Yaz sıcaklıklarının etkisini artırmasıyla birlikte Van Gölü kıyılarında hareketlilik yeniden başladı. Serinlemek için göle yönelen vatandaşların sayısı her geçen gün artarken, geçmiş yıllarda yaşanan boğulma vakaları da yeniden gündeme geliyor. Bu yıl yağışların etkisiyle göl seviyesinde yaşanan yükseliş ve havzaya hayat veren akarsuların yeniden canlanması sevindirici bir tablo ortaya koysa da, gölün bazı noktalarında gizlenen riskler endişe yaratıyor. Özellikle akarsuların göle döküldüğü bölgelerde oluşan çamurlu ve dengesiz zeminler, dışarıdan bakıldığında güvenli görünse de yüzücüler için ciddi tehlike barındırıyor. Her yıl benzer nedenlerle yaşanan can kayıpları, alınacak önlemlerin önemini bir kez daha ortaya koyarken, yaz sezonunun henüz başında gerekli adımların atılması gerektiği belirtiliyor. Konuya ilişkin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, sezon başlamadan alınacak önlemler ve yapılacak bilinçlendirme çalışmaları konusunda Şehrivan’a önemli açıklamalarda bulundu.
“BU YIL GEÇEN YILLARDA KIYASLANDIĞINDA BAZI FARKLILIKLAR VAR”
Mollakasım ve Ayanıs bölgelerinde akarsuların göle dökülmemesi nedeniyle kum zemin yapısının daha sağlam ve stabil olduğunu açıklayan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, konuya ilişkin şu ifadelere yer verdi; Van için 2026 yılı, havza açısından özellikle su kaynakları noktasında çok iyi, çok güzel geçen bir yıl oldu. Havza büyük ölçüde geçen yıllarda o kaybettiği suyun bir kısmını telafi etti. Yani yeraltı su seviyeleri beslendi, barajlar doldu, işte gölün seviyesinde iyileşmeler artık kendini göstermeye başladı. Şüphesiz bunların hepsi su ve ona ilişkin sonuçlar açısından olumlu. Ancak bu yıl geçen yıllarda kıyaslandığında bazı farklılıklar var.”
“AKARSULARIN GÖLE MALZEME TAŞIDIĞI ALANLAR ŞÜPHESİZ RİSKLİ”
“Göl seviyesinde çok güzel iyileşmeler oldu. Van Gölü'nde şöyle bir durum var şimdi belli alanlar akarsulardan belki izole edilmiş alanlar var. Bunlar; Mollakasım ve Ayanıs tarafları gibi çünkü orada akarsular göle dökülmüyor. Dolayısıyla oradaki kum zemin çok daha stabil ve sağlam. Ancak işte Van ve çevresi yani Van şehrinin ve yakın çevresinde akarsular var. Bu akarsuların göle malzeme taşıdığı alanlar şüphesiz riskli alanlar çünkü nüfus burada yaşıyor. Şimdi ulaşım temel bir sorun. Yani insanlar yüzmek için sürekli Mollakasım ya da böyle akarsuların karışmadığı kumsalın, zeminin çok sağlam, stabil olduğu yerlere gitme şansı her zaman bulamayabilir.” dedi.
