ŞEHRİVAN HABER: FATMA NUR POLATCAN-ZENÜN YEŞİL 

Son yıllarda sürekli olarak iklim değişikliği ve kuraklık nedenli küçülmesi ve sularını kaybetmesi ile gündeme gelen Van Gölü için bir taraftan seferberlik sürerken diğer tarafta ise büyük bir tahribat gerçekleşiyor. Kıyıdaki temizlik çalışmaları ve birtakım önlerle gölü kurtarma çalışmaları sürerken diğer taraftan ise tam kapasite çalışmayan arıtmalar, kıyılardaki bireysel kirlilik ve toplu atıklarla göl yaralanmaya devam ediyor. Van Gölü kıyısında plastikten sigara izmaritlerine, yiyecek atıklarından boş su şişelerine kadar her türlü çöp bulunurken bu durum göldeki tahribatı daha büyük seviyelere çıkarıyor. Gölün bu yöndeki kirliliği sürerken Van Çevre, Tarihi Eserleri Koruma Araştırma ve Geliştirme Derneği (Van ÇEVDER) buna dikkat çekmek için göl kıyısında basın açıklaması gerçekleştirip “Van Gölü bizim değerimizdir. Kıymetlimizdir. Değeri parayla pulla alınmayacak kadar büyüktür.” dedi. Kalçık, kıyıdaki kirliliğe dikkat çekerek göl havzasında yaşayanlara bir kez daha “Kirletmeyelim” çağrısında bulundu.

Van’da ne turizm hareketliliği var ne bayram! Van’da ne turizm hareketliliği var ne bayram!

VAN ÇEVDER, VAN GÖLÜ KIYISINDA BASIN AÇIKLAMASI DÜZENLEDİ 

Uzun yıllardır kentteki çevresel kirlilik, tahribat ve Van Gölü’ne dikkat çeken açıklamaları yapan Van ÇEVDER’in başkanlığını yapan Ali Kalçık bir kez daha Van Gölü için kameraların karşısına geçti. Uzun yıllardır yaptığı gibi Van Gölü hassasiyeti ile bir kez daha açıklama yapan dernek Başkan Kalçık, özellikle kıyılarda oluşturulan kirliliğe dikkat çeken açıklamasında önemli vurgular yaptı.

YENİ BİR MÜCADELE HAREKETİ KURULUYOR: KIYI HAREKETİ DAYANIŞMA AĞI

Kalçık, Van Gölü kıyılarının yok edildiğini belirterek sözlerine şöyle başladı: “Türkiye’nin dört bir yanında mücadele eden kıyı hareketleri olarak bir araya geliyor ve bundan sonra mücadelemizi dayanışmayla daha da güçlendirerek, Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı'nı kuruyoruz. Kıyı savunucuları olarak bizler; doğanın bir parçası olan kıyıların yok edilmeye çalışıldığını biliyoruz. Kıyılar üzerindeki rant politikalarına dur diyoruz. Çünkü bir yandan kıyıların işletmeye açılması yoluyla özel-mülkleştirildiğini ve halkın serbest ve ücretsiz erişimine kapatıldığını görüyor, bir yandan da kıyılardaki doğal yaşamı bozan tüm yapılaşma ve hizmet adı altındaki faaliyetlerin kıyı ekosistemine geri dönüşsüz zararlar verdiğini biliyoruz.” 

KALÇIK: VAN GÖLÜ BİZİM KIYMETLİMİZDİR

Van Gölü’nün önemine değinen Kalçık, “Coğrafik yapısı nedeniyle doğa harikası olan bin 726 rakımındaki Van denizi, ilimiz ve bölgemiz için en büyük turizm getirisi ve istihdam kaynağıdır. Van Gölü bizim değerimizdir. Kıymetlimizdir. Değeri parayla pulla alınmayacak kadar büyüktür. Dünyanın en büyük sodalı ve tuzlu gölüdür. Dünyada güzelliği çekilmiş ve dünyanın en güzeli seçilmiştir. Türkiye’nin 5’te 1 sulak alanları Van Gölü Havzası’ndadır. Sulak alanları da çok değerlidir. Milyonlarca canlının ürediği, yaşadığı, beslendiği bir yerleşim alanıdır. 430 kilometre sınırı olan ve her metresinde ayrı güzellik taşıyan bu değeri maalesef yeterince koruyamamaktayız. Değerini bilmiyoruz” diye aktardı. 

