Van’ın cennet köşelerinden biri olan Tuşba ilçesi sınırlarında bulunan Çarpanak Adası, son birkaç haftadır badem çiçeklerinin muhteşem renk cümbüşüne büründü. Vanlıların akın ettiği Çarpanak’taki görsel şölen gören herkesi büyülerken Van’ın nazar boncuğunda birkaç haftalık görsel şölenin ardından geriye yine utanç manzaraları kaldı. Kentin eşsiz güzelliğinin olduğu alanda, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, bu yıl da yaşanan muhteşem yoğunluk Çarpanak Adası’nda ve adanın karşı kıyısında bulunan alanlarda büyük bir tahribat oluşmasına neden oldu. Özellikle badem ağaçlarının olduğu alandaki bitki örtüsünün tahrip edilmesi, araçlarla alanın talan edilmesi ve alanın çöp içinde bırakılması kentte büyük tepki oluşturdu. Kentin bu gibi doğal alanlarındaki tahribat sürerken konuyla ilgili Şehrivan’a konuşan Van Gölü Havzası Turizm Derneği (VAHATUDER) Başkanı Abdullah Tunçdemir ile Vangölü Aktivistleri Derneği Başkan Yardımcısı Ali Emrah Dağer, Çarpanak Adası, Van Gölü kıyıları ve piknik alanlarındaki bu duruma tepki gösterdi.
ÇARPANAK’TA GÜZELLİKLER YERİNİ TAHRİBATA BIRAKTI!
Van’da baharın ilk müjdecisi olarak kabul edilen Çarpanak Adası, bu yıl da doğanın tüm ihtişamıyla süslendi. Badem ağaçlarının pembe-beyaz çiçeklerle donattığı ada, özellikle son yıllarda hem kent sakinlerinin hem de bölge dışından gelen turistlerin en gözde destinasyonu haline geldi. Ancak baharın renklerine bürünen bu eşsiz doğa harikası, aynı zamanda utanç verici bir manzaraya da sahne oluyor. Adada ve Van Gölü kıyısındaki piknik alanlarında çekilen ve sosyal medyada hızla yayılan görüntüler, kısa sürede yankı uyandırdı. Ziyaretçilerin bıraktığı plastik poşetler, pet şişeler, tek kullanımlık tabaklar, yemek artıkları ve çeşitli ambalaj atıkları, adanın ve kıyı şeridinin birçok noktasını kirletti. Baharın en güzel döneminde bölgeyi ziyaret eden vatandaşlar, ortaya çıkan manzara karşısında şaşkınlık yaşadı.
TUNÇDEMİR: DOĞAL DENGE TEHLİKEYE ATILIYOR!
Çarpanak Adası’ndaki görüntü kirliliği, sadece estetik bir sorun olmanın ötesinde biyolojik çeşitliliği, kuş türlerini ve adanın doğal dengesini de tehlikeye attığını vurgulayan Van Gölü Havzası Turizm Derneği (VAHATUDER) Başkanı Abdullah Tunçdemir, “Ziyaretçilerin bıraktıkları çöplerle birlikte ada, büyük bir çevre ihlaline dönüşmüş durumda. Özellikle piknik yapan grupların geride bıraktığı atıklar, hem ada ekosistemini tehdit ediyor hem de Van’ın önemli turistik değerlerinden birini hızla değersizleştiriyor. Yetkililerin acil önlem alması gereken bu kirlilik, “Doğayı koruyoruz” söylemlerinin ne kadar boş kaldığını bir kez daha kanıtlıyor. Çarpanak Adası’ndaki görüntü kirliliği, sadece estetik bir sorun olmanın ötesinde; biyolojik çeşitliliği, kuş türlerini ve adanın doğal dengesini de tehlikeye atıyor. Bahar aylarında adaya akın eden ziyaretçi sayısındaki artış, maalesef bilinç düzeyindeki yetersizlikle birleşince ortaya utandırıcı bir tablo çıkıyor.” dedi.
