Van Gölü, Akdamar Adası’ndaki tarihi kilise, Urartu kaleleri ve Van kedisiyle hem doğal hem kültürel bakımdan Türkiye’nin en özgün destinasyonlarından biri olan Van buna rağmen Türkiye’de bu gücünü en az kullanan iller arasında yer alıyor. Tarihi, kültürel, doğal güzelliklerine rağmen kent turizmi hâlâ büyük ölçüde tek bir pazara yani kara yolu sınır hareketine ve kısa sezonlara bağlı. İran turizmi ile dış turizmde zaman zaman hareketlilik yaşayan, yurt içinde ise dönemsel olarak nispeten yüksek rakamlar gören Van buna rağmen turizmini kırılgan bir yapıda sürdürüyor. Çok çeşitli ve sürdürülebilir bir turizm merkezi olmanın uzağında kalan ve turizmi çok dar bir alanda seyreden kentte potansiyelin büyük bir kısmı kullanılamıyor. Göl çevresindeki plajlar, sulak alanlar, göçmen kuşlar, kanyonlar ve dağlık araziler doğa ve kuş gözlemciliği potansiyeli sunarken; inanç, gastronomi, kış ve tarih turizmiyle dört mevsim çeşitlilik vaat etmesine rağmen yıllardır dile getirilen markalaşma ve doğru pazarlamayı gerçekleştiremeyen kentte bu durum tartışmaların odağında yer alırken turizmci Enes Özkılıç, Van’ın dört mevsim turist ağırlayan ve tüm zenginliğini kullanabilen bir kent olması gerektiğine dikkat çekti. Van Gölü, Akdamar, tarihi miras, eşsiz mutfak, kuş göçü ve kış turizmi… Van, dört mevsime yayılabilecek büyük bir turizm potansiyeline sahip olmasına rağmen ziyaretçiyi kentte uzun süre tutmakta zorlanıyor. Turizmci Enes Özkılıç, Van’ı kısa süreli ziyaret ve alışveriş kentinden güçlü bir turizm destinasyonuna dönüştürecek adımları Şehrivan’a anlattı.
ÖZKILIÇ, VAN’IN TURİZMDEKİ YANLIŞLARINA DEĞİNDİ
Van’ın turizmdeki temel sorunun turistin gelmemesi değil, turistin neden 12 ay boyunca Van’a gelmesi gerektiğini yeterince güçlü anlatamaması olduğunun altını çizen Turizmci Enes Özkılıç, “Van’ın turizm açısından sahip olduğu potansiyel, bugün geldiğimiz noktanın çok üzerinde. Biz aslında turizmde ciddi bir hazineye sahibiz; ancak bu hazinenin tamamını henüz ekonomiye ve turizme kazandırabilmiş değiliz. Van Gölü, Akdamar Adası, Urartu medeniyeti, kalelerimiz, Van kedisi, gastronomimiz ve eşsiz coğrafyamız tek başına bile önemli bir destinasyon oluşturabilecek değerler. Ancak bugüne kadar turizmimizi ağırlıklı olarak belirli pazarlar ve özellikle yaz sezonu üzerinden değerlendirdik. Bu da Van’ın gerçek kapasitesinin sınırlı bir bölümünü kullanmamıza neden oluyor. Bence Van’ın turizmdeki temel sorunu turistin gelmemesi değil, turistin neden 12 ay boyunca Van’a gelmesi gerektiğini yeterince güçlü anlatamamamızdır.” dedi.
ÖZKILIÇ: VAN SADECE YAZIN ZİYARET EDİLEN BİR ŞEHİR OLMAMALI!
Mevcut pazarları kaybetmeden yeni pazarların oluşturulması, özellikle uluslararası pazarlara yönelik profesyonel tanıtım çalışmalarının arttırılması gerektiğini vurgulayan Özkılıç, “Bugün dünyada insanlar yalnızca deniz tatili için seyahat etmiyor. Kültür, gastronomi, doğa, inanç, spor, fotoğrafçılık ve deneyim turizmi giderek büyüyor. Van’ın ise bu alanların neredeyse tamamında söyleyecek bir sözü var. Dolayısıyla mevcut pazarlarımızı kaybetmeden yeni pazarlar oluşturmalı, özellikle uluslararası pazarlara yönelik profesyonel tanıtım çalışmalarını artırmalıyız. Van’ı “yazın ziyaret edilen bir şehir” algısından çıkarıp dört mevsim keşfedilebilecek bir destinasyon haline getirmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.
