Trabzon'un Çaykara ilçesinde meydana gelen büyük heyelan felaketinin ardından devlet eliyle 1965 yılında Van'ın Özalp ilçesine yerleştirilen Karadenizli ailelerin yarım asrı aşan göç hikâyesi, anlamlı bir etkinlikle taçlandırıldı. Trabzon'un plaka kodu olması sebebiyle ayrı bir sembolik önem taşıyan göçün 61. yıl dönümü, Dönerdere Mahallesi'nde düzenlenen görkemli programla kutlandı. Etkinlikte, 61 yıl önce başlayan göç yolculuğunun bugün kardeşlik, dayanışma ve ortak yaşam kültürüne dönüşmesinin önemi vurgulandı. Program kapsamında Karadeniz'in halk oyunları, horon, bölgenin yöresel oyunu ‘şemmame' ile yöresel türkülerin okunduğu programda, fotoğraf sergileri ve çeşitli kültürel etkinlikler düzenlendi. Trabzon ile Van kültürünü buluşturan etkinlikte, geçmişe dair hatırları tazelenirken yeni nesillere göçün hikâyesi aktarıldı.
"61. GÖÇ YILIMIZDA TRABZON VE VAN ARASINDAKİ YAKLAŞIK 100 YILLIK KADİM DOSTLUĞA KATKI SUNMAK İSTEDİK"
Etkinliğin ev sahipliğini üstlenen Dönerdere Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Turgay Özbek, bu buluşmanın yalnızca bir anma programı olmadığını, aynı zamanda Karadeniz ile Doğu Anadolu arasında kurulan güçlü kardeşlik bağının simgesi olduğunu belirtti. Özbek, "Her şehir için plaka kodu her zaman anlamlı ve her zaman önemli olmuştur. Trabzonlu için de 61 rakamı bordo mavi renklerle birlikte adeta bir kimliktir, bir tutkudur, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Biz de 1965 yılında başlayan ve zaman içerisinde oluşan hikayemizin 61. yılında ona atıfta bulunarak, bir farkındalık oluşturarak Trabzon ve Van arasındaki yaklaşık 100 yıllık kadim dostluğa katkı sunmak istedik. Trabzon-Van dostluğunun yaklaşık 100 yıllık görkemli bir geçmişi var. 1930'lu yılların sonlarında Trabzon'un Sürmene ilçesinden gelerek Van'ın Tuşba ilçesine bağlı İskele Mahallesi'ne yerleşen Trabzonlularla başlayan bu kadim dostluğun son 61. yılına iki köy olarak Dönerdere ve Emek mahalleleri olarak biz de dahil olduk. Biz de bundan sonraki sürece tanıklık ettik, şahitlik ettik. 1965 yılında bu topraklara gelen kurucu aileler tamamen gençlerden oluşmaktaydı. Babasından yeni ayrılan, yeni evlenen, kısaca yeni hayata başlayan ailelerden kuruluydu ve ekonomik anlamda hiçbir birikimleri yoktu. Ancak bizim oradaki ölçeklere göre daha büyük olan tarlaları da işlememiz, onlardan faydalanmamız gerekiyordu. Bir taraftan da acaba bu coğrafyada hem ekonomik anlamda hem de sosyo-kültürel anlamda uyum sürecinde sorun yaşar mıyız diye kaygılarımız yok değildi. İlk olarak ekonomiyi ele almamız gerekiyordu. Bunun için de bir traktör alınması gerekiyordu. Bir traktör kaçınılmaz bir ihtiyaçtı. Ancak bunu alabilmeye kimse muktedir değildi. Bir fikir ortaya çıktı ve köyde bulunan herkesin ceplerindeki son harçlıkların ne kadar olduğu tespit edildi. Herkes de ortalama sadece 50'şer kuruş, 1'er lira vardı ve bir traktör 30 bin liraydı. Bu paralarla traktör almanın mümkün olmadığı görünüyordu. Ancak birlikte bir zorunluluk ortaya çıktı. Bir birliktelik zorunluluğu ortaya çıktı. Bütün köy ortaklık kurarak o 1'er liralarla, o 50'şer kuruşlarla kısa sürede köyümüze 3 tane traktör kazandırıldı. Ve böylece bir ortaklık kültürü ortaya çıkmış oldu. Bu ortaklık kültürünün faydalarını gördükçe buna bir kimlik kazandırmak istedik. Daha sürdürülebilir bir kalkınma modeli oluşturmak istedik. Kooperatif olgusuyla henüz tanışmamıştık. Türkiye'de çok yaygın değildi. Ama bir şekilde birileri bunu ortaya koydu. Baktık ki bütün gelişmiş ülkeleri kalkındıran, sermayeyi tabana yayan bir yapıydı kooperatif. Tam da bizim aradığımız şey de buydu. 1966 yılının 6. ayında üye kayıtlarını başlattık ve 8. ayında Van Ticaret Sanayi Odası'nın 96. üyesi olarak şu anda Türkiye'nin en eski kooperatiflerinden biri olan 1970'li yıllarda Türkiye birincisi olan ve bünyesinde bir süt fabrikası, bir düğün salonu, bir mini un fabrikası, bir çiftçi lokali ve bir tandır evi olan Dönerdere Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifini kurmuş olduk" dedi.
