Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta iki günde yaşanan okul saldırıları, Türkiye’yi derin bir yasa ve endişeye boğdu. Siverek’teki lisede 16 kişinin yaralandığı, Kahramanmaraş’taki ortaokulda ise 9 öğrenci ile 1 öğretmenin hayatını kaybettiği, 12 kişinin yaralandığı kanlı olaylar infial yarattı. Öğretmen, öğrenci ve velilerde büyük bir tedirginlik yarattı. Öğretmenler açısından endişe, çocuklar açısından da güven duygusunu, gelecek kaygılarını ve ruh sağlığını ağır biçimde yaralayan olaylar sonrası tüm Türkiye ayaklandı. Her iki ilde de eğitime ara verilirken, birçok ilde de sendikalar aracılığıyla cuma gününe kadar eğitim vermeme kararı alındı. Millî Eğitim Bakanlığı ve uzman psikolog ekipleri devreye girdikleri süreç gündeme meşgul ederken, yıllardır konuşulan okullardaki güvenlik sorunu bir kez daha yüksek sesle konuşulmaya başladı. Soruşturmalar sürerken, silah erişimi, okul güvenliği ve gençlerde artan şiddet eğilimi konuları başta olmak üzere güvenlik eğitim sendikalarının da ortak ses yükselttiği konular oldu. Olayın yankıları sürerken konuya ilişkin Şehrivan’la konuşan Türk Eğitim Sen Van Şube Başkanı Selçuk Yürektürk ve Eğitim Sen Van Şube Eşbaşkanı Funda Demir Bozkurt dikkat çeken değerlendirmelerde bulundular.
EĞİTİM SEN ŞUBE BAŞKANI YÜREKTÜRK’TEN GÜVENLİK VURGUSU
Okullarda meydana gelen saldırılarda ötürü büyük üzüntü içerisinde olduklarını ifade eden Türk Eğitim Sen Van Şube Başkanı Selçuk Yürektürk, “Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir. Adeta ABD’de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Biz ne ara, öğretmeninin önünde ceket ilikleyen öğrencilerin bugün silahla okullara girip öğretmenlerine kurşun sıkabildiği bir noktaya geldik?”
GÜVENLİK VAZGEÇİLMEZ BİR ZORUNLULUK
“Eti senin, kemiği benim anlayışından; öğretmeni tehdit eden, hatta fiziksel şiddet uygulayan, öğretmeni katleden veli ve öğrenci profiline nasıl ulaştık? Öğrencilerimiz nasıl oldu da çeteleşmenin tuzağına düştü, mafyavari oluşumların içine sürüklendi, bu karanlık düzene teslim oldu? Okullar öğrencilere bilgi kazandıran, onları geleceğe hazırlayan; eğitimcilerimizin huzur ve güven içinde görev yaptığı, toplumsal değerlerimizin yaşatıldığı kurumlardır. Ancak okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması vazgeçilmez bir zorunluluktur.” dedi.
“HER OKULA GÜVENLİK GÖREVLİSİ TAHSİS EDİLMELİDİR”
Başkan Yürektürk, “Bu noktada şiddetin önlenmesine yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir. Aynı zamanda okullardaki disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmeli, öğretmenin etkisi ve eğitim sürecindeki rolü güçlendirilmelidir. Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir. Bu tedbirler alınmış olsaydı bugün çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi kaybetmeyecek, elim hadiseyle karşı karşıya gelmeyecektik.” diye konuştu.
“OKUL-AİLE İŞBİRLİĞİ ARTIRILMALI”
Okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesinin bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Başkan Yürektürk, “Bununla birlikte okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki öğrencilerin psikolojik gelişimleri ve sosyal ilişkileri, sorunların erken tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması açısından büyük önem taşımaktadır. Şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur. Tabii ki bu noktada en önemli tedbirlerin başında yasal düzenlemeler gelmektedir. Türk Eğitim-Sen olarak, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik 2019 ve 2023 yıllarında iki kez kanun teklifi hazırlayarak, milletvekilleri aracılığıyla TBMM’ye ilettik.”
