Van’da yaz sıcaklarının etkisini artırmasıyla birlikte yangın alarmı da büyüyor. Son 10 günde kent genelinde 239 anız, ot ve bahçe yangınına müdahale edilirken, tehlikenin yalnızca anız yakılmasından kaynaklanmadığına dikkat çekiliyor. Sıcak, kuru ve rüzgârlı havalarda tarlada yakılan anızdan bahçe temizliği için kullanılan ateşe, piknik sonrası söndürülmeden bırakılan ateşten doğaya atılan sigara izmaritine kadar birçok insan kaynaklı ihmal, küçük bir kıvılcımı kısa sürede büyük bir yangına dönüştürebiliyor. Alevlerin yerleşim alanlarına doğru ilerlemesi, tarım arazilerine sıçraması ve doğal yaşam alanlarını tahrip etmesi, yangın riskinin boyutunu her geçen gün daha da büyütüyor.
ARTIK VAN DA RİSK ALTINDA!
Sıklıkla Türkiye’nin batısında, Ege ve Akdeniz sahillerinde her yıl tekerrür eden büyük yangınlar bir kez daha ülkeyi etkisi altına aldı. Sıcaklığın 40 dereceyi aştığı kentlerde yangın haberleri ardı ardına gelirken bu yıl Van’da da yangın sayısı geçmiş yıllara göre artış gösterdi. Açıklanan verilere göre son 10 günde kent genelinde 239 yangına müdahale edilirken, büyük bölümü insan kaynaklı ihmallerden kaynaklanan yangınlar yerleşim yerlerini, tarım arazilerini ve Van Gölü Havzası’nın doğal yaşamını tehdit etmeye başladı. Anız yakılması, bahçe temizliği amacıyla kontrolsüz ateş kullanılması, söndürülmeden bırakılan piknik ateşleri ve doğaya atılan sigara izmaritleri nedeniyle her geçen gün büyüyen yangın riski Van’ı da adeta yangın yerine çevirdi. Alevlerin yalnızca çıktığı bölgeyle sınırlı kalmayıp geniş alanlara yayılarak ekosistemin dengesini de olumsuz etkilediğini zorlu bir mevsim geçirilirken yaşanan yangınların çevreye verdiği tahribatı ve alınması gereken önlemleri Şehrivan'a değerlendiren Van Gölü Aktivistleri Genel Başkan Yardımcısı Ali Emrah Dağer ile Yönetim Kurulu Üyesi Dilruba Ercan, artan yangınların önüne geçilebilmesi için denetimlerin güçlendirilmesi, toplumsal farkındalığın artırılması ve önleyici çalışmaların yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı.
BİR KIVILCIM, BİNLERCE DÖNÜMÜ TEHDİT EDEBİLİYOR
Van’ın sıcak ve kurak yaz günlerinde kuru otlarla kaplı alanlar adeta yangına hazır hale gelirken, rüzgâr da alevlerin kontrol edilmesini güçleştiriyor. Tarlada yakılan anız, bahçede yakılan kuru ot veya piknik alanında söndürülmeyen küçük bir ateş, birkaç dakika içerisinde çevredeki otluk alanlara sıçrayabiliyor. Bunun yanında yere atılan bir sigara izmariti ya da cam şişenin oluşturabileceği kıvılcım da özellikle kuru alanlarda yangın riskini artırıyor. Yangınların yerleşim alanlarına yaklaşması ise tehlikeyi yalnızca çevre sorunu olmaktan çıkarıp doğrudan can ve mal güvenliği meselesine dönüştürüyor. Kent genelinde artan yangınların yalnızca mevsimsel bir durum olarak görülmemesi gerektiğini savunan Van Gölü Aktivistleri Genel Başkan Yardımcısı Ali Emrah Dağer ve Yönetim Kurulu Üyesi Dilruba Ercan Şehrivan’a önemli değerlendirmelerde bulundu.
