Derdimizi kime anlatalım?

Kalemimizden dökülen her satırın muhataplarına ulaşması temennileriyle başlayalım bugün ki söyleyeceklerimize…

Evet, öyle yapalım çünkü son zamanlarda şehirde kamuoyundan gelen taleplere karşı yetkili mercilerin oldukça ‘oralı değiliz’ edaları herkesin dikkatini çekmiştir diye düşünüyorum.

Kentte bulunduğumuz konum itibari ile çalışmalarına şahit olduğumuz basın yayın organları arasında oldukça kıymetli ve Van için çaba sarf eden basın emekçileri var.

Kentte resmi ilan hakkı bulunan ve kökleri geçmişe dayanan adeta Van’ın her santimetresinin ruhunu bilecek kadar sokaklarını arşınlamış emekçilerden bahsediyoruz.

Son zamanlarda dikkat ettiyseniz de tüm bu emekçiler dört bir yandan Van’ın yıllardır dillere pelesenk olmuş sorunlarını, ihtiyaçlarını kapı kapı dolaşarak vatandaşların ağzından dinliyor ve kamuoyunun vicdanına sunuyor.

Hangi vicdan diye düşünmemek içten bile değil ama öyle yapıyorlar işte…

Bu emekçiler yıllardan beridir bir şekilde kent gündemine bu talepleri ve vatandaşların bu seslerini taşıyor bunun karşılığında çeşitli dönemlerde farklı farklı geri dönüşler alıyor halde yürütüyorlardı işlerini.

Vatandaşların sıkıntıları dinlenir, yazılır, çizilirdi; bunun üzerine taleplerin muhatabı olan kurumlar da yine bu taleplere ilişkin açıklamalar yapar vatandaşların beklentilerine cevap verirdi.

Oysaki şu içinde bulunduğumuz son zaman dilimi içerisinde dikkat ediyoruz ki vatandaşın basın aracılığıyla dile getirdiği hiçbir sıkıntısı çare bulmuyor…

Çare bulmamanın ötesinde asıl ayıp bu taleplere, sıkıntılara cevap verecek bir muhatap bile bulunamıyor!

İşler göz önünde bulunan sorunlara kulak kapatmak, başını çevirmekle mi yürü oldu?

Bu kent vatandaşlardan darda olanın en küçük feryatlarını bile pür dikkat takip edip buna derman olmaya çalışan yöneticiler de gördü.

Demem o ki vatandaşın derdiyle dertleneni de buna yüzünü çevireni de gördü bu kent.

Şu noktadan itibaren de karar bu kenti yönetenlere kalıyor.

Mahsuni’den birkaç dizeyi anımsatmakta fayda var bu noktada, diyordu ya;

‘At ölür meydan kalır,

Yiğit ölür şan kalır…’

Vatandaşın sesine, basının çırpınışlarına ve Van’ın sıkıntılarına kendini muhatap bilmekte de; tüm bunları görmezden gelmekte de sizin kararınız.

Ha şu noktada bir yanlış anlaşılmaya mahal vermeyelim.

Dediğimiz şey gelen her talep olumlu sonuçlanmalı ve ihtiyaç duyulan her hizmet derhal yerine getirilmeli değil.

Merak etmeyin oluru olan hayata geçebilecek projelerinde geçemeyecek projelerin de imkân dâhilinde olan hizmetlerle olmayan hizmetlerin de farkında bu millet.

Bizim derdimiz olumlu ya da olumsuz konunun muhataplarının kendine pay çıkarması gerektiğini göstermek.

Kimse çıkıp gerekçesiyle birlikte yapılamayacak bir hizmet için sizi suçlamaz.

Fakat siz oturduğunuz yerden sessiz, usul vatandaşın feryatlarını dinlerseniz sadece işte o zaman bu vebal halkın nezdinde sizin boynunuza olur.

Ben de boynumun borcu olanı bu şekilde ifade edeyim istedim,

Sürçü lisan ettiysek af ola!

YORUM EKLE