Van Gölü Havzası’nın yalnızca gölden ibaret olmadığını vurgulayan Özel, dünyanın en büyük sodalı gölü Van Gölü’nün yanı sıra Nemrut Kalderası, Süphan Dağı, Akdamar Adası, İnci Kefali, tarihi-kültürel miras ve milli park ilan edilen Van Gölü Deveboynu Yarımadası’nın aynı coğrafyada bulunduğuna dikkat çekti. Bölgenin dört mevsim turizme uygun ender alanlardan biri olduğunu ifade eden Özel, kayak ve kış sporları, dağcılık, doğa yürüyüşleri, Van Gölü’nde yüzme, yelken, kano ve su sporları, kıyılarda kamp-karavan turizmi ile tarihi alanlarda kültür ve inanç turizminin aynı havza içinde yapılabileceğini kaydetti. Deveboynu Yarımadası’nın milli park ilan edilmesini ve Nemrut Kalderası gibi alanların koruma statüsünün güçlendirilmesini “son derece kıymetli” bulan Özel, asıl hedefin bu değerlerin parça parça değil, havza ölçeğinde ortak bir koruma ve kalkınma vizyonuyla yönetilmesi olduğunu söyledi. Vangölü Aktivistleri Genel Başkanı Dr. Erdoğan Özel, Gündeliç Dağı örneğinin doğal değerlerin doğru planlama, güçlü kamu iradesi ve uzun vadeli bir bakışla hem korunabileceğini hem de turizm, istihdam ve bölgesel kalkınmaya kazandırılabileceğini gösterdiğini belirterek Van için de bu çalışmanın yapılmasını talep etti.

VAN GÖLÜ HAVZASI YALNIZCA GÖLDEN İBARET DEĞİL

Van Gölü Havzası yalnızca gölden ibaret olmadığını vurgulayan Vangölü Aktivistleri Genel Başkanı Dr. Erdoğan Özel, “Ordu’da Gündeliç Dağı’nın Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ilan edilmesinin ardından ortaya konulan büyük ölçekli turizm yatırımı vizyonunu önemli ve değerli buluyoruz. Bu örnek bize bir kez daha gösteriyor ki; doğal değerler doğru planlama, güçlü kamu iradesi ve uzun vadeli bir yaklaşımla korunarak aynı zamanda turizme, istihdama ve bölgesel kalkınmaya kazandırılabilir. Vangölü Aktivistleri olarak aynı vizyonun Van Gölü Havzası için de ortaya konulması gerektiğine inanıyoruz. Van Gölü Havzası yalnızca gölden ibaret değildir. Dünyanın en büyük sodalı gölü Van Gölü’nün yanı sıra Nemrut Kalderası, Süphan Dağı, Akdamar Adası, İnci Kefali, tarihi ve kültürel mirasımız ve son olarak milli park ilan edilen Van Gölü Deveboynu Yarımadası gibi birbirinden değerli doğal ve kültürel zenginlikleri bünyesinde barındırmaktadır.“ dedi.

VAN GÖLÜ HAVZASI İÇİN ORTAK KORUMA ŞART!

Birçok turizm alanının aynı havza içerisinde gerçekleştirilebilir olduğunu söyleyen Başkan Özel, “Üstelik bu coğrafya dört mevsim turizme imkân sağlayabilecek ender bölgelerimizdendir. Bir tarafta kayak ve kış sporları, diğer tarafta dağcılık ve doğa yürüyüşleri; Van Gölü’nde yüzme, yelken, kano ve diğer su sporları; kıyılarda kamp ve karavan turizmi; tarihi alanlarda kültür ve inanç turizmi aynı havza içerisinde gerçekleştirilebilir. Deveboynu Yarımadası’nın milli park ilan edilmesi ve Nemrut Kalderası gibi alanların koruma statüsünün güçlendirilmesi son derece kıymetlidir. Ancak bizim asıl hedefimiz, bu değerlerin birbirinden bağımsız ve parça parça değil, Van Gölü Havzası ölçeğinde ortak bir koruma ve kalkınma vizyonuyla yönetilmesidir.” diye ekledi.

