Van’da 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerin ardından kentte yapı güvenliği, kentsel dönüşüm ve depreme dayanıklı yapılaşma konuları önemini korumaya devam ediyor. Deprem sonrasında yeni yerleşim alanlarında afet konutları inşa edilmesine rağmen kent merkezindeki hasarlı binalar, kaçak yapılaşma ve zemin özelliklerine uygun yapılaşma konusundaki sorunlar yeniden gündeme geldi. Olası bir depreme karşı alınması gereken önlemler tartışılırken HÜDA PAR Van İl Başkanı Rasim Sayğın, hazırladıkları raporla kentteki mevcut yapı risklerini ve çözüm önerilerini açıkladı. Sayğın, özellikle Van Gölü sahil bandı ile İpekyolu’nun alt kesimlerinde yüksek katlı yapılaşmanın sınırlandırılması ve hasarlı binaların yeniden incelenmesi gerektiğini vurguladı.

VAN’DA ON BİNLERCE YAPI HASAR GÖRDÜ

Van genelinde meydana gelen depremlerin ardından binlerce konut ve iş yeri hasar gördü. Raporda yer alan verilere göre, kent genelinde 31 bin 870 konut ile 8 bin 849 iş yeri ağır hasarlı veya yıkık olarak kayıtlara geçti. Van şehir merkezinde yapılan incelemelerde ise 44 bin binanın 12 bin 236’sının ağır hasarlı olduğu belirlendi. Hasar tespit çalışmalarında çok sayıda binanın orta ve az hasarlı olduğu da kaydedildi. Öte yandan bazı binalarda gerekli güçlendirme çalışmaları yapılmadan yalnızca sıva ve boya gibi yüzeysel tadilatlarla kullanımın sürdürüldüğü belirtildi. Bu durum, yapıların depreme karşı dayanıklılığına ilişkin endişeleri artırıyor. Kentteki yapı stokunun ayrıntılı şekilde incelenmesi, hasarlı binaların mevcut durumlarının yeniden değerlendirilmesi ve ruhsatsız yapılara yönelik denetimlerin artırılması gerektiği vurgulandı.

Vanspor’da iki futbolcudan kötü haber!
Vanspor’da iki futbolcudan kötü haber!
İçeriği Görüntüle

SAHİL BANDINDA SIVILAŞMA RİSKİNE DİKKAT ÇEKİLDİ

HÜDA PAR’ın Van depremlerine ilişkin hazırladığı raporda, Van Gölü sahil bandı ve İpekyolu’nun alt kesimlerinde yüksek yeraltı su seviyesi ve alüvyonlu zemin nedeniyle sıvılaşma riski bulunduğuna dikkat çekildi. Bu bölgelerde yapılaşmanın zemin özellikleri dikkate alınarak planlanması ve yüksek katlı binalara yönelik sınırlamaların değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Özellikle deprem sırasında zeminde meydana gelebilecek sıvılaşmanın binaların güvenliğini olumsuz etkileyebileceği vurgulandı. Raporda, sahil şeridi ve İpekyolu’nun alt kesimlerinde kat sınırlaması getirilmesi, yeni yapılacak binalarda ise zemin iyileştirme çalışmalarının zorunlu tutulması önerildi. Ayrıca yapıların temel sistemlerinin zemin koşullarına uygun şekilde tasarlanması ve mühendislik hizmetlerinin eksiksiz alınması gerektiği ifade edildi. Kentin yeni yerleşim alanlarının ise zemini daha sağlam olan Erek Dağı eteklerine doğru, bilimsel veriler ve şehircilik planlaması doğrultusunda yönlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

“TEKNİK VE HUKUKİ AKSAKLIKLAR DEVAM ETMEKTE”

HÜDA PAR Van İl Başkanı Rasim Sayğın, 2011 depremlerinin ardından kentteki yapılaşma sorunlarının sürdüğüne dikkat çekerek hazırladıkları raporda mevcut riskleri ve çözüm önerilerini değerlendiren Sayğın, sözlerine şöyle başladı; “ Malumunuz, bugün 23 Ekim 2011’de meydana gelen büyük Van depreminin yıl dönümü. Bu yıl dönümü vesilesiyle bizler de HÜDA PAR olarak bir rapor hazırladık. Raporda şehrimizin mevcut durumunu, deprem sonrasında yaşananları ve günümüzdeki yapılaşmanın yönünü değerlendirdik. Amacımız, deprem riski taşıyan şehrimizde gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamaktır.”

