ŞEHRİVAN HABER: ORHAN SAĞLAM- ŞABAN BEYAZSAÇ

Küresel iklim değişikliği ve artan sıcaklık nedeniyle oluşan kuraklık ciddi boyutlarda ulaşıyor. Son dönemlerde kuraklıktan en çok etkilenen kentlerin başında Van gelirken, kış mevsimi de sönük geçmeye devam ediyor. Yapılan araştırmalarda Van Gölü havzası ve çevresindeki su kaynakları ile akarsu ve göllerin seviyesinde, kuraklık nedeniyle azalmalar tespit edilirken, yağışlarda da düşüşler yaşanmaya devam ediyor. Kuraklık, iklim değişikliği Van için tehlike çanlarının çalmasına devam ederken kentteki gidişat gelecek için daha çok endişe veriyor. Kışın en yoğun yağış alması gereken aylarını bahar havasında geçiren Van’da iklim değişikliği ciddi manada hissedilirken Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş da önemli değerlendirmelerde bulundu. Akkuş, kış aylarının kısaldığını ve yaz aylarının ise uzadığına dikkat çekerek, ortalama hava sıcaklıklarının ise gidererek arttığını söyledi.

YAĞIŞLAR DÜŞÜYOR, KURAKLIK ARTIYOR!

Son dönemlerde sıkça konuşulan ve tartışılan iklim değişikliği konusunda Van en kötü dönemlerinden birisini yaşıyor. Van Gölü’nde ciddi su azalmasının olduğu, son birkaç yılın yağışsız geçtiği süreçte tehlike her geçen gün daha da büyüyor. Geçtiğimiz yıl yağan yoğun kar yağışına rağmen Van’da kuraklık tehlikesi son bulmadı. Su kaynakları bir bir yok olurken, göller ve barajlar kururken Van Gölü de tarihindeki en büyük çekilmelerden birisini yaşıyor. Kış ayında yağış olmaması ve sıcaklıkların baharı hatırlatması sonrası bazı ağaçlar adeta yeniden yeşillenirken gidişat akademisyenlerin ve bilim insanlarının da sık sık uyarılar yapmasına neden oldu. Bu anlamdaki uyarılardan birisini sık sık konuya dikkat çeken isimlerden Akkuş yaparken, iklim krizinin yarattığı tahribattan söz etti.

İKLİM KRİZİ ARTIYOR, VAN GÖLÜ GÜN GEÇTİKÇE KURUYOR!

Van’daki kuraklıkla ilgili son durumu anlatan Van YYÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, Van Gölü’nün ayrı bir öneme sahip olduğunu söyledi. Akkuş, cümlelerini şöyle sürdürdü: “Van Gölü kapalı bir havzada yer alıyor. İklim değişimlerinin izlenebileceği en harika bölgelerin başında geliyor. Gölün kenarına gittiğiniz zaman kıyıya çıkan mikrobiyalitlerin geçen sene ve bu seneki karada kalan kısımlarını oranlarsanız, çekilme hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Bu göl bir açık hava laboratuvarı anımsatıyor. Kuraklık ve küresel iklim değişikliğini bir birinden ayırt etmemiz lazım. Kuraklık bir sonuçtur, küresel iklim değişimi de o sonucun ortaya çıkmasına bir sebeptir. Van Gölü’ne su girişi yağmur ve kar yağışları oluşturuyor ve su çıkışı ise buharlaşma ile meydana geliyor.”

