Van’da hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla birlikte kene kaynaklı hastalıklara ilişkin endişeler yeniden gündeme geldi. Türkiye'nin farklı illerinde görülen vakalar ve geçtiğimiz günlerde yaşanan ölüm haberi, vatandaşlarda tedirginliği artırırken, yaz aylarının gelmesiyle birlikte parklar, mesire alanları, göl kıyıları ile otlak ve çalılık bölgelerde geçirilen sürenin artması riskleri de beraberinde getiriyor. Özellikle kırsal bölgelerde ve hayvancılığın yoğun olduğu alanlarda kene temasına karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Aile Hekimliği Uzmanı ve Bulaşıcı Hastalıklar Birim Sorumlusu Uzm. Dr. Mehmet Emin Mavi, Van’da kene yoğunluğunun görülebileceği bölgeleri ve vatandaşların alması gereken önlemleri Şehrivan’a değerlendirdi.

“EKOLOJİK KOŞULLARA GÖRE DEĞİŞİYOR VE TÜRLERİ DE DEĞİŞİYOR”

Vakaların özellikle nisan ekim ayları arasında daha sık görüldüğünü ifade eden Uzman Doktor Mehmet Emin Mavi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi ciddi hastalıkların bulaşmasında önemli rol oynadığını söyledi. Mavi, “Havaların ısınması, sıcaklık artışlarıyla birlikte kene vakaları da artacaktır çünkü kene türleri ilkbahar yaz gibi sıcaklıkların artış gösterdiği mevsimlerde ortaya çıkıyor. Bu kenelerin ortaya çıkması sadece sıcaklığa bağlı ısı artışlarıyla görülebiliyor ama mevsime, rakıma, öncesinde ekolojik koşullara göre değişiyor ve türleri de değişiyor.”

MAVİ: KENELER EN ÇOK NİSAN VE EKİM AYLARINDA GÖRÜLÜYOR

“Genellikle nisan ve ekim ayları arasında keneleri görüyoruz. Keneler hem insanlara hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvanlara tutunabilen canlı türleridir. Çok sayıda kene türü bulunuyor ve bazı bölgelerde daha fazla görülüyor. Türkiye genelinde olduğu gibi Van özelinde de kahverengi kene, küçük kahverengi kene, orman keneleri ve Anadolu keneleri gibi farklı kene türleri bulunuyor. Bu kene türlerinin bazıları diğerlerine göre daha fazla dikkat edilmesi gereken türlerdir. Örneğin kahverengi keneler, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakalarının ana faktörlerinden biri olarak görülebiliyor.” dedi

“KENELER ERCİŞ, ÇALDIRAN, BAŞKALE VE ÖZALP GİBİ İLÇELERDE FAZLA GÖRÜLÜYOR”

Van’da özellikle bazı ilçelere dikkat çeken Uzman Doktor Mavi; “Van’da keneler bazı bölgelerde daha yoğun görülebiliyor. Özellikle tarım ve hayvancılığın yaygın olduğu, süt ve et ürünleriyle temas gerektiren meslek gruplarının bulunduğu alanlarda risk daha yüksek. Erciş, Çaldıran, Başkale ve Özalp gibi ilçelerde kene vakalarına daha sık rastlanabiliyor. Kene vücuda tutunduğunda uygun yöntemlerle çıkarılması büyük önem taşıyor. Vatandaşlar, mümkünse bir cımbız ya da benzeri bir araçla kenenin cilde tutunduğu noktaya en yakın yerden kavrayarak dikkatlice çıkarmalıdır. Bu işlem sırasında kenenin ezilmemesi veya parçalanmaması gerekiyor. Kene fark edildiğinde ise vakit kaybetmeden vücuttan uzaklaştırılması önem taşıyor.” Diye konuştu.

