Van'da en çok ziyaret edilen yerlerin başında gelen Van Gölü'ndeki Akdamar Adası, badem ağaçlarının çiçek açmasıyla baharın en güzel renklerine büründü. Tarih ve doğanın buluştuğu ada ziyaretçilerini masalsı bir yolculuğa çıkarıyor.

BAHARIN EN GÜZEL RENKLERİNE BÜRÜNDÜ
Yılın her döneminde farklı manzarasıyla insanları cezbeden Akdamar Adası, bugünlerde de Van Gölü'nün ve gökyüzünün maviliği ve çiçek açan badem ağaçlarıyla ziyaretçilerini ağırlıyor. Gevaş ilçesinden 20 dakika süren tekne yolculuğunun ardından ulaşılan ada, Artos Dağı'nda henüz erimeyen kar örtüsü ve badem ağaçlarının oluşturduğu renk cümbüşüyle güzel görüntüler oluşturuyor. Eşsiz güzelliği görüntülemek isteyen ziyaretçiler ve fotoğraf tutkunları da Van Gölü'nün ve gökyüzünün maviliğiyle bütünleşen eşsiz manzarayı fotoğraf karelerine yansıtıyor.

ADA, KİLİSESİ, BADEM AĞAÇLARI VE TAVŞANLARI İLE MUHTEŞEM BİR YER
İzmir'den arkadaşlarıyla kente gelen Sibel Dinç, Akdamar Adası'nı çok beğendiğini söyledi. Beklediğinden daha güzel bir manzara ile karşılaştığını belirten Dinç, şunları kaydetti: "Van'a ilk kez geldim. Adanın çok hoş bir havası var. Ada, kilisesi, badem ağaçları ve tavşanları ile muhteşem bir yer. Çok hoşuma gitti. Bir tarafta kar, bir tarafta göl ve bir tarafta badem çiçekleri. İnsanların gelip görmeleri lazım."

"ADANIN DOĞASI BİZİ BÜYÜLÜYOR”
Her yıl nisan ayında adayı ziyaret etmek için Hakkari'den geldiğini aktaran Esra Özdemir ise "Adanın doğası bizi büyülüyor. Adaya gelmek isteyenler nisan ayı sonu veya mayıs ayı başında gelebilirler. Badem çiçekleri bu mevsimde açıyor." dedi.

Fotoğraf sanatçısı Mürgan Bayramoğlu da kenti ve adayı beğendiğini dile getirerek, "Adanın her köşesi muhteşem. Her yıl Avrupa'nın bir şehrinde fotoğraf sergisi açıyoruz. Buraları da göstereceğiz." diye konuştu.

ADANIN GÜZELLİĞİ FARKLI BİR AMBİYANS OLMUŞ VE BİZİ GERÇEKTEN KENDİSİNE HAYRAN BIRAKTI
20 kişilik ekiple adaya gelen Emine Tosun, "Burayı çok beğendik. Açıkçası hiç böyle bir yer olacağını düşünmüyordum. Çiçek açan ağaçlar, martılar, kilisenin güzelliği farklı bir ambiyans olmuş ve bizi gerçekten kendisine hayran bıraktı. Önümüzdeki günlerde buraya daha sık turlar düzenleyeceğiz." ifadesini kullandı.

AKDAMAR ADASI’NIN AŞK HİKAYESİ
Akdamar Adasındaki Surp Haç kilisesi, 7. yüzyılda Kral I. Gagik'in emriyle 915-921 yıllarında Mimar Manuel tarafından inşa edildi. Akdamar Adası, nesiller boyu anlatılan üzücü bir aşk hikâyesiyle anılmaya devam ediyor. Halk arasında "Ah Tamara" olarak bilinen efsane, adanın ismine dair en yaygın inanışı oluştururken, dil bilimciler adın kökenini farklı temellere dayandırıyor.
Halk efsanesine göre, adada yaşayan Ermeni baş keşişin Tamara adında, güzelliği dillere destan bir kızı vardır. Çevredeki köylerden bir çoban, Tamara’ya gönlünü kaptırır ve onunla buluşabilmek için her gece adaya yüzerek gider. Tamara ise karanlıkta yolunu bulabilmesi için kıyıda fenerle bekler. Durumu fark eden kızın babası, fırtınalı bir gecede elinde fenerle kıyıya inerek sürekli yer değiştirir. Fenerin peşinden giden ancak bir türlü kıyıya varamayan genç çoban, dalgalar arasında gücünü kaybederek boğulur. Çobanın son nefesinde yükselen "Ah Tamara!" feryadı, genç kızın da kendini gölün sularına bırakmasıyla son bulur.
Ermeni şair Hovhannes Tumanyan’ın dizeleriyle ölümsüzleşen bu anlatı, adanın isminin kaynağı olarak kabul ediliyor. Ancak uzmanlar, 9. yüzyıldan itibaren kayıtlarda geçen "Ağtamar" isminin, Arapça "kabartı" veya "tümsek" anlamına gelen "ĞMR" kökünden türemiş olma ihtimalini de göz önünde bulunduruyor.