“VAN GÖLÜ HAVZASI’NIN TAMAMINI DENEYİMLEYEBİLECEĞİ ROTALAR OLUŞTURMALIYIZ”
Turizm bir zincir ve zincirin halkalarından biri eksik olduğunda bütün sistemin bu durumdan etkilenebileceğini ifade eden Özkılıç, “Burada tek bir problemden bahsetmek doğru olmaz. Turizm bir zincir ve zincirin halkalarından biri eksik olduğunda bütün sistem bundan etkileniyor. Öncelikle altyapı ve ulaşılabilirlik konusunda daha fazla yatırım yapılması gerekiyor. Turistin bir bölgeye gitmek istemesi yeterli değil; oraya rahat ulaşabilmesi, konaklayabilmesi, kaliteli hizmet alabilmesi ve bölgeden ayrıldığında iyi bir deneyimle ayrılması gerekiyor. Bunun yanında destinasyonların bir bütün olarak planlanması önemli. Örneğin Van’a gelen turistin sadece şehir merkezinde veya birkaç bilinen noktada zaman geçirmesi yerine, Van Gölü havzasının tamamını deneyimleyebileceği rotalar oluşturmalıyız.” diye konuştu.
“TARİHİ YAPIYI TANITMAK YETMEZ SATILABİLİR BİR TURİZM ÜRÜNÜ HALİNE GETİRMELİYİZ”
Gastronomi kültürünün turizm ürününe dönüştürülmesi gerektiğini söyleyen Özkılıç, “Gastronomi konusunda da önemli bir fırsatımız var. Van kahvaltısı zaten güçlü bir marka. Ancak Van mutfağını sadece kahvaltı ile sınırlamamak gerekiyor. Yerel yemeklerimizi, ürünlerimizi ve gastronomi kültürümüzü turizm ürününe dönüştürmeliyiz. Doğa ve inanç turizminde de benzer şekilde hareket etmeliyiz. Bir tarihi yapıyı tanıtmak yetmez; o yapıyı ulaşım, rehberlik, konaklama, gastronomi ve diğer deneyimlerle birleştirerek satılabilir bir turizm ürünü haline getirmeliyiz.” diyerek…
ÖZKILIÇ: VAN’IN TURİZMİNİN ÖNÜNÜ AÇACAK EN ÖNEMLİ NOKTA ULAŞIM!
Özkılıç, sözlerine şöyle devam etti; “Açık konuşmak gerekirse, bu üç konuda ilerleme sağlamadan turizmde istediğimiz çeşitliliğe ulaşmamız zor. Çünkü turist artık sadece “güzel bir yer” aramıyor. Kolay ulaşabildiği, güvenli hissettiği, kaliteli konakladığı ve parasının karşılığında iyi bir deneyim yaşadığı destinasyonu tercih ediyor. Bu noktada benim özellikle üzerinde durmak istediğim konu ulaşım. Van’ın turizmde önünü açacak en önemli meselelerden biri hava ulaşımının güçlendirilmesidir. Özellikle yoğun dönemlerde uçak seferlerinin yetersiz kalması, bilet bulma konusunda yaşanan sıkıntılar ve yüksek bilet fiyatları hem turizm sektörünü hem de Van’a gelmek isteyen ziyaretçileri doğrudan etkiliyor.”
“NEDEN VAN’A GİTMELİYİM?”
Ulaşımın yanında tesis kalitesinin de geliştirilmesi gerektiğini belirten Özkılıç, Van’a daha fazla turist getirmek kadar gelen turistin kaliteli hizmet almasını, şehirde daha uzun süre kalmasını ve memnun ayrılmasını sağlamak gerektiğini ifade ediyor. Tanıtım tarafında artık daha profesyonel hareket edilmesi gerektiğini söyleyen Özkılıç, sosyal medya, dijital reklamlar, uluslararası tur operatörleri, seyahat platformları ve farklı pazarlara yönelik özel tanıtım çalışmalarının birlikte yürütülmesi gerektiğini kaydediyor. Van’ı tanıtmak için yalnızca Van’ın güzelliklerini göstermenin yetmeyeceğini vurgulayan Özkılıç, insanlara “Neden Van’a gitmeliyim?” sorusunun güçlü bir cevabının verilmesi gerektiğini dile getiriyor.