“ŞÜPHELİ DURUMLARDA HASTAYI KONTROL ALTINA ALIYORUZ”

Vücuda kene yapıştıktan sonra bazı belirtilerin ortaya çıktığını açıklayan Uzman Doktor Mavi; “Kene vücuda yapışan kişilerde bazı şikayetlere, semptomlara neden olabilir. Başta ateş yüksekliği olmak üzere, hâlsizlik olmak üzere, kas eklem ağrıları, bulantı, kusma, kanama bulguları da olmak üzere şikayetler neden olabiliyor. Kene tutunduktan sonra belli bir algoritmaya göre eğer vatandaş kendisi çıkarabiliyorsa uygun yöntemle olması gerektiği şekilde çıkarır. Çıkardıktan sonra biz vatandaşın kendisini 10 gün izlemesini istiyoruz. Saydığımız bu şikayetler yönünden eğer bunlardan herhangi birisi olursa hızlıca bir sağlık kuruluşuna başvurmasını istiyoruz. Kene çıkarılınca tabi bu kişinin bu şikayetleri var ise kene tutunduktan sonra o bizim için bu hastanın şüpheli olduğu anlamına geliyor. Bu belirtisi ve semptomlardan sonra hastanın tetkikleri de yapılır. Laboratuvar değerlerine bakılır.” Şeklinde konuştu.

“VAKALAR BELLİ BİR SÜREÇTEN GEÇİYOR”

Doktor Mavi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nde erken teşhis ve müdahalenin hayati önem taşıdığını vurgulayarak; “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakalarında hastalık, koagülasyon parametrelerinde tüketime yol açabiliyor. Yani tüketim koagülopatisi dediğimiz bir duruma neden olabiliyor. Bu nedenle D-dimer ve fibrinojen gibi değerlere bakılıyor. Bu vakalarda, kişi sağlık kuruluşuna başvurduktan sonra durum çok hızlı ilerleyebiliyor ve hastanın klinik tablosu kısa sürede kötüleşebiliyor. Bu yüzden hastanın ya da vakanın durumuna göre ek tetkikler ve ileri incelemeler yapılabiliyor.”

“KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ İÇİN MAALESEF KESİN BİR TEDAVİ YOK”

“Hastaların bir kısmını hastanede yatırarak, bir kısmını ise sağlık kuruluşlarında yakın takip altında izliyoruz. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, seyri hızlı ilerleyebilen hastalıklardan biri olduğu için erken müdahale büyük önem taşıyor. Kene temasından sonra kişilerin bir bölümü evde takip edilebiliyor. Özellikle keneyi kendisi çıkaran ancak sağlık kuruluşuna başvuran kişilerde; ateş, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, bulantı, kusma, ishal ya da kanama bulguları olup olmadığı değerlendiriliyor. Şikâyetlerin durumuna göre gerekli önerilerde bulunuluyor ve olası acil durumlar konusunda bilgilendirme yapılıyor. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi için maalesef kesin bir tedavi bulunmuyor. Daha doğrusu şöyle spesifik bir tedavisi yok destek tedavileri var. Bu kapsamda sıvı ve elektrolit desteği sağlanıyor, ateş kontrol altına alınmaya çalışılıyor ve hastanın genel durumu yakından takip ediliyor.”

“RİSK, ET VE SÜT TEMASI OLAN MESLEK GRUPLARINDAKİ KİŞİLERDE OLABİLİR”

Kritik meslek gruplarında yer alan ve kene teması bulunan kişilere klinik değerlendirmeler doğrultusunda antiviral tedavi uygulanabildiğini belirten Uzm. Dr. Mehmet Emin Mavi, süreci şu sözlerle özetledi: “Şimdi tabii bazı seçilmiş hastalar ya da risk grubu altındaki kişiler var. Bunlar sağlık çalışanları olabilir. Bunun dışında hayvancılıkla uğraşanlar ya da et ve süt teması olan meslek grupları olabilir. Bu risk gruplarındaki seçilmiş hastalarda, klinik değerlendirme sonucuna göre hekimler ribavirin denilen antiviral bir ilaç başlayabilir. Diyelim ki bu tedavilere başladık ve kişi hastanede yatıyor. Yatış sırasında vakaları tanımladık, değerlendirdik, izlemelerini yaptık, kan tahlilleri ve tetkiklerini aldık, laboratuvar tanılarıyla destekleriz.” Dedi

