Son yıllarda iklim değişikliği, artan yüzey suyu sıcaklıkları, kuraklık ve kıyılardaki çekilmelerle sık sık gündeme gelen Van Gölü, bu kez farklı bir tehditle karşı karşıya. Bu yıl etkili olan yağışlar ve havzaya hayat veren akarsuların yeniden yüksek debilerle akması göl için kısa süreli bir rahatlama sağlasa da değişen mevsim döngüleri ve yükselen sıcaklıklar bölgenin geleceğine ilişkin endişeleri canlı tutuyor. Uzmanlar ise Van Gölü'nün geleceği tartışılırken gözden kaçan başka bir tehlikeye dikkat çekiyor. Van Gölü çevresinde yaşayan nüfusun 2 milyonu aştığını hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, gölü bekleyen asıl tehlikenin çekilme değil, arıtılmadan doğrudan göle bırakılan atık sular olduğunu söyledi.

AKKUŞ, VAN GÖLÜ HAVZASINDAKİ DEĞİŞİME DİKKAT ÇEKTİ!

Van Gölü Havzası’nda sıcaklık değişimlerinin yalnızca göl ekosistemini değil, bölgedeki yaşamın tamamını etkilediğini belirten Akkuş, iklim değişikliğinin sucul yaşam üzerindeki etkilerinden başlayarak havzadaki son durumu değerlendirdi. Akkuş, “Sıcaklık, Van Gölü Havzası için özellikle sucul ekosistem açısından büyük önem taşıyor. Çünkü balıklar soğukkanlı canlılardır. Yani balıkların vücut sıcaklığı, su sıcaklığına bağlı olarak değişir. Van Gölü'ndeki inci kefalinin göçünü tetikleyen ana unsurlardan biri de su sıcaklığıdır. Akarsulardaki su sıcaklığı 12-13 dereceye ulaştığında göç için uygun koşullar oluşur. Bu bölgedeki sıcaklığın etkisi yalnızca balıklarla sınırlı değil. Aslında sıcaklık, Van Gölü Havzası'nda yaşayan her bireyin hayatında önemli bir yere sahip. Kar yağışını, yağmur yağışını ve su döngüsünü doğrudan etkiliyor.” dedi.

Van Gölü'nün efsanesi geri döndü!
Van Gölü'nün efsanesi geri döndü!
İçeriği Görüntüle

AKKUŞ: VAN GÖLÜ YILDA İKİ KEZ NEFES ALIR

Gölün dışarıdan sakin görünmesine rağmen derinliklerinde devasa bir hareketlilik barındırdığını ifade eden Doç. Dr. Akkuş, “Van Gölü dışarıdan bakıldığında durgun ve hareketsiz bir ekosistem gibi görünebilir. Ancak Van Gölü, yaşayan ve dinamik bir ekosistemdir. Göl, her yıl iki kez adeta nefes alır ve bu süreç sıcaklığa bağlı olarak gerçekleşir. Van Gölü'nün yüzey sıcaklığı yaklaşık 4 santigrat dereceye ulaştığında, yüzeydeki sular öz kütlesi en ağır konuma geçerek dibe çöker. Dipteki daha sıcak sular ise yüzeye çıkar. Böylece göl tabanındaki organik madde bakımından zengin sular güneş ışığıyla buluşur ve gölün verimliliği en üst seviyeye ulaşır” diye konuştu.

AKKUŞ: VAN GÖLÜ BU YIL EN AZ 2-3 DERECE DAHA SOĞUK

Sıcaklık artışının havzadaki su kaybını doğrudan tetiklediğini belirten Akkuş, mevcut durumu şöyle özetledi: “Sıcaklığın bir diğer etkisi ise buharlaşmadır. Van Gölü'nde sıcaklık yükseldikçe buharlaşma hızı da artar. Geçen yıl havzaya düşen her bir damla yağışa karşılık, yaklaşık 3-4 damla su buharlaşma yoluyla havzayı terk etti. Van Gölü kapalı bir havzadır. Yağmur ve kar yağışı dışında su girdisi olmadığı gibi, buharlaşma dışında da bir su çıkışı bulunmaz. Dolayısıyla havzadan çıkacak su miktarını belirleyen en önemli etkenlerden biri sıcaklıktır. Geçen yılla kıyasladığımızda, Van Gölü bu yıl en az 2-3 derece daha soğuk. Bu bizim için avantajlı bir durum. Çünkü göldeki buharlaşma daha yavaş gerçekleşiyor. Buharlaşmanın artması, balıkçıdan çiftçiye, hayvancılıkla uğraşan üreticiden çobana kadar uzanan geniş bir zinciri etkiliyor. Sıcaklık arttığında çiftçinin daha fazla sulama suyuna ihtiyacı oluyor” şeklinde konuştu.