“ÇARPANAK SORUNU ÇOK CİDDİ, KORUMA ŞART”
Yapılan tahriplere karşı denetim ve korumanın olması gerektiğini söyleyen Tunçdemir, “Çarpanak Adası’ndaki sorun maalesef çok güncel ve ciddi. 2026 baharında da ziyaretçi artışı nedeniyle ada çöp, tahribat, kuş yuvalarının ezilmesi ve kontrolsüz kalabalık nedeniyle alarm veriyor. Doğa aktivistleri ve yerel halk, özellikle üreme döneminde (martılar ve göçmen kuşlar) sivil tekne seferlerinin kısıtlanmasını, denetim ve koruma görevlisi istihdamını talep ediyor. Turizme açık değil. Altyapısı yok. Oraya da devletin tabii oraya herkesin gitmemesi lazım. Yani gidiyorsa da orada bir görevlinin olması lazım. Kısa sürede gider gelir işini görür. Ama orada piknik yapmak, saatlerce kalmak, çöp bırakmak uygun değil yani. Evet, tahrip edilmişti bayağı bir. Çöplerini bırakıp Evet. gelmişler Bir de Çünkü orada kuş cenneti yani orada tarih var, kuş cenneti var, doğa güzellik var, su var. Yani deniz, güneş var. Yani orada her şey var Çanakkale adasında. Evet, şimdi hani dediğiniz gibi bir sürü kuş türü var orada. Hani onların da geleceği tehlike atmış oluyorlar aslında.”
“ZİYARETÇİLER ADAYI KİRLETİYOR”
“Çarpanak Adası’na giden ziyaretçiler maalesef çöplerini orada bırakıyor, adayı kirletiyor. Ülkemizde ve ilimizde turizme açılmış birçok güzel yer var; oralarda altyapı, temiz tuvalet, düzenli çöp toplama, bakım, bekçi ve görevli hizmetleri mevcut. Ancak Çarpanak Adası, Adır Adası ya da Yedi Kilise gibi restorasyonu yapılmamış veya resmen turizme açılmamış yerlerde durum çok farklı ve zor. İnsanlar oraya gidince çöpünü bırakıyor, alanı kötü kullanıyor, doğaya ve tarihi yapılara zarar veriyor. Bu çok üzücü. Öncelikle halkımızın bilinçlenmesi lazım; kendi götürdüğü çöpü geri getirmesi, doğaya zarar vermemesi gerekiyor. Bir de devletin bu noktalara ya izin vermemesi ya da görevli personel bırakarak kontrol altında tutması şart. İnsanlar oraya düzenli ve denetimli şekilde gidebilirse hem kendisi bilinçlenir hem de başkalarına örnek olur. Kısacası bu konuda ciddi bir eğitim ve farkındalık çalışmasına ihtiyaç var.” şeklinde ifade etti.
TUNÇDEMİR: RESTORASYON GECELEME SAYISINI ARTTIRIYOR
Tarihi yapıların restore edilmesinin sağladığı katkıyı dile getiren Tunçdemir, konuyla ilgili olarak ayrıca; “Van’da tarihi yerlerin çok olması, bazı yapıların restore edilmesi ya da restorasyon sürecinde olması bizim için önemli. Çünkü geceleme sayısının artması, gelen müşteri potansiyelinin de artması demektir. Yani daha fazla insan gelecek, daha çok konaklama olacak. Haftada 3-4 gün kalacaklar. Bu da bizim geceleme sayımızın yükselmesi anlamına gelir. O yüzden bu konuya çok önem veriyoruz.” diye aktardı. Bunlardan biri olan Yedi Kilise’nin durumuna da değinen Tunçdemir; “Erek Dağı eteklerinde, harabe durumda. Restorasyon eksik, yol kötü, tuvalet/çöp altyapısı yok. Ziyaretçi az ama gelenler de bilinçsizce zarar verebiliyor.Yine Çarpanak Adası’nda Tarihi kilise/manastır var, muhteşem doğa ve endemik kuşlar var. Ama resmi olarak turizme kapalı (martı üreme alanı olduğu için). Ulaşım köy iskelesinden tekneyle, yollar kötü, hiçbir altyapı yok. Sonuç: çöp dağları, araç izleri, kuş yuvalarına zarar. Bu tür yerlerde ‘herkes gidiyor ama kimse sorumlu değil’ durumu var.” dedi.
