Van Gölü, sahip olduğu doğal güzellikleri, ekolojik yapısı ve turizm potansiyeliyle Van’ın en önemli değerleri arasında yer alıyor. Gölün korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunda farklı çalışmalar yürütülürken, bu kez gölün kent kimliğiyle daha güçlü şekilde bütünleştirilmesine yönelik dikkat çeken bir öneri geldi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin adının “Van Gölü Üniversitesi” olarak değiştirilmesi önerilirken, göl kıyılarındaki yapılaşma, plajların yetersizliği ve kıyı kullanımındaki sorunlara da dikkat çekildi. Şehrivan’a açıklamalarda bulunan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Numan Ertaş, Van Gölü’nün yalnızca korunarak değil, isimlendirme yoluyla da yaşatılabileceğini belirtti.

“BETONLAŞMA VAN GÖLÜ’NÜN EKOSİSTEMİNİ TEHDİT EDİYOR”
Van Gölü kıyılarındaki yapılaşmanın oluşturduğu ekolojik baskıya dikkat çeken Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ertaş sözlerini şöyle noktaladı: “Bu saha çalışmasıyla tespit edilmesi gereken bir detay. Ancak özellikle Van Gölü’nün doğu kıyılarında, yani bugün Amik ve Mollakasım olarak adlandırdığımız, bir nevi tatil yörelerinde ciddi bir yapılaşma var. Normal şartlarda yerleşimlerin kıyı çizgisinden ve kıyı alanından belirli bir mesafede olması gerekirken burada şöyle bir problem var: Yerleşimler ve betonlaşma, gölün neredeyse içerisine girecek kadar ilerlemiş durumda. Bu da göl üzerinde ciddi bir ekolojik baskı oluşturuyor. Kirliliğin yalnızca hayvanların yıkanmasından, fabrika atıklarından veya dere ve akarsulardaki kirlilikten kaynaklanmadığını, aynı zamanda betonlaşmanın da göl üzerinde baskı oluşturduğunu görüyoruz. Bu durum, Van Gölü’nün her anlamda ciddi bir baskı altında olduğunu çok net bir şekilde gösteriyor.” Dedi.

VAN GÖLÜ KIYILARINDA 26 PLAJ BULUNUYOR
Van Gölü kıyılarının turizm ve rekreasyon açısından mevcut durumuna da değinen Ertaş, resmî kayıtlara göre göl kıyılarında 26 plaj bulunduğunu söyledi. Bu plajların 20’sinin Van, 6’sının ise Bitlis sınırlarında yer aldığını belirten Ertaş, bunlardan yalnızca birinin Mavi Bayraklı olmasının yetersiz olduğunu ifade etti. Van Gölü’nün kıyı uzunluğunun literatürde 500 ila 600 kilometre arasında verildiğini belirten Ertaş, yaptıkları uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri çalışmalarında bu uzunluğu 639 kilometre olarak hesapladıklarını söyledi. Bu kıyı şeridinde yalnızca 26 plaj bulunmasının yetersiz olduğunu belirten Ertaş, temiz ve çakıllı, yüzülebilir nitelikteki alanların toplam kıyı şeridinin yalnızca yüzde 10-15’ini oluşturduğunu kaydetti.

ERTAŞ: VAN GÖLÜ KIYILARININ SADECE YÜZDE 10-15’İ YÜZÜLEBİLİR NİTELİKTE
Van Gölü kıyılarının mevcut kullanımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Ertaş, kıyı uzunluğunun sanılandan daha fazla olduğunu belirterek plaj sayısının yetersizliğine ve kıyıların kullanımındaki sorunlara dikkat çekti: “Bazı literatürlerde Van Gölü’nün kıyı uzunluğu 500 ila 600 kilometre arasında değişen değerlerle ifade ediliyor. Ancak bizim yaptığımız uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemleri hesaplamalarına göre gölün 639 kilometrelik bir kıyı şeridi bulunuyor. Bu kıyı şeridinde yalnızca 26 plaj ya da sahilin bulunması oldukça yetersizdir. Kıyı yapısına baktığımızda, temiz ve çakıllı kıyıları, yani yüzülebilir nitelikteki alanları değerlendirdiğimizde, bunların toplam kıyı şeridinin yalnızca yüzde 10 ila 15’lik kısmına denk geldiğini görüyoruz. Bu da kıyı kullanımının her yerde nitelikli olmadığı anlamına geliyor. Tabii kıyı kullanımı yalnızca plaj veya turizm açısından değerlendirilmemeli. Bunun dışında nüfuslanma ve nüfusun demografik yapısı da gölün kullanımını olumsuz etkiliyor. Bu nedenle kıyılardaki nüfuslanmanın belirli kontroller ve denetimler altında gerçekleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.” Şeklinde konuştu.

