İklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıklar ve değişen yağış rejimi, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. Van Gölü Havzası ise 2026 yılında aldığı kar ve yağışlarla önemli bir nefes aldı. Özellikle kar yağışları yeraltı sularını beslerken, havzadaki su kaynaklarında da toparlanma yaşandı. Ancak bu olumlu tablo uzun vadeli tehlikeyi ortadan kaldırmadı. Artan sıcaklık ve şiddetlenen buharlaşma nedeniyle Van Gölü ve havzadaki diğer göller alan kaybetmeye devam ederken, kuraklık tehdidi de sürüyor. Şehrivan’a değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, havzanın geleceğinde daha sıcak ve kurak bir dönemin yaşanacağı uyarısında bulundu.

YAĞIŞLARA RAĞMEN TEHLİKE SÜRÜYOR

Van Gölü Havzası’nda son yıllarda etkisini daha fazla hissettiren sıcaklık artışı ve kuraklık, bölgedeki su kaynakları üzerindeki baskıyı giderek artırıyor. 2026 yılında etkili olan kar yağışı ve yağmurlar, havzadaki su kaynaklarına kısa süreli de olsa nefes aldırdı. Ancak uzmanlara göre bu yağışlar, uzun süredir devam eden su kaybını telafi etmek ve kuraklık tehdidini tamamen ortadan kaldırmak için yeterli olmadı. Artan sıcaklıklarla birlikte buharlaşmanın hız kazanması, yağışlardan elde edilen su miktarının önemli bölümünün yeniden kaybedilmesine neden oluyor. Van Gölü başta olmak üzere havzadaki diğer göllerde de su seviyelerindeki düşüş sürerken, özellikle sığ sahil kesimlerinde yaşanan çekilmeler dikkat çekiyor. Göl seviyesindeki gerilemenin devam etmesi halinde bazı sahil kesimlerinin ilerleyen dönemde tamamen kara görünümüne bürünmesi bekleniyor.

VAN GÖLÜ HAVZASI’NDA SU KAYNAKLARI ALARM VERİYOR

Van Gölü Havzası’nda su kaynaklarının geleceğine ilişkin endişeler de her geçen gün artıyor. Geçmiş yıllarda yağışların düşük seyretmesi, özellikle yüksek kesimlerde bulunan birçok gölün küçülmesine ve bazı göllerin tamamen kuruma noktasına gelmesine yol açtı. Sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte artan buharlaşma ise göllerdeki su kaybını daha da hızlandırıyor. Yağışların bol olduğu dönemlerde dahi önceki yıllarda yaşanan su kaybının tamamının telafi edilememesi, havzanın ne kadar hassas bir süreçten geçtiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, yağış miktarındaki düşüşün birkaç yıl daha devam etmesi durumunda Van Gölü ve bölgedeki diğer göllerin yeniden ciddi su kayıplarıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor. Su kaynaklarının korunması için yağış miktarının yanı sıra sıcaklık, buharlaşma ve su kullanımının da birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

“VAN GÖLÜ HAVZASINDA BUHARLAŞMANIN ŞİDDETİ ÇOK ARTTI”

Geçmiş yıllarda yağışların düşük seyretmesi, yüksek kesimlerdeki birçok gölün kurumasına ve yok olmasına neden olduğunu söyleyen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, sözlerine şöyle başladı; “ Her şeyden önce Van Gölü Havzası’nın sıcaklığı artıyor Havzada yağışın miktarında bir azalma var ama daha önemlisi buharlaşmanın şiddeti çok arttı. Şimdi bu da havzadaki bütün o su kaynakları üzerinde muazzam bir baskı yaratıyor. Yani başta merkezde o büyük gölümüz Van Gölü olmak üzere işte Erçek Gölü ve diğer birçok göl üzerinde muazzam bir baskı yaratıyor. Geçen yıllarda yağışta kaydedilen o düşük seviyeler yükseklerdeki göllerin önemli bir kısmının kurumasına, yok olmasına neden oldu. Yani göller suyla buluşamadı, yeterince suyla buluşamadı. Yaz aylarında var olan su da buharlaşmayla yok oldu, dolayısıyla göller kurudu. Ancak 2026 yılı bir istisna. Biz normalde havzada uzun yıllık verilere baktığımızda iki tane maksimum dönem kaydediyoruz. Bunlardan birisi Kasım, biri de Nisan. Yani havza aslında geçmişte Kasım ayında 100 milimetreler civarında bir yağış alıyor, Nisan ayında da 100 milimetreler civarında yani maksimumlar kaydediyoruz. Ancak son 20 yıldır havza yavaş yavaş o sonbaharda düşen yağışlardan maalesef faydalanamıyor. Ama son yıllarda artık Mayıs ayı bizim yağışlı aylarımızdan biri oldu.” Dedi.

