Van’da son dönemde art arda yaşanan işçi ölümleri, kentte yıllardır büyüyen işsizlik sorununu ve denetimsiz çalışma koşullarını yeniden gündeme taşıdı. Özellikle yaz aylarının başlamasıyla birlikte geçim sıkıntısı yaşayan yüzlerce genç, iş bulabilmek için başka illere göç ederken, önemli bir kısmı ise inşaat sektöründe ağır ve riskli koşullarda çalışmak zorunda kalıyor. Ancak yeterli iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, denetim eksikliği ve güvencesiz çalışma ortamları nedeniyle inşaatlar birçok aile için ekmek kapısından çok acı haberlerin geldiği alanlara dönüşüyor. Son olarak biri Van’da, biri Muğla’da meydana gelen iki ayrı iş kazasında iki Vanlı genç işçinin yaşamını yitirmesi kentte derin üzüntü yarattı.
VAN’IN GENÇLİĞİ İNŞAATLARDA ÖLÜYOR!
İşçi ölümleri sonrası kamuoyunda yükselen tepkiler sürerken, konuyu Şehrivan’a değerlendiren İş İnsanı Feridun Irak, Van’daki işsizliğin Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğuna dikkat çekerek, üretim eksikliği, yanlış eğitim politikaları, mesleki eğitim yetersizliği ve denetimsizlik gibi konularda önemli açıklamalarda bulundu. Irak, “Türkiye’nin kronik sorunlarından biri, herkesin de bildiği gibi işsizliktir. Ancak işsizlik sorunu Van’da çok daha farklı ve ağır boyutlarda yaşanıyor. Kentteki işsizlik oranı, Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde seyrediyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri ise bölgede üretimin yeterince gelişmemiş olmasıdır. Maalesef işsizlik sorunu çok ciddi seviyelere ulaşmış durumda.” Diye aktardı.
ÜNİVERSİTE ÇOK, İSTİHDAM YOK
Eğitim sistemindeki plansızlığın işsizliği körüklediğini belirten Irak, “Bunun yanında genç işsizliği ve hatta üniversite mezunu işsizliği de her geçen gün artıyor. Bana göre bunun nedenlerinden biri de, Türkiye’de ihtiyaçtan fazla üniversite açılmış olmasıdır. Şu anda Türkiye’de milyonlarca üniversite öğrencisi bulunuyor. Üniversiteden mezun olan gençler ise ağırlıklı olarak kamuda iş bulma beklentisi içerisine giriyor. Ancak kamunun bu kadar büyük bir istihdamı karşılaması mümkün değil.”dedi
IRAK: ÇÖZÜM ÜNİVERSİTE DEĞİL, MESLEKİ EĞİTİM
Türkiye'deki arz-talep dengesizliğini Avrupa'daki modellerle kıyaslayan Feridun Irak, acil bir zihniyet değişimine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Irak, “Almanya ile kıyaslama yapacak olursak, Türkiye ve Almanya’nın nüfusları birbirine oldukça yakındır. Her iki ülkenin nüfusu da yaklaşık 85 milyon civarındadır. Ancak Almanya’da yaklaşık 3,5 milyon üniversite öğrencisi bulunurken, Türkiye’de bu sayı Almanya’nın iki katından daha fazladır. Almanya’da üniversite öğrenci sayısının daha düşük olmasının temel nedeni ise gençlerin mesleki eğitime yönlendirilmesidir. Bu nedenle üniversitelerden mezun olan kişi sayısı daha sınırlı kalmakta ve işsizlik sorunu Türkiye’de olduğu kadar yüksek seviyelere ulaşmamaktadır. Türkiye’de özellikle gençler açısından yapılması gereken en önemli adımlardan biri, gençlerin yalnızca üniversitelere değil, aynı zamanda meslek liseleri ve mesleki eğitime yönlendirilmesidir. Çünkü bir meslek sahibi olan gençlerin iş bulma imkanları çok daha yüksek oluyor.” Diye konuştu
