İranlı turistlerin Türkiye'ye girişte en yoğun kullandığı Kapıköy Sınır Kapısı, Van'ın dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olmasına rağmen yıllardır çözülemeyen fiziki eksiklikleriyle tartışılmaya devam ediyor. Türkiye'ye ilk adımını Van üzerinden atan binlerce yabancı ziyaretçinin karşılaştığı yetersiz bekleme alanları, dinlenme ve sosyal yaşam alanlarının eksikliği ile minibüslerin beklediği noktada oluşan yoğun toz, daha sınırın ilk metresinde kente ilişkin olumsuz bir algı oluşturuyor. Van ekonomisinin en önemli dinamiklerinden biri olan turizmde her yıl daha fazla turist çekmenin yolları tartışılırken, turistlerin ülkeye giriş yaptığı ilk noktanın çağın ihtiyaçlarının gerisinde kalması, kentin turizm vizyonuyla örtüşmeyen bir tablo ortaya koyuyor.
KAPIKÖY VAN’IN VİZYONUNA YAKIŞMAYAN BİR NOKTADA
Van’a gelen ziyaretçilerin daha ilk adımda olumsuz bir izlenim edinmesine neden oluyor. Kent ekonomisinin lokomotiflerinden biri olan turizmde her yıl milyonlarca liralık hareketlilik sağlayan Kapıköy Sınır Kapısı’ndaki bu eksikliklerin, Van'ın tanıtımına ve turizm potansiyeline zarar verdiği değerlendirilirken, sektör temsilcileri geçici düzenlemeler yerine uzun yıllar hizmet verecek kalıcı yatırımların hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Kapıköy’ün yalnızca Van'ın değil, Türkiye'nin de dünyaya açılan kapılarından biri olduğunu vurgulayan Van Turizmciler Derneği (VANTUDER) Başkanı Murat Beyaz, sınır kapısındaki mevcut tablonun ülke imajıyla bağdaşmadığını belirterek Şehrivan’a önemli değerlendirmelerde bulundu.
EN YOĞUN KAPI AMA EKSİKLİKLER DİZ BOYU!
Van Turizmciler Derneği (VANTUDER) başkanı Beyaz, “Kara hudut kapıları hem ülkeler hem de şehirler için büyük önem taşıyor. Bizim için de Kapıköy Sınır Kapısı çok önemli. Van'a yaklaşık bir saat mesafede bulunan bu kapı, Türkiye'ye gelen İranlı turistlerin en yoğun kullandığı sınır kapısı konumunda. Türkiye'nin İran'la Gürbulak ve Esendere gibi başka sınır kapıları da var ancak bunlar daha çok ticari faaliyetlerde kullanılıyor. Turistik girişlerin büyük bölümü ise Kapıköy'den yapılıyor. Çünkü bu kapı doğrudan Van'a açılıyor ve gelen turistlerin ilk uğrak noktası Van oluyor. Kapıköy Sınır Kapısı birkaç yıl öncesine kadar çok iyi şartlarda değildi. Daha sonra hem Türkiye hem de İran tarafında modernizasyon çalışmaları yapıldı. Ancak ilk yapıldığı dönemde de bazı eksiklikler vardı. Bekleme salonları, insanların ilk ihtiyaçlarını karşılayabileceği tuvaletler ve dinlenme alanları yeterli değildi.”dedi.
BEYAZ: KAPIKÖY’DEKİ DURUM HİÇ DE OLUMLU BİR İLK İZLENİM OLUŞTURMUYOR!
Girişte yaşanan aksaklıkların turistin kent algısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Beyaz, fiziki yetersizliklerin yarattığı mağduriyete dikkat çekerek şunları söyledi, “Özellikle yoğun turizm dönemlerinde ciddi sıkıntılar yaşanıyordu. Günübirlik ticaret yapanlarla turistler aynı kapıyı kullanıyor, tek gişe üzerinden işlemler yürütülüyordu. Bu nedenle uzun kuyruklar oluşuyor, insanlar yağmurda, karda, soğukta ya da güneş altında uzun süre beklemek zorunda kalıyordu. Bu sorunlar uzun yıllardır gündeme gelen konular. Son dönemde ise farklı şikâyetler de gelmeye başladı. Tuvaletlerin durumu, bekleme salonlarının yetersizliği ve Türkiye tarafında minibüslerin beklediği alandaki tozlu ortam, gelen turistler açısından hiç de olumlu bir ilk izlenim oluşturmuyor.” İfadelerini kullandı.
