Van’da tarım ve hayvancılık yalnızca bir sektör değil, il ekonomisinin ve kırsal yaşamın temelidir. Geniş mera varlığıyla Türkiye’nin önde gelen küçükbaş hayvancılık merkezlerinden biri olan kentte tarımsal üretim değerinin büyük kısmı hayvansal ürünlerden gelir. Buğday, arpa gibi tarla ve yem bitkileri ile Van Gölü çevresindeki su ürünleri de önemli yer tutar. 2025’teki kuraklığın ardından 2026 kış ve ilkbaharında Van Gölü Havzası’nda yağışlar belirgin biçimde arttı. Kar ve ardından gelen yağmurlar tarlaları ve meraları nemlendirdi, önceki yıllardaki verim kaybının ardından üreticiye umut oldu. Konuyu değerlendiren Van YYÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Yaşar, yağış bolluğunun etkilerini anlatarak “Van’da bu yıl verim ekolojisi vardı ancak kazanç ekonomisi yoktu” dedi.

“VERİM ARTIŞI ÇİFTÇİYE FİYAT OLARAK YANSIMADI”
Yağışın yaylaları uzun süre yeşil kalmasına etki ettiğini söyleyen Yaşar, “Küçükbaş hayvancılıkta etki daha belirgindir. Yaylalar ve yüksek kesimler temmuz sonu, hatta ağustos başlarına kadar yeşil kaldı; hayvanlar daha uzun süre otladı. Van’ın ekolojisi zaten küçükbaşa daha uygundur; meraların azalmasına rağmen yaylaların değerlendirilmesi bu avantajı güçlendirir. Hububatta verim artışı çiftçiye fiyat olarak tam yansımadı. Devlet alım fiyatı makul olsa da ödemeler geciktiği için üretici borcunu kapatmak üzere ürününü tüccara 11–12 liradan verdi. Aracılar ise aynı ürünü devlete daha yüksek fiyattan sattı. Geçen yılın soğuk zararından sonra oluşan manipülatif hareketler bu yılda devam etmekte, üzerine özellikle meyve ve sebzede üreticiyi zarara soktu.” diye aktardı.

“BU YILKİ YAĞIŞ KURAK YILLARA GÖRE TOPARLANMA NİTELİĞİNDE”
Yaşar, tarımın sürdürülebilmesi için hem ekolojik avantajların doğru kullanılmasını hem de üreticinin emeğinin aracılara peşkeş çekilmemesini ve bunlara karşı korunmasının şart olduğunu söyleyerek, “Kısaca 60 yılın en yağışlı yılı Van tarımına ürün olarak yaradı, fakat su rezervleri ve çiftçi geliri aynı ölçüde toparlanmadı. Atmosferdeki nem de en az topraktaki su kadar önemlidir. Yağış bir süre sonra kesildiğinde bitki kökleri toprakta biriken suyu kullanır; ancak sürekli nemli bir hava olmadığında yaprak yoluyla alınan su azalır ve verim potansiyeli sınırlanır. Bu yüzden bu böyle bölgelerde yağış bol miktarda olsa bile atmosfer neminin yüksek olduğu yerlerdeki kadar verim olmaz, ancak kurak yıllara göre toparlanma niteliğindedir. Kurak geçen dönemlerde başak bağlanmadığı, boy atılmadığı için biçilemeyen tarlalar görülmüştü. Bu sezon en azından ürün alındı.” diye aktardı.

“ÜRETİCİYE ZAMANINDA ÖDEME ŞART”
Üreticiye zamanında ödemeye değinen Yaşar, “Çiftçinin işçiliği hesaba katıldığında birçok üretim dalında zarar kaçınılmazdır. Günlük işçilikle daha fazla kazanılabileceği halde üretici toprağa bağlı kalıp helal rızık peşinde üretmeye devam eder. TMO fiyatı uygun açıklansa bile ödemelerin gecikmesi, borcunu kapatmak zorunda kalan köylüyü, çiftçiyi ürünü açıklanan fiyattan 4-5 TL aşağı fiyattan tüccara vermeye mecbur etti. Aracı aynı malı daha yüksek fiyattan devlete sattı yada satacak. Şayet bu bahsettiğim konularda önlemler alınmaz, bu düzen tahılda da meyvede devam ederse, tarım uzun vadede sürdürülemez hale gelir. Yağışın sürmesi kadar ruhsatsız kuyu kullanımının planlanması ve üreticiye zamanında ödeme yapılması da şarttır.” ifadelerine yer verdi.