ALAEDDİNOĞLU: İNSANLARIN NE YÜZME NE DE GÖLE İLİŞKİN PEK BİLGİSİ YOK
İnsanların özellikle sığ alanlardan uzak durmasını gerektiğini belirten Alaeddinoğlu, “İnsanlar tamamı özellikle bu boğulma vakalarının yaşandığı olaylara baktığımızda büyük ölçüde bilinçsizlik var. İnsanların yüzme noktasında eğitimi olmama durumu var. İyi yüzemiyorlar ve suya göle ilişkin bilgileri yok. Nerede yüzülür, hangi derinlikte yüzülür, her sığ alanda göle girilir mi? gibi soruların cevabı vatandaşlarımız nezdinde maalesef yok çünkü insanlar bu konuda bilgili değiller. Dolayısıyla göl sığ bir durum ortaya koyuyor ve insanlar da buna güvenerek büyük ölçüde yüzme ihtiyacını orada gidermek gibi bir faaliyetin içerisine giriyorlar. Tabii bu tehlikeli kısım çünkü kar sularıyla taşınmış o malzemeler, çamur türünden bataklık gibi yani suyun gölün altında bir çamur birikintisi. Orası sığ ve tehlikeli. Orada suya girdiğinizde büyük ihtimalle ayağınız çamura takılacak eğer yüzme deneyiminiz ya da yüzmeye ilişkin bir eğitiminiz yoksa ve ilk defa da bu işleri deneyimliyorsanız oralarda suya girmeyin. Ona rağmen de giriliyorsa da bu kez boğulma vakaları maalesef gündemimizi meşgul ediyor. Geçmiş yıllarda yaşadığımız şey de buydu.” şeklinde konuştu.
“YEREL YÖNETİCİLERİN BİR AN ÖNCE TEDBİRLER ALMASI GEREKİYOR”
Yerel yöneticilerin yüzme sezonun tam açılmadan bu riskli yerlere önlem alması gerektiğini açıklayan Alaeddinoğlu, “Bunu önlemenin bir yolu var mı? Bence bu konuda yerel yöneticilerin bir an önce tedbirler alması gerekiyor. Belli alanlar özellikle o akarsuların göle dökülmesi Alanları tamamen ya da büyük ölçüde ya da kontrollü bir şekilde insanların yüzebileceği alanlara dönüştürmek. İnsanlar akarsuların göllere döküldüğü Gevaş tarafı, Van çevresi gibi yerlere malzeme birikir ve oralarda kesinlikle yüzülmemesi gerekiyor.”
ALAEDDİNOĞLU: YETKİLİLER O ALANLARI KAPATMALI YA DA İNSANLARA YASAKLANMALI
“Van Gölü havzasında rüzgar yönü büyük ölçüde batıdan doğuya doğrudur. Yani batı eksendedir. Dolayısıyla Van ve çevresi. Gevaş dahil olmak üzere dalgaların yönü de bu tarafa doğru. Dolayısıyla oradaki malzemeyi de bu tarafa taşıyor. Kirlilik kıyılarımıza sürekli taşınıyor. Dolayısıyla ağırlıklı olarak akarsuların göle döküldüğü ve bu siltasyon göl tabanıyla beraber gelen malzemelerin de yoğunlaştığını alanların tespit edilmesi, bu alanların kontrollü bir şekilde insanların yüzmesine açılması, gölle buluşmasına açılmasına ihtiyaç var. Yetkililer o alanları kapatmalı ya da insanlara yasaklanmalı O bölgelerin tamamında cankurtaranlar görevlendirilebilir.” ifadelerini kullandı.
“BUGÜNDEN HABER YAPMAK YÖNETİCİLERİN ERKEN ÖNLEM ALMASINI SAĞLAR”
Önleyici tedbirler alınması gerektiğine vurgu yapan Alaeddinoğlu, sözlerini söyle noktaladı, “Biz daha doğrusu genelde olaylar yaşandıktan sonra bu tarz konuları haber yapıyoruz. Ancak bence bu tamamen yanlış çünkü önleyici tedbir almak zorundayız. İnsanlarımızın hayatı zarar gördükten sonra bu tedbirleri almak şüphesiz gerekli ama asıl önemli olan önleyicidir. Bugünden haber yapmak, bugünden yerel yöneticilerin muhtemelen onlar da bunları düşünüyorlardır. Dolayısıyla bu haberlerle belki onların dikkatini biraz daha çekerek aslında bu önleyici tedbirleri daha henüz sezon başlamadan, insanların yoğun şekilde gölle buluşması olayı gerçekleşmeden bu tedbirlerin alınarak insanlarımızın hayatını riskten korumak ya da o boğulma vakalarını bitiremesek bile minimize etmek bizim elimizde.” Diye aktardı.