“YARIM GÜNLÜK İŞ İÇİN USTAYA 11 BİN LİRA ÖDEDİM”
Meslek edinmenin pratik faydalarını dile getiren Irak, Ben buna kendi yaşadığım bir örnekle de değinebilirim. Müstakil evimin çatısındaki su deposunun şebeke bağlantısını yaptırmak için gerekli malzemeleri kendim aldım. Sadece işçilik için iki ustaya 11 bin lira ödeme yaptım. Üstelik bu iş, yaklaşık yarım günlük bir çalışmaydı. Bu örnek bile bugün meslek sahibi kişilere ne kadar ihtiyaç duyulduğunu açıkça gösteriyor. Dolayısıyla meslek edinmek son derece önemlidir. Elektrik, tesisat, ve benzeri teknik alanlarda yetişen kişiler çok daha kolay iş bulabiliyor. Bu nedenle gençlerin hem istihdam sorununun azaltılması hem de ara eleman ihtiyacının karşılanması için mesleki eğitime yönlendirilmesi büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
IRAK: ÜNİVERSİTE SAYISI ÇOK FAZLA
Türkiye’de üniversite ve üniversite öğrencisi sayısının çok fazla olduğunu ifade eden Irak şöyle devam etti, “Amerika’daki Prof. Dr. Selçuk Şirin, zaman zaman Türkiye’ye gelerek çeşitli programlara ve televizyon yayınlarına katılıyor. Son katıldığı programlardan birinde, “Yetkim olsa Türkiye’deki üniversitelerin yarısını kapatırım” şeklinde dikkat çekici bir değerlendirmede bulunmuştu. Bu ifade aslında sorunun ne kadar büyük boyutlara ulaştığını gösteriyor. Türkiye’de üniversite ve üniversite öğrencisi sayısının çok fazla olması, beraberinde farklı sorunları da doğuruyor. Üniversiteden mezun olan gençlerin büyük bölümü başka sektörlere yönelmek istemiyor ve ağırlıklı olarak kamuda iş beklentisi içerisine giriyor. Ancak kamunun bu kadar geniş bir istihdam alanı oluşturması mümkün değil.” diye aktardı.
GENÇLER GEÇİM UĞRUNA CAN VERİYOR
Ekonomik sıkışmışlığın Vanlı gençleri inşaat sektörlerinde güvencesiz çalışmaya ittiğini belirten Irak, ölümlü iş kazalarının asıl nedeninin "işin kendisi" değil, "önlemsizlik" olduğunu vurguladı: “Van’da ise işsizlik sorunu, daha önce de ifade ettiğim gibi Türkiye ortalamasının çok üzerinde seyrediyor. Bu nedenle gençlerimiz geçimlerini sağlayabilmek adına çoğu zaman inşaat sektöründe çalışmak zorunda kalıyor ve maalesef bazıları bu işlerde hayatını kaybediyor.”
“GEREKLİ İŞ GÜVENLİĞİ TEDBİRLERİ ALINMASI LAZIM”
“Tabii meseleye sadece bu açıdan bakmak da doğru olmaz. Elbette inşaatlarda insanlar çalışacaktır. Ancak önemli olan, bu işlerin gerekli iş güvenliği tedbirleri alınarak yapılmasıdır. Yaşanan olaylardan anlaşılıyor ki hayatını kaybeden gençlerimiz yeterli güvenlik önlemleri olmadan çalıştırılmış ya da gerekli tedbirler tam anlamıyla uygulanmamıştır. Genç yaşta insanların hayatını kaybetmesi son derece üzücü bir durumdur. Türkiye’de işsizlik kronik bir sorundur. Bu sorunun çözümü ise üretimden geçiyor. Aynı zamanda gençlerin mesleki eğitimlere teşvik edilmesi gerekiyor.” dedi.