VAN GÖLÜ’NÜN SICAKLIĞI NE İFADE EDİYOR?

Havzadaki su kaynaklarının anlık durumunun sevindirici olduğunu dile getiren Doç. Dr. Akkuş, “Şu anda Van Gölü Havzası’na dökülen akarsular oldukça iyi durumda. Havzada göle dökülen irili ufaklı 111 akarsu bulunuyor ve bunların tamamı gürül gürül akıyor. Her yıl kuruyan Çolpan Suyu bile bu yıl gölle buluştu ve güçlü bir şekilde akmaya devam ediyor. Sıcaklık, meralarda hayvan otlatan üreticileri de etkiliyor.” Akkuş ayrıca; “Hava sıcak olduğunda otlar daha erken kuruyor. Bu da besicinin hayvanlarını daha uzun süre kapalı alanlarda beslemesine neden oluyor ve maliyetleri artırıyor. Bu nedenle Van Gölü’nün sıcaklığı bölge için önemli bir gösterge niteliğinde. Eğer sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde seyrederse, zor günler bizi bekliyor ve kuraklık riskinin arttığını gösteriyor. Şu anda Van Gölü’nün yüzey suyu sıcaklığı 18 ile 20 santigrat derece arasında değişiyor. Tatvan tarafı biraz daha serin, Erciş tarafı ise nispeten daha sıcak. Önümüzdeki günlerde hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte yüzey suyu sıcaklığının 23-24 santigrat dereceye ulaşacağını öngörüyorum,” dedi.

AKKUŞ: ARTIK KIŞ MEVSİMİNE GEÇ GİRİYOR

Mevsimsel döngünün Van Gölü Havzası’nda kuraklığı etkilediğini ifade eden Akkuş şöyle devam etti: “Van Gölü Havzası'nda yaşanan kuraklıkların en önemli nedenlerinden biri de mevsim döngülerindeki değişimdir. Artık kış mevsimine daha geç giriyor, yaz mevsimini ise daha erken karşılıyoruz. Bugün Van’da 50-60 yaşındaki insanlarla konuştuğunuzda, kasım ve aralık aylarında kar yağışının başladığını, ocak ayında damların üzerinde yarım metreyi aşan kar örtüsünün bulunduğunu anlatırlar. Nisan hatta mayıs ayına kadar kar örtüsünün devam ettiği dönemlerden söz ederler. Günümüzde ise kar yağışını görmek için çoğu zaman ocak ayının ortalarını ve şubat ayını beklemek gerekiyor. Dolayısıyla mevsimlerin alışılmış kalıplarında belirgin değişiklikler yaşanıyor. Kışa geç giriyor, yaza ise daha erken ulaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

VAN GÖLÜ’NÜN 600 BİN YILLIK GEÇMİŞİNDE BÜYÜK ÇEKİLMELER VAR

Gölün tarihsel süreç boyunca geçirdiği jeolojik evrelere değinen Doç. Dr. Mustafa Akkuş, geçmişte suların bugünkünden çok daha geride olduğunu hatırlattı: “Van Gölü yaklaşık 600 bin yıllık bir geçmişe sahip devasa bir su kütlesidir. Bizler ise bu uzun geçmişin yalnızca çok küçük bir bölümüne tanıklık ediyoruz. Doğadaki göller de insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Ancak bu süreç göller için yüz binlerce yıl sürer. Van Gölü bundan yaklaşık 100 bin yıl önce öylesine çekilmişti ki Tatvan açıklarında yalnızca küçük bir su birikintisi kalmıştı. Bugün su altında bulunan alanlarda insanlar tarım yapmış ve yerleşim yerleri kurmuştu. Daha sonraki dönemlerde göl yeniden yükselerek Erek Dağı’nın eteklerine kadar ulaştı. Bugün yaşadığımız yerler bir zamanlar sular altındaydı.”

