İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve beraberlerindeki İranlı yetkililer, 19 Mayıs Pazar günü yaşanan helikopter kazasında hayatını kaybetti. Cumhurbaşkanı Reisi, ölmeden önce İran’ın 85 yaşındaki dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in halefi olmaya en yakın isim olarak görülüyordu. 

Reuters haber ajansının değerlendirmesine göre, Reisi’nin beklenmedik ölümü, kendisi de İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin ölümünün ardından 1989 yılında İran’ın dini lideri olmadan önce cumhurbaşkanlığı yapmış Hamaney’in halefinin kim olacağı konusunda rekabeti beraberinde getirecek. 

REİSİ’DEN SONRA EN BÜYÜK İKİNCİ ADAY HAMANEY’İN OĞLU

İran’da dini liderler, silahlı kuvvetlerin başkomutanı olarak görev yapıyor ve ülkenin dış politikasına yön veren isimler olarak öne çıkıyor. Ali Hamaney, halefinin kim olacağı konusunda henüz belli bir isme işaret etmemiş olsa da İbrahim Reisi’nin ardından bu pozisyon için adı en çok öne çıkan ikinci isim, ‘perde arkasında’ nüfuz sahibi olduğuna inanılan 55 yaşındaki ikinci oğlu Mojtaba Hamaney.

ABD'nin John Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası İlişkiler Okulu’ndan Orta Doğu ve Uluslararası İlişkiler profesörü Vali Nasr’a göre, Reisi de Hamaney’in ardından açıkça İran’ın dini lideri olma isteğindeydi. Nasr, “Şimdi ise bir adayları yok; bu, ciddi rakipler olarak diğer fraksiyon ya da figürlere kapı aralıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Halihazırda Reisi gibi güçlü bir pozisyona sahip olup dini liderlik görevini isteyen bir adayın olmadığını söyleyen Nasr, yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin ‘bundan sonra ne olacağına ilk karar verecek’ gelişme olduğuna işaret etti.

Dış dünya ile hiçbir bağlantısı olmayan kabile, ilk defa görüntülendi Dış dünya ile hiçbir bağlantısı olmayan kabile, ilk defa görüntülendi

‘HAMANEY DİNİ LİDERLİĞİN “MİRAS YOLUYLA” GEÇMESİNİ İSTEMİYOR’

Reuters’a konuşan İranlı iki isme göre, Reisi’nin her önemli konudaki görüşleri Hamaney’in görüşleri ile örtüşüyor, Reisi, muhalifleri baskılayarak ve Washington yönetimi ile nükleer müzakereleri gibi dış politika meseleleri konusunda Hamaney’in politikalarını izliyordu.

Öte yandan, Ali Hamaney’in ofisine yakın İranlı bir kaynağa göre, İran’ın bir sonraki dini liderliği için Hamaney’in oğlu Mojtaba’nın adı sıklıkla telaffuz edilse de Hamaney ‘babadan oğula’ geçen bir sisteme doğru geçiş yaşanmaması için oğlunun adaylığına karşı çıkıyor. Tahran’ın politikalarına aşina bölgesel bir kaynağa göre ise akrabalık yoluyla geçen bir yönetime Hamaney’in karşı çıkıyor olması, sadece oğlu Mojtaba’yı değil, Ayetullah Humeyni’nin torunu Ali Humeyni’yi de aday olarak saf dışı bırakabilir. 

‘REİSİ’NİN İSMİ 6 AY ÖNCE OLASI HALEFLER LİSTESİNDEN ÇIKARILDI’

Eski bir İranlı yetkili, aralarında İran Devrim Muhafızları ve Kum kentindeki güçlü dini figürler de olmak üzere güçlü aktörlerin bir sonraki dini liderin seçilme sürecini şekillendirmek için harekete geçeceği görüşünde. Yetkili, “Reisi’nin ölümü, şu anda başka bir aday olmaması dolayısıyla müesses nizama bir darbe vurdu” diye konuştu.

Esasında, Hamaney de 1989 yılında dini lider olarak göreve gelmeden önce bu makam için ‘favori’ görülmüyordu. Ülkedeki ‘dini elitlerin’ yaptıkları müzakere ve anlaşmalar sonucu, kendisinin adı öne çıkmıştı. İran anayasasına göre, dini liderler, teorik olarak dini lideri denetleyen ve görevden uzaklaştırabilen 88 üyeli Uzmanlar Heyeti tarafından atanıyor. Heyet seçimle göreve gelse de din insanları ve hukukçulardan oluşan, Hamaney’e bağlı bir gözlemci kurum da yasaları veto etme ve kimin aday olabileceğine karar verme gücüne sahip.

Konu hakkında bilgi sahibi iki kaynağın iddiasına göre, Uzmanlar Heyeti, azalan popülerliği sebebiyle, ABD’nin yaptırımları ve kötü yönetimin getirdiği ekonomik zorlukların da bir tezahürü olarak Reisi’nin ismini altı ay kadar önce olası halefler listesinden çıkarmıştı. Kaynaklardan biri, Reisi yanlısı, nüfuz sahibi din insanlarının, isminin üzerine atılan çiziğin kaldırılması için lobi faaliyetleri yürüttüğünü ileri sürdü. 

‘1980’LERDEN BU YANA GÖRÜLMEMİŞ BİR İÇ ÇATIŞMA YAŞANABİLİR’

Uluslararası Kriz Grubu’ndan proje direktörü Ali Vaez, “En tepedeki birkaç kişi dışında hiç kimse, Reisi’nin halefliği söyleminin ne kadarının gerçekten temelinin olduğunu bilmiyor... Ancak eğer plan buysa, Reisi’nin ölümü, kimin halef olacağı konusunda büyük bir belirsizliği de beraberinde getiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Washington’daki Orta Doğu Enstitüsü’nde İran Programı Direktörü olan Alex Vatanka’ya göre ise Hamaney’in Reisi’yi öne çıkarma rolü, kendisinin halefi olmasını istemesinin bir işaretiydi. Vatanka, Reisi’nin ölümünün ‘rejim içinde, 1980’lerin ilk yıllarından bu yana görülmemiş bir iç çatışmayla sonuçlanabileceği’ yorumunda bulundu.

Kaynak: REUTERS