VAN

İran’daki gerilim arttıkça Van’ın kaygısı da büyüyor!

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İran’ın misillemeleri dördüncü gününe girerken, sınır kenti Van’daki esnaf ve yatırımcılar tedirginliğini sürdürüyor. Kapıköy Sınır Kapısı’ndan günübirlik yolcu geçişlerinin geçici olarak durdurulması, iki arasındaki en büyük denge olan Van’da ciddi bir endişe yarattı.

Abone Ol

Orta Doğu’da tırmanan gerilim geniş çaplı çatışmaya dönüşürken, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik kapsamlı saldırıları ve İran’ın İsrail’deki kritik noktalara ile bölgedeki ABD üslerine misillemesi dördüncü gününe girerken, yaşanan bu gelişmeler sınır kenti Van’da tedirginlikle takip ediliyor. Her yıl yüzbinlerce İranlının geçiş yaptığı Kapıköy Sınır Kapısı’ndan günübirlik yolcu geçişlerinin karşılıklı olarak durdurulduğu açıklanırken, Van ekonomisinin önemli bir bölümünü oluşturan bu hareketlilik yeniden gündeme geldi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ile İran arasındaki gümrük kapılarında ticari geçişlerin sürdüğünü ama günübirlik yolcu geçişlerinin karşılıklı durdurulduğunu açıkladı. Bu açıklama sonrası Van Kapıköy sınır kapısında endişeli bekleyiş sürerken Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) Başkanı katıldığı canlı yayında “Kent ekonomisi için kritik bir dönemdeyiz.” derken Şehrivan’a konuşan Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Fevzi Çeliktaş ise “İran’da yaşanan her gelişme Van’ı doğrudan etkiliyor” dedi.

TAKVA: “GÜNÜBİRLİK TİCARETİN AKSAMASI VAN EKONOMİSİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”

Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Necdet Takva, İran’la yaşanan son gelişmelerin Van ekonomisine etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Sınır ticareti ve turizm hareketliliğinin kent için hayati önemde olduğunu vurgulayan Takva, yaşanan sürecin özellikle günübirlik ticareti olumsuz etkilediğini söyledi.

“TARİFELİ TİCARETE KISITLAMA YOK, GÜNÜBİRLİK TİCARET OLUMSUZ ETKİLENDİ”

Takva, Türkiye ile İran arasındaki sınırın önemli bir bölümünün Van ilinden geçtiğini hatırlatarak, “Geldiğimiz noktada Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’ın da ifade ettiği gibi tarifeli ticarete yönelik herhangi bir kısıtlama bulunmuyor; ancak günübirlik ticaretin ciddi biçimde olumsuz etkilendiğini belirtmem gerekiyor” dedi.

“İRAN TURİZM PAZARI VAN İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”

Son yıllarda Van’ın özellikle İran turizm pazarında önemli bir ivme yakaladığını ifade eden Takva, “Van, son yıllarda İran turizm pazarı için ciddi çalışmalar yaptı ve iyi bir noktaya geldi. Ancak günübirlik ticaret yapan insanların hareketliliğinin azalması, 15 Mart’ta başlayacak olan Nevruz tatili öncesinde bölgesel ekonomiyi olumsuz etkiliyor” diye konuştu.

“AMBARGOLAR NEDENİYLE TİCARET ZATEN SINIRLI”

İran’a yaklaşık 40 yıldır uygulanan uluslararası ambargolara da dikkat çeken Takva, ticaretin sınırlı koşullarda yürüdüğünü belirterek şunları söyledi: “Yaklaşık 40 yıldır İran’a yönelik uluslararası ambargo gerçeği var. Bu nedenle ithalat ve ihracat sınırlı ölçüde yapılabiliyor. Bunun dışında sınır ticareti, turizm pazarı ve karşılıklı ziyaretler öne çıkıyor. İran’la yakın bir iş birliği içerisindeyiz. Kent ekonomisi açısından oldukça rahatsız edici ve olumsuz gelişmelere işaret eden bir süreçten geçiyoruz.”

“BU SÜRECİ EKONOMİ VE TİCARET PENCERESİNDEN OKUYORUZ”

Yaşanan gelişmelere yalnızca güvenlik perspektifinden değil, ekonomi ve ticaret penceresinden baktıklarını vurgulayan Takva, “Biz bu süreci sadece güvenlik açısından değil, öncelikle ekonomi ve ticaret açısından değerlendiriyoruz. İran’la sınır ticaretimiz, Kapıköy Gümrük Kapısı, tren seferleri ve İran Başkonsolosluğu’nun yakın tarihte ilimizde açılacak olması, İran’la ilişkilerimizin geldiği noktayı gösteriyor” ifadelerini kullandı.

ÇELİKTAŞ: “VAN, GELİŞMELERDEN DOĞRUDAN ETKİLENEN BİR ŞEHİR”

Şehrivan’a konuşan Van TSO başkan yardımcısı Çeliktaş ise, komşu ülke İran’ın Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yaşadığı gerilimin bölgedeki istikrarsızlığı arttırdığını belirterek, “İran’da yaşanan son gelişmeleri büyük bir tedirginlikle takip ediyoruz. Komşumuz İran şu anda Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile fiilî bir savaş atmosferi içerisinde. Ülke yönetiminde üst düzey kayıpların yaşanması da bölgedeki istikrarsızlığı daha da derinleştiriyor. Bu durum, en çok sınır komşusu olan bizleri yakından ilgilendiriyor. Türkiye ile İran arasında yaklaşık 520 kilometrelik bir sınır hattı bulunuyor. Bunun yaklaşık 300 kilometresi Van ilimize bağlı. Yani İran’a en uzun sınırı olan illerin başında Van geliyor. Bu nedenle yaşanan her gelişmenin etkisini doğrudan hisseden bir şehir konumundayız” dedi.

