Van’da engelli bireylerin günlük yaşamını doğrudan etkileyen altyapı sorunları her geçen gün daha görünür hale gelmeye devam ediyor. Özellikle şehir merkezinde kaldırımların sık sık işgal edilmesi ve bakım eksiklikleri erişilebilirliği ciddi anlamda kısıtlıyor. Kaldırım işgalleri geçiş alanlarını daraltırken, zeminlerde oluşan çukurlar ve bozulmalar ise hareket kabiliyetini daha da zorlaştırıyor. Görme engelliler için yapılan sarı yönlendirme bantlarının tahrip edilmesi ya da çeşitli engellerle kapatılması da kentte güvenli ulaşımı neredeyse imkânsız hale getiriyor. Tüm bu olumsuzluklar nedeniyle engelli bireyler çoğu zaman kaldırımları kullanamıyor, araç trafiğinin olduğu yollara yönelmek zorunda kalıyor. Bu durum yalnızca erişim sorununu değil, aynı zamanda ciddi bir can güvenliği riskini de beraberinde getiriyor. Kent genelinde yaşanan bu tabloyu Şehrivan’a değerlendiren Van Bedensel Engelliler Spor Kulübü Derneği Başkanı Hanefi Baykara da sorunların artık bireysel bir mesele olmaktan çıktığını ve toplumsal bir boyut kazandığını vurguladı.
BAYKARA: ENGELLİ BİREYLER DIŞARI ÇIKAMIYOR!
Altyapı yetersizliklerinin engelli bireylerin günlük yaşamını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Baykara, mevcut durumu şu sözlerle ifade etti; “Bu sorun artık memleketin genel bir sorunu olarak gündeme geliyor. Açıkçası, engellileri bir kenara bıraktık; bugün sağlam bireyler bile mevcut altyapıyı kullanmakta zorlanıyor. Eğer düzenli caddeler, uygun kaldırımlar, rampaların olduğu yollar olsaydı, bunların işgali ya da yanlış kullanımı üzerine konuşabilirdik. Ancak ortada olmayan bir şeyi tartışmanın da bir anlamı yok. Kaldırımlara çıkabilmek için öncelikle yolların ve caddelerin uygun olması gerekiyor. Yollar yok ki engelli birey caddeye çıksın. Park alanları yok ki aracından insin ve kaldırımlara ulaşabilsin. Şehir merkezine ulaşımda, tekerlekli sandalye kullanan bireylerin rahat hareket edebileceği alanlar neredeyse yok. Bu koşullarda engelli bireylerin topluma karışmasını ya da toplumla entegre olmasını beklemek mümkün değil.”

ÖNCELİKLE TEMEL ALT YAPI OLUŞTURULMALI
Engellerin ortadan kaldırılması ile ilgili önerilerini paylaşan Baykara; “Önce kaldırımların ve yolların düzgün bir şekilde yapılması gerekiyor. Ancak bundan sonra kaldırımların işgali, rampaların kapatılması ya da görme engelliler için yapılan sarı bantların kullanılamaması gibi sorunları dile getirebiliriz. Şu an bunlar yokken, bunları konuşmanın bir karşılığı bulunmuyor. Önce bu temel eksiklikler giderilmeli ki engelli bireyler şehir merkezine ulaşabilsin, toplu taşıma araçlarını rahatça kullanabilsin. Halk otobüslerinin yolcu almaması gibi durumlarla da karşılaşılıyor. Tüm bunlar birleştiğinde, engelli bireyler şehir merkezine ulaşamıyor; ulaştıklarında ise istedikleri yerlere erişemiyor. Sonuç olarak, bu eksiklikler büyük problemlere yol açıyor ve çözüm için öncelikle temel altyapının oluşturulması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
KALDIRIM İŞGALLERİ SORUNU DERİNLEŞTİRİYOR
Kaldırım işgallerine değinen Baykara, denetimlerin yetersiz kaldığını belirterek şöyle konuştu: “Üstelik sorunlar yetmezmiş gibi, esnafların kaldırımları işgal etmesi sorunu da giderek artıyor. Geçtiğimiz sonbaharda İpekyolu Belediyesi kaldırım işgallerine karşı denetimler yaparak birçok işyerinin önündeki masa, sandalye ve benzeri eşyaları kaldırmaya başladı. O dönemde biz de ben de dahil olmak üzere, sosyal medya üzerinden belediye başkanına teşekkür ettik ve bu uygulamaların artarak devam etmesini istedik. Ancak bugün gelinen noktada, engellilerin araçlarını park edebileceği yeterli alanlar yok. Belirlenen yerler olsa bile, çoğu zaman duyarsızlık nedeniyle bu alanlar da amacına uygun kullanılmıyor.”