Teknolojiye rağmen 2 metrelik dükkanda 10 kişilik aileye bakıyor
Teknolojiye rağmen 2 metrelik dükkanda 10 kişilik aileye bakıyor
İçeriği Görüntüle

“HER HASTA YATIRILMIYOR AMA KKKA ŞÜPHESİ VARSA DURUM DEĞİŞİYOR”

Vakaların hastaneye yatış ve gerekirse yoğun bakıma alınma kriterlerine değinen Mavi, “Ancak yatış kriterlerinin de olması gerekiyor. Her hastayı yatırıyor muyuz? Aslında hayır. Ancak şüpheli, olası ve kesin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakalarının tamamının yatırılarak tedavi edilmesini istiyoruz. Eğer hasta yatırıldıktan sonra hızlı bir durum bozulması yaşanırsa, yoğun bakım şartlarında takip edilebilir. Bu durumlar; şok bulguları, ağır koma, solunum yetmezliği ya da çoklu organ yetmezliği gibi tablolar olabilir” Diye konuştu.

MAVİ: TEMAS YOLUYLA DA BULAŞ MÜMKÜNDÜR

İzolasyon tedbirlerini detaylandıran Uzm. Dr. Mavi, riskleri şu şekilde sıraladı: “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakalarında standart temas ve damlacık izolasyonu önlemlerinin alınması gerekiyor. Her enfeksiyon hastalığında uygulanan standart önlemler, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi için de geçerlidir. Damlacık dediğimiz; konuşma sırasında ağızdan çıkan veya ortamda bulunan mikro partiküllerdir ve bunlar bulaşa neden olabilir. Bunun yanında temas yoluyla da bulaş mümkündür. Cilt bütünlüğünün bozulduğu bir bölgeden, açık bir yaradan ya da tanılı kişinin vücut sıvılarıyla temas sonucu bulaş gerçekleşebilir. Bu nedenle hastaları ziyarete giden kişilere maske takmalarını, gözlük veya siperlik kullanmalarını önerebiliriz. Ayrıca kan, vücut sıvıları ve kontamine materyallerle temastan kaçınılması, kesici ve delici alet yaralanmalarının önlenmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

“VAN’IN KENELERİ ZARARSIZDIR” SÖYLEMİ LİTERATÜRE AYKIRI”

Bölgedeki kene popülasyonuna yönelik doğru bilinen yanlışlara dikkat çeken Mavi, şu ifadelere yer verdi: “Van’ın keneleri zararsızdır” şeklinde genel geçer bir bilgi doğru değildir. Keneler endemik olabilir. Van’da görülen keneler vardır, görülmeyen keneler de vardır. Çünkü çok sayıda kene türü bulunmaktadır. Ancak her kene türü bizim için potansiyel bir Kırım Kongo Kanamalı Ateşi riski taşıyabilir. Bazı kene türlerinin özellikleri farklı olabilir. Bazıları diğerlerine göre hastalığı daha geç ortaya çıkarabilir ya da daha az hastalık yapabilir. Konuşmanın başında bahsettiğimiz kahverengi kene, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi açısından ana faktörlerden biridir ve daha çok büyükbaş hayvanlarda görülür. Bu kene, örneğin orman kenesine göre hastalık yapma ihtimali daha yüksek olabilir. Ancak diyelim ki bölgede hiç kahverengi kene yok ve sadece Anadolu kenesi var. Bu durumda da Anadolu kenesi insan ve hayvanlara tutunabilir. Keneler tutunduktan sonra taşıdıkları virüsleri veya diğer mikroorganizmaları insana bulaştırabilirler” Diye aktardı.