GÜÇLÜ TEDBİRLER ALINMALI
“Bunun yanı sıra, caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda düzenleme yapılması için yoğun girişimlerde bulunduk ve bu sürecin hayata geçirilmesini sağladık. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mektup gönderdik, iş bırakma eylemleri gerçekleştirdik ve çok sayıda basın açıklaması düzenledik. Ancak bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut uygulamaların yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur.” şeklinde aktardı.
YÜREKTÜRK’TEN GÜVENLİK ZİRVESİ ÖNERİSİ
Bir güvenlik zirvesinin şart olduğunun altını çizen Yürektürk, “Ülkemizde eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir “Güvenlik Zirvesi” düzenlenerek, konuyla ilgili tüm kurum, kuruluş ve paydaşların bir araya gelmesi sağlanmalı; zirvede sorun tüm yönleriyle etraflıca ele alınmalı, adeta bir seferberlik anlayışıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezaların etkin ve tavizsiz bir şekilde uygulanması sağlanmalı; bunun yanı sıra caydırıcı ve etkili tedbirler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletimizin ve toplumumuzun bu konuda etkin rol üstlenmesi, şiddeti önleyici kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur.” dedi.
“ÖĞRETMENİN İTİBARI KORUNMALIDIR”
Başkan Yürektürk, “Unutulmamalıdır ki, öğretmenin itibarı, devletimizin ve milletimizin itibarıdır! Bu itibarın sarsılması, toplumumuzun temel değerlerinin yerle yeksan olması anlamına gelir. Eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddetten korumak hepimizin asli görevidir. Eğitimcilerin statülerinin yükseltilmesi, onlara kıymet verilmesi, okul ortamının şiddetten uzak tutulması geleceğimize yapılacak en önemli yatırımdır.” diye aktardı.
“ŞİDDETİ SIRADANLAŞTIRAN YAPIMLAR ENGELLENMELİDİR”
Şiddeti sıradanlaştıran yapımların önüne geçilmesi gerektiğini söyleyen Başkan Yürektürk, “Toplumumuzda çocuklarımıza kötü örnek teşkil edecek her türlü dizi, film ve yayın içerikleri durdurulmalıdır. Yayınlar düzenli olarak titizlikle denetlenmelidir. Çocuklarımızın oynadığı oyunlar, Youtube, Tiktok gibi platformlardaki içerikler ile sanal medya da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Çeteleşmeyi özendiren, mafyavari oluşumları teşvik eden ve şiddeti sıradanlaştıran yapımların önüne geçilmelidir. Şayet eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar ve adeta Teksas’a döner; böylece geleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer. Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir.” ifadelerine yer verdi.
BOZKURT: ÇOCUKLAR HAYATLARINDAN KAYGI DUYUYOR
Yaşanan olaylarda çocukların çok etkilendiğini söyleyen, Eğitim Sen Van Şube Eşbaşkanı Funda Demir Bozkurt, “Son iki gündür okullarda yaşanan saldırılar asla münferit olaylar değildir. Çocuklar maalesef bu saldırılardan fazlasıyla olumsuz etkilendi. Çocukların büyük bir çoğunluğu hayatlarından kaygı duyuyor. Okulda neler yaşanacağına dair belirsizliğin hakim olması onlardaki kaygı düzeyini artırıyor. Özellikle sosyal medyada yaygınlaşan şiddet görüntüleri, çocuklarda çaresizlik duygusu, şiddete yönelim, okul fobisi ve çeşitli korkular yaratacaktır. Bakanlığın acilen kriz halini yönetmesi, rehberlik hizmetlerini artırması ve güvenlik önlemlerine dair kalıcı politikalar uygulaması gerekmektedir. Hem eğitim emekçilerinin hem de çocukların güvenliğinden sorumlu Bakanlık, yaşanılanları şeffaf bir biçimde halka açıklamalı ve okulların güvenli alanlar olması yönünde ivedilikle adımlar atmalıdır.” şeklinde açıklamalarda bulundu.