"VANSPOR'UMUZLA GURUR DUYDUK, HATTA SLOGAN BİLE ATAR OLDUK"
Özbek, "Daha sonraki yıllarda bilindiği gibi insanın çocukluğunun ve gençliğinin yaşandığı coğrafya neresi olursa olsun kişi kendini oraya ait hissetmeye başlar ve oralı olur. Biz de bir zaman sonra kendimizi Vanlı gibi görmeye ve Van'ımızla gurur duymaya başladık. Yaklaşık 7000 yıllık kadim tarihiyle gurur duyduk. Vanspor'umuzla gurur duyduk. Hatta slogan bile atar olduk. Van Gölü'yle gurur duyduk. ‘Van Gölü için gökyüzünde birinci, yeryüzünde de bir inci' diye sloganımızı da atar olduk. Dünyanın en güzel görseliyle sloganımızı atar olduk. Van'ın bütün eşsiz güzellikleriyle her zaman gurur duyduk ve sonraki yıllarda Trabzon Van dostluğu için buradan oraya, oradan buraya dostluk köprüsü kurmaya çalıştık. Sonuç olarak bazen Trabzonlu, her zaman Vanlı olarak bu coğrafyada yaşamımızı sürdürüyoruz. Bu coğrafyada bu insanlarla birlikte yaşıyor olmaktan son derece mutlu, son derece memnun olduğumuzu da belirtmek istiyorum" diye konuştu.
"ÇAYKARA SADECE 1965'TE GÖÇ VERMEDİ, 1929 YILINDAN 1977 YILINA KADAR GÖÇ VERDİ"
Programda bir konuşma yapan Çaykara Belediye Başkanı Hanefi Tok, "Bugün burada göçün 61. yıl dönümü. 61 önemli kıymetli dostlar, kıymetli davetliler. Dönerdere, Emek, farklı bir coğrafyadan farklı bir coğrafyaya gelmiş. Kültürüyle, havasıyla, iklimiyle beraber tamamıyla birbirine aykırı, birbirine zıt iki bölge. Biri karasal iklim, biri ılıman iklim. O günkü şartlarla beraber tabii Çaykaramız birçok göç verdi. Sadece 1965'te göç vermedi. 1929 yılında başlayan büyük büyük bir afet daha sonraki yıllarda 1977'ye kadar devam eden bir göç süreciydi. Hemen hemen her mahallemizden Türkiye'nin farklı vilayetlerine göç etmiş olan bir sürü insanlarımız. Çaykaramızın nüfus kütüğüne yaklaşık olarak şu anda kayıtlı olan 125 bin. Bir bu kadar da 1929 sel felaketinden ve Cumhuriyet'in kuruluşundan bugüne kadar göç etmiş 125 bin 150 bin civarında bir Çaykaralı var. Toplamda baktığınız zaman 150 bin 300 bin Çaykaralı 81 vilayet ve 930 ilçeden bir ilçenin nüfus potansiyeli. Elhamdülillah ilçemiz her yönüyle beraber gerek iş insanı, gerek bürokrasisi gerek öğretim görevlisi noktasında gerek siyasetçisi noktasında elhamdülillah çok zengin bir ilçemiz" dedi.