“BU YIL VAN’DA BİLDİRİLEN HERHANGİ BİR VAKA YOK”

Halk sağlığı bilincinin gevşememesi gerektiğini hatırlatan Doktor Mavi, bölgedeki son durumu şöyle aktardı: “Bu nedenle “Van’daki keneler zararsızdır, tutunduklarında hastalığa neden olmazlar” şeklindeki bir söylem literatür açısından doğru değildir. Evet, Van’da hiç vaka görülmemiş olabilir. Keneler doğru şekilde çıkarılmış ya da tedavi sürecinde hızlı müdahale edilmiş olabilir. Ancak bu durum, tüm kenelerin zararsız olduğu anlamına gelmez. Böyle bir söylem insanların önlem almamasına neden olabilir. Halk sağlığı açısından da bunun yaygınlaştırılması doğru değildir. Kenelerin bulunduğu her durumda gerekli önlemlerin alınması gerekir. Bulaşıcı Hastalıklar Birimi olarak hizmet başkanlığımıza bağlı birimimize bu yıl içerisinde bildirilen herhangi bir kene kaynaklı vaka bulunmamaktadır. Bunun için bulaşıcı hastalıklar sürveyans ve erken uyarı sistemini kullanıyoruz. Anında ihbar edilmesi gereken hastalıklar kapsamında bize ulaşan herhangi bir vaka olmadı” dedi.

DOKTOR MAVİ: BİLDİKLERİ YERLERE GİTMELERİNİ ÖNERİYORUZ

Sıcak havalarla birlikte yeşil alanlara akın eden vatandaşların alması gereken bireysel korunma yöntemlerine değinen Mavi, “Sıcaklıkların artmasıyla birlikte vatandaşlar doğal olarak dışarı çıkıyor, piknik yapıyor, yüzmeye gidiyor, göl kenarlarında vakit geçiriyor. Otlak, çalılık, sazlık ya da uzun otların bulunduğu alanlara gidiyorlar. Öncelikle vatandaşların mümkün olduğunca bildikleri yerlere gitmelerini öneriyoruz. Ancak bilinen alanlarda bile ortamın önceden kontrol edilmesi gerekiyor. Uzun çalılar, otlar ya da kenelerin bulunabileceği alanlar varsa dikkatli şekilde gözlemlenmesini tavsiye ediyoruz.”

MAVİ: UZUN KOLLU KIYAFETLER GİYİLMELİ

“Bunun yanında kenenin vücuda tutunmasını önlemek için bazı tedbirler alınmalıdır. Uzun kollu kıyafetler giyilmeli, ayak bilekleri açıkta bırakılmamalı ve pantolon paçaları çorapların içine sokulmalıdır. Kısacası vücudu mümkün olduğunca koruyacak bir giyim tercih edilmelidir. Bazı vatandaşlar kene kovucu spreylerin kullanılıp kullanılamayacağını soruyor. Bunlar kullanılabilir. Etkinlikleri konusunda detaylı değerlendirme yapmak mümkün olmayabilir ancak kullanılmalarında genel olarak bir sakınca yoktur. Kene tutunmasını önlemek adına ek bir tedbir olarak değerlendirilebilir” Diye konuştu.

“65 YAŞ ÜSTÜ VE KRONİK HASTALIĞI OLANLARDA SEYİR DAHA AĞIR OLABİLİR”

Kene tutunmasının herkeste aynı klinik tabloyu yaratmadığını, bağışıklığı zayıf olan gruplarda riskin katlandığını dile getiren Uzm. Dr. Mehmet Emin Mavi, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Kene sağlıklı bir insana da tutunabilir, farklı yaş gruplarındaki kişilere de. Ancak 65 yaş üzerindeki bireylerde, kronik hastalığı bulunanlarda, uzun süreli tedavi görenlerde veya bağışıklık sistemi yeterince güçlü olmayan kişilerde sonuçlar daha ağır olabilir. Bu kişilerde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ortaya çıktığında hastalığın seyri daha hızlı ilerleyebilir ya da durum aniden kötüleşebilir. Çünkü bağışıklık sistemi sağlıklı bireylerde olduğu kadar güçlü olmayabilir. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin çok daha dikkatli olması gerekir” dedi.

Muhabir: VEYSEL İZGİ-ZENÜN YEŞİL