“BETONLAŞMA VAN GÖLÜ’NÜN EKOSİSTEMİNİ TEHDİT EDİYOR”
Van Gölü kıyılarındaki yapılaşmanın oluşturduğu ekolojik baskıya dikkat çeken Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ertaş sözlerini şöyle noktaladı: “Bu saha çalışmasıyla tespit edilmesi gereken bir detay. Ancak özellikle Van Gölü’nün doğu kıyılarında, yani bugün Amik ve Mollakasım olarak adlandırdığımız, bir nevi tatil yörelerinde ciddi bir yapılaşma var. Normal şartlarda yerleşimlerin kıyı çizgisinden ve kıyı alanından belirli bir mesafede olması gerekirken burada şöyle bir problem var: Yerleşimler ve betonlaşma, gölün neredeyse içerisine girecek kadar ilerlemiş durumda. Bu da göl üzerinde ciddi bir ekolojik baskı oluşturuyor. Kirliliğin yalnızca hayvanların yıkanmasından, fabrika atıklarından veya dere ve akarsulardaki kirlilikten kaynaklanmadığını, aynı zamanda betonlaşmanın da göl üzerinde baskı oluşturduğunu görüyoruz. Bu durum, Van Gölü’nün her anlamda ciddi bir baskı altında olduğunu çok net bir şekilde gösteriyor.” Dedi.

“VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ VAN GÖLÜ ÜNİVERSİTESİ OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİ İÇİN ÖNERİDE BULUNDUK”
Van Gölü’nün kentin doğal ve ekolojik kimliğinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Numan Ertaş, gölün isminin üniversite adıyla yaşatılması için Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin “Van Gölü Üniversitesi” olarak değiştirilmesini önerdiklerini belirtti. Ertaş açıklamasında şunlara yer verdi: “Van’la ilgili çalışmalar yürütüyorum. Doğal unsurların yaşatılmasının yalnızca korunmalarıyla değil, aynı zamanda isimlendirilerek de mümkün olduğunu düşünüyoruz.”

VAN GÖLÜ ÜNİVERSİTESİ ÖNERİSİ
Van Gölü’nün kentin doğal ve ekolojik kimliğinin önemli bir parçası olduğunu belirten Doç. Dr. Numan Ertaş, bu değerin üniversite adıyla da yaşatılabileceğini söyledi. Türkiye’de doğal ve coğrafi unsurlardan adını alan üniversitelerin bulunduğunu hatırlatan Ertaş, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin “Van Gölü Üniversitesi” olarak değiştirilmesine yönelik öneride bulunduklarını ifade etti. Ertaş, üniversitenin 2017 yılına kadar “Yüzüncü Yıl Üniversitesi” adını taşıdığını, daha sonra ismine “Van” ibaresinin eklendiğini belirterek, önerilerinin kentin en önemli doğal değerlerinden biri olan Van Gölü’nün üniversite adıyla da yaşatılması olduğunu dile getirdi.

DOĞAL VE EKOLOJİK DEĞER ÜNİVERSİTE ADIYLA YAŞAMALI
“Bu anlamda, Türkiye’de Uludağ Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi gibi üniversitelerin yanı sıra Akdeniz, Ege ve Marmara gibi coğrafi birimlerden adını alan üniversitelerde olduğu gibi, Van’ın da üniversite adıyla yaşatılabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin adının Van Gölü Üniversitesi olarak değiştirilmesine yönelik bir öneride bulunduk. Normalde üniversitenin adı 2017 yılına kadar Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ydi. Ancak birtakım karışıklıklardan dolayı 2017 yılında ismine “Van” ibaresi eklendi. Bunun da Atatürk’ün doğum yılıyla ilişkilendirildiğini düşünüyorum. Bizim önerimiz, doğal ve ekolojik değerimizin üniversitenin adıyla da yaşatılması yönünde” dedi.