KENT GENELİNDE AKSAKLIKLAR SÜRÜYOR

“Ne zaman ve ne şekilde büyük bir depremle karşılaşacağımızı bilemiyoruz. Bu nedenle önceden gerekli önlemleri alarak olası bir depremi en az can ve mal kaybıyla atlatmayı hedefliyoruz. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden tüm kardeşlerimizi ve hemşehrilerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum. 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 Van Depremlerinin ardından geçen süre zarfında, afet sonrası kriz yönetimi kapsamında yeni yerleşim alanlarında (Edremit, Kalecik, Bostaniçi) toplu afet konutları inşa edilerek hak sahipliği süreci yürütülmüş. Buna karşın, Van kent merkezinde ruhsatlandırma, denetim, zemin parametrelerine uygun yapılaşma ve orta az hasarlı yapıların dönüşümü süreçlerinde teknik ve hukuki aksaklıklar devam etmekte. Bu rapor, resmi veriler, teknik tespitler ve mevzuat hükümleri çerçevesinde Van ilindeki mevcut yapı riski tablosunu ve çözüm yollarını sunmak amacıyla hazırlanmış.” Dedi.

“VAN GENELİNDE 31 BİN 870 KONUT İLE 8 BİN 849 İŞ YERİNİN AĞIR HASARLI VEYA YIKIK OLDUĞU BELİRLENDİ”

HÜDA PAR Van İl Başkanı Rasim Sayğın: “Hasar tespiti ve meydana gelen hasarların sayısal dağılımına ilişkin veriler şöyle: AFAD ve TMMOB Mimarlar Odası tarafından yapılan incelemelerde, Van genelinde 31 bin 870 konut ile 8 bin 849 iş yerinin ağır hasarlı veya yıkık olduğu belirlendi. Ayrıca 18 bin 181 konutun orta hasarlı, yaklaşık 25 bin ile 30 bin arasındaki bağımsız bölümün ise az hasarlı olduğu açıklandı. Van şehir merkezinde 44 bin bina üzerinde yapılan saha taramasında ise 12 bin 236 binanın ağır hasarlı olduğu belirlendi. Bu sayı, incelenen binaların yüzde 27,64’üne karşılık geliyor. 3 bin 244 binanın orta hasarlı, 15 bin 510 binanın az hasarlı, 13 bin 277 binanın ise hasarsız olduğu tespit edildi. Yasal düzenlemelere göre, 7269 sayılı Kanun kapsamında orta hasarlı olarak tespit edilen binaların, hasar tespitinden itibaren bir yıl içinde güçlendirme projelerinin hazırlanması ve gerekli ruhsatların alınması gerekiyor. Bu süre içinde güçlendirme ruhsatı alınmayan ya da güçlendirme işlemleri teknik olarak tamamlanmayan binalar, mevzuat gereğince ağır hasarlı statüsüne geçiyor ve bu binalar hakkında mülki idare tarafından yıkım kararı uygulanıyor.” Diye konuştu.

SAYĞIN: DEPREM SIRASINDA ZEMİNİN SIVILAŞMA RİSKİ BULUNUYOR

Deprem raporunu açıklayan HÜDA PAR Van İl Başkanı Sayğın, Van’ın mevcut binaların durumunu ele alarak “Van’da çok sayıda binada, ortak mülkiyet sorunları, maddi imkânsızlıklar ve hukuki anlaşmazlıklar nedeniyle resmî güçlendirme çalışmaları yapılmadı. Ağır hasarlı duruma düşmesine rağmen yıkılmayan bazı binalarda ise taşıyıcı sistemi güçlendirecek işlemler yerine yalnızca sıva ve boya gibi yüzeysel tadilatlar yapılarak kullanılmaya devam edildiği tespit edildi. Bu tür onarımlar, binanın depreme karşı dayanıklılığını artırmak için yeterli değil. Van’ın batısında, İpekyolu hattının alt kesimlerinde ve Van Gölü kıyısına doğru uzanan bölgelerde yeraltı su seviyesinin yüksek, zeminin ise alüvyonlu olduğu belirtiliyor. Bu özelliklere sahip alanlarda, deprem sırasında zeminin sıvılaşma riski bulunuyor. Bu nedenle söz konusu bölgelerde yapılaşma ve binaların depreme dayanıklılığı konusunda zemin özelliklerinin dikkate alınması büyük önem taşıyor.” Diye aktardı.

