Van’da göl kıyıları ve birçok doğa alanı çadır kampı için ideal koşullar taşımasına rağmen, ziyaretçilerin güvenle çadır kurabileceği, tuvalet, duş, elektrik ve temel hizmetlerin bulunduğu hiçbir resmi kamp alanı mevcut değil. Doğa turizmine ilgi duyanlar ya kendi imkânlarıyla yetinmek zorunda kalıyor ya da başka illere yöneliyor. Yetkililer ve turizm sektörü temsilcileri, bu eksikliğin Van’ın turizm potansiyelini gölgelediğini belirtiyor. “Geniş doğal alanlarımız var ama çadır kampı için hiçbir düzenlenmiş tesis yok. Bu durum hem yerli hem yabancı turisti mağdur ediyor.” dedi. Vangölü Aktivistleri Genel Başkanı Dr. Erdoğan Özel ise konuya ilişkin önemli noktalara dikkat çekti.

YEREL EKONOMİYE ÖNEMLİ KATKI SAĞLAYACAK
Uzmanlar, Van Gölü çevresi ve turizm potansiyeli yüksek planlı çadır kamp alanlarının oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Altyapı yatırımlarıyla birlikte bu boşluğun doldurulması, hem doğa turizmini canlandıracak hem de yerel ekonomiye önemli katkı sağlayacak. Turizm potansiyeli yüksek olan Van’da, mevcut doğal alanların planlı kamp alanlarına dönüştürülmesi, temel altyapının güçlendirilmesi ve daha fazla düzenli tesisin açılması, hem ziyaretçi memnuniyetini artıracak hem de yerel ekonomiye katkı sağlayacaktır. Doğanın tadını güvenli ve konforlu şekilde çıkarmak isteyenler için bu eksikliğin giderilmesi, Van’ın “Doğu’nun saklı cenneti” unvanını daha da güçlendirecektir.

“VAN’IN POTANSİYELİ PLANLI BİR TURİZM ALTYAPISINA DÖNÜŞTÜRÜLEMİYOR”
Kamp ve doğa turizmi açısından Türkiye’nin en önemli potansiyellerinden birine sahip olduğunu vurgulayan Vangölü Aktivistleri Genel Başkanı Dr. Erdoğan Özel, “Van ve Van Gölü Havzası; gölü, dağları, yaylaları, vadileri, tarihi alanları ve eşsiz doğal güzellikleriyle kamp ve doğa turizmi açısından Türkiye’nin en önemli potansiyellerinden birine sahip. Ancak ne yazık ki bu potansiyelin uzun yıllardır planlı bir turizm altyapısına dönüştürülemediğini görüyoruz. Vangölü Aktivistleri olarak yıllardır Van Gölü Havzası’nın farklı noktalarında kamp, doğa yürüyüşü, bisiklet, yüzme ve zirve etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Van Gölü çevresindeki bisiklet festivallerimiz, Süphan ve Nemrut zirve etkinliklerimiz, kıyılardaki yüzme faaliyetlerimiz ve farklı noktalardaki kamplarımız sayesinde havzanın çok geniş bir bölümünü sahada deneyimleme imkânımız oldu.” dedi.
“ÖNEMLİ OLAN DOĞAYLA UYUMLU BİR SİSTEM KURMAK”
Özel, özlerine şöyle devam etti; “Bu deneyimlerimiz bize şunu gösteriyor, insanlar zaten doğaya gidiyor, çadır kuruyor ve kamp yapıyor. Fakat bunu destekleyecek düzenli alanlar, tuvalet, içme suyu, atık toplama, güvenlik ve temel kamp altyapısı birçok noktada bulunmuyor. Dolayısıyla plansız kullanım hem ziyaretçiyi mağdur ediyor hem de doğal alanlar üzerinde baskı oluşturuyor. Burada önemli olan her doğal alanı kamp kullanımına açmak değil; uygun noktaları belirleyerek kontrollü, güvenli ve doğayla uyumlu bir sistem kurmaktır.”

