Van’ın tarihindeki en kanlı ve yıkıcı dönemlerden biri olan 1915 olayları ile ilgili anlatılar, hatıralar ve yazıtlar arasında en çarpıcı olanlardan biri paylaşıldı. 2011 yılında Aleksandra Tolstaya tarafından yayınlanan o hatıralar, daha sonra Türkçeye de çevrildi. Şahin Doğan tarafından aktarılan o hatıralardan bir kısmı sosyal medyada paylaşıldı. Van ile ilgili o paylaşım kısa sürede büyük ilgi gördü.
Ceviiz adlı hesaptan yapılan paylaşımda o hatıralardan bazıları okuyuculara sunuldu. “Tolstoy'un kızı 1915'te Van'daydı.” Başlıklı paylaşımda Tolstoy’un kızının gönüllü hemşire olarak Kafkas Cephesi'ne gittiği, oradan Van'a gönderildiği şeklindeki bilgiler paylaşıldı.

TOLSTOY’UN KIZI ÖNCE KAFKAS CEPHESİNE SONRA VAN’A GÖNDERİLMİŞ
Tolstaya’nın o anıları paylaşılırken; “Şehirde tifo salgını vardı, Amerikan misyonu hastalanmıştı, tıbbi bakım yoktu. Birkaç hafta kaldı Gördüklerini yazdı. Canlıyken gömülmek üzere götürülen adam da dahil. Aktardığına göre kendisi generale, "30 araba, mısır, un, koyun lazım. Hastaları kendi köylerine göndermemiz gerekiyor. Yoksa hepsi burada ölecek." dedi. Birkaç gün sonra erzaklar geldi.” Sözlerine yer verildi.

VANLA İLGİLİ O ANILAR RUSYA’DA KORUNUYOR
Paylaşımda Tolstaya’nın Van’da çalışırken hatıralarını yazdığı belirtilirken, o hatılaranın bugün Rusya’daki bir kütüphanede yer aldığı da ifade edildi; “Lev Tolstoy’un kızı Aleksandra Lvovna Tolstaya, I. Dünya Savaşı’nda gönüllü hemşire olarak Kafkas Cephesi’ndeydi. Gönüllü bir hemşire. Savaş muhabiri değil, sadece yardım etmek isteyen biri. 2 aya yakın Van’da kaldıktan sonra başka cephelerde de gönüllü olarak çalışmış. 1915 yazında Van’da gördüklerini hatıratına geçirdi. O hatırat bugün Rusya’da bir kütüphane rafında duruyor.”

“CESETLER ÇÜRÜMÜŞ, CESETLER GÖLE ATILMIŞ!”
Öte yandan o hatıralar arasında yer alan bazı küçük anlar, ve Van ile ilgili kısımlar parça alıntılar halinde şöyle paylaşıldı; “Yıkılmış bir şehir. Burada korkunç çatışmalar yaşanmış. Ölenlerin cesetleri göle atılmış, cesetler orada çürümüş. Kerpiç evler tek tek yıkılmış. Her biri ayrı ayrı tutuşturulmuş. Geriye ne kalmıştı? Hasta, yaşlı, çocuk Türkler. Yaklaşık 1000 kişi… Okul binası, tamamen boş odalar. Yerde örtülü bedenler. Erkekler, kadınlar, yaşlılar, çocuklar; hepsi üst üste. İniltiler. Sayıklamalar. Küçük çocukların ağlama sesleri.”

KATLİAM İLE İLGİLİ İLGİNÇ DETAYLAR…
Anılarda yer alan bir başka anlatı ise şu şeklide sunulmuş; “Bize doğru kirli, zayıf eller uzanıyordu: “Hanım! Hanım!” Yaşlılar susuyordu. Somurtkan ve öfkeliydiler. Gömleklerini çıkarıp vücutlarındaki bitleri tırnaklarıyla eziyorlardı.
Köşede bir kadın oturuyordu. Kolları garip bir şekilde yanlarına sarkıyordu. Sessizce inliyordu. Yarrow’a döndüm. “Ne oldu ona? Kolları tersyüz edilmiş. Kim yaptı bunu? Neden?”, “Çarpışma sırasında…” dedi. Ben gazetelerde Türklerin hunharca davrandığını okumuştum. Yarrow devam etti: “Katliam her iki taraftan oldu. Burada biz Ermenilerin gaddarlığını gördük. Bu insanlık dışı gaddarlığın kurbanlarını bizzat gördüm.”