“BİNALARDA AŞIRI OTURMA VE DEVRİLME GİBİ RİSKLERİ BERABERİNDE GETİREBİLİYOR”

“Van Gölü sahilindeki bazı bölgelerde zeminin taşıma kapasitesinin 3-4 katlı hafif yapılar için uygun olduğu, buna rağmen derin temel ve zemin iyileştirme çalışmaları yapılmadan 7-8 katlı betonarme binaların inşa edildiği belirtiliyor. Bu durum, yapıların deprem güvenliği açısından risk oluşturuyor. Zemin özellikleri dikkate alınmadan yapılan yüksek katlı binalarda, deprem sırasında sarsıntının etkisi artabiliyor. Bu durum, binalarda aşırı oturma ve devrilme gibi riskleri beraberinde getirebiliyor. Sismik mikro-bölgeleme çalışmalarına göre, kayalık zemine ve yüksek taşıma kapasitesine sahip Erek Dağı eteklerinin kentin gelişim yönü olarak değerlendirilmesi öneriliyor. Buna karşılık, zeminin daha gevşek olduğu sahil şeridine doğru kontrolsüz yapılaşmanın imar planları çerçevesinde sınırlandırılması gerektiği vurgulanıyor. Van kent merkezinde kaçak yapılaşmayla mücadelede karşılaşılan sorunların başında, uygulamadaki denetim ve yaptırım eksiklikleri geliyor.” şeklinde konuştu.

SAYĞIN: KAÇAK YAPI TESPİT EDİLDİĞİNDE İDARİ PARA CEZASI KESİLMELİ

Kaçak yapılaşmayla mücadelede yalnızca para cezasının yeterli olmadığını belirterek ruhsat ücretlerinin düşürülmesi ve denetimlerin artırılması gerektiğini söyleyen Sayğın: “3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddeleri kapsamında, kaçak yapı tespit edildiğinde idari para cezası uygulanabiliyor ve yapı mühürlenmekte. Ancak uygulamada bazı yapı sahiplerinin cezayı ödedikten sonra gerekli ruhsatları almadan ve mühendislik şartlarını yerine getirmeden inşaata devam ettiği belirtiliyor. Bu durum, kaçak yapılaşmanın önüne geçilmesini zorlaştırıyor. Kaçak yapılar için para cezası uygulanması, binanın depreme dayanıklı olduğunu veya gerekli mühendislik hizmetlerini aldığını göstermiyor. Bu nedenle yalnızca para cezasına dayalı yaptırımların, denetimsiz yapılaşmayı önlemede yeterli olmadığı ifade ediliyor. Belediyelerin uyguladığı ruhsat ücretlerinin yüksek olması ve bürokratik işlemlerin uzun sürmesi, dar ve orta gelirli vatandaşların ruhsatlı yapılaşma sürecinde zorluk yaşamasına neden olabiliyor. Raporda, bu sorunların kaçak yapılaşmaya yönelimi artıran etkenler arasında”. Diye konuştu.

“ÖZELLİKLE SAHİL BANDINDA CİDDİ BİR SIVILAŞMA RİSKİ BULUNUYOR”

HÜDA PAR Van İl Başkanı Sayğın, sahil bandındaki sıvılaşma riskine dikkat çekerek yüksek katlı yapılaşmanın sınırlandırılması ve hasarlı binaların yeniden incelenmesi gerektiğini söyledi. Sayğın: “Özellikle sahil bandında ciddi bir sıvılaşma riski bulunuyor. Buna rağmen yapılaşma büyük ölçüde bu bölgelere doğru kayıyor. Kalenin alt kesimlerinden sahil boyunca uzanan bölgede yüksek katlı binalara izin veriliyor ve zeminde sıvılaşma riski bulunmasına rağmen ruhsat veriliyor. Bu durum çok ciddi bir risk oluşturuyor. Bu bölgelerde kat sayısı azaltılmalı, yeni binalarda ise özellikle temel sistemleri güçlendirilmeli ve kazıklı temel gibi sağlamlığı artıran yöntemler zorunlu hale getirilmelidir. Ayrıca yapılaşmanın Erek Dağı eteklerine doğru planlı şekilde yönlendirilmesi gerekiyor. Bu adımların atılmasıyla kentimiz hem yapı güvenliği hem de kentsel dönüşüm açısından depreme daha hazırlıklı hale gelebilir. Bunun yanı sıra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından az, orta ve ağır hasarlı olarak tespit edilen binaların yeniden incelenmesi gerektiğini düşünüyoruz.” Dedi.