“ÇOK BÜYÜK BİR POTANSİYELE SAHİP”

Van Gölü Havzası aslında çok büyük bir potansiyele sahip olduğunun altını çizen Başkan Özel, “Van Gölü Havzası’nın bütüncül bir anlayışla planlanmasının yalnızca turizm açısından değil; ekonomi, istihdam, çevrenin korunması, ulaşım, kırsal kalkınma ve bölgenin marka değerinin yükselmesi açısından önemli sonuçlar doğuracağına inanıyoruz. Van Gölü Havzası aslında çok büyük bir potansiyele sahip. Van Gölü başlı başına dünyada benzeri az bulunan doğal bir değer. Bunun yanında Nemrut Kalderası, Süphan Dağı, Akdamar Adası, tarihi Van Kalesi, Ahlat’ın tarihi mirası, İnci Kefali ve son olarak milli park ilan edilen Van Gölü Deveboynu Yarımadası gibi çok önemli değerlerimiz bulunuyor. Ancak bunların her birini ayrı ayrı değerlendirmek yerine birbirini tamamlayan destinasyonlar olarak planlayabilirsek ortaya çok daha güçlü bir turizm ekonomisi çıkacaktır.” diyerek…

“TURİSTİN DAHA UZUN SÜRE KALMASINI HEDEFLEMELİYİZ”

Sözlerine şöyle devam etti: “Biz burada yalnızca daha fazla turist gelmesini değil, turistin bölgede daha uzun süre kalmasını hedeflemeliyiz. Van’a gelen bir ziyaretçinin yalnızca şehir merkezini veya Akdamar Adası’nı görüp ayrılması yerine; Van Gölü çevresinde birkaç gün geçirdiği, Ahlat’ı gezdiği, Nemrut Kalderası’nı gördüğü, Süphan Dağı’nda doğa faaliyetlerine katıldığı, Deveboynu Yarımadası’nı ziyaret ettiği ve Van Gölü kıyılarındaki turizm faaliyetlerinden yararlandığı bir destinasyon zinciri oluşturulabilir. Bunun ekonomik karşılığı çok büyüktür. Konaklama süresi arttığında otellerden restoranlara, ulaşım sektöründen yerel esnafa, rehberlerden turizm işletmelerine ve yöresel ürün üreticilerine kadar geniş bir kesim bundan doğrudan faydalanacaktır. Turizmin oluşturduğu gelir yalnızca birkaç noktada değil, Van Gölü çevresindeki ilçe ve yerleşimlere de yayılabilir. Özellikle gençler açısından turizm, spor, rehberlik, konaklama, gastronomi ve doğa faaliyetleri alanlarında yeni istihdam imkânları oluşabilir.”

“TURİZM BİRKAÇ AYLIK SEZONA SIKIŞMAMALI”

Özel, “Bir diğer önemli konu ise dört mevsim turizmidir. Van Gölü Havzası’nın en büyük avantajlarından biri budur. Yaz aylarında yüzme, kano, yelken, bisiklet, kamp ve doğa turizmi; kış aylarında kayak ve kış sporları; ilkbahar ve sonbaharda trekking, dağcılık, bisiklet, kültür ve gastronomi turizmi geliştirilebilir. Nemrut ve Süphan gibi değerlerimiz bu anlamda çok büyük bir potansiyel taşıyor. Böylece turizm birkaç aylık sezona sıkışmadan yılın geneline yayılabilir. Ancak bizim özellikle altını çizdiğimiz bir husus var: Planlama demek betonlaşma demek değildir. Van Gölü Havzası’nın geleceğini konuşurken önceliğimiz mutlaka koruma olmalıdır. Deveboynu Yarımadası’nın milli park ilan edilmesi ve Nemrut Kalderası gibi önemli doğal alanların korunması bunun açısından çok değerlidir. Turizm yatırımları; ekolojik hassasiyet, taşıma kapasitesi, kıyıların korunması ve doğal dokunun devamlılığı gözetilerek yapılmalıdır.” dedi.