"ÇAYKARA EĞİTİMDE TÜRKİYE'YE RÜŞTÜNÜ İSPAT ETMİŞ"
İki ayak üzerinde yürüdüklerini ifade den başkan Tok, "Bir eğitim noktasında elhamdülillah Türkiye'ye rüştünü ispat etmiş. İki turizm. Malumumuz turizm en önemli destinasyonlarımız Uzungöl'ümüz. Bunun yanında bir sürü tabii Demirkapı mahallemiz, Sultan Murat yaylamız, diğer Taşkıran mahallemiz yani 32 mahallemizle beraber turizmi izletmeye gayret ediyoruz. Tabii turizm derken yılda 3 milyon insanın ziyaret ettiği bir bölge. Havasına geliyor, yeşiline geliyor, Uzungöl'ümüzün gölüne geliyor. Uzungöl'ümüzün misafirperverliğine geliyor, Çaykaramızın güler yüzüne geliyor. Trabzon Çaykaramızı anavatanı, Van Özalp'ımızı baba vatanı bildiler ve buralara kök saldılar. Katılan herkese çok çok teşekkür ediyorum. Bizleri yalnız bırakmayan bütün hazuruna Emek ve Dönerdere halkı adına çok çok teşekkür ediyorum efendim" diye konuştu.
"UZUNGÖL'DEN VAN GÖLÜ'NE, VAN GÖLÜ'NDEN DE UZUNGÖL'E SELAM OLSUN"
Son olarak kürsüye çıkan AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu, "Uzungöl'den Van Gölü'ne, Van Gölü'nden de Uzungöl'e selam olsun. Kadim şehrimiz, güzel Van'ımız, başkanlarımız ifade ederken bir umut yolculuğu, bir hasret, bir gurbetin hikayesidir Uzungöl'den buraya gelen kıymetli hemşehrilerimiz. Ama bu Van 1915 yılında Rusların bu şehre girmesiyle o acı tarifi gerçekten 100 yıl evvel yaşadı. Eski Van şehrimiz bin yıllık Osmanlı ve Selçuklu eserlerini barındıran Van Kalesi'nin güneyinde kadim bir şehrimizdir. Bu şehir 1915 yılında Rusların ve Ermenilerin zulmüne uğradı. Ve o şehirden göç eden Vanlılar 3 yıl sonra Moskova anlaşması sonrasında tekrar geriye döndüğünde bir avuç insan kaldı. Ve o dönemin hükümeti iskan yasası çıkardı. Ve bu iskan yasasından dolayı da özellikle Kafkasya'dan, İran'dan, Kerkük'ten buraya birçok hemşerilerimiz geldi. Ve bu mozaik öyle bir güçlü hale geldi ki birçok demografik yapıyı ve birçok medeniyeti içinde barındırdı. Ve bu şehri biz bu şekilde oluşturduk, Cumhuriyet şehrini. Ve bu Cumhuriyet şehrinin içerisinde nihayetinde yakın tarihte diyelim diye tabir edeceğimiz 1965 yılında da Çaykara'da bir heyelan meydana geliyor. Ve bu heyelan sonucunda Çaykaralılara soruyorlar, "Nereye gidelim?" Çaykaralılar diyor ki, "Ya 1965 olduğuna göre 65 nerenin plakası?" Van'ın plakası. "Hadi Van'a gidelim." diyorlar. Ve nihayetinde buraya bu güzel insanlar yeşilin coğrafyasından kahverengi coğrafyaya geliyorlar. Ve bu kahverengi coğrafyaya geldiğinde bir avuç insan grubu 465, 500 kişi. Ve bu şehir ve 61 yılını feda ediyorlar. Ve bu şehirle özdeşleşiyorlar. Bizim bir atasözümüz var. Diyor, "Doğduğun yer değil, doyduğun yer senin memleketindir." Ve Van ilinde Vanlılarla bir hamur oluyorlar. Ve bu şehirde örfüyle, adetiyle, geleneğiyle, göreneğiyle bir mozaik oluşuyor. Ve bugün bu özellikle Dönerdere'de yapılmış olan bu etkinliği biz çok