ALAEDDİNOĞLU: VAN GÖLÜ HAVZASI'NIN İKLİMİ KÖKLÜ BİR DEĞİŞİKLİĞE UĞRAYACAK

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu; “2026 bu anlamda da bir istisna oldu. Düşen yağışın önemli bir kısmı kar şeklinde gerçekleşti. Kar şeklinde yağışın gerçekleşmesi havza açısından gerçekten olağanüstü bir güzellik. Çünkü kar şeklinde yağış düşünce birincisi o karın önemli bir kısmı toprağa süzülüyor yani yeraltı su sistemlerini besliyor. Şimdi tam da böyle sıcak bir yıl, yani 2026 dünyanın en sıcak yıllarından birisi muhtemelen, kayıtlar yakında açıklanacak. Tam bu sıcak ve buharlaşmanın o en şiddetli olduğu yılda bizim aslında 2026'da aldığımız yağışlar bizim can simidimiz oldu, can suyumuz oldu. Ama diğer taraftan şöyle bir durum daha var. Şimdi biz biliyoruz yine kayıtlar, istatistikler bize şunu gösteriyor, Doğu Anadolu ve içinde bulunduğumuz Van Gölü Havzası özellikle son yıllarda muazzam bir sıcak hava dalgasına maruz kalıyor. Yani geçmişle kıyasladığımızda sıcak hava dalgalarının sayısının çok şiddetli bir şekilde arttığını görüyoruz. Yani daha fazla sıcak hava dalgası bizi etkiliyor. Bu kaçınılmaz bir şekilde bize neyi, nereye götürecek? Muhtemelen yakın gelecekte Van Gölü Havzası'nın iklimi hakikaten köklü bir değişikliğe uğrayacak. Yani havza artık o bildiğimiz klasik karasal, hatta zaman zaman nemli olarak da ifade ettiğimiz yarı nemli böyle çünkü gölün o ılıtıcı etkisinden, neminden kaynaklı olarak. Onu büyük ölçüde kaybedecek. Çünkü havzaya muhtemelen Akdeniz iklimi girecek ve burada Akdeniz ikliminin bütün belirtilerini göreceğiz.” Diye konuştu.

“HAVZAYLA İLGİLİ TEHDİT YİNE DEVAM EDİYOR”

Van Gölü Havzası’nın ilerleyen zamanlarda alan kaybetmeye devam edeceğini söyleyen Alaeddinoğlu: “Yazların daha sıcak, daha kurak olacağı, dolayısıyla sıcaklıkların artacağı, buharlaşmanın şiddetinin artacağı bir yapıya dönüştürecek. Dolayısıyla bizim havzamızla ilgili aslında tehdit aynen devam ediyor. Değişen hiçbir şey yok. Uzun vadede Van Gölü Havzası sıcaklığı artacak, buharlaşmanın şiddeti artacak, yağışta azalma devam edecek. Ama zaman zaman işte 2026'da olduğu gibi böyle ekstrem yağışlar alabilir miyiz? Tabii ki alabiliriz. Ama bu nihayetinde bizim bütün su kaynaklarımızın, bütün sulak alanlarımızın alan kaybetmesinin önüne geçmeyecek. Alan kaybetmeye devam edeceğiz. Birkaç yıl üst üste kurak bir dönem yaşarsak muhtemelen o yükseklerdeki göllerimizin önemli bir kısmı yine kuruyacak. Yani biz bu süreci yaşayacağız ve süreç gittikçe aslında bizim hiç de arzu etmediğimiz, istemediğimiz kurak bir döneme doğru bütün havzayı taşıyor. Bu da gelecek açısından hakikaten ciddi bir sorun.” Şeklinde konuştu.

