Ülke genelinde ve Van’da hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vatandaşlar deniz ve göllere akın etmeye başladı. Uzun ve yağışlı bir bahar döneminden sonra havaların bir anda ısındığı Van’da vatandaş Van Gölü sahillerini doldurdu. Bayram tatili boyunca göl civarında büyük bir yoğunluk boğulma vakalarının da erken başlamasına sebep oldu. Geçtiğimiz günlerde arkadaşları ile birlikte Çarpanak adası civarında yüzen 22 yaşındaki bir gencin boğularak öldüğü tahmin edilirken aradan günler geçmesine rağmen cansız bedenine hala ulaşamadı. Her yıl çokça boğulma vakası yaşanan Van Gölü’nde yıllardır konuşulan tedbirler, uyarıcı levhalar ve can kurtaran sayısının yetersizliği bir kez daha gündem olurken Şehrivan’a konuşan uzman isimler konunun önemine dikkat çekerek kurumların önlem alması, vatandaşların ise daha bilinçli davranması gerektiğini ifade etti.  

HER YIL ONLARCA ÖLÜM YAŞANIYOR

Özellikle son yıllarda boğulma vakalarının iyice arttığı Van’da yapılan tüm uyarılara rağmen kentte güvenlik önlemlerinin sayısı yetersiz kalıyor. Koca kentte sadece bir mavi bayraklı plaj ve plaj statüsünde alan bulunurken vatandaşlar çareyi onlarca farklı alanda alternatif yüzme alanları oluşturmakta buluyor. Uzmanların tespitine göre Vanlılar özellikle 67 noktayı kullanmayı alışkanlık haline getirirken bu alanların çok azında güvenlik önlemleri bulunuyor. Bazı ıssız bölgelerde ise boğulma vakaları daha fazla olurken uzmanlar bu konuda özellikle yoğun kullanılan alanlarda güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini söylüyor.

ÖZTÜRK: YOĞUNLUK ARTTIKÇA BOĞULMA VAKALARI ARTIYOR

Boğulma vakalarıyla ilgili Şehrivan’a konuşan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu’nda Cankurtaran ve Dalış Eğitmeni ile Türkiye Yüzme Federasyonu Yüzme Antrenörü Mehmet Feyat Öztürk, vatandaşların yeni yeni yüzünü Van Gölü’ne çevirdiğini dile getirerek, “Ülkemizin üç tarafı sularla çevrili. Biz buna Van Gölü’nü de eklersek dört tarafı sularla çevrili bir coğrafya üzerinde yaşamaktayız. Van Gölü belli bir dönemden sonra deniz statüsü görüyor. Festivaller, etkinlikler düzenleniyor. Toplum da yeni yeni yüzünü Van Gölü’ne dönüyor. Daha önce Van Gölü bu kadar aktif kullanılmıyordu. İnsanlar yeni yeni yüzünü göle dönünce bu vakalar yaşanmaya başlandı. Çünkü ne kadar yoğunluk olursa boğulma vakaları da o kadar artma ihtimali olacaktır” dedi. 

Van Valisi Ozan Balcı'dan 15 Temmuz'un 8. yıldönümünde açıklamalar Van Valisi Ozan Balcı'dan 15 Temmuz'un 8. yıldönümünde açıklamalar

VAN’DA 67 BÖLGE ÖZELLİKLE TERCİH EDİLİYOR

Van Gölü’nde meydana gelen boğulma vakalarına değinen Öztürk, “Önlemler alınmazsa bu tür kazalar, bu tür ölümler olacak. Van’da bununla ilgili bir altyapı olmalı. 2014 yılında yapmış olduğumuz bir araştırmada Van Gölü çevresi etrafında 67 bölgede halkın kullanımı olduğunu belirledik. Bu alanlarda suya giriliyor. Bu 67 bölgenin belki her tarafı güvenlik altına alınamasa da yoğunluğun olduğu yerlerde güvenlik önlemlerinin alınması gerekiyor. Halk olarak daha bilinçli olmamız gerekiyor. Kontrolsüz hareket edilmemesi gerekiyor. Güvenli alan sınırları dışına çıkılmaması gerekiyor. Doğayla şaka olmaz. Doğa her zaman intikamını alır” diye konuştu.

“GÜVENLİĞİ ALINMAYAN HER YERDE YÜZMEK TEHLİKELİ”

Van Gölü’nde güvenlik ile kontrole dikkat çeken Öztürk, “1 metre derinliği olan her yer tehlikelidir. Önemli olan buralarda güvenliğin alınmasıdır, kontrolün ele alınmasıdır. Eğer Çarpanak Adası’nda bir güvenlik önlemi varsa orada da yüzülebilir. Güvenliğin ve kontrolün sağlandığı her yerde yüzülür. Eğer bir ters akıntı, bataklık, bölgenin farklı bir pozisyonu yoksa her türlü orada yüzülür. Önemli olan güvenliğin alınmasıdır. Biz yüzme eğitimleri veriyoruz. Cankurtaran eğitimi verdiğimizde bile iyi yüzmeleri gerektiğini belirtmemize rağmen ‘Biz Van Gölü’nü boydan boya yüzüyoruz’ diyenler maalesef yüzme bilmiyor. Yani yüzme bilmek ayrı bir şeydir, suyun üstünde kalmak ayrı bir şeydir, sudaki rahatlık apayrı bir şeydir. Bunların hepsi birbirini sürükleyen şeylerdir. Hepsinin belli bir tecrübe içerisinde, kontrol içerisinde olması gerekiyor” ifadelerini kullandı. 

VAN’DA UYARI LEVHALARI DA GÜVENLİK ÖNLEMLERİ DE YETERLİ DEĞİL!

