YKS: Bir sonuç değil, bir yolculuk sınavı!

Abone Ol

Geçen hafta olduğu gibi, bu hafta da gençlerimizi, geleceğimizi ve dolayısıyla ülkemizi yakından ilgilendiren sınavlar üzerine düşünürken, bir yandan da milli takım maçlarının heyecanını yaşadık. Bu satırları yazarken televizyonun bir köşesinde yine milli takımın maçı vardı (Futbolcularımızın durumu başka bir yazının konusu olarak şimdilik kalsın). Hepimizin zaman zaman yaptığı gibi, gözüm ekranda olsa da aklım bambaşka yerlerdeydi. Çünkü bugün ve yarın, milyonlarca gencimizin hayatında önemli bir yere sahip olan YKS maratonu yaşanıyor. Kimi aylardır, kimi yıllardır bu sınava hazırlanıyor; kimi ise bütün umutlarını, hayallerini ve geleceğini iki güne sığdırmaya çalışıyor.

Bu yıl da milyonlarca genç, üniversite hayaline ulaşabilmek için ter dökecek. Şüphesiz YKS önemli bir sınav. Belki bir bölümün, bir mesleğin, bir hayalin kapısını aralayacak. Ancak ne kadar önemli olursa olsun, insan hayatını tamamen belirleyen, kişinin değerini ölçen ya da geleceğini tek başına tayin eden bir sınav değil. Çünkü insanın hayatı, dört duvar arasında çözülen sorulardan çok daha büyük, çok daha derin ve çok daha kıymetli.

Asıl mesele, bazen bu sınava yüklediğimiz anlamda gizli. Bir sınava olması gerekenden fazla anlam yüklediğimizde, başarıyı da başarısızlığı da olduğundan büyük hale getiriyoruz. Oysa bir sınav sonucunun, insanın karakterini, vicdanını, çalışkanlığını ya da hayattaki değerini belirlemesi mümkün değil. Elbette iyi bir sonuç almak sevindirir, hedeflere ulaşmayı kolaylaştırır. Ama istenilen sonuç gelmediğinde de hayat bitmez. Yeni yollar, yeni fırsatlar ve yeni başlangıçlar her zaman vardır.

Bir başka gerçek ise, bütün çocukların aynı şartlarda bu sınava hazırlanmadığıdır. Kimi sessiz bir odada, özel derslerle, bol kaynakla çalışırken; kimi kalabalık evlerde, ekonomik sıkıntılar içinde, belki de ailesine destek olabilmek için çalışarak hazırlanıyor. Aynı sınava giriyorlar ama aynı imkânlara sahip değiller. Bu yüzden yalnızca sonuçlara bakarak gençleri kıyaslamak, onların verdikleri mücadeleyi görmezden gelmek olur.

Dün akşam buna dair küçük ama düşündürücü bir an yaşadık. Bir yakınımıza moral vermek için sınav öncesi akşam dışarı çıkmış, bir şeyler yiyip içmiştik. Biz, sınav heyecanını biraz olsun azaltmaya çalışırken, bize servis yapan gençlerden birinin de ertesi gün YKS’ye gireceğini öğrendik. Bir yandan çalışıyor, bir yandan hayallerini gerçekleştirmek için sınava hazırlanıyordu. Belki gece geç saatlere kadar ayakta kalacak, sabah erkenden sınav salonunun yolunu tutacaktı. O an, gençlerin verdikleri mücadelelerin birbirine hiç benzemediğini bir kez daha düşündüm.

Bu nedenle bugünlerde gençlere verebileceğimiz en güzel şey, baskı değil; anlayış, kıyaslama değil; destek, eleştiri değil; güvendir. Onlara sürekli “Hayatının sınavı” demek yerine, “Elinden geleni yaptın, sonucu ne olursa olsun yanındayız” diyebilmek belki de çok daha kıymetlidir.

Bu hafta sonu milyonlarca gencimiz sınav salonlarında olacak. Kimi istediği sonucu alacak, kimi belki hayal kırıklığı yaşayacak. Ama unutulmaması gereken en önemli şey şu:

Bir sınav önemlidir, fakat hiçbir sınav bir insanın tamamı değildir.

Hayat, bazen istediğimiz kapıları hemen açmaz. Ama sabreden, çalışan ve yeniden denemekten vazgeçmeyen insanlar için başka kapılar mutlaka vardır. Bu yüzden bugün sınava girecek bütün gençlerimize gönülden başarılar diliyorum. Sonuç ne olursa olsun, onların yalnızca çözdükleri sorularla değil, verdikleri emekle, taşıdıkları umutlarla ve kurdukları hayallerle değerli olduklarını bilmelerini istiyorum.

Çünkü hayat, iki güne sığmayacak kadar uzun; insan ise bir sınav sonucuna indirgenemeyecek kadar kıymetlidir.