ENGELLİNİN ÖNÜNDE BÜYÜK ENGELLER VAR
“Engelli park yerlerine ya da rampaların önüne park eden araçlar, bu alanları tamamen işlevsiz hale getiriyor. Esnaflar ise artık sadece kendi dükkânlarının önünü değil, caddeyi ve kaldırımı da sahiplenmiş durumda. Kimi zaman ‘Arabam gelecek, nakliyem gelecek’ gerekçesiyle duba veya çeşitli malzemeler koyarak alanları kapatıyor ve bu durum hem yolu hem de kaldırımı işgal edecek boyuta ulaşıyor. Bu sorunlara çözüm bulunmadığı sürece, engelli bireylerin şehir merkezine ulaşmasını beklemek gerçekçi değil. Nitekim az önce yaşanan bir örnekte, bir engelli bireyin bulunduğu binanın rampasının işgal edildiği. Kişi defalarca dolaşmasına rağmen giriş yapamadı, araç sahibine de ulaşamadı.”

“TEMEL PROBLEMLER ÇÖZÜLMELİ”
“Böyle bir ortamda, engellilerin rampa, kaldırım ya da erişim sorunlarını sağlıklı bir şekilde konuşmak mümkün değil. Denetimsizliğin bu kadar yaygın olduğu, engelli haklarının yeterince önemsenmediği ve gündemde yer bulmadığı bir yerde, sorunlar da doğal olarak çözümsüz kalıyor. Ayrıca, ilgili idarecilerin engelli bireylerle bir araya gelmemesi, onların sesini dinlememesi ve çözüm üretmemesi de bu problemlerin büyümesine neden oluyor. Tüm bu eksiklikler, başlı başına ciddi sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Öncelikle bu temel problemler çözülmeli ki, engelli bireyler de toplumun bir parçası olarak yaşamın içinde yer alabilsin.” dedi.
KENT GENELİNDEKİ YÖNLENDİRME TAŞLARI YOK, ENGELLİ NASIL İLERLEYECEĞİNİ BİLMİYOR!
“21. yüzyılda yaşıyoruz. Artık insanlar, engelli bireylerin evlerine nasıl ulaştığını, binalarda asansör olup olmadığını, rampa bulunup bulunmadığını konuşmayı çoktan aşmış durumda. Bugün insanlar iki katlı evlerine bile asansör yaparak yaşamlarını kolaylaştırmaya çalışırken; biz burada hâlâ şehir merkezine ulaşmayı, sokağa çıkmayı ve can güvenliğini konuşuyoruz. Az önce buraya gelmek için kendi etrafında dönüp durdu, çünkü çıkabileceği bir yer bulamadı. Görme engelli bir birey düşünün; Beşyol meydanına gelecek ya da otobüse binecek. Geliyor, kaldırım bir noktada bitiyor ve orada kalıyor. Nereye gideceğini, nasıl ilerleyeceğini bilemiyor. Mecburen birilerinden yardım istemek zorunda kalıyor. Neden? Çünkü görme engelli bireyin alıştığı güzergâh işgal edilmiş durumda. Bunun yanı sıra görme engelliler için yapılan sarı şeritli yönlendirme taşları dahi kaldırılmış durumda. Dolaysıyla nasıl ilerleyeceğini bilemiyor.”

“ENGELLİ HAKLARI KORUNMALI”
Engellilerin yaşadığı sorunlardan dolayı sıkıntı yaşadığını ifade eden Baykara; “Bu noktada yardım istemek zorunda kalıyor ama yardım eden kişinin iyi niyetli mi, kötü niyetli mi olduğunu bilemez. Çünkü ne yazık ki toplumda herkesin güvenilir olduğunu söylemek mümkün değil. Özellikle uyuşturucu ve alkol kullanımının ciddi boyutlara ulaştığı bir ortamda, bu durum daha da riskli hale geliyor. Gece saatlerinde hastaneye gitmek zorunda kalan, yanında kimsesi olmayan bir engelli birey ya da bir çift düşünün. Bu kişiler ciddi risklerle karşı karşıya kalabilir, hatta zarar görebilir. Çünkü toplumsal sorunların arttığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu nedenle engelli bireylerin çok daha fazla desteklenmesi, haklarının korunması ve yaşamlarının kolaylaştırılması gerekiyor. Bu konuda ciddi bir mücadele verilmesi şart.” şeklinde konuştu.
TALEPLER İLETİLDİ AMA SONUÇ YOK
Sorunların çözümü için girişimlerde bulunduklarını belirten Baykara, şöyle devam etti, “Biz sivil toplum örgütleri olarak bir araya gelip bu sorunlara ilişkin taleplerimizi oluşturduk. Diyarbakır’da yapılan toplantılarda, Van’ı temsilen yaklaşık 5-6 dernek ve sivil toplum kuruluşu olarak, vali yardımcımızla birlikte, Muharrem Kasapoğlu başkanlığında Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonu’na bu taleplerimizi ilettik. Van’da ve Türkiye genelinde, en az 3-4 ayda bir olmak üzere, illerin valileri, belediye başkanları ve kurum amirlerinin katılımıyla düzenli toplantılar yapılmasını önerdik. Ancak ne yazık ki bu konuda da somut bir gelişme yaşanmadı. Biz ne kadar dile getirdiysek de “tamam” denilerek geçiştiriliyor ve sonrasında unutuluyor.”