önemsiyoruz. Ve bugün özellikle buraya koşa koşa geldik. Önemsediğimiz için geldik. Çünkü önemlidir bu. Çaykara Belediye Başkanım'a sordum, "Başkanım, buraya geldiniz mi hiç?" Dedi, "İlk kez geldim." Demek ki Çaykara'dan buraya Dönerdere 61 yıl evvel gelmişler ama Çaykara bir belediye başkanımız ilk kez gelmiş. Bunun için önemlidir. Biz bir şey daha öğrendik. Çaykara'dan Hatay Kırıkhan'da da bir Kırıkhan'da da bir grup varmış. Onu da öğrendik. Şimdi burada bu horonu gördük. Horon da bizimdir, halay da bizimdir. Yok birbirimizden farkımız. Hepimiz bu toprakların sevdalısıyız. Haliyle biz bu topraklarda, bu coğrafyada hep birlikte beraber çok güzel günler yaşadık. Turgay kardeşimiz o hatıraları anlattı. Uzungöl Mahalle muhtarımız bu güzelliklerin tadına varmayı bize gösterdi. Belediye başkanımız çok güzel bir şekilde iki şehrin önemli konularına değindi. Haliyle ben de burada bu güzel atmosferi bize yaşattıkları için özellikle Trabzon şahsında Dönerdere, Çaykara, Uzungöl hepsine Vanlılar adına şükranlarımı sunuyorum. Aslında bu programı bir sonraki dönemlerde inşallah bu semboliktir 61. Bizim de plakamız 65 biliyorsun. 65. yıl dönümünü de Van'da kutlayacağız inşallah. Ama çok büyük etkinliklerle kutlayacağız" diye konuştu.
Konuşmaların ardından Şehit Mehmet Aygün İmam Hatip Ortaokulu halk oyunları kız ekibi, hem Karadeniz'in yöresel oyunları ile hemde bölgenin yöresel oyunu ‘şemmame' oyununu oynayarak katılımcılarda güzel dakilar yaşattı. Halk oyunları gösterisinden sonra Çaykara'nın yetiştirdiği kaval virtüözlerinde Nurattin Kahvesi sahneye çıktı. Kaval eşliğinde etkinliğe katılanlar doyasıya horon oynadı. Klavyesiyle Erol Akyüz, kemençesiyle Dursun Akyüz'ün eşlik ettiği etkinlikte sahneye çıkan Uzungöl'ün yetiştirdiği ve bir çok televizyonların müzik yarışmalarına katılarak başarı elde eden Ahmet Karaca, seslendirdiği Karadeniz türküleri ile hemşerilerine unutulmaz bir gün yaşattı. Son olarak sahneye çıkan, bir çok albüm ile klip çıkaran ve Uzungöl'ün yetiştirdiği İbrahim İnce (Eçinos), yörenin en önemli enstrümanlarından kemençe ve kaval eşliğinde söylediği bir birinden güzel türküler eşliğinde etkinliğe katılanlar doyasıya horon oynayıp eğlendiler.
Kültürlerin kaynaşmasının en güzel örneklerinden birine sahne olan etkinliğe; AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu, Van İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mücahit Avkıran, Van İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, Çaykara Belediye Başkanı Hanefi Tok, Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, Tapu Ve Kadastro 15. Van Bölge Müdürü Burak Çelebi Karagöz, Devlet Su İşleri (DSİ) 17. Bölge Müdür Yardımcısı Hakan Bekar, Uzungöl Mahalle Muhtarı Selman Dilek, 1965 yılında Hatay'ın Kırıkhan ilçesine göç Çaykaralılar, İstanbul, Bursa, Trabzon ve Van'dan gelen çok sayıda davetli ile mahalle sakinleri katıldı.