VAN’DA ALTYAPISI OLAN, TEMİZ VE YÖNETİLEN TURİZM YERLERİ
Tunçdemir, “Van’da altyapı, temizlik, tuvalet, çöp toplama, bakım ve görevli açısından iyi durumda olan başlıca yerler şunlar: Akdamar Adası ve Kilisesi, En iyi örnek. Gevaş İskelesi’nden düzenli tekne seferleri var. Ada giriş ücreti (Müzekart geçerli), yürüyüş yolları, kafeterya, tuvalet, çöp kutuları, güvenlik ve bakım ekipleri mevcut. Baharda badem çiçekleriyle ünlü, UNESCO adayı. Ziyaretçi akışı kontrollü ve temiz tutuluyor. Van Kalesi ve çevresi, Düzenli bakım, aydınlatma, tuvalet, otopark ve görevliler var. Muradiye Şelalesi, Tabiat parkı statüsünde, yürüyüş yolları, piknik alanları, tuvalet ve temizlik hizmeti var, Van Gölü Sahil Yolu (İskele-Fidanlık-Havalimanı) , Yeni yapılan rekreasyon alanları, yürüyüş-bisiklet yolları, oturma grupları ve bakım ekipleri mevcut. Kurubaş ve diğer doğal yaşam alanları Büyükşehir Belediyesi’nin yönettiği bazı noktalarda temel altyapı sağlanıyor. Bu yerlerde çöp sorunu nispeten az, çünkü düzenli görevli, tabela, uyarı ve cezai yaptırım mekanizması işliyor.” diye konuştu.
HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?
Alınması gereken önlemlere değinen Tunçdemir, “Önce halkın bilinçlenmesi, sonra devletin sorumluluk alması şart. Eğitim ve farkındalık: Okullarda, sosyal medyada, belediye kampanyalarında “Gittiğin yeri temiz bırak, çöpünü geri getir” mesajı verilmeli. Doğa turizmine çıkan minibüsçülere ve tekne sahiplerine zorunlu eğitim + çöp torbası dağıtımı. Yönetim modeli: Çarpanak gibi hassas alanlar için sınırlı ziyaret (randevulu, kota, rehber zorunlu). Üreme döneminde (Nisan-Haziran) tam kapatma. Görevli bekçi/koruma ekibi + çöp toplama teknesi. Giriş ücreti koyup geliri bakım ve restorasyona ayırmak (Akdamar modeli). Restorasyon ve altyapı: Yedi Kilise ve Çarpanak için Kültür Turizm Bakanlığı + Büyükşehir Belediyesi ortak projeleri şart. Temel tuvalet, tabelalar, yürüyüş yolları ve güvenlik. Ceza mekanizması: Çöp bırakanlara idari para cezası uygulanmalı (5326 sayılı Kanun kapsamında). Van’ın turizm potansiyeli çok yüksek ama sürdürülebilirlik olmadan bu güzellikler kısa sürede kaybedilir. Akdamar gibi başarılı örnekleri çoğaltmak mümkün. Van Gölü’nün incileri (Akdamar, Çarpanak, Adır) hepimizin ortak mirası. Bilinçli ziyaretçiler arttıkça sorunlar azalır.” ifadelerine yer verdi.
DAĞER: VAN GÖLÜ HEPİMİZİN ORTAK MİRASI!