“ULAŞIMI GÜÇLÜ OLMAYAN DESTİNASYON PASTADAN PAY ALAMAZ”
Öncelik sıralamasının ulaşımın güçlendirilmesi, destinasyon altyapısının geliştirilmesi, hizmet kalitesinin yükseltilmesi ve profesyonel tanıtım şeklinde olduğunu söyleyen Özkılıç, Van’ın turizmde önünü açacak en önemli adımlardan birinin ulaşım olduğunu belirtiyor. Ulaşımı güçlü olmayan bir destinasyonun dünya turizm pastasından hak ettiği payı almasının çok zor olduğunu kaydeden Özkılıç, Van olarak bu konuda daha güçlü, daha organize ve daha kararlı hareket edilmesi gerektiğini vurguluyor.
“ÇALIŞMALAR RAPOR OLARAK KALMASIN”
Van’ın turizmde ne yapması gerektiğini yeniden keşfetmesine gerek olmadığını söyleyen Özkılıç, yıllardır bu şehirde turizmle ilgili çok değerli çalışmalar yapıldığını belirtiyor. Özellikle Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Fakültesi’nin çalışmalarının önemli bir yol haritası niteliğinde olduğunu kaydeden Özkılıç, bunların başında Van Gölü Destinasyon Turizm Eylem Planı’nın geldiğini ifade ediyor. Bu çalışmaların yalnızca rapor olarak kalmaması gerektiğini söyleyen Özkılıç, DAKA’nın saha ve proje tecrübesi ile YYÜ Turizm Fakültesi’nin akademik birikiminin bir araya getirilerek, Van Gölü Destinasyon Turizm Eylem Planı başta olmak üzere bugüne kadar hazırlanan çalışmaların yeniden masaya yatırılması ve uygulanabilir projeler için somut bir uygulama takvimi oluşturulması gerektiğini vurguluyor.
“YENİ RAPOR DEĞİL, ELDEKİ PLANI SAHAYA İNDİRMEK”
Van’ın hangi turizm alanlarında gelişebileceği, hangi destinasyonların öne çıkarılabileceği ve farklı turist profillerine nasıl ulaşılabileceği konusunda ciddi bir bilgi birikimi olduğunu belirten Özkılıç, artık sürekli yeni raporlar hazırlamaktan çok eldeki bu değerli çalışmaların sahada uygulamaya dönüştürülmesi gerektiğini söylüyor: “Van Turizm Çalışma Masası” Öncelikle DAKA, YYÜ Turizm Fakültesi, kamu kurumları, yerel yönetimler ve sektör temsilcilerinin içerisinde olduğu bir “Van Turizm Çalışma Masası” oluşturulabileceğini söyleyen Özkılıç, bu masanın yalnızca toplantı yapan bir yapı olmaması gerektiğini belirtiyor. Masanın belirlenen projelerin sorumlusunu, finansmanını ve uygulama takvimini belirlemesi, sonuçlarını da düzenli olarak kamuoyuyla paylaşması gerektiğini kaydediyor.
“TUR OPERATÖRLERİYLE DOĞRUDAN ÇALIŞMA MODELİNE GEÇİLMELİ”
Dört mevsime göre ayrı turizm ürünleri oluşturulması gerektiğini belirten Özkılıç, yaz döneminde göl ve su turizminin; ilkbahar ve sonbaharda doğa, kuş gözlemciliği, trekking ve fotoğrafçılığın; kış döneminde ise kış sporları ve doğa turizminin öne çıkarılabileceğini söylüyor. Gastronomi ve kültür turizminin ise bütün bu sezonların içerisine yayılabileceğini kaydediyor. Tur operatörleriyle doğrudan çalışma modeline geçilmesi gerektiğini söyleyen Özkılıç, Van’da hazırlanan rotaların ve turizm ürünlerinin ulusal ve uluslararası tur operatörlerine sunulması, onların Van’ı programlarına almasının sağlanması gerektiğini belirtiyor. Özellikle İran pazarındaki gücün korunurken yeni dış pazarlara da açılması gerektiğini ifade ediyor.
