Türkiye’de güncellenen diri fay haritasının yayımlanmasıyla birlikte deprem gerçeği yeniden gündemin üst sıralarına taşınırken, aktif fay hatları üzerinde bulunan Van ve çevresindeki son durum da merak konusu oldu. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarla bölgede tanımlanan fay sayısındaki artış kamuoyunda endişeye neden olurken, yeni haritanın deprem riskini artırmadığı, mevcut verilerin daha ayrıntılı şekilde kayıt altına alınmasından kaynaklandığı belirtiliyor.

VAN’DA DİRİ FAY HATTI 7’YE YÜKSELDİ

Tektonik açıdan Türkiye'nin en hareketli bölgelerinden biri olan Van Gölü Havzası'nda geçmişte yaşanan büyük depremlerin önemli ölçüde enerji boşalımına neden olduğu ifade edilirken, bölgenin güncel sismik durumu da tartışılmaya devam ediyor. Özellikle güncellenen diri fay haritasına eklenen yeni faylar ve deprem yönetmeliğinde olası değişiklikler, kentte yapılaşma ve afet hazırlıkları konusunu yeniden gündeme taşıdı. Haritadaki güncellemeyle birlikte kentteki diri fay hattı sayısının 5’ten 7’ye çıkması dikkat çekerken, mevcut tabloyu Şehrivan'a değerlendiren Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamdi Alkan, diri fay sayısındaki artışın deprem riskinin arttığı anlamına gelmediğini söyledi.

Kadir İnanır Van’da on binlerce kişi tarafından anıldı
Kadir İnanır Van’da on binlerce kişi tarafından anıldı
İçeriği Görüntüle

ALKAN: HARİTALARA DAHİL EDİLMEYEN ÇOK SAYIDA TANIMLANMIŞ FAY VE FAY ZONU DA MEVCUT

Doç. Dr. Alkan, “2013 yılında MTA tarafından hazırlanan diri fay haritası güncellenerek 2026 yılında yeniden yayımlandı. Ancak bizim referans olarak sıklıkla kullandığımız 2018 yılında yapılmış bir çalışma da bulunuyor. Bunun dışında yerel ölçekte gerçekleştirilen ve bu haritalara dahil edilmeyen çok sayıda tanımlanmış fay ve fay zonu da mevcut. Bu güncelleme özelinde konuşacak olursak, yapılan çalışma oldukça kıymetli ve değerli. Özellikle diri fay sayısının arttığını ortaya koyan ve bunu bilimsel verilerle destekleyen bir belge niteliği taşıyor. Ayrıca MTA gibi önemli bir kurumun öncülüğünde hazırlanmış olması da çalışmanın değerini artırıyor. Bu tür çalışmaların hem mevzuat ve yönetmelikler açısından hem de kamuoyu nezdinde çeşitli etkileri olacaktır.

“DİRİ FAY SAYISININ ARTMASI, DEPREM RİSKİNİN ARTTIĞI ANLAMINA GELMEZ”

Haritada diri fay sayısının fazla görünmesinin toplumda yarattığı endişeye dikkat çeken Doç. Dr. Alkan, vatandaşların bu konuda sakin kalması gerektiğinin altını çizerek şöyle devam etti: “Ancak diri fay sayısının artmış olmasının, bazı vatandaşlarda "Artık deprem olacak" şeklinde bir kaygıya neden olduğunu görüyoruz. Buna bu şekilde yaklaşmak doğru değil. Burada artan şey deprem riski değil, tanımlanmış ve haritalandırılmış diri fayların sayısıdır.” Yani mevcut bilgiler güncellenmiş ve yeni veriler haritaya işlenmiştir. Bölgemize baktığımızda, özellikle 2011 Van Depremi'nin ardından Van merkezi ile Erciş arasındaki alanda çok sayıda bilimsel çalışma yapıldı. Bu çalışmaların birçoğunda yeni faylar tanımlandı ve isimlendirildi. Benzer şekilde Erciş'in batısında, Malazgirt-Erciş hattında yürütülen araştırmalarda da haritaya yansımayan ancak bilimsel çalışmalarda tanımlanmış aktif ve diri faylar bulunuyor. Dolayısıyla güncellenen diri fay haritasını korkutucu bir gelişme olarak değerlendirmemek gerekiyor” diye konuştu.

DOÇ. DR. ALKAN: AKTİF DİRİ FAY HATTI, SON 10 BİN YIL İÇERİSİNDE EN AZ BİR KEZ DEPREM ÜRETMİŞ FAYDIR

Bir fayın ‘diri’ olarak kabul edilmesinin bilimsel kriterlerini açıklayan Alkan, teknik detaylar hakkında şu bilgileri paylaştı: “Aktif diri fay hattı, son 10 bin yıl içerisinde en az bir kez hareket etmiş ve deprem üretmiş fay olarak tanımlanır. Bilimsel olarak Holosen döneminde deprem üretmiş faylar ‘diri fay’ kabul edilir. Bu fayların belirlenmesinde genellikle paleosismolojik çalışmalar kullanılır. MTA ekipleri de diğer kurumlarla koordineli şekilde bu çalışmaları yürütüyor. Yapılan yaşlandırma analizleri ve sahadaki jeolojik bulgular doğrultusunda fayın doğrultusu belirleniyor ve haritaya işleniyor”

“HARİTADA OLMAYAN AMA LİTERATÜRDE YER ALAN FAYLAR VAR”

“Öte yandan farklı akademisyenlerin veya araştırma ekiplerinin belirli bölgelerde yaptığı çalışmalar sonucunda da yeni faylar tanımlanabiliyor. Bu faylar isimlendiriliyor ve benzer yöntemlerle yaşlandırmaları yapılıyor. Ancak söz konusu çalışmalar, haritayı hazırlayan ekibin içerisinde yer almadığı için güncel diri fay haritasında yer almayabiliyor. Buna rağmen ilgili faylar akademik çalışmalarda ve bilimsel yayınlarda tanımlanmış olarak bulunabiliyor” diye konuştu.