BEYAZ: İLK MANZARA ÜLKEMİZE YAKIŞMIYOR
Kapıköy’ün Türkiye'nin vitrini niteliğinde olduğunu ifade eden Murat Beyaz, “Elbette her yapının belli bir kullanım ömrü var. Zamanla yıpranmalar ve deformasyonlar meydana geliyor. Bu nedenle belirli aralıklarla bakım yapılması ve ihtiyaçlara göre güncellenmesi gerekiyor. Kapıköy Sınır Kapısı'nın da artık böyle bir yenilenmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Hem yılların getirdiği yıpranma söz konusu hem de ilk yapıldığı dönemdeki bazı eksiklikler hâlâ devam ediyor. Bu sorunların giderilmesi, kentin imajı açısından da büyük önem taşıyor. Düşünün ki Tahran'dan ya da Şiraz'dan karayoluyla Türkiye'ye gelen bir turist, ister önemli bir iş insanı olsun ister bir tüccar ya da sıradan bir ziyaretçi, ülkeye ilk adımını Kapıköy'de atıyor ve gördüğü ilk manzara ülkemize yakışmıyor. Bir ülkeye gittiğinizde ilk gördüğünüz manzara, o ülkeye ilişkin algınızı da etkiler. Bu nedenle Kapıköy Sınır Kapısı'na çok daha fazla özen göstermemiz gerekiyor.” Diye konuştu.
“MİSAFİRLER İÇİN MODERN SOSYAL ALANLAR ŞART”
Kapıda insani ihtiyaçların da ön planda tutulması gerektiğinin altını çizen Başkan Beyaz, kapının sosyal imkânlarına dair beklentilerini şu sözlerle dile getirdi: “İnsanların oturup dinlenebileceği, çayını kahvesini içebileceği, uzun yolculuğun ardından nefes alabileceği alanların bulunması gerekiyor. Yolculuk sırasında acıkan insanların yemek yiyebileceği imkânlar da sunulmalı. Çünkü sadece yetişkinler değil, çocuklu aileler de seyahat ediyor. Özellikle küçük çocukların temel ihtiyaçları daha hızlı ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla Kapıköy Sınır Kapısı'nın, gelen ziyaretçilerin bu temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte, modern ve misafirperver bir sınır kapısı kimliğine kavuşması gerekiyor.” Diye aktardı.
“GEÇİCİ ÇÖZÜM, ÇÖZÜM DEĞİL”
Geçici çözümlerin kentin geleceğine zarar verdiğini belirten Beyaz, uzun vadeli planlamanın önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: “Açıkçası artık hem kent olarak hem de ülke olarak geçici çözümlerden kurtulmamız gerekiyor. Çünkü geçici çözüm, aslında çözüm değildir. Bunu artık çok iyi kavramamız gerekiyor. Kalıcı çözümler, kalıcı yapılar, kalıcı yollar ve kalıcı güzergâhlar planlamalı, çalışmalarımızı da buna göre yürütmeliyiz. Mevcut yapı zaten geçici ihtiyacı karşılamak amacıyla yapılmış bir yapı. Bundan sonra yapılacak her yatırımın ise en az 50 yıllık ihtiyacı karşılayacak şekilde planlanması gerekiyor.”
KALICI ÇÖZÜMLER ŞART
“Ben her zaman kalıcı çözümlerden yana oldum, geçici çözüm anlayışına ise oldukça mesafeliyim. Çünkü yıllardır sorunları geçici çözümlerle erteleyerek bugünlere taşıdık. Artık geçici değil, kalıcı çözümler bekliyoruz. Bunun için de Kapıköy Sınır Kapısı'nda modernizasyon çalışmalarının yapılması, gerekli altyapının güçlendirilmesi ve ihtiyaç duyulan tüm düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekiyor.” İfadelerini kullandı.
