Kadir İnanır’ın vefat haberini duyunca, yıllar öncesinde Vanlıları heyecanlandıran bir yarışma ve o yarışmanın unutulmaz ismi Vanlı Necdet Özdal geldi aklıma.
1970’li yıllar, Türk sinemasının altın çağıydı. Sinema salonları dolup taşıyor, genç kızlar ve delikanlılar beyaz perdenin yıldızlarına özeniyordu. Oyuncular yalnızca film kahramanları değil, hayatın bir parçası, gençlerin hayalleri ve idolleriydi.

İşte o yıllarda Van’da yaşayan genç bir öğretmen adayı, yakışıklılığı ve özellikle Kadir İnanır’a olan benzerliğiyle dikkat çekiyordu: Necdet Özdal…
Çevresindeki herkes ona aynı şeyi söylüyordu: “Sen mutlaka artist olmalısın.” Van Eğitim Enstitüsü öğrencisi olan Necdet Özdal, bir yandan öğretmen olmanın hayalini kuruyor, diğer yandan arkadaşlarının ve çevresinin teşvikiyle sinema dünyasına adım atmayı hayal ediyordu. Kara yağız yüzü, duruşu ve tam anlamıyla bir Van delikanlısını yansıtan görüntüsüyle dikkat çekiyordu.
Okulunu başarıyla tamamlayan Özdal, öğretmen olarak Kars’ın Digor ilçesinde göreve başladı. Ancak Van’daki ve Digor’daki arkadaşları, öğrencileri ve yakın çevresi onun artistlik yarışmasına katılması konusunda ısrarcıydı. Sonunda bu ısrarlara daha fazla dayanamadı.

1979 yılında Hürriyet Gazetesi’nin magazin eki Kelebek tarafından düzenlenen geleneksel Sinema Artisti Yarışması’na başvurdu. Altı farklı fotoğrafını, istenilen bilgileri gönderdi ve yarışmaya Van’dan katılan ilk isim oldu. Ön elemeleri başarıyla geçen Necdet Özdal, Ankara’ya davet edildi.
Yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı yarışmaya elemleri geçen bin kişi davet edildi. İkinci etap elemler Adana, Ankara ve İstanbul’da yapılıyordu. Necdet Özdal Ankara Büyük Otel’de yapılan ve 300 kişinin yer aldığı elemeleri geçerek İstanbul Beyoğlu’ndaki Şan Müzikholü’nde gerçekleştirilen 16 kişilik büyük finale kalmayı başarmıştı.
İstanbul’da yarışmanın sunuculuğunu Halit Kıvanç yapıyordu. Jüri koltuğunda ise dönemin en önemli isimleri vardı: Metin Akpınar, Türkan Şoray, Fikret Hakan ve usta yönetmen Atıf Yılmaz… Yarışma arasında yeni yeni şöhret olan Minik Serçe lakaplı Sezen Aksu sahne alarak yarışmaya renk katıyordu.

Yarışma öncesinde Vanlı arkadaşı Alaattin Ulugöl tarafından Metin Akpınar ile tanıştırılan Necdet Özdal, beklediği desteği bulamamıştı.
Metin Akpınar’ın: “Sen öğretmenliğe devam et. Sinema dünyasında ne işin var?” şeklindeki sözleri onun üzerinde olumsuz bir etki bırakmış, cesaretini kırmıştı.
Final gecesinde Fikret Hakan’ın sorularını başarıyla yanıtlayan Özdal, Türkan Şoray’ın: “Öğretmenlik mi, oyunculuk mu?” sorusuna hiç tereddüt etmeden: “Öğretmenlik…” cevabını vermişti. Belki de yarışmanın kaderini değiştiren cevap buydu. Çünkü Necdet Özdal için öğretmenlik bir meslek değil, bir idealdi. Pek çok kişi onun birincilik şansını bu cevabıyla kaybettiğini düşündü.
Yarışma sonunda Adana’dan Nuri Karaaslan birinci, Serdar Karaca ikinci olurken, Vanlı öğretmen Necdet Özdal altıncı sırada yer aldı.
Final sonrasında kendisine çeşitli film teklifleri geldi. Ancak o, ışıklı setleri değil, kara tahtayı ve öğrencilerini tercih etti. Ancak sanat sevgisi ailede yaşamaya devam etti.

Kısa dönem askerlik yaptığı sırada dünyaya gelen ilk oğluna Kadir adı verildi. Kayınpederinin verdiği bu isim, çevrede farklı yorumlandı. Çünkü herkes, babasının Kadir İnanır’a olan benzerliği nedeniyle bu ismin seçildiğine inanıyordu.
Yıllar sonra oğlu Kadir Özdal, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Bölümü’nü başarıyla tamamladı ve oyuncu oldu. Böylece babasının yarım kalan hayalini gerçekleştirdi. Kadir Özdal, başta “Hatırla Sevgili” olmak üzere çeşitli dizi ve filmlerde rol alarak sanat yaşamını sürdürdü.
Ortanca oğlu Kerimcan Özdal editör olarak Habertürk gazetesinde gazetecilik alanında görev yaparken, küçük oğlu Ercan Özdal Kadıköy’de tiyatro oyuncusu olarak sanat hayatına devam ediyor.
Bir kuşağın efsanesi olan Kadir İnanır artık aramızda değil. Ancak Van’dan çıkıp Türkiye’nin en büyük artistlik yarışmalarından birinde şehrini başarıyla temsil eden, Kadir İnanır’a benzerliğiyle hafızalara kazınan Necdet Özdal hâlâ yaşıyor.
Kadir İnanır’a Allah’tan rahmet diliyorum. Van’ın bu mütevazı öğretmenine, yarım kalan bir sinema hikâyesinin kahramanı Necdet Özdal’a ise sağlıklı, huzurlu ve uzun ömürler diliyorum.
Çünkü bazı insanlar perdeye çıkamazlar ama hayatın içinde unutulmaz bir iz bırakırlar.