“DENETİMLER YAPILSA İNSANLAR HAYATINI KAYBETMEZ”
Van’da denetimlerinin zayıf olduğunu ifade vurgulayan Irak, şöyle devam etti, “Van’da denetim denildiği zaman, maalesef denetimin “D” harfi bile yapılmamaktadır. İlgili kurum ve kuruluşların hiçbiri üzerine düşen denetim görevini tam anlamıyla yerine getirmemektedir. Belediye açısından baktığınız zaman da Van’da belediyeciliğin “B” harfi bile yoktur. İnşaatlarda gerekli denetimler yapılmıyor, trafikte yeterli denetim yok, esnaf denetimi yok, yol ve cadde denetimleri de yetersiz. Kısacası belediyecilik anlamında ciddi eksiklikler yaşanıyor. Oysa gerekli denetimler yapılsa, iş yerlerinde güvenlik tedbirleri alınmak zorunda kalınacaktır. Böylece insanlar da hayatlarını kaybetmeyecektir.” Şeklinde konuştu.
IRAK: İŞ GÜVENLİĞİ TEDBİRLERİNİN EKSİKSİZ ŞEKİLDE YAPILMASI GEREKİYOR
Irak konuşmasının devamında “Ben özellikle şu noktaya dikkat çekmek istiyorum; “İnsanlar işsizlikten dolayı inşaatlarda çalışıyor ve bu yüzden düşerek hayatlarını kaybediyor” yaklaşımını tek başına doğru bulmuyorum. Elbette inşaatlarda birileri çalışacaktır. İşsizlik olsun ya da olmasın, bu işler yapılacaktır. Ancak burada asıl önemli olan konu, gerekli iş güvenliği tedbirlerinin eksiksiz şekilde alınmasıdır. Belediyeleri ve ilgili kurum kuruluşları göreve davet ediyorum. Bir kez de sizin aracılığınızla çağrıda bulunuyorum. Özellikle Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyelerini görevlerini liyakatle yerine getirmeye davet ediyorum.” Diye konuştu.
“VAN YARIM ASIR ÖNCE DAHA İYİ BİR YERDEYDİ”
Van sosyal ve ekonomik açıdan hak ettiği yerde olmadığını aktaran Irak, “Bugün gayrisafi yurt içi hasıla sıralamasında 81 il arasında 79’uncu sıradayız. Sağlık alanında 81 ilde 70’inci sıralardayız. İnsani gelişmişlik endeksinde ise 81 il arasında 74’üncü sıradayız. Sürekli olarak 70 ile 81’inci sıralar arasında gidip geliyoruz. Oysa böylesine büyük potansiyele sahip bir ilin çok daha iyi noktalarda olması gerekiyordu. Hatta yarım asır önce Van, sosyoekonomik göstergelerde Türkiye ortalamasına daha yakın bir yerdeydi ve çoğu zaman 35-36-37’nci sıralarda bulunuyordu. Ancak bugün gelinen noktada maalesef çok kötü bir tabloyla karşı karşıyayız. Bunun temel nedenlerinden biri üretim eksikliğidir.” Dedi.
“TÜM YÖNETİCİLERİNİ GÖREVLERİNİ YAPMAYA DAVET EDİYORUM”
İş insanı Irak, yetkilileri göreve davet ederek sözlerini şöyle noktaladı, “Bunun yanında başta siyasiler olmak üzere kimsenin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemesi de önemli bir etkendir. Ayrıca kente gelen kaynakların doğru alanlarda, doğru yatırım anlayışıyla kullanılmaması da bu tablonun oluşmasına neden olmaktadır. Elbette herkes görevini yerine getirse tüm sorunlar bir anda tamamen çözülmez. Ancak en azından sorunlar bugün olduğu kadar büyük boyutlara ulaşmaz. Bu nedenle bir kez daha memleketin başta siyasilerini, milletvekillerini, il teşkilatlarını ve yöneticilerini görevlerini yapmaya davet ediyorum.”