OCAK AYINDA OLMAMIZA RAĞMEN VAN’DA KAR YOK”

Akkuş, “Küresel iklim değişiminin en belirgin göstergelerinden biri kışın kar olarak düşmesi gereken yağışın yağmur olarak düşmesidir. Yukarda kar yağışı olarak başlayan yağış yeryüzüne yaklaştıkça sıcaklıkla beraber yağmura dönüşüyor. Bizim için önemli olan kar yağışıdır, çünkü bu aylarda dağların tepelerine yağıp biriken kar, yaz aylarında yavaşça eriyerek akarsuları besliyor ve buda bizim su depolarımızı oluşturuyor. Fakat içinde bulunduğumuz dönem itibarıyla maalesef kar yağışı alamıyoruz. Bunlarda iklimin değiştiğinin çok açık bir göstergesidir. Bizler kış aylarında geç giriyoruz ve yaz aylarını ise erken karşılıyoruz. Çünkü ortalama hava sıcaklıkları arttı. Ocak ayında olmamıza rağmen Van’da kar yok. 50-60 yıl gerilere gittiğimiz zaman Van’da Ekim ayından itibaren kar yağışının etkili olduğunu yaşlılarımız anlatıyor. Şuan ise hava günlük güneşlik. Kış mevsimi kısaldı, yaz mevsimi uzadı. Buda bölgemizdeki kuraklığı tetiklemeye devam ediyor” şeklinde konuştu.

BİZİ ZORLU BİR SÜREÇ BEKLİYOR…

Suyun hayati öneme sahip olduğunu bir kez daha hatırlatan Akkuş, “Önümüzdeki aylarda kar yağışı olmazsa yaz aylarını da kurak geçireceğimiz anlamına geliyor. Yine Van Gölü havzası yaz aylarında gölde yaşayan İnci Kefallerinin sürüler halinde akarsulara göç ediyor. Bugün havzada 30 bine yakın insan balıklardan geçimini sağlıyor. İnci Kefali neslinin devam etmesindeki en önemli etken göçün sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi lazım. Dolayısıyla İnci Kefali ve kar yağışı arasında çok büyük bir bağlantı var. Kışın kar yağacak ki yazın derelerde su olsun ve olmadığı taktirde çok zorlu bir dönem bizi bekliyor demektir. Derelerdeki balıklar, ürün yetiştiren çiftçi ve herkes için su çok önemlidir. Teknolojimiz ne kadar gelişse de tarlalarımızda buğday ve arpa yetişmiyorsa bu teknolojinin hiçbir önemi yok. İnsanlar için temel ihtiyaçlar çok daha önem arz ediyor.” ifadelerini kullandı.

KURAKLIK SORUNU DERİNLEŞİYOR!

Dünyanın ortak sorunu haline gelen küresel iklim krizinin Türkiye’yi etkilediğine vurgu yapan Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, “Sanayi devriminden sonra artan fosil yakıt kullanımıyla beraber havadaki sera gazı ve karbondioksit oranının artmasıyla birlikte iklimde yaşanan değişimlere küresel ısınma denir. Normalde güneş ışınları dünyaya geldikten sonra yeryüzüne çarpıp belli bir miktarın uzay boşluğuna gitmesi lazım. Sera gazı dediğimiz ve özellikle karbondioksit uzaya giden ısıyı atmosferde hapsediyor ve böylelikle dünyanın ortalama sıcaklığı yükselmeye başlıyor. Dünyanın birçok yerinde küresel iklim değişiminin etkilerini çok sert bir şekilde görüyoruz” .

“YARIK KURAK BÖLGEDELER KÜRESEL ISINMADAN ÇOK FAZLA ETKİLİYOR”

“Küresel iklim değişimleri orta enlemler ve orta enlemlere yakın Türkiye gibi ülkeleri çok daha olumsuz etkiliyor. Yarık kurak bölgedeki ülkeler küresel ısınmadan çok fazla etkiliyor. Bizim ülkemizde yarı kurak bir bölgede yer alıyor. Bulunduğumuz coğrafyanın tarihi hep büyük kuraklıklarla dolu. İnsanlar kuraklıktan dolayı hep göç etmişler. Tarihi kayıtlarda ise Diyarbakır’dan Van’a tahıl sevkiyatı anlatılıyor. Ancak şuan ulaşılan boyut ise ileri düzeye ulaşmış, çünkü birçok gölün kuruduğunu görüyoruz. Küresek iklimin en bariz örnekleri göller ve akarsular da belli oluyor. Debi azalıyor ve göller çekiliyor.” Dedi.

Editör: TE Bilisim