VAN TEDİRGİN: İRAN’DA YAŞANAN HER OLAY, DOĞRUDAN VAN EKONOMİSİNİ SARSIYOR!

Türkiye ile İran arasında yaklaşık 520 kilometrelik bir sınır hattı bulunduğunu hatırlatan Çeliktaş, bunun yaklaşık 300 kilometresinin Van’a bağlı olduğunu belirterek, “Ekonomimizin can damarlarından biri Kapıköy Sınır Kapısı ve İran ile olan ticari ve turistik ilişkilerimizdir. Her yıl yaklaşık 1 milyon İranlı turist Van’ı ziyaret ediyor. Bu ziyaretlerin il ekonomisine yıllık yaklaşık 500 milyon dolar civarında bir katkısı bulunuyor. Konaklama, yeme-içme, giyim, tekstil, kafe ve restoran gibi birçok sektör bu hareketlilikten ciddi şekilde faydalanıyor. Dolayısıyla bölgede yaşanan her olumsuzluk, doğrudan Van ekonomisini sarsmaktadır” ifadelerini kullandı.

SINIR TİCARETİ VE TURİZM VAN’IN CAN DAMARI

Van ekonomisinin önemli bir bölümünün sınır ticareti ve turizme dayandığını vurgulayan Çeliktaş, Kapıköy Sınır Kapısı’nın kent için hayati öneme sahip olduğunu dile getirerek, “Şu an bu süreci kaygıyla izliyoruz. İran, enerji kaynakları açısından dünyanın en önemli ülkelerinden biri ve bizim de en yakın komşularımızdan biri. Ancak bu durum şu an için bizim açımızdan bir avantaj değil, tam tersine dezavantaj oluşturuyor. Bölgedeki gerilim ticareti, turizmi ve sınır hareketliliğini olumsuz etkiliyor. Savaş ortamı devam ederse Van turizmi ciddi zarar görür; birçok esnaf ve sektör olumsuz etkilenecektir. Bu da şehrimiz için iyi bir tablo değildir” diye aktardı.

“GERİLİM DEVAM EDERSE VAN TURİZMİ ZARAR GÖRÜR”

Bölgedeki gerilimin ticaret ve turizmi olumsuz etkilediğini belirten Çeliktaş, “Kapıköy Sınır Kapısı ile ilgili olarak da dönemsel tedbirler uygulanabiliyor. Günübirlik çalışan emekçi kardeşlerimizin geçişleri zaman zaman durdurulabiliyor; ancak İranlı ve Türkiyeli vatandaşların normal giriş-çıkışları rutin şekilde devam etmektedir. Şu an büyük bir yoğunluk yok, geçişlerde bir miktar azalma ve genel bir sakinlik söz konusu. Günümüzdeki savaşlar eski dönemlerdeki gibi değil; daha çok teknoloji ve hava unsurlarıyla yürütülen bir savaş biçimi görüyoruz. Bu da belirsizliği ve tedirginliği artırıyor” diye konuştu.

YAŞANAN OLAYLAR VAN’DA NEVRUZ DÖNEMİNİ ETKİLER Mİ?

Çeliktaş, gerginliğin devam etmesi hâlinde Nevruz döneminde beklenen turist yoğunluğunun düşebileceğine dikkat çekerek, “Nevruz dönemi, İran için yılın en önemli tatil dönemlerinden biridir ve Van turizminin de en yoğun yaşandığı zamanlardan biridir. Eğer bu gerginlik ve çatışma ortamı devam ederse, Nevruz döneminde beklenen turist hareketliliğinin düşmesi muhtemeldir. İnsanların böyle bir ortamda ülkelerinden çıkmak istememesi doğaldır. Bu da ilimiz ekonomisini olumsuz etkileyecektir. Elbette temennimiz, ekonomik kayıptan öte, hiçbir can kaybının yaşanmamasıdır. En kötü barış bile en iyi savaştan iyidir” dedi.

“KOMŞUMUZ İRAN’LA TARİHİ BAĞLARIMIZ VAR”

İran ile Türkiye arasındaki tarihi bağlara da değinen Çeliktaş, “İran ile aramızda tarihi, kültürel ve insani bağlar bulunmaktadır. Yüzyıllardır komşuyuz. İran, köklü ve kadim bir devlettir; binlerce yıllık bir geçmişe sahiptir. Biz, İran’ın toprak bütünlüğünün korunmasını ve halkının barış içinde yaşamasını istiyoruz. Komşumuzda yaşanan her acı, bizi de derinden üzmektedir. Çünkü komşunun evindeki yangın, er ya da geç bize de sıçrar; en azından ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak bizi etkiler” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE ARABULUCULUKTA ÖNEMLİ BİR AKTÖR”

Türkiye’nin bu süreçte önemli bir diplomatik rol üstlenebileceğini ifade eden Çeliktaş sözlerini şöyle tamamladı: “Bu noktada Türkiye’nin çok önemli bir rolü olduğuna inanıyoruz. Türkiye, hem İran’la hem de diğer taraflarla konuşabilen nadir ülkelerden biridir. Bu nedenle Cumhurbaşkanımızın devreye girerek barışçıl bir çözüm için arabuluculuk yapmasının son derece kıymetli olacağını düşünüyoruz. Türkiye’nin sözü geçen, güvenilen bir ülke olması büyük bir avantajdır. Temennimiz, bu krizin barışla sonuçlanması ve bu barışın sağlanmasında Türkiye’nin aktif bir rol üstlenmesidir. Böylece hem komşularımız rahat eder hem biz rahat ederiz hem de bölge ve dünya bir nebze olsun nefes alır.”