“KIRSAL BÖLGELER DE EKONOMİK HAYATIN İÇERİSİNE DAHİL EDİLMELİ”
Erdoğan Özel, “Doğa turizminin önemli avantajlarından biri, ziyaretçiyi yalnızca şehir merkezinde değil kırsal bölgelerde de ekonomik hayatın içerisine dahil etmesidir. Kırsal bölgeler de ekonomik hayatın içerisine dahil edilmeli. Biz bunu gerçekleştirdiğimiz etkinliklerde doğrudan görüyoruz. Bisikletçiler, dağcılar, yüzücüler, kampçılar ve doğaseverler gittikleri yerlerde alışveriş yapıyor; yöresel ürünlerden faydalanıyor, ulaşım, yeme-içme ve farklı hizmetlere ihtiyaç duyuyor. Köylerle ve yerel esnafla etkileşim kuruluyor. Van Gölü çevresindeki bisiklet etkinliklerimizde sporcular yalnızca pedal çevirmiyor; güzergâh üzerindeki ilçeleri, köyleri, tarihi alanları ve doğal güzellikleri de tanıyor. Aynı şekilde Süphan Dağı, Nemrut Kalderası ve Van Gölü kıyılarındaki etkinlikler ziyaretçiyi şehir merkezinin dışına taşıyor.” diyerek
PLANLI KAMP ALANLARI, ZİYARETÇİNİN KENTTE KALIŞ SÜRESİNİ UZATIR
Özel, özlerine şu şekilde devam etti; “Planlı kamp alanları oluşturulduğunda bunun çevresinde küçük işletmeler, yöresel ürün satış noktaları, bisiklet ve outdoor hizmetleri, rehberlik, ulaşım ve yeme-içme gibi yeni ekonomik faaliyetler gelişebilir. En önemlisi de Van’a gelen ziyaretçinin kentte kalış süresi uzar. Bir günlük ziyaret yerine Van Gölü Havzası’nda birkaç gün geçiren bir turist modeli ortaya çıkar. Bu da turizm gelirinin daha geniş bir kesime yayılmasını sağlar.”

“HER DOĞAL ALANI KAMP ALANINA DÖNÜŞTÜRMEK DOĞRU DEĞİL”
Çadır, karavan ve doğa turizmi altyapısı için öncelikli olarak hangi bölgelerin tercih edilmesiyle ilgili görüşünü belirten Özel, “Her güzel kıyıyı veya doğal alanı kamp alanına dönüştürmek doğru değildir. Öncelikle Van Gölü Havzası genelinde bilimsel ve çevresel kriterlere dayalı bir çalışma yapılmalıdır. Ulaşım imkânı bulunan, ekolojik hassasiyeti düşük, temel altyapının sağlanabileceği ve yoğun kullanımın doğal dokuya zarar vermeyeceği alanlar belirlenmelidir. Van Gölü kıyısındaki uygun noktalar ile belirli yayla ve doğa rotalarının başlangıç veya dinlenme noktaları bu kapsamda değerlendirilebilir. Sulak alanlar, hassas kıyı ekosistemleri, yaban hayatı açısından önemli bölgeler ve korunması gereken doğal alanlar ise yoğun turizm baskısından uzak tutulmalıdır.” şeklinde konuştu.
“DOĞAYLA UYUMLU KAMP NOKTALARININ OLUŞTURULMASI ÖNEMLİ”
Çadır kampçılığını doğal dokuya daha az müdahaleyle planlanabilir olabileceğini vurgulayan Özel, “ Ayrıca çadır kampı ile karavan kampını birbirinden ayırmak gerekiyor. Karavan turizmi; otopark, elektrik, temiz su ve atık su sistemleri gibi daha kapsamlı bir altyapı gerektirirken çadır kampçılığı doğal dokuya daha az müdahaleyle planlanabilir. Biz yıllardır Van Gölü çevresinde yürüyüş, bisiklet ve kamp faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Bu nedenle özellikle uzun mesafeli bisiklet ve yürüyüş rotaları üzerinde belirli aralıklarla küçük, güvenli ve doğayla uyumlu kamp noktalarının oluşturulmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Böylece Van Gölü çevresinde gelecekte ulusal ve uluslararası ölçekte bir bisiklet-kamp-doğa turizmi rotası oluşturulabilir.” şeklinde ifade etti.

