphylococcus aureus bakterisinin ürettiği toksin çok daha tehlikelidir. Vatandaşlarımız arasında “Isıtınca geçer” gibi yanlış bir algı var. Oysa bakterinin ürettiği toksin kanserojendir insan sağlığına ciddi zarar verir. Bir diğer önemli konu ise vatandaşların gıdayı rengine veya kokusuna bakarak değerlendirmesi. Oysa birçok gıda ürünü içten bozulmuş olabilir ve bunu rengi ya da kokusundan anlamak mümkün değildir. Bu nedenle vatandaşlarımızdan ricamız; etiketsiz, açıkta ve güneş altında satılan hiçbir gıda ürününü satın almamalarıdır. Bazı tüketiciler ise "Köy ürünü", "Doğal ürün" düşüncesiyle etiketsiz ürünlere yöneliyor. Ancak bu algıya kesinlikle kapılmamak gerekiyor” diye konuştu.

BAYIK: GIDA ZEHİRLENMELERİ ÖLÜMCÜL SONUÇLAR DOĞURABİLİR

Hangi gıdaların daha yüksek risk taşıdığına değinen Bayık, özellikle yaz aylarında tüketicilerin dikkat etmesi gereken ürünleri sıraladı. Bayık, “Gıda ürünleri genel olarak çok riskli, riskli ve az riskli olarak sınıflandırılır. En yüksek risk grubunda et ve süt ürünleri, yumurta, salam, sucuk ve balık yer alıyor. Bu ürünlerden kaynaklanan gıda zehirlenmeleri ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle uygun koşullarda muhafaza edilmeyen bu ürünlerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Risk yalnızca bu ürünlerle sınırlı değil. Açıkta satılan lokumlar, kuruyemişler ve özellikle bayram dönemlerinde satılan tatlı ürünleri de sağlık açısından risk oluşturabiliyor. Ancak en yüksek risk grubunda yine et, süt, yumurta, salam, sucuk ve balık bulunuyor. Bunlar öldürücü olabilir. Çocuklar, hamileler ve yaşlılar bu ürünleri açıkta satıldığı takdirde kesinlikle tüketmemelidir” şeklinde konuştu.

SAKATAT VE ET ÜRÜNLERİ İÇİN KRİTİK UYARI…

Sadece açıkta satılan ürünlerin değil, et ve sakatat ürünlerinin satış koşullarının da büyük önem taşıdığını belirten Bayık, “Bir diğer önemli nokta ise sakatat ve et ürünlerinin satış koşullarıdır. Sakatatçılar çarşısında zaman zaman bu ürünlerin uygun olmayan muhafaza koşullarında satışa sunulduğu görülüyor. Ayrıca bu ürünlerin satış irsaliyesinin bulunması gerekiyor. Vatandaşlar, ürünün nereden geldiğini ve hangi koşullarda taşındığını öğrenebilmek için bu belgeleri talep etmeli, satıcılar da istendiğinde bu bilgileri gösterebilmelidir” dedi.

BAYIK: DENETİMLER MESAİ SAATLERİYLE SINIRLI KALMAMALI

Sahadaki denetimlerin yetersiz olduğuna dikkat çeken Gıda Mühendisi Bayık, özellikle akşam saatleri ile hafta sonlarında kontrollerin artırılması gerektiğini ifade ederek şöyle devam etti: “Vatandaşların bu konudaki endişeleri haksız değil. Sokaklara ve caddelere çıktığımızda tablo ortada. Özellikle mesai saatleri sonrasında, hafta sonlarında ve bayram dönemlerinde Van'ın cadde ve sokaklarında kontrolsüz şekilde açıkta gıda satışı yapıldığını görüyoruz. Denetimlerin yalnızca mesai saatleriyle sınırlı kalmaması gerekiyor. Saat 17.00'den sonra ve hafta sonlarında da etkin şekilde sürdürülmeli. Ayrıca bazı marketlerde denetimlerin azaldığını düşündükleri hafta sonlarında son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışa sunulduğuna da tanık oluyoruz. Bu nedenle denetimlerin hem sayısı artırılmalı hem de mesai dışı saatleri kapsamalıdır. Mevcut denetim personeli de yetersiz kalıyor. Görevli personelin önemli bir kısmı kurumlarda evrak işleriyle ilgilenirken, sahadaki denetim sayısı istenilen seviyeye ulaşamıyor” diye konuştu.

“İHBAR MEKANİZMASININ DAHA HIZLI İŞLEMESİ GEREKİYOR”

İhbar mekanizmasının daha hızlı işlemesi gerektiğini dile getiren Bayık, ilgili kurumlar arasında güçlü bir koordinasyon kurulmasının gerektiğini vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: “Bir diğer önemli konu ise Alo 174 Gıda Hattı. Vatandaşın yaptığı ihbarlara bazen 10-14 gün sonra müdahale ediliyor. Bu süre içerisinde uygunsuz ürünler ortadan kaldırılmış oluyor. Belediyeler ile Tarım ve Orman Müdürlüğü arasında daha güçlü bir koordinasyon sağlanır, örneğin ortak bir iletişim ağı oluşturulursa ihbarlara çok daha hızlı müdahale edilebilir.” diye aktardı.

ÇÖZÜM BİLİNÇLİ TÜKETİCİDEN GEÇİYOR

Sorunun çözümünde yalnızca denetimlerin yeterli olmayacağını belirten Bayık, tüketicilerin de bilinçli hareket etmesini belirterek sözlerini şöyle noktaladı: “Bu noktada en önemli görev tüketiciye düşüyor. Vatandaş bilinçli olursa, alışveriş yaptığı yerde ürünün neden açıkta satıldığını, neden etiketsiz olduğunu sorgularsa işletmeler de buna göre hareket etmek zorunda kalacaktır. Tüketicinin talebi güvenli ve etiketli üründen yana olursa satıcılar da buna uyum sağlayacaktır. Böylece hem vatandaşın sağlığı korunur hem de üretici ve satıcı mağdur edilmeden denge sağlanabilir. Son olarak vatandaşlarımızın etiket okuryazarlığı kazanması ve bilinçli tüketici olması büyük önem taşıyor. Etiketleri okumayan ve ürünün güvenilirliğini sorgulamayan tüketiciler hijyenik olmayan gıdalarla karşı karşıya kalabilir. Ancak bilinçli tüketim alışkanlığı yaygınlaşırsa bu sorunun önemli ölçüde önüne geçilebilir.” dedi.