“YAKIN GELECEKTE BİZ DAHA CİDDİ SU SORUNLARI YAŞAYACAĞIZ”

Alaeddinoğlu; “Havzada öyle çok büyük barajlar yok, 4 tane baraj var. Yani şöyle düşünün: Yeraltı su sistemleri olmasa, yeraltı su anlamında havzayı destekleyen bir yapı olmasa bu barajlar havzadaki o nüfusun 1.2 milyon insanın ihtiyaç duyduğu o suyu muhtemelen birkaç ay karşılayacak. Ondan sonra ciddi bir su sorunuyla karşı karşıya kalacağız. O yüzden bizim hakikaten havzanın tamamında stratejik açıdan da çok değerli ve önemli olduğunu düşündüğüm bir su yönetimine ihtiyacımız var. Yakın gelecekte biz daha ciddi su sorunları yaşayacağız. Hem insanların içme suyu hem tarımla uğraşanların sulama suyu hem de kullanma suyu noktasında daha sıkıntılı günler bizi bekliyor diyebiliriz.”

Van’da tek öğretmen iki öğrencisiyle hayallerine birlikte yürüyor
Van’da tek öğretmen iki öğrencisiyle hayallerine birlikte yürüyor
İçeriği Görüntüle

“BÜTÜN GÖLLER ALAN KAYBETMEYE DEVAM EDECEK”

Her yıl açığın neredeyse bin milimetrenin üzerinde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alaeddinoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Van Gölü Havzası sulak alanlar açısından zengin bir yer. Şimdi buradaki bir buharlaşma yaklaşık bin 700, bin 800 milimetreler 2 bin milimetreyi bulan zamanlar bile oluyor. Her yıl açık neredeyse bin milimetrenin üzerinde. Şimdi bu açığı kapatmanız mümkün değil. Şimdi Güneydoğu'da buharlaşmanın şiddeti 3 bin milimetredir, oraya düşen yağış 600 milimetre. Açık çok çok daha yüksek ama Güneydoğu bizim kadar sulak alana sahip değil, su kaynaklarına sahip değil. Orada su olmadığı için buharlaşma bu kadar gerçekleşmiyor ama bizde su var. Sulak alanlar var, Van Gölü var, Erçek Gölü var, birçok gölümüz var. Dolayısıyla bütün bu göller alan kaybetmeye devam edecek. Yani dediğim gibi zaman zaman bazı yıllar çok ekstrem yağışlar alırsak bir iyileşme, belli ölçüde bir iyileşme olur ama tekrar geri kazanmak gibi bir süreç bundan sonra pek görmek mümkün değil.” Diye aktardı.

“SUYU KORUMAK İÇİN SU TALEBİ AZ OLAN BİTKİLER EKİLEBİLİR”

Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, su kaynaklarının korunması için tarımda su tüketimi düşük bitkilere yönelmenin önemine dikkat çekerek sözlerini şöyle noktaladı; “Suyu korumak, kullanma noktasında o kadar çok yöntem var ki su hasadından tutun bölgedeki o bitki çeşitliliğini koruyacak adımlar atılabilir. Mesela artık çok su talebi olan bitkiler değil daha az su talebi olan bitkiler ekilebilir. Yani tarımla uğraşan insanları da o anlamda bir dönüşüme tabi tutmak lazım. Yani o su yönetimiyle kastettiğim şey bütün bunları içine alacak. Tarımı da sanayiyi de içme suyunu da her şeyi. Bütün o düzeni, o dengeyi sağlayacak en azından gelecek yıllara uyum açısından birtakım kazanımlar elde edecek adımların atılmasını sağlayacak bir yapı.” Şeklinde konuştu.

Muhabir: NECMETTİN DURSUN - ZENÜN YEŞİL