Van Gölü kıyılarındaki çevre kirliliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vangölü Aktivistleri Derneği Başkan Yardımcısı Ali Emrah Dağer ise sorunun artık sadece görüntü kirliliği boyutunu aştığını söyledi. Dağer, “Van Gölü sadece bölgenin değil, dünyanın en büyük sodalı göllerinden biri ve çok hassas bir ekosisteme sahip. Havaların ısınmasıyla insanların göl kıyılarına yönelmesi doğal ve sevindirici bir durum. Ancak geride bırakılan çöpler, doğayla kurduğumuz ilişkinin hâlâ yeterince bilinçli olmadığını gösteriyor. Piknik sonrası oluşan plastik yığınları, cam şişeler, tek kullanımlık ürünler ve mangal atıkları kıyılarda çok kötü bir görüntü oluşturuyor. Bu sadece estetik bir sorun değil; Van Gölü’nün geleceğini tehdit eden ciddi bir çevre problemidir. Bugün kıyıda bırakılan bir plastik şişe yıllarca doğada kalabiliyor. İnsanların birkaç saatlik keyfi uğruna gölün doğal yapısının zarar görmesi kabul edilemez. Van Gölü hepimizin ortak mirasıdır ve korunması sadece kurumların değil, toplumun tamamının sorumluluğudur.” dedi
“ÇÖP EKOSİSTEME BÜYÜK ZARAR VERİYOR”
Van Gölü kapalı bir havza olduğu için kirlenmeye karşı çok daha hassas bir yapıya sahip olduğunu dile getiren Dağer, şöyle devam etti, “Yani doğaya bırakılan atıkların etkisi kısa sürede kaybolmuyor. Plastik atıklar zamanla parçalanarak mikroplastiğe dönüşüyor ve bu durum hem su kalitesini hem de canlı yaşamını tehdit ediyor. Özellikle endemik tür olan İnci Kefali için temiz kıyılar ve sağlıklı su kaynakları hayati önem taşıyor. Cam şişeler yangın riskini artırırken, mangal atıkları kıyı bitki örtüsüne ve toprak yapısına zarar veriyor. Ayrıca kıyılarda oluşan yoğun kirlilik kuşların yaşam alanlarını da olumsuz etkiliyor. Kısacası burada oluşan çevre kirliliği sadece bugünü değil, gelecek nesillerin yaşayacağı doğayı da etkiliyor. Van Gölü’nün ekolojik dengesi bozulursa bunun geri dönüşü çok zor olabilir.” Diye konuştu.
DAĞER: İNSANLAR PİKNİK ALANLARINI KENDİ EVLERİ GİBİ GÖRMELİ
Van Gölü’nde denetimlerinin artırılması gerektiğini dile getiren Dağer, “Özellikle yoğun kullanılan kıyı bölgelerinde düzenli temizlik çalışmaları yapılmalı ve çevreyi kirletenlere caydırıcı cezalar uygulanmalı. Belediyelerin çöp kutusu, geri dönüşüm noktası ve mobil temizlik ekiplerini artırması önemli. Bunun yanında en etkili çözüm çevre bilincidir. Okullarda, sosyal medyada ve yerel etkinliklerde çevre farkındalığı çalışmaları yapılmalı. Sivil toplum kuruluşları, gönüllüler ve yerel yönetimler ortak hareket etmeli. Biz aktivistler olarak sadece temizlik yapmak değil, insanların doğaya bakışını değiştirmek gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca “getirdiğini geri götür” kültürünün yaygınlaşması gerekiyor. İnsanlar piknik alanlarını kendi evleri gibi görmeli. Çünkü doğa kirletildiğinde bunun bedelini hep birlikte ödüyoruz.” Şeklinde konuştu
“VAN GÖLÜ BİZE AİT OLDUĞU KADAR GELECEK NESİLLERE DE AİT”
Van Gölü’nün gelecek nesillere ait olduğunu vurgulayan Dağer , sözlerini şöyle noktaladı, “Van Gölü bize ait olduğu kadar gelecek nesillere de ait. Bugün burada bıraktığımız her çöp, çocuklarımıza bırakacağımız doğayı etkiliyor. İnsanlardan en büyük ricamız; piknik sonrası çöplerini toplamaları, ateşi kontrolsüz bırakmamaları ve doğaya saygılı davranmalarıdır. Bir poşeti yere atmamak, bir cam şişeyi yanında götürmek çok küçük bir hareket gibi görünebilir ama binlerce insan aynı duyarlılığı gösterdiğinde Van Gölü korunmuş olur. Biz herkesin şunu düşünmesini istiyoruz: Doğayı kullanmak değil, ona emanet gözüyle bakmak zorundayız. Çünkü temiz kalan her kıyı, korunmuş bir gelecek demektir.” İfadelerine yer verdi.





