-  Aloo, alo polis mi?
- Evet bayan, buyrun. Nasıl yardımcı olalım size.
- Şey sanırım şu an evimde bir hırsız var. Çok korkuyorum. Lütfen yardım edin.
- Sakin olun. Siz neredesiniz şu an?
- Odamdayım. İçerden sesler geliyor. Lütfen yardım edin.
- Tamam sakin olun önce. Kesinlikle odadan dışarı çıkmayın ve sessiz olun. Biz gelene kadar bekleyin. Adresi verir misiniz, ekip yolluyorum hemen size.
- Tamam, adres.....
...
- Geç kaldınız, çok korktum memur bey.
- Her şey yerli yerinde gibi. Kıymetli bir şeyleriniz var mıydı? Kontrol ettiniz mi?
- Evet. İki yüzüğüm ve bir de...
- Bir de ne?
- Bir de duvardaki tablo?
- Vay anlaşılan hırsızımız sanata meraklı biriymiş. Kıymet-i harbiyesi var mıydı?
- Anlamadım.
- Yani değerli bir tablo muydu?
- Evet, bir müzayedede almıştım. 13 milyon vermiştim.
- Kaç, kaç, kaç????? On üç milyonnn ha! Yeni parayla on üç milyon ha? Neymiş bu tablo? 
- Osman Hamdi Bey'in " Yeşil Cami Önü " tablosu.
- Nasıl yani, on üç milyon ediyor mu bir tablo?
- 1882 ' de yapmış Osman Hamdi bu tablosunu. Osmanlı Devleti'nin günlük yaşayışını konu ediniyor. Çok kıymetli çok. Şu ana kadar satılan en yüksek miktardaki tablo bu. Basından hiç duymadınız mı?
- Kusura bakmayın ama on üç milyonu duvara mı astınız, hiçbir tedbir falan almadan ?
- Ya napaydım? Elbette asacaktım.Asmak için o kadar para verdim ben ona.
- Peki, sigortası falan var mıydı bu tablonun?
- Maalesef , düşündüm ama bir türlü fırsatım olmamıştı. 
- Hâlâ inanamıyorum, on üç milyon ve korumasız. Neyse, arkadaşlar duvarda parmak izi de arasınlar bakalım. İnşallah tabloyu buluruz. 
- Lütfen bulun, o çok ciddi bir tarihi eser. 
...
- Hacı napıyorsun işe çıkmıyor musun hiç?
- Ulan Ahmet sorma.Geçenlerde bir eve girdim. Yaşlı bir kadının eviydi sanırım. İlk girdiğimde hemen yatak odasına daldım. Kadın tek başına horul horul uyuyordu. Odada bir şey yok. Fenerle dolapları kurcaladım. Bir raftan iki tane yüzük çıktı. Onları cebe attım. Mutfağa varıncaya kadar her yeri aradım taradım bir şey yok. Tam evden çıkacağım duvarda bir resim. Bizim Bursa'daki camiye benzeyen bir cami var resimde. Ben doğduğumda anam göbek bağımı oranın bahçesine gömmüş. Aklıma annem geldi. Bursa geldi. Vay be dedim. Sırf boş çıkmamak için onu da aldım. Ama sahte bir şeydi herhalde. Bizim Kolpa Mehmet'e gösterdim. Bilirsin o anlar biraz bu işlerden. Evirdi çevirdi sağına soluna baktı" Sahte bu yirmi lira vermezler "dedi. Aldım eve götürdüm ben de. Hatun " Bir gün de eve helal lokma getir , bıktım senin işsizliğinden"  deyince biz kavgaya tutuştuk. Önce itiş kakış sonra hop resmi kafama indirdi. Nasıl sağlam bir çerçevesi varsa dünyaları saydım. Resmin başına gelmeyen kalmadı sonra. Küçük oğlan bu resim eksik deyip boyamaya başladı üstünü. Büyüğü sobayı tutuşturmak için önce çerçeveyi sonra resmi yakmış. Anlayacağın sadece iki yüzükle bir haftadır beli mi doğrultuyorum. Sen napıyorsun peki? Senin işler nasıl?
....
( İki gün sonra kahvehanede )
- Pencüse, severler güzeli genç ise..
- Oğlum zar tutma hele ya. Haberler başlamış ses ver kahveci şuna biraz. 
- Sevgili seyirciler, bir hırsızlık haberiyle bültenimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Geçen hafta İstanbul'un göbeğinde yaşanan hırsızlık olayında Osman Hamdi Bey'in ünlü Yeşil Cami Önü adlı tablosu kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerce çalındı. Tablonun sahibi yaşlı kadın C. tabloyu geçen ay bir müzayedede tam 13 milyon 509 bin lira vererek en yüksek fiyatla almıştı. Gördüğünüz bu tablo şimdi acaba dünyanın neresinde? Zonk TV olarak haberin takibinde olacağımızı belirtmek istiyoruz.
- Nasıl, nasıl lan nasıl? Bu tablo... Benim çalıp yaktığım resim. Yandımmm anammm!!

....

KISA

Özlemek  fiildir, çekilir

...

HOŞ GELSİN

Geceler uzun burda 
Mevsimlerin suçu yok bilesin
Zaten hepsinin canı cehenneme
Gittiğinden beri küskünüm açan güneşe
Uzun işte geceler anlasana
Soğuk yine yatağım
Ve derin bir yalnızlık arkadaşım
Gittiğinden beri diyordum
Umurumda değil dünya telaşesi
Ne Bakkal Hüsnü
Ne Kasap Nuri
Hepsinin diyorum hepsinin 
Canı çıksın
Bir sen iyi ol gittiğin yerlerde
Bir sen mutlu ol
Çabuk üşür ayakların,ellerin ve de burnun
Sıkı giyin
Canın çekerse yine tatlıyı 
Korkma saatten 
Canı çıksın ayrılıkların
Canı cehenneme sensizliğin
Bak,
Bak geliyor usuldan ölümüm
Belki diyorum bir umut
Buluşuruz arzı mahşerde
Geleceksen oralarda bana bir gün 
Varsın  o zaman 
Hoş gelsin
Ölümüm
...


YAMALI ŞİİR

Bir kağnı arabası kadar sakin
Ve Konya ovası kadar saydam sevdam
Rayların üstünde buharlı ütüler
Kravatsız mesaili beyaz gömlekliler
Acıtıyor aşkın şimdi
Bazen pul biber en kırmızısından
Bazen bıçak yarası usturalardan
Annemin ak sütü vardı en temiz en helal
Bir de gamzelerin var o kadar
Şairin dediği gibi
Akşam olmaz sensiz
Gel nerdesin...
Bakarsın sonbahar ağlar halime
En harbisinden bir şarap söyleriz sakiye.
Senin ağzında yanık bir türkü
Benim ağzımda yamalı bir küfür...