İLK YAPILMASI GEREKEN: PLANLAMA!
Mevcut eksikliğin giderilmesi için yerel yönetim ve ilgili kurumların atması gereken en adımları sıralayan Özel, “İlk yapılması gereken çalışma, Van Gölü Havzası için kapsamlı bir kamp ve karavan alanları envanteri ve planlaması hazırlanmasıdır. Bu çalışmayla nerede kamp yapılabileceği, nerelerde kullanımın sınırlandırılması gerektiği ve hangi alanların tamamen korunması gerektiği ortaya konulmalıdır. Ardından Van Gölü kıyısında ve önemli doğa rotalarında birkaç pilot kamp alanı oluşturulabilir. İlk aşamada çok büyük yatırımlara da ihtiyaç yoktur. Temiz içme suyu, tuvalet, duş, düzenli atık toplama, kontrollü ateş alanları, temel aydınlatma, yönlendirme, güvenlik ve acil durum altyapısı birçok ihtiyacı karşılayacaktır.” diye aktardı.
“PLANLI KAMP ALANLARI, BİR ÇEVRE KORUMA ÇALIŞMASIDIR”
Özel oğaya bırakılan atıkların Van’ın değeri olan Van Gölü’ne verdiği zarara değinerek, “Vangölü Aktivistleri olarak yıllardır “Van Gölü Kirlenmesin, Mavi Kalsın” diyerek kıyılarda temizlik ve farkındalık çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Sahada karşılaştığımız sorunlardan biri de kontrolsüz kullanımdan sonra doğal alanlarda bırakılan atıklardır. Bu nedenle bizim açımızdan planlı kamp alanlarının oluşturulması aynı zamanda bir çevre koruma çalışmasıdır. İnsanları doğadan uzaklaştırmak yerine doğanın nasıl kullanılacağını doğru şekilde planlamamız gerekiyor. Özellikle Van Gölü kıyısında oluşturulacak hiçbir tesis veya kamp alanının göle yeni bir kirlilik yükü getirmesine izin verilmemelidir. Atık su ve katı atık altyapısı kamp alanı açıldıktan sonra değil, açılmadan önce çözülmelidir.” dedi.

“VAN ÇOK CİDDİ BİR POTANSİYELE SAHİP”
Güvenli ve donanımlı kamp alanları oluşturulursa Van yerli ve yabancı doğasever turistleri ne kadar çekebileceğini konuşan Özel, “Van’ın bu konuda çok ciddi bir potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz. Van Gölü’nü merkeze aldığımızda çevresinde dağcılık, yüzme, bisiklet, trekking, kampçılık, fotoğrafçılık, kuş gözlemciliği, astronomi ve kültür turizmini aynı destinasyon içerisinde birleştirebilecek çok güçlü bir coğrafyadan söz ediyoruz. Biz bunun örneklerini kendi etkinliklerimizde yıllardır görüyoruz. Van Gölü çevresinde yüzlerce kilometrelik bisiklet etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Süphan Dağı’nın 4 bin metreyi aşan zirvesine çıkıyoruz. Nemrut Kalderası’nda doğa etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Van Gölü’nde yüzme faaliyetleri düzenliyoruz.” diye aktardı.
“DOĞRU PLANLAMAYLA FARKLI TURİZM MODELİ OLUŞTURULABİLİR”
Farklı turizm alanlarına değinen Özel, “Son olarak yaklaşık 100 kişilik bir grupla Nemrut Kalderası’nda Perseid meteor yağmurunu Van Gölü ve Tatvan manzarası eşliğinde gözlemledik. Bütün bunlar bize Van Gölü Havzası’nın yalnızca yazın birkaç ay ziyaret edilecek bir destinasyon olmak zorunda olmadığını gösteriyor. Doğru planlamayla yılın farklı dönemlerine yayılan güçlü bir doğa turizmi modeli oluşturulabilir. Bir ziyaretçi Van’a gelip tarihi ve kültürel değerleri gezdikten sonra Van Gölü kıyısında kamp yapabilir, ertesi gün bisiklet rotasına çıkabilir, başka bir gün trekking veya dağcılık faaliyetine katılabilir. Böylece ziyaretçinin bölgede geçirdiği süre birkaç güne hatta daha uzun bir süreye çıkarılabilir. Ancak başarıyı yalnızca “kaç turist geldi?” rakamıyla ölçmemeliyiz. Bizim için kaç kişinin geldiği kadar, bu insanların doğaya nasıl bir iz bırakarak ayrıldığı da önemlidir.” şeklinde konuştu.

“VAN’IN İHTİYACI; PLANLI BİR DOĞA TURİZMİ MODELİ”
Önemli noktalara dikkat çeken Özel, “Van’ın ihtiyacı doğanın her noktasını turizme açmak değildir. Van’ın ihtiyacı; doğal alanlarını koruyan, Van Gölü’nü kirletmeyen, yerel halkın ekonomik olarak faydalandığı, güvenli ve planlı bir doğa turizmi modelidir. Vangölü Aktivistleri olarak yıllardır sahada edindiğimiz tecrübeye dayanarak Van Gölü Havzası’nın doğru planlandığında Türkiye’nin en önemli kamp, bisiklet, trekking ve doğa turizmi destinasyonlarından biri olabileceğine inanıyoruz. Doğayı turizme feda etmeden, turizmi doğanın korunmasına katkı sağlayan bir araca dönüştürmeliyiz.” ifadelerine yer verdi.