“VAN GÖLÜ'NÜN ÇEKİLMESİ BİR YILDA ORTAYA ÇIKMIŞ BİR SORUN DEĞİL”

“Aslında bugün Van Gölü olarak bildiğimiz şekil, son yaklaşık 6 bin yılda oluştu. Ancak son yıllarda iklimde olağan dışı değişiklikler yaşanıyor. Yağışların azalması ve sıcaklıkların yükselmesi nedeniyle Van Gölü'nün geri çekildiğini görüyoruz. Elbette göl biraz daha çekilebilir. Ancak bu yıl yağışların bol olması nedeniyle vatandaşların aklında şu soru oluştu: “Bol yağış aldı, Van Gölü yeniden yükselecek mi?” Hayır, yükselmeyecek. Çünkü Van Gölü’nün çekilmesi bir yılda ortaya çıkmış bir sorun değil. Bu, 20-30 yıllık bir sürecin sonucudur. Üstelik söz konusu olan, evimizin bahçesindeki küçük bir havuz değil; Marmara Denizi’nin yaklaşık üçte biri büyüklüğünde, 3 bin 712 kilometrekarelik devasa bir su kütlesidir. Bu büyüklükteki bir gölde yalnızca 1 santimetrelik değişimin bile telafisi uzun yıllar alabilir. Bu nedenle yalnızca bir yılın yağış verilerine bakarak Van Gölü’nün geleceği hakkında kesin değerlendirmeler yapmak mümkün değildir. Bir yıllık yağış bolluğu gölü eski seviyelerine döndürmeye yetmeyecektir.” şeklinde konuştu.

“GÖL ÇEKİLİR VE YÜKSELİR, ASIL TEHLİKE ATIK SULAR”

Van Gölü’nün tarih boyunca geçirdiği seviye değişimlerinin doğanın kendi dengesi içinde çözülebileceğini, ancak insan kaynaklı kirliliğin gölün sonunu getireceğini vurgulayan Akkuş, tehlikenin boyutunu şu sözlerle özetledi: “Van Gölü için asıl büyük tehlike çekilme değildir. Göl, tarih boyunca defalarca çekilmiş ve yeniden yükselmiştir. Belki gelecekte bugün üzerinde yaşadığımız bazı alanlar yeniden su altında kalacaktır. Van Gölü yükselecek belki de bunu bizler görmeyeceğiz fakat bugün için Van Gölü’nün karşı karşıya olduğu en büyük tehdit, arıtılmadan göle bırakılan atık sulardır. Çünkü göl çevresindeki nüfus tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar artmıştır. Günümüzde Van Gölü çevresinde 2 milyondan fazla insan yaşamaktadır. Üstelik tüketim alışkanlıkları da geçmişe göre kat kat yükselmiştir” diye konuştu.

AKKUŞ: GÖLÜ KORUMAK HER BİREYİN ORTAK GÖREVİDİR

Mavi mirasın korunmasında her vatandaşın çevre bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Mustafa Akkuş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu kadar büyük bir kirlilik yükünü Van Gölü'nün taşıması mümkün değildir. Bu nedenle en önemli tehlike, gölün çekilmesi ya da yükselmesi değildir. Van Gölü’ndeki arıtma tesislerinin etkin ve düzenli şekilde çalıştırılması en önemli etkenlerdendir. Van Gölü'nün korunması yalnızca kurumların sorumluluğunda değildir. Bu, göl çevresinde yaşayan her bireyin ortak görevidir. Eğer bugün Akköprü Deresi çocuk bezleri ve çeşitli atıklarla doluysa, bunun hiçbir kurum baş edemez temizlemeyle dolasıyla her bir birey bu suçtan bu sorumluluktan nasibini alıyor” dedi.

Muhabir: ZENÜN YEŞİL - NECMETTİN DURSUN