Öztürk, güvenliğin önemini dile getirerek şunları söyledi: “Halk kendi güvenliğinden kendi sorumludur. Çünkü eğer bir yerde cankurtaran hizmeti verilmiyorsa, bir yerde kırmızı-sarı bayrak yoksa oradaki tüm sorumluluk halka aittir. Yani o bölgeyi kullanan kişilere aittir. Ölenin arkasından hiçbir şey yapılamıyor. Ama o bölgelerde emniyet şeritleri oluşturulursa, bu bölgeler dışında ‘suya girmek yasaktır’ levhaları oluşturulsa, kontrol edilen bölgelerde de gerek suda gerekse karada gerekli kontroller sağlanırsa bu durumların hiçbiri yaşanmaz. Marmara bölgesinde Karasu dediğimiz bir bölge var. Sakarya İtfaiyesi kendi birimini orada cankurtaran hizmeti kurup kontrolü sağlıyor. Halkın sürekli orada piknik yaptıklarını, sürekli suyu kullandıklarını biliyorlar. Halkı da durduramayacaklarına göre orada bir tim kurup sezon boyunca güvenliği sağlıyorlar.”

“YÜZÜLEN YERLERDE GÜVENLİK ALANLARI KURULMALI”

Öztürk, alınması gereken önlemleri sıralayarak, “Ben açılırım, çok iyi yüzücüyüm diyen kişilerin çoğu açık sularda en ufak bir sıkıntıda panik yapıp kaybolan ve boğulan kişilerdir. Her zaman kontrollü olmak lazım. Havalar sıcak. Serinlemek amacıyla girilen yerlerde amacın serinlemek olması gerekiyor. Yüzebilen kişiler kontrol edilen yerlerde yüzülmeli. Kıyılar her zaman daha güvenilir alanlardır. Valilik, kurum ve kuruluşlar, belediyeler gölde vatandaşların suya girdiği yerleri biliyorlar. Bu alanlarda güvenlik alanları oluşturulabilir. Cankurtaran kuleleri kurulabilir. Buraya donanımlı personeller yerleştirilebilir. Suya girilmemesi gereken yerlere tabelalar konulmalı” diye aktardı. 

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI VE SAĞLIK SPORCUSU BİNİCİ, ÇARPANAK KONUSUNDA UYARDI

Van Gölü’nde artan boğulma vakalarıyla ilgili Şehrivan’a konuşan A sınıfı iş güvenliği uzmanı ve sağlık sporcusu Uğur Binici, vatandaşların akıntının olduğu yerlerden uzak durması gerektiğinin altını çizerek, “Fazla özgüven insana hata yaptırıyor. Çarpanak Adasında yarım ada ile adanın olduğu ara noktada su geçişi olduğu için orada akıntı mevcut. Bu tür yerlerde yüzmeden kaçınılmalıdır. Bu yüzden fazla özgüvenli davranmamak lazım. Yüzme bilmeyenlerin fazla açılmaması gerekiyor. Halkın olduğu yerde suya girilmesi güvenlik açısından elzem bir durum. Halkımızın bilinçli bir şekilde yüzmeleri gerekiyor. Akıntıların olduğu yerlerde yalnız başlarına gitmemeleri gerekiyor. Halk plajlarında, cankurtaranların olduğu yerde yüzmeleri gerekiyor” diye belirtti. 

BİNİCİ: 1 MİLYONDAN FAZLA NÜFUSU OLAN VAN’A 1 TANE MAVİ BAYRAKLI PLAJ YETERSİZ

Binici, 1 milyondan fazla nüfusu bulunan Van’a 1 tane mavi bayraklı plajın yetmediğini vurgulayarak, “Yetkililerden istediğimiz plaj sayısının arttırılması, mavi bayraklı plaj sayısının arttırılmasıdır. 1 milyondan fazla nüfusu olan Van’a 1 tane mavi bayraklı plaj yetmemektedir. Halk plajlarında cankurtaranlar olmalıdır. Göl etrafında uyarı levhalarının olması gerekiyor. Bu konuda yöneticiler ve belediyeler daha hassas olmalıdır. Edremit’te halk plajları yapılabilir. İnsanların yüzme konusunda bilinçli olmaları gerekiyor, eğitim almaları gerekiyor” ifadelerini kullandı. 

CANKURTARAN SAYISI YETERSİZ!

Van’daki boğulma vakalarıyla ilgili Şehrivan’a değerlendirmelerde bulunan yüzücü Dilruba Ercan, hem vatandaşların hem de kurumların önlem alması gerektiğini dile getirerek, “Alan geniş olduğu için kontrolsüzlükler oluyor. Her yer yüzülecek alanmış gibi algılanıyor ama insanlar tehlikenin farkında değil. Bilinçlendirme çok önemli. Kurumlar ve belediyeler tarafından insanların bilinçlendirilmesi gerekiyor. Alan olarak belediyelerin belirlediği alanlarda yüzülmesi gerekiyor. Boğulma tehlikesi gündemde olmalı sürekli. Yasaklı bölgeler listeleyip halka duyurulmalıdır. Yüzme balonu olmadan asla yüzülmemeli. Yüzme balonları hem görünürlüğü arttırır hem de insanlar yorulduğunda veya ayaklarına kramp girdiğinde tutunabilecekleri bir araç olur. Panik anında neler yapılması gerektiğiyle ilgili bilgilendirme yapılmalı. Van Gölü’nü temiz tutmalıyız. Cankurtaran sayısı arttırılmalı” dedi. 

Kaynak: ŞEHRİVAN HABER - ZENÜN YEŞİL-FATMA POLATCAN