BÖLGESEL GERİLİM VAN TURİZMİNİ VURDU
Sınır kapısındaki aksaklıkların yanı sıra bölgedeki jeopolitik krizlerin de turist akışını sekteye uğrattığına dikkat çeken Beyaz, “Maalesef İran’da komşu ülkeleri doğrudan etkileyen bir savaş ortamı söz konusu. İran'a yönelik İsrail ve Amerika'nın saldırıları, tam da bizim turist beklediğimiz sezona denk geldi. Nevruz döneminden itibaren başlayan bu süreç nedeniyle bu yıl beklediğimiz turist sayısına ulaşamadık. İranlı turist tamamen yok diyemeyiz. Elbette geliyorlar, zaman zaman hareketlilik yaşanıyor. Ancak beklediğimiz yoğunluk kesinlikle oluşmadı. Burada İran'ın içinde bulunduğu şartlar belirleyici oldu. Bu nedenle İranlı turist konusunda yaşanan düşüşü sadece kendi başarısızlığımız olarak değerlendirmemek gerekir. Ancak başka bir konuda kendimizi sorgulamamız gerekiyor. O da pazar çeşitliliğini oluşturamamış olmamız.” Dedi.
“PAZAR ÇEŞİTLİLİĞİ ŞART”
Sadece İran’a odaklı turizm anlayışının kenti krizlere açık hale getirdiğini savunan Murat Beyaz, alternatif pazarların devreye sokulması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Yıllardır turizmde büyük ölçüde İran pazarına bağımlı kaldık ve farklı pazarlara yeterince yönelemedik. Bu da bugün yaşanan olumsuzluklardan daha fazla etkilenmemize neden oldu. Turizmde sürdürülebilirliğin temel şartlarından biri pazar çeşitliliğidir. Dünyanın hangi ülkesine ya da şehrine giderseniz gidin, başarılı turizm destinasyonlarının farklı ülkelerden ziyaretçi çekebildiğini görürsünüz. Eğer pazar çeşitliliğiniz yoksa sürdürülerebilir olamıyorsunuz. ”
GERİLİM TURİZM AÇISINDAN EN FAZLA VAN'I ETKİLEDİ
“Azerbaycan'dan, Gürcistan'dan, Ermenistan'dan, İran Kürdistan Bölgesi'nden, Arap ülkelerinden, Avrupa'dan, Amerika'dan ve Uzak Doğu'dan da turist çekebiliyor olsaydık, bugün yaşanan gelişmelerden çok daha az etkilenirdik. İran, İsrail ve Amerika arasında yaşanan gerilim turizm açısından en fazla Van'ı etkiledi. Elbette Körfez ülkeleri de bu süreçten etkilendi. Ancak Türkiye özelinde baktığımızda, bu gelişmelerin ekonomik ve turistik etkisini en derinden hisseden şehirlerin başında Van geliyor.” şeklinde konuştu.
“VAN GEÇİCİ ÇÖZÜMLERİ HAK EDEN BİR ŞEHİR DEĞİL”
Yetkili kurumlara ortak hareket etme çağrısında bulunan Beyaz, açıklamasını şu ifadeler ile noktaladı, “Sizin aracılığınızla bir çağrıda bulunmak istiyorum. Van geçici çözümleri hak eden bir şehir değil. Gerçekten çok büyük bir potansiyele, doğal ve kültürel zenginliğe sahip bir kent. Ancak bugün bulunduğu noktayı hak etmiyor. Bu potansiyelin ekonomik, turistik ve kültürel anlamda canlı tutulması gerekiyor. Bunun için de ilgili tüm kurum ve kuruluşların üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi büyük önem taşıyor. Van'ın geleceği, günü kurtaran uygulamalarla değil, uzun vadeli ve kalıcı yatırımlarla şekillenmelidir.”