“VAN GÖLÜ’NÜ BEKLEYEN BÜYÜK TEHLİKELER VAR”

Van Gölü kıyısında yaşanan problemleri dile getiren Kalçık, “Bu basın açıklamamızda kıyıların önemine vurgu yaptık. Kıyılar bütün canlılara aittir. Hiçbir güç tarafından gasp edilemez, işgal edilemez. Ama maalesef Van Gölü’ne sahip çıkamıyoruz. Küresel ısınmadan dolayı Van Gölü ciddi şekilde çekiliyor. Bu ciddi bir tehdittir. Bunun yanında Van Gölü’nü besleyen 102 tane akarsuyu var. Özellikle 2023 yılında bunlar kuruma noktasına geldi. Bu sene yağan yağmura rağmen o risk hâlâ devam ediyor. Bunun yanı sıra ciddi bir kirlilik sorunu var. Van Gölü çevresinde yaklaşık 1 milyon 300 bine yakın insan yaşıyor. Bunların dolaylı ve dolaysız şekilde evsel kanalizasyon atıkları Van Gölü’ne akıyor. Bu çok önemli bir sorun. Van Gölü’nün çevresi işgal edilmiş. Van Gölü’nü bekleyen büyük tehlikeler var” dedi. 

“HER YIL BİNLERCE TÜR YOK OLUYOR”

Kalçık, her yıl binlerce türün yok olduğunu dile getirerek, “Yeryüzünün varoluşuyla birlikte var olan kara ve su ekosistemlerinin kesişme noktaları, biyolojik çeşitliliğin en zengin olduğu kıyıların, iklim kriziyle birlikte yok olmaya doğru hızla gittiğini gören ve bu gidişe karşı mücadele etmeyi hepimizin insanca yaşaması için görev sayanlar bir araya geldik. Her yıl binlerce türün yok olduğu bir yeryüzünün, doğaya hâkim olma anlayışındaki endüstriyel kapitalizmle mücadele etmeden kurtulamayacağının farkındayız. Ekolojik ortak varlıkları yok etmeye devam ederek, çeşitli ticari yöntemlerle kıyıların yok edilmesine çözüm bulunamayacağını düşünüyoruz. Ticari girişimler kâr güdüsünden ayrı düşünülemez. Kıyılara kar edilecek varlıklar olarak bakılamaz” ifadelerini kullandı. 

“KIYILAR KENDİ DOĞALLIĞINDA BIRAKILMALI”

Kalçık, “Bizler bu talan politikalarına karşı yerel direnişlerimizi güçlendirmek ve yereller arasında dayanışma köprüleri kurmak amacıyla bir araya geliyoruz. Kıyı savunucuları olarak, mücadelemizde haklıyız. Yaptığımız şey basit; kamusal haklarımızı, ekolojiyi ve müşterek varlığımız olan doğayı savunuyoruz. Yasal düzenlemelerin verdiği güvenceyi, kıyıların kamu yararına kullanılmasının zorunlu olduğunu biliyoruz. Bizler zaten bizim olanı geri almak için mücadele ediyoruz. Kıyılar konusunda belirlenmiş kotalar üzerinden pazarlık yapmayacağımızın; bizlerden çalınan kıyıların hepsini geri istediğimizin bilinmesini istiyoruz. Kıyıların sadece insanların olmadığı bilinciyle, tüm ekosistemiyle bir bütün olarak korunması için tüm kıyıların kendi doğallığında bırakılması için mücadele ediyoruz” diye konuştu. 

“VAN’DAN SES YÜKSELTİYORUZ”

Van Gölüne sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Kalçık sözlerini şöyle tamamladı: “Bu mücadelemizde, yerel yönetimlerin ve demokratik kitle örgütlerinin de dayanışma içinde olacağını biliyor ve tüm demokratik kurumları Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı ile birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Bugün Datça'dan, Akyaka'dan, Çanakkale'den, Burgazada'dan, Heybeliada'dan, Burhaniye'den, Bodrum'dan, Dalyan'dan, Ayvalık'tan, İznik'ten, Fethiye'den, Güzelbahçe'den, Altınoluk'tan, Dikili'den, Köyceğiz'den, Van'dan hep birlikte sesimizi yükseltiyoruz. Yetkililere bir çağrıda bulunuyorum; Van Gölü hepimizin ortak alanıdır. Kıymetimize sahip çıkalım. Hepimizin yaşam alanıdır. Temiz bir çevrede yaşamak anayasal hakkımızdır. Herkesin bu konuda duyarlı olması gerekiyor.” 

Editör: Necmettin Dursun