“SORUMLULUK YETKİ SAHİPLERİNDE”
Toplumsal duyarlılığın tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Baykara, çözümün yasal ve idari adımlardan geçtiğini belirterek şunları söyledi: “Toplumsal duyarlılık elbette çok önemli. Ancak günümüzde sadece buna güvenmek de zor. Çünkü insanlar kendi sosyal ve ekonomik sorunlarıyla mücadele ederken, yoğun ve stresli bir hayat yaşarken bu konulara yeterince zaman ayıramayabiliyor. Bu noktada sorumluluk, özellikle yetki sahibi olan kişilere düşüyor. Söz uçar, yazı kalır. Biz ne kadar dile getirirsek getirelim, eğer bunlar resmiyete dökülmezse sadece sözde kalıyor. Oysa engellilere tanınan hakların kanuni ve resmi bir zemine oturtulması, uygulanacak sistemlerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu sağlandığında, toplum duyarlı olmasa bile en azından kanunlar gereği yerine getirilir diye biliriz.”
“ENGELLİ BİREYLERİN YAŞAMI HER GEÇEN GÜN ZORLAŞIYOR”
“Ancak bugün geldiğimiz noktada, birçok yasal hakkın iyileştirme adı altında elimizden alındığını görüyoruz. Bu da engelli bireyler açısından ciddi mağduriyetler oluşturuyor. Bu sorunlar giderilmeden, engellilerin yaşamının görmezden gelindiği bir ortamda sağlıklı bir toplumsal yaşamdan söz etmek mümkün değil. Geçmişte daha olumlu bir tablo varken, son yıllarda, özellikle son bir-iki yılda engelli hakları tamamen gasp edilir duruma geldi. Hakların yasal güvence altına alınması gerekirken, bugün bu güvencelerin zayıfladığı ve hak odaklı olmadığını görüyoruz. Kişinin iki dudak arasında söylediği söze bağlı olduğu bir süreç yaşanıyor. Engelli bireylerin yaşamı, kolaylaştırılmak yerine giderek zorlaştırılıyor.”
“TEK BİR PROJE YETERLİ DEĞİL”
Kentte yapılan bazı olumlu adımların yeterli olmadığını dile getiren Baykara, engelli bireylerin yaşamının bütüncül ele alınması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle noktaladı:
“Van gibi bir şehirde bunu trajikomik örnekleri açıkça görüyoruz. Kaldırımlara bakıldığında, engellilerin rahatça hareket edebileceği alanların neredeyse hiç olmadığı fark ediliyor. Merkezi bir noktada Sayın Valimizin engelliler kampüsü yapması önemli ve olumlu bir adım. Ancak engelli bireylerin yaşamı sadece tek bir alanla sınırlı değil. Engelli bireylerin şehir merkezine, parklara, iş yerlerine ve hastanelere rahatça ulaşabilmesi gerekiyor. Bunun için de üst geçitlerin, asansörlerin ve sesli sinyalizasyon sistemlerinin yaygınlaştırılması şart. Yani engelli bireyin dinlenebileceği sistemin hayata geçirilmesi gerekiyor ki engelli vatandaş ‘Ben de bu toplumun bir parçasıyım’ diyebilsin. Ancak bunu yeterince kabullendirmediği için engelli bireylerin özgüveni oluşmuyor ve şehir merkezine çıkmakta zorlanıyorlar. Bu koşullar sağlanmadığı sürece engelli bireyler hangi hak mücadelesini verebilir, onlardan ne beklenebilir?”
BAYKARA: SORUNLAR ÇÖZÜMSÜZ KALMASIN!
“Bizi yönetenler engellileri dinlemediği sürece bu sorunların çözülmesi de mümkün görünmüyor. Bugün bir belediyeye baktığımızda; içinde engelli bir encümen üyesi, belediye meclis üyesi ya da başkan yardımcısı bulunmuyor. Engelliler, kendi yaşamlarını ilgilendiren alanlarda yönetim mekanizmasının dışında kalıyor. Bu durumda engellileri kim temsil edecek? Yerel yönetimlerin, bu şehrin sorunlarını çözebilmesi için engellilerin de karar alma mekanizmalarında yer alması gerekiyor. Bir yönetim sitemi içerisinde olmayan engelliyi kimse temsil edemez. Lafla temsil eder ‘Duyarlıyım’, ‘Engellilerin halinden anlıyorum’ gibi söylemleri söyler. Ancak mevcut tablo ortada. Söylemler var, fakat somut adımlar atılmıyor ve sorunlar çözümsüz kalmaya devam ediyor.