“POTANSİYELİ BİLİYORUZ, ARTIK SONUÇ ÜRETELİM”
Turizm yatırımlarının yalnızca tesis sayısını artırmak şeklinde düşünülmemesi gerektiğini kaydeden Özkılıç, mevcut tesislerin hizmet kalitesinin yükseltilmesi, turizm alanlarının altyapısının geliştirilmesi, ziyaret noktalarında yönlendirme, bilgilendirme, ulaşım ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Bütün bunların sonucunun da ölçülmesi gerektiğini vurgulayan Özkılıç, Van’a kaç turist geldiğinin, kaç gün kaldığının, hangi rotanın tercih edildiğinin, kişi başı ne kadar harcama yapıldığının ve turizmden şehir ekonomisine ne kadar değer oluştuğunun düzenli takip edilmeden çalışmaların başarısının ölçülemeyeceğini belirtiyor. Van’ın artık “turizm potansiyeli yüksek bir şehir” olarak anılmasını yeterli bulmadığını söyleyen Özkılıç, potansiyelin zaten bilindiğini, planların da olduğunu, artık sonuç üretilmesi gerektiğini ifade ediyor.
“PLAN YAPMA DEĞİL, PLANLARI HAYATA GEÇİRME ZAMANI”
Van’ın ihtiyacının yeni bir hayal olmadığını söyleyen Özkılıç, DAKA’nın tecrübesini, YYÜ Turizm Fakültesi’nin akademik birikimini, kamu gücünü ve turizmcilerin sahadaki deneyimini aynı hedefte buluşturup mevcut planları uygulamaya geçirmek olduğunu belirtiyor. Bunun başarılması halinde Van’ın dört mevsim turizm hedefinin yalnızca bir temenni olmaktan çıkacağını kaydeden Özkılıç, Van Gölü’nü, tarihini, doğasını, gastronomisini ve kültürünü gerçek turizm ürünlerine dönüştürerek şehre daha fazla turist getiren, turistin kalış süresini uzatan ve şehir ekonomisine doğrudan katkı sağlayan bir modele geçilebileceğini söylüyor. Artık plan yapma değil, planları hayata geçirme zamanı olduğunu vurgulayan Özkılıç, “Van’ın turizmde kaybedecek bir yılı daha yok.” diyor.
“VAN’IN ORTAK BİR TURİZM AKLINA İHTİYACI VAR”
Van’ın artık turizm konusunda sürekli “potansiyelimiz çok büyük” demek yerine bu potansiyelin sonuçlarını görmeye başlaması gerektiğini düşündüğünü söyleyen Özkılıç, Van’ın değerlerinin herkesçe bilindiğini belirtiyor. Van Gölü’nü, Akdamar’ı, Urartu mirasını, gastronomiyi, doğayı ve kültürü anlatmakla bitirilemeyeceğini, ancak bunların hepsinin ekonomik değere dönüşmediği sürece yalnızca potansiyel olarak kaldığını kaydediyor. Özel sektörün ve turizm sektörünün içerisinden gelen bir iş insanı olarak Van’ın artık ortak bir turizm aklına ihtiyacı olduğuna inandığını ifade eden Özkılıç, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, milletvekillerinin, siyasetçilerin, STK’ların, üniversitelerin, iş dünyasının ve turizm sektörünün aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini söylüyor.
“TURİST BEKLEYEN DEĞİL, KENDİNİ ANLATAN BİR KENT OLMALI”
Eksiğin değer olmadığını söyleyen Özkılıç, eksiğin sahip olunan değerleri doğru ürüne, doğru pazara ve doğru tanıtıma yeterince hızlı dönüştürememek olduğunu belirtiyor. Artık Van’ın turist bekleyen değil, turistin neden Van’a gelmesi gerektiğini güçlü şekilde anlatan ve bunu gerçek bir turizm ürününe dönüştüren bir destinasyon olması gerektiğini kaydediyor. Bunun için hep birlikte daha cesur, daha profesyonel ve daha kararlı hareket edilmesi gerektiğini söyleyen Özkılıç, Van’ın turizmde kaybedecek zamanı olmadığını vurguluyor: “Potansiyelimizi konuşmayı bırakıp, potansiyelimizi gerçeğe dönüştürme zamanı.”




