Yoksa Burhan alışkanlığından vazgeçemeyen zihinlerin Burhan olmuyorsa, murhan olur demesi ile kürsülerde boy boy fotojenik murhanlar mı göreceğiz?‏

 

Düşünüyorum da kader sözcüğü yaşam telaffuzumuzda olmasaydı, ne yapardık diye!

Alternatif bir olguyu bulup hayatımızın ”oyuncak” merkezlerine oturtmak zor olurdu her halde…

 

Hasta bir yönetimden sonra, gıcır gıcır bir başbakanla, seçim sandıklarından bahar koyunları gibi döndüğümüzde, geleceğe yönelik büyük umutlar taşımıştık.

 

Van’ dan giden vekil, milli eğitim bakanı olduğunda ise kader sözcüğünün temsil ettiği çaresizlik ve yenilmişlik hissini çoktan paketleyip rafa kaldırmıştık. Neden mi atmamıştık? E olmaz ya, belki bir gün gelir de lazım olur diye…

 

Sevincimiz had safhadaydı. Yeni yatırımlar, yollar, okullar, hastaneler, kremalı pastalar…

 

Rekor sayıda (7) milletvekilini Ankara’ya uğurlarken ağzımız kulaklarımızda kıpırdanarak bekliyorduk…

 

Beklentilerimiz, çoğu alanda gerçekleşmeye yüz tutsa da, ”Herkes gider Mersine, o gider tersine” deyişinde olduğu gibi, Van Belediyesinin bir türlü doğru yolu bulamadığı hissini uyandıran çalışmaları, içimizde derin hayal kırıklıkları yaşanmasına neden oldu.

 

Şehir merkezindeki çukurlara düştükçe, belki bir gün düzelir(!) temennisini gönlümüzden geçire geçire hüsnü zan naraları atıp durduk.

 

Yanlış konuşmak olmazdı öyle değil mi? Mazallah, ya sesimizi karşı taraftan duyan olursa?

Kol kırılsa da yen içinde kalmalıydı; yenin içindeki kırık kolun tedavi edilmek yerine saklanması, sonucu kangren ve kayıplara vardıracak olsa da.

 

İşte böyle!..

 

Günlerden bir gün, bütün protokol sözcüklerimi edebiyatlıya edebiyatlıya, resmi bir toplantıda oturmakta olan Burhan Yenigün’e yaklaşıp ona şehir içindeki parkların “yetersizliğinden” yakınmış, konu hakkında çözüm beklentilerimi dile getirmiştim.

 

Park meselesi hakkındaki anlattıklarım gerçek olsa da, fikrimdeki niyet, Burhan Yenigün‘ün Van Belediye başkanlığına ikinci defa aday gösterilmesini beynime onaylatarak onun öylesine özel olduğunu gösterecek ip uçları bulmaktı.

 

O gün, benimle konuşma teveccühünde bulunan ve ikinci dönem Van Belediye başkanı adayı gösterilen şahsın üzerimde uyandırdığı intiba, Ak parti hükümetinin, kendisini Van Belediyesinde görevlendirmekle son derece doğru bir karar verdiği olmuştu.

 

Yalnız, verilen görev konusunda ufak bir hata yapılmıştı. Belki başkanlık değil de, kapasitesine uygun daha hususi bir makam düşünülse idi, on ikiden vurulmuş olunacaktı.

 

Nitekim, hakkındaki yolsuzluk dosyalarının mayalanıp taştığı ve belediyenin taze kanını nerelere akıttığı konusunun hâlâ açığa kavuşturulmamış olunduğu, Yenigün tercihini bize dayatanların, belediyenin kaybı ve kayıpları ile  Van halkına nelere mal olduğunu düşünmeden olayı günlük üzüntü cümleleri ile geçiştirmeleri büyük bir hezeyan olmuştur.

 

Seçmenin tercihlerini göz ardı ederek, halkın büyük yüzdesinin oy kullanmaması sonucunu doğuran ve görünenin vuku bulması ile seçimi kaybeden Ak Parti “sorumluları” ne olur ne olmaz diye atmaktan çekindiğimiz, ”kader” sözcüğünü paketlerinden çıkarıp yaşamımızdaki eski yerine yerleştirttilerse de, kadere teslim olmaktan gayrı yapacak bir şey olmadığını da böylelikle görmüş olmaktan dolayı, destansı bir mutmainlik sergiledik.

   

Her şeye rağmen, başbakanın oluşturduğu serin rüzgarların göz ardı edilemeyeceği ve onun karizmasının gölgesinde yapılacak 2004 belediye seçimlerinde her şeyin daha iyi olacağını ummak, hayal etmek güzel oluyor.

 

Malum, Van artık büyük şehir; üç ayrı merkez ilçe, bir de büyük şehir belediye başkanı seçilecek.

 

Bakalım, geçmişin yaşanmışlıklarından ders alınarak tercih edilmiş, alanında tecrübe ve vizyon sahibi, misyonunu yürütebilir adaylar mı göreceğiz?

 

Yoksa, Burhan alışkanlığından vazgeçemeyen zihinlerin Burhan olmuyorsa, murhan olur demesi ile kürsülerde, boy boy fotojenik murhanlar mı göreceğiz?

 

Bilinçaltımızda kaderciliğin, her ölçüye uyar teselliliği, ruhumuzda umutla bekliyoruz… 

Hadi hayırlısı.