DAĞER: BU TABLOYU CİDDİ BİR ÇEVRESEL UYARI VE EKOLOJİK ALARM OLARAK GÖRÜYORUZ
Son günlerde yaşanan yangınların artık sıradan bir yaz dönemi olayı olarak değerlendirilemeyeceğini belirterten Van Gölü Aktivistleri Genel Başkan Yardımcısı Ali Emrah Dağer, konuya dair önemli açıklamalılarda bulundu. Dağer , “Son günler içerisinde Van genelinde meydana gelen çok sayıda anız, ot ve bahçe yangını, artık sıradan bir yaz dönemi olayı olarak değerlendirilemez. Van Gölü Aktivistleri olarak bu tabloyu ciddi bir çevresel uyarı ve ekolojik alarm olarak görüyoruz. Çünkü Van Gölü Havzası yalnızca gölden ibaret değildir; çevresindeki sulak alanlar, meralar, tarım arazileri, sazlıklar ve doğal yaşam alanlarıyla birlikte bir bütündür. Bir bölgede çıkan yangın, sadece birkaç dönüm araziyi değil, bütün havzanın ekolojik dengesini etkileyebilecek sonuçlar doğurmaktadır.” Dedi. Dağer ayrıca; “Havaların aşırı ısındığı, nem oranının düştüğü ve rüzgârın etkisini artırdığı bu dönemde küçük bir kıvılcımın kısa sürede büyük bir felakete dönüşebildiğini görüyoruz. Yangınların önemli bir kısmının insan kaynaklı olması ise sorunun sadece iklim koşullarından değil, bilinç eksikliği ve denetim yetersizliğinden kaynaklandığını açıkça göstermektedir.” Şeklinde konuştu.
DAĞER: KÜÇÜK MEMELİ TÜRÜNÜN YAŞAM ALANLARINI ORTADAN KALDIRMAKTADIR
Meydana gelen anız yangınları doğal yaşamı önemli şekilde etkilediğini dile getiren Dağer, “Kontrolsüz anız ve ot yangınları Van’ın doğal yaşamı açısından çok ciddi riskler taşımaktadır. Bu yangınlar mera ve otlak alanlarını tahrip ederek hayvancılığı olumsuz etkilemekte, sazlık ve sulak alan habitatlarını yok etmekte, yüzlerce böcek, kuş, sürüngen ve küçük memeli türünün yaşam alanlarını ortadan kaldırmaktadır. Özellikle Van Gölü çevresindeki sazlıklar, birçok kuş türü için üreme ve barınma alanıdır. Yangınlar bu alanları yok ettiğinde yalnızca bölgedeki canlılar değil, göç yollarını kullanan kuş popülasyonları da zarar görmektedir. Ayrıca yangın sonrası toprağın kendini yenileme kapasitesini zayıflatmakta ve ekosistemin doğal dengesini bozmaktadır.” Diye konuştu.
“PİKNİK SONRASI ATEŞ TAMAMEN SÖNDÜRÜLMEDEN ALAN TERK EDİLMEMELİDİR”
Vatandaşların özellikle sıcak ve rüzgârlı havalarda dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Ali Emrah Dağer, şöyle devam etti: “Vatandaşlarımızın özellikle sıcak ve rüzgârlı havalarda çok daha dikkatli davranması gerekiyor. Anız ve kuru ot kesinlikle yakılmamalı, bahçe temizliği için ateş kullanılmamalı, piknik sonrası ateş tamamen söndürülmeden alan terk edilmemelidir. Sigara izmaritlerinin açık alanlara atılması, cam şişelerin doğada bırakılması ve kıvılcım çıkarabilecek işlemlerin kontrolsüz yapılması büyük yangınlara davetiye çıkarmaktadır. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın kendi arazilerinin çevresinde kuru ot temizliği yapmaları ve yangının yayılmasını engelleyecek önlemler almaları önemlidir. Yangın görüldüğünde vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verilmesi hayati önem taşımaktadır.” Şeklinde konuştu.