“CİDDİ BİR DEPREM RİSKİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

“Belediyelerin ruhsatsız yapılaşmayla ilgili yüksek miktarda cezalar uyguladığı, ruhsat ücretlerinin de yüksek olduğu yönünde vatandaşlardan eleştiriler geliyor. Burada bir denge sağlanması gerekiyor. Vatandaşlara ruhsatsız yapılaşmaya göz yumulacağı söylenemez. Çünkü ciddi bir deprem riskiyle karşı karşıyayız. Mühendislik hizmeti almayan yapıların olası bir depremde ne kadar dayanıklı olduğunu bilemiyoruz. Bu nedenle belediyelerin ruhsat harçlarını daha düşük seviyelere çekmesi gerekiyor. Vatandaş, ruhsat ücretlerini karşılayabilecek düzeyde bulmalı ve ruhsatsız yapı yapmak yerine ruhsatlı yapılaşmayı tercih edebilmelidir. Van’da çarpık kentleşme ve kaçak yapılaşma önemli bir sorun. Özellikle deprem öncesinde yapılan birçok binanın yeterli denetimden geçmediği biliniyor. Bu yapıların hem ruhsatlandırma hem de kentsel dönüşüm açısından yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Ruhsat harçlarının düşürülmesi, vatandaşların evlerini yasal ve güvenli hale getirmelerini kolaylaştırabilir. Van, gelir düzeyi düşük şehirlerden biri. Kısıtlı imkânlarla arsa alıp ev yapmaya çalışan vatandaşlara ağır mali yükler getirmek insani ve vicdani bir yaklaşım değil. Bu nedenle vatandaşların ekonomik koşulları dikkate alınarak ruhsatlandırma süreçlerinin daha erişilebilir hale getirilmesi gerekiyor.” dedi.

“VATANDAŞLARIN MÜHENDİSLİK HİZMETİ ALARAK YASAL VE GÜVENLİ BİNALAR YAPMASI TEŞVİK EDİLMELİ”

Ruhsat ücretlerinin düşürülmesi ve yapı denetimlerinin artırılması gerektiğini belirten başkan Sayğın, vatandaşların güvenli binalar yapmasının teşvik edilmesini istedi: “Van’ın olası bir depreme karşı daha dirençli hale getirilmesi için öncelikle yapı stokunun dijital envanteri çıkarılmalı. Van Büyükşehir Belediyesi ile İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü koordinasyonunda, 2011 depreminden kalan orta hasarlı binalar ve ruhsatsız yapılar adres ve ada/parsel bilgileriyle dijital haritaya işlenmeli. Ruhsatsız ve mühendislik hizmeti almadan yapılan yapılarda yalnızca para cezasıyla yetinilmemeli, yasal yıkım kararları da uygulanmalı. Kaçak yapılaşmanın önüne geçmek için ruhsat, harç ve proje onay ücretleri makul seviyelere çekilmeli, vatandaşların mühendislik hizmeti alarak yasal ve güvenli binalar yapması teşvik edilmeli.”

“İPEKYOLU’NUN ALT KESİMLERİ İLE SAHİL ŞERİDİNDE KAT SINIRLAMASI GETİRİLMESİ VE ZEMİN İYİLEŞTİRMESİNİN ZORUNLU TUTULMASI GEREKİYOR””

HÜDA PAR Van İl Başkanı Rasim Sayğın, sahil şeridi ve İpekyolu’nun alt kesimlerinde kat sınırlaması getirilmesini, zemin iyileştirmesinin zorunlu tutulmasını ve hasarlı binaların yeniden incelenmesini önererek sözlerini şöyle noktaladı; “Özellikle İpekyolu ve Cumhuriyet Caddesi çevresinde tek bina yerine ada bazlı kentsel dönüşüm desteklenerek altyapısı ve otoparkı planlanmış güvenli yaşam alanları oluşturulmalı. İpekyolu’nun alt kesimleri ile sahil şeridinde kat sınırlaması getirilmesi ve zemin iyileştirmesinin zorunlu tutulması gerekiyor. Kentin yeni konut alanlarının ise zemini daha sağlam olan Erek Dağı eteklerine doğru planlı biçimde yönlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile AFAD koordinasyonunda, 2011 depreminde az hasarlı olarak kaydedilen binalar için ücretsiz karot ve teknik analiz süreci başlatılması öneriliyor. Geçen 15 yılda meydana gelen depremler nedeniyle orta veya ağır hasarlı duruma geldiği teknik incelemelerle kanıtlanan binalar için devlet destekli kentsel dönüşüm ve TOKİ hak sahipliği imkânlarının yeniden sağlanması gerekiyor.” diye aktardı.

Kaynak: VEYSEL İZGİ-HAKAN İZGİ