Van'da 25 yıllık bağımlılık çocukların sözüyle bitti: Çocuklarının tek bir cümlesi sigarayı bıraktırdı!
Van'da 25 yıllık bağımlılık çocukların sözüyle bitti: Çocuklarının tek bir cümlesi sigarayı bıraktırdı!
İçeriği Görüntüle

“DEMİRYOLU VE HAVA ULAŞIMININ GÜÇLENDİRİLMESİ ŞART”

Van Gölü Havzası’nın çevre, turizm, kültür, ulaşım, kıyı kullanımı ve tanıtım politikalarının birbirinden kopuk değil, ortak bir vizyon içerisinde yürütülmesi gerektiğini düşündüklerini vurgulayan Özel, “Bu nedenle yıllardır dile getirdiğimiz Van Gölü Alan Başkanlığı talebini de bu sürecin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Van ve Bitlis’i kapsayan Van Gölü Havzası’nın çevre, turizm, kültür, ulaşım, kıyı kullanımı ve tanıtım politikalarının birbirinden kopuk değil, ortak bir vizyon içerisinde yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ulaşım da bu vizyonun ayrılmaz bir parçasıdır. Bölgenin turizmde büyümesini istiyorsak Van Gölü çevresindeki karayolu bağlantılarının yanı sıra demiryolu ve hava ulaşımının da güçlendirilmesi gerekir. Van Gölü Havzası’nın Türkiye’nin diğer bölgelerine ve uluslararası turizm hareketliliğine daha kolay bağlanması, yapılacak yatırımların ekonomik etkisini çok daha ileriye taşıyacaktır.” ifade etti.

ÖZEL: DÖRT MEVSİME YAYILAN TURİZM, GÜÇLÜ BİR YEREL EKONOMİ

Korunan bir Van Gölü, bütüncül planlanan bir havza, dört mevsime yayılan turizm ve bundan pay alan güçlü bir yerel ekonomi öngörüsünde bulunduklarını ifade eden Özel, “Doğru bir planlama yapılırsa bizim öngörüyle Van Gölü Havzası, yalnızca Doğu Anadolu’nun değil Türkiye’nin önemli doğa, kültür ve dört mevsim turizm destinasyonlarından biri haline gelebilir. Bunun sonucunda ziyaretçi sayısı ve konaklama süresi artar, yeni yatırımlar gelir, yerel işletmeler güçlenir, gençlere yeni istihdam alanları açılır ve bölgenin ekonomik hareketliliği artar. Fakat bütün bunlardan daha önemlisi, ekonomik kalkınma ile korumayı karşı karşıya getirmeyen bir model oluşturabilmektir. Bizim istediğimiz; Van Gölü’nü tüketerek büyüyen değil, Van Gölü’nü koruduğu için büyüyen bir turizm modelidir. Korunan bir Van Gölü, bütüncül planlanan bir havza, dört mevsime yayılan turizm ve bundan pay alan güçlü bir yerel ekonomi.” şeklinde konuştu.

“VAN GÖLÜ HAVZASI’NIN POTANSİYELİ BİR İLİN SINIRLARINA SIĞMAYACAK KADAR BÜYÜK”

Daha fazla betonlaşmanın olmaması gerektiği ve gelecek nesilleri merkeze alan sürdürülebilir bir model anlayışı beslediklerini aktaran Özel, “Yıllardır dile getirdiğimiz Van Gölü Alan Başkanlığı talebimizin temelinde de tam olarak bu anlayış bulunmaktadır. Alan Başkanlığı; yalnızca turizm yatırımı yapmak ya da yeni tesisler oluşturmak olarak görülmemelidir. Önceliği Van Gölü’nü ve havzanın doğal değerlerini korumak olan; koruma, turizm, ulaşım, kıyı kullanımı, çevre, kültürel miras ve tanıtım politikalarının kurumlar arası koordinasyon içerisinde yürütülmesini sağlayabilecek bütüncül bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır. Gündeliç Dağı için binlerce hektarlık alanı ve uzun vadeli yatırımları kapsayan bir turizm vizyonu ortaya konulabiliyorsa; Van Gölü, Nemrut, Süphan ve Deveboynu gibi ülkemizin çok önemli değerlerini barındıran Van Gölü Havzası için de büyük düşünmenin zamanı gelmiştir. Bizim beklentimiz daha fazla betonlaşma değil; doğayı koruyan, taşıma kapasitesini gözeten, yerel halkı kalkınmanın parçası yapan ve gelecek nesilleri merkeze alan sürdürülebilir bir modeldir. Van Gölü Havzası’nın potansiyeli bir ilçenin veya bir ilin sınırlarına sığmayacak kadar büyüktür. Van ve Bitlis’i ortak bir değer etrafında buluşturan havza, bütün olarak planlanmalı ve korunmalıdır.” ifadelerine yer verdi.

Muhabir: ZENÜN YEŞİL - HAKAN İZGİ