ANIZLAR BÜYÜK RİSK!
Yangın risk haritasının hazırlanması gerektiğini aktaran Van Gölü Aktivistleri Genel Başkan Yardımcısı Ali Emrah Dağer sözlerini şöyle noktaladı: “Biz Van Gölü Aktivistleri olarak Van genelinde güçlü bir “Anız Yakma Yasaktır” kampanyasının başlatılmasını, riskli bölgelerin teknolojik yöntemlerle izlenmesini, yangın risk haritalarının hazırlanmasını ve köylerde çevre ile yangın bilinci eğitimlerinin yaygınlaştırılmasını gerekli görüyoruz. Son olarak şunu özellikle vurgulamak istiyoruz: Yanan sadece kuru otlar değildir. Yanan toprağımızdır, canlılarımızdır, meralarımızdır, su kaynaklarımızdır ve çocuklarımıza bırakacağımız gelecektir. Van Gölü Havzası’nı korumak, yangın çıktıktan sonra müdahale etmekten çok daha önce, yangının hiç çıkmaması için gerekli bilinci ve sorumluluğu geliştirmekle mümkündür. Doğaya sahip çıkmak, aslında kendi yaşamımıza ve geleceğimize sahip çıkmaktır.” İfadelerini kullandı.
“VAN GÖLÜ HAVZASINDA MEYDANA GELEN YANGIN BÜTÜN EKOSİSTEMİ ETKİLEMEKTEDİR”
Vangölü Aktivistleri Yönetim Kurulu Üyesi Dilruba Ercan ise, meydana gelen anız yangılarına ilişkin şunları söyledi: “Son 10 gün içerisinde Van genelinde 239 anız, ot ve bahçe yangınının meydana gelmiş olması, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir çevre sorunudur. Hatta bunu bir çevre felaketi olarak değerlendirmek gerekir. Bu rakamlar sadece yanan otları değil, aynı zamanda kaybettiğimiz canlı yaşamını, yok olan habitatları ve zarar gören ekosistemi de ifade etmektedir.” diye aktardı. Van Gölü Havzası’nın sahip olduğu doğal zenginlikler nedeniyle yangınların etkisinin yalnızca olayın yaşandığı bölgeyle sınırlı olmadığını ifade eden Ercan, “Van Gölü Havzası sıradan bir coğrafya değildir. Dünyanın en büyük sodalı gölüne, yüzlerce kuş türüne, sulak alanlara, endemik bitki türlerine ve zengin yaban hayatına ev sahipliği yapan uluslararası öneme sahip bir doğal mirastır. Havzada meydana gelen her yangın, yalnızca bulunduğu alanı değil, bütün ekosistemi etkilemektedir. Özellikle sazlıklar, sulak alanlar ve göl çevresindeki doğal yaşam alanlarında çıkan yangınlar, üreme dönemindeki kuşların yuvalarını yok etmekte, yumurtaların ve yavruların telef olmasına neden olmaktadır. Kirpi, tavşan, tilki, sürüngenler, böcekler ve sayısız küçük canlı çoğu zaman kaçamadan yaşamını yitirmektedir. Doğanın kendisini yenilemesi yıllar alırken, birkaç dakikalık ihmal yüzlerce canlının yaşamına mal olabilmektedir.” Diye konuştu.
YANGINLAR KADAR YANGIN ATIKLARI DA TEHLİKE!