DOÇ. DR. ALKAN: EDREMİT, GÜRPINAR VE BİTLİS’E BAKTIĞIMIZDA YENİ DİRİ FAYLARIN EKLENDİĞİ GÖRÜLÜYOR

Yeni aktif diri fay haritası ve deprem yönetmeliği üzerine değerlendirmelerde bulunarak mevcut sistemin güncellenme ihtiyaç duyduğunu dile getiren Alkan, “Yeni aktif diri fay haritası bize ne sağlayacak? En son deprem yönetmeliğimiz 2018-2019 döneminde hazırlandı. Bu yönetmelikte yapılar inşa edilirken belirli elastik parametreler kullanılarak maksimum yer ivmesi (PGA) ve periyot değerleri üzerinden hesaplamalar yapılıyor. Ancak 2023 depremlerinde bazı ilçelerde ölçülen maksimum ivme değerlerinin, yönetmelikte öngörülen değerlerin üzerine çıktığını gördük”

“DEPREM YÖNETMELİĞİNİN GÜNCELLENECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

“Dolayısıyla mevcut yönetmeliğin bu doğrultuda yeniden değerlendirilmesi ve güncellenmesi gerekiyor. Güncellenen diri fay haritası da bu noktada önemli bir rol oynuyor. Edremit, Gürpınar ve hatta Bitlis çevresinde yeni diri fayların haritaya eklendiğini görüyoruz. Bu faylar eklendiğinde, yapıların statik projelerinde kullanılan mühendislik parametrelerinin de buna göre güncellenmesi gerekiyor. Bunların tamamı birbirine bağlı süreçlerdir. Bu nedenle deprem yönetmeliğinin de yeni veriler doğrultusunda güncelleneceğini düşünüyorum” dedi.

“YAPIYI ZEMİNE UYGUN ŞEKİLDE İNŞA ETMEK LAZIM”

Yapılaşmada zemine uygun mühendislik uygulamalarının hayati önem taşıdığını ifade eden Alkan, “Van Gölü ve çevresinin tektonik yapısına baktığımızda, gölün güneyi metamorfik kayaçlardan oluşan oldukça sağlam bir zemin bulunuyor. Kuzey ve batı kesimlerde ise Nemrut, Süphan ve Tendürek volkanlarıyla ilişkili sağlam volkanik birimler yer alıyor. Ancak doğuya, özellikle şehir merkezi ve çevresine baktığımızda durum farklı. Bu bölgede göl çökellerinin bulunduğu, daha zayıf ve farklı özellikler gösteren zeminler mevcut. Bu nedenle yapıların inşa edileceği zeminin özellikleri mutlaka dikkate alınmalı. Yapıyı zemine uygun şekilde tasarlamak ve inşa etmek zorundasınız. Depreme dayanıklı yapılaşmanın temel şartlarından biri de budur” ifadelerini kullandı.

ALKAN: BU YENİ GÜNCELLENEN DİRİ FAY HARİTASI İNSANLARI KORKUTMASIN

Deprem yönetmenliğinden bir güncellemenin yapılacağını ifade eden Alkan , “2019 Deprem Yönetmeliğinde muhakkak bir güncelleme olacaktır. Devletimiz ve ilgili bakanlıklarımız bu konuda asla taviz vermiyor. Bu konularla ilgili çalışmalar da yürütülüyor. Dolayısıyla bunu da unutmamamız gerekiyor. Ancak genel olarak son olarak şunu söylemek isterim; güncellenen diri fay haritası insanları korkutmasın. Burada korkulacak bir durum yok. Yapılan şey, zaten var olan fayların tespit edilip haritaya eklenmesidir. Bu faylar zaten vardı. Dolayısıyla biz de artık bu verilere göre gerekli tedbirlerimizi alıp hayatımıza devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

DOÇ. DR. HAMDİ ALKAN: YAPILARIMIZI DEPREM YÖNETMELİĞİNİN DIŞINA ÇIKMADAN İNŞA ETMELİYİZ

Yapıların deprem yönetmenliğinin dışına çıkmadan yapılması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Hamdi Alkan, sözlerini şöyle noktaladı: “Dolayısıyla yapmamız gereken şey aslında oldukça basittir. Yapılarımızı, deprem yönetmeliğinin dışına çıkmadan inşa etmeliyiz. Eğer yapılarınız hali hazırda yapınız varsa bu yapınızı da ilgili kurum ve kuruluşlardan bakanlıklardan, müdürlüklerden, belediyelerden, üniversitelerden özel şirketlerden yapının performansını test ettirip yapınızın durumunu öğrenmek. Biz bunları kontrol ettirdiğimizde deprem bizim için doğal ve sıradan bir yağmur gibi bir olay olacaktır. Biz bunu başarabilirsek eğer bizim için bir sorun olacağını zannetmiyorum.”

Muhabir: NECMETTİN DURSUN-ZENÜN YEŞİL