Jeotermal enerji kaynakları Türkiye’de her geçen yıl önem kazanırken Rusya-Ukrayna ve ABD-İran savaşlarının Türkiye için enerji arz güvenliğinin taşıdığı stratejik önemi bir kez daha ortaya çıkardı. Bu kaynaklara sahip olan Van’da bu enerjiyi kullanma ile ilgili süreç ağır ilerliyor.

VAN, POTANSİYELİNİN GÖLGESİNDE KALDI

ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın başlamasıyla birlikte Avrupa genelinde enerji krizleri ve tedarik sorunları maliyetleri ciddi oranda artırdı. Orta Doğu’daki savaş belirsizliğini korurken enerji fiyatları rekor seviyelere çıktı. Bu durumun etkileri tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de derinden hissedilirken enerji ve doğalgaz tam anlamıyla ulaşılmaz bir hale geldi. Tedarik ve yüksek fiyatlar tüm dünyada doğal ve alternatif kaynaklara doğru bir arayışa yönlendirirken Van için de bir kez daha Jeotermal kaynakları kullanımı önerisi geldi.

JEOTERMAL’DE YENİ ROTA DOĞU

Türkiye'nin baz yük olma özelliği taşıyan tek yenilenebilir enerji kaynağı olan jeotermal, ülke ekonomisine çok farklı alanlarda değer oluşturan yatırımların adresi oluyor. Jeotermal kaynaklardan enerji üretiminin büyük bölümü Ege Bölgesi'nde kümelenirken, zengin jeotermal kaynaklara sahip Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki sahalarda yeni santral projeleri geliştiriliyor.

DOĞU ANADOLU JEOTERMAL ZENGİNİ

Ağrı, Muş, Bingöl, Elazığ ve Van başta olmak üzere Doğu Anadolu illerinin tektonik yapıları gereği çok zengin jeotermal kaynaklara sahip olduğu bilgisini veren Kındap, "Jeotermal tamamen bizim olan, kullanırken kimseden izin istemediğimiz, kimseye bir para ödemeyeceğimiz; 7 gün 24 saat kesintisiz üretim yaptığımız; temiz, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak. Doğu Anadolu Bölgemizdeki illerimizde, jeotermalin tüm kullanım alanlarında ülke ekonomisinin kalkınmasına hizmet edecek projeler geliştiriliyor. Pek çok kentimizde yurttaşlarımızın yatırımları desteklediğini görmek bizlere de mutluluk veriyor. Çünkü hepimiz biliyoruz ki tamamen bizim olan jeotermal enerjiye ‘hayır' demek, kıt olan dövizimizi harcayarak ithal ettiğimiz enerji kaynaklarına ‘evet' demek anlamına geliyor" dedi.

"BİLGİ EKSİKLİĞİNİ GİDERMEK GÖREVİMİZ"

Muş ve Bingöl'de bazı vatandaşların bilgi eksikliğinden kaynaklı sebeplerle jeotermale karşı çıkabildiğini söyleyen Kındap, bu yöndeki eksikliğin giderilmesi ve karşı çıkışların siyasi istismar konusu olmaması için JED ve benzeri sivil toplum örgütlerine görev düştüğünü hatırlattı. Türkiye'de halen enerji üreten ya da inşa halinde olan jeotermal santrallerin, dünyanın kabul ettiği en yüksek çevre standartlarına sahip olduklarına işaret eden JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: "Varto ve Karlıova başta olmak üzere Doğu Anadolu Bölgesi'nde gerçekleştirilecek jeotermal yatırımların, başta istihdam olmak üzere bölge ekonomisine çok farklı alanlarda katkı sağlamasını bekliyoruz. Bugün Ağrı'nın Diyadin ilçesi nasıl jeotermal seracılıkta bir Türkiye markası olduysa; Varto ve Karlıova gibi pek çok ilçemiz enerji üretiminde, termal turizmde, sebze ve meyve kurutma yatırımlarında, jeotermal madencilik uygulamalarında birer marka şehir olabilir. Gerek inşaat gerekse işletme süreçlerinde doğrudan ve dolaylı iş imkanları, bu ilçelerimizde ciddi bir ekonomik hareketlilik oluşturacak. Kaynaklarımızın verimliliği ile paralel olarak tarımsal üretimde artış, yılın 12 ayı kesintisiz üretim yapılabilen modern seracılık uygulamaları yaygınlaşacak. Sektör temsilcileri olarak bizler, yurttaşlarımızın doğru bilgilenmesine büyük önem vermekteyiz. Bir ilimizde jeotermal yatırımlar alkışlarla karşılanırken, birkaç yüz kilometre uzaklıktaki bir başka şehrimizde eleştiri konusu oluyorsa, bizlerin de sorumluluk alması gereken bir bilgi eksikliği var demektir."

"TÜRKİYE JEOTERMALİ ELİNİN TERSİ İLE İTEMEZ"

Rusya–Ukrayna ve ABD-İran savaşlarının Türkiye için enerji arz güvenliğinin taşıdığı stratejik önemi gösteren örnekler olduğuna dikkat çeken Kındap, gelişmişlik seviyesi ne olursa olsun tüm ülkelerin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına çok daha fazla önem verdiklerini belirtti. Dünyada dördüncü, Avrupa'nın lider jeotermal zengini ülkesi olan Türkiye'nin, bu dev enerji kaynağını elinin tersi ile itemeyeceğini kaydeden Ali Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemiz doğalgaz ve petrol zengini bir ülke değil. Enerjide bağımsız olmamız için bu kaynaklara sahip olmamız da gerekmiyor. Tüm yenilenebilir kaynaklarımızdan etkin şekilde ve sonuna kadar yararlanmalı, 85 milyonluk ülkemizin enerjisini bu kaynaklarla karşılamalıyız. Bu açıdan baktığımızda Doğu Anadolu'daki jeotermal yatırımlarımız ekonomik kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik ve enerji bağımsızlığı hedeflerimizin tam kesişim noktasında yer alıyor. Bu yatırımların ülkemizin temiz enerji yolculuğunda güçlü birer adım olduğuna inanıyoruz. Nasıl ki rüzgâr enerjisi yatırımlarımız son yıllarda batıdan doğuya doğru hızlı bir ivme ile yayılıyorsa, jeotermal enerjide de aynı rotayı izlemeliyiz."

RAKAMLARLA JEOTERMAL SEKTÖRÜ

- Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1758 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü, Avrupa'nın lider ülkesi konumunda.

- Türkiye, enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW'ın biraz üzerinde jeotermal kullanıma sahip.

Van’ın en işlek sokağına dev marka: Paulmark kapılarını açtı!
Van’ın en işlek sokağına dev marka: Paulmark kapılarını açtı!
İçeriği Görüntüle

- Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) Türkiye'nin keşfi tamamlanan jeotermal potansiyelini 62 bin MW/termal olarak açıklarken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye üçte birinden azına karşılık gelen 19 bin 836 MW/termal kullanıma sahip.

- 150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, halen 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Türkiye, potansiyelinin yüzde 5'i seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada 7'inci, Avrupa'da ise 1'inci sırada yer alıyor.

Kaynak: İHA-ŞEHRİVAN