Yangınların yalnızca doğal yaşamı değil, tarım arazilerini de tehdit ettiğini vurgulayan Ercan, şöyle devam etti: “Anız yakılması ise toprağın en büyük düşmanlarından biridir. Toprağın verimini sağlayan organik maddeyi ve faydalı mikroorganizmaları yok etmekte, erozyonu hızlandırmakta, su tutma kapasitesini azaltmakta ve tarımsal üretimi uzun vadede olumsuz etkilemektedir. Kısa vadede kolaylık gibi görülen bu yöntem, gelecek nesillerin tarım arazilerini fakirleştirmektedir.” Dedi. Yangınların Van Gölü Havzası üzerindeki etkisine de dikkat çeken Ercan, “Van Gölü Havzası açısından konu daha da önemlidir. Yangınlar sonrasında oluşan kül ve yanık artıklar yağışlarla birlikte dere yataklarına, sulak alanlara ve nihayetinde Van Gölü’ne taşınmaktadır. Bunun yanında, yangınlarla birlikte yok olan bitki örtüsü erozyonu artırmakta, havzanın doğal dengesini bozmakta ve Van Gölü’nü besleyen yaşam zincirini zayıflatmaktadır. Van Gölü’nün korunması yalnızca göl kıyısını korumakla değil, tüm havzanın doğru yönetilmesiyle mümkündür.”
KURU VE RÜZGÂRLI GÜNLERDE ÇOK DAHA DİKKATLİ OLMALI
“Vatandaşlarımızdan özellikle sıcak, kuru ve rüzgârlı günlerde çok daha dikkatli olmalarını istiyoruz. Anız yakılmamalı, bahçe temizliği amacıyla ateş kullanılmamalı, söndürülmeden bırakılan piknik ateşleri ve sigara izmaritleri doğaya atılmamalıdır. Küçük bir kıvılcımın binlerce dönümlük alanı, binlerce canlıyı ve yılların emeğiyle oluşmuş doğal yaşamı yok edebileceği unutulmamalıdır.” Şeklinde konuştu. Yangınlarla mücadelenin yalnızca yangın çıktıktan sonra yapılan müdahalelerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Dilruba Ercan, önleyici çalışmaların artırılması gerektiğini söyledi. Ercan, “Bu mücadele yalnızca itfaiyenin veya Orman Bölge Müdürlüğünün sorumluluğu değildir. Belediyeler, tarım teşkilatları, muhtarlıklar, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar ortak hareket etmelidir. Riskli alanlarda kuru ot temizliği yapılmalı, sulak alanlar ve sazlıklarda düzenli denetimler artırılmalı, anız yakılmasına yönelik yaptırımlar tavizsiz uygulanmalı ve özellikle kırsal mahallelerde bilinçlendirme çalışmaları yaygınlaştırılmalıdır.” İfadelerini kullandı.
“VAN GÖLÜ ALAN BAŞKANLIĞI İHTİYACI BİR KEZ DAHA ORTAYA ÇIKTI”
Van Gölü Havzası’nın bütüncül şekilde korunması gerektiğini vurgulayan Ercan, “Yaşanan bu tablo, yıllardır dile getirdiğimiz Van Gölü Alan Başkanlığı ihtiyacını bir kez daha ortaya koymaktadır. Alan Başkanlığı, yalnızca göldeki kirlilikle ilgilenen bir yapı değil; yangın risklerinin yönetiminden sulak alanların korunmasına, biyolojik çeşitliliğin izlenmesinden havza genelinde kurumlar arası koordinasyonun sağlanmasına kadar Van Gölü Havzası’nı bir bütün olarak yönetecek güçlü bir mekanizma olmalıdır. Çünkü Van Gölü’nün geleceği, sadece göl kıyısında değil, onu besleyen dağlarda, ovalarda, sazlıklarda ve tüm havzada alınacak doğru kararlarla korunabilir. Biz Van Gölü Aktivistleri olarak yıllardır Van Gölü’nün yalnızca suyunu değil, bütün havzasını korumamız gerektiğini ifade ediyoruz. Çünkü Van Gölü; dağlarıyla, ovalarıyla, sulak alanlarıyla, sazlıklarıyla, kuşlarıyla ve yaban hayatıyla bir bütündür. Havzada çıkan her yangın, aslında Van Gölü’nün geleceğinden eksilen bir parçadır. Doğayı korumak sadece çevrecilerin değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak sorumluluğudur. Unutmayalım; yanan sadece otlar değil, Van Gölü Havzası’nın geleceğidir.” dedi.





