Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, 19 Ağustos 2026 tarihli Sentinel-3A uydu görüntüsünü paylaşarak Van Gölü’ndeki klorofil-a dağılımına dikkat çekti. Akkuş’un değerlendirmesine göre klorofil-a, göldeki birincil üretimin ve balıklar için besin ağının temel göstergelerinden biridir. Değerlerin yükselmesi, özellikle besin tuzlarıyla birlikte artış göstermesi halinde gölün ötrofikasyona ve alg patlamalarına doğru ilerleyebileceğinin habercisi olabilir. Uzman, Van Gölü çevresinde insan faaliyetleri ve nüfus baskısının tarihsel ölçekte hiç olmadığı kadar arttığını belirtti. Evsel atıklar, tarımsal girdiler ve diğer besin maddesi kaynaklarının göle ulaşmasının çok daha dikkatli yönetilmesi gerektiğini söyledi. Akkuş, “Bugün yüksek klorofil-a gördüğümüz her alan ‘tehlikeli’ değildir. Asıl tehlike, bu değerlerin zaman içerisinde yükselmesi ve kalıcı hâle gelmesidir” ifadelerini kullandı.

KİRLİ SU GÖLE ULAŞMAMALI
Van Gölü’nü korumanın yolunun değişimi zamanında fark etmek, besin yükünü kontrol altında tutmak ve tek damla kirli suyun göle ulaşmasına izin vermemekten geçtiğini kaydetti. Van Gölü, kapalı bir havza olması, yüksek rakımı ve yavaş biyolojik döngüsü nedeniyle kirliliğe karşı kırılgan bir yapıya sahip. Yerleşim yerlerine yakın kıyı bölgelerinde klorofil-a değerlerinin açık sulara göre daha yüksek seyrettiği önceki uydu verilerinde de görülmüştü. Uzmanlar, arıtma tesislerinin etkin çalıştırılması ve karasal kaynaklı azot-fosfat yükünün azaltılmasının önemine işaret ediyor.

“VAN GÖLÜ'NDE BİLMEDİĞİMİZ NİCE DÖNGÜLER GERÇEKLEŞİYOR”
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, “Van Gölü 3712 km2'lik yüzey alanıyla beraber dün dünyanın en büyük sodalı gölü ve ülkemizin de en büyük gölünü oluşturuyor. Bizler göl dediğimiz zaman aklımıza her zaman kenarında durup dört bir yanını izleyeceğimiz, görebileceğimiz bir su kütlesi aklımıza geliyor. Fakat Van Gölü dediğimiz yer ufuk çizgisi oluşturuyor ve kıyısını gezmek isteseniz en az bir gün ayırmak zorundasınız. Yani bir göl tanımının aslında çok daha ötesinde. Bizler çoğu zaman Van Gölü'nü durgun bir su kütlesi olaraktan görüyoruz. Fakat Van Gölü tıpkı büyük şehirler gibi yaşamın olduğu dinamik bir yapıya sahip. Van Gölü'nün içerisinde bilmediğimiz nice döngüler gerçekleşiyor. Adeta bir şehir gibi orada da bir hayat devam ediyor. Van Gölü'ndeki hayatın en birinci öğesi, öğesini fitoplanktonlar oluşturuyor.” dedi.

“KİRLİLİK YÜKÜ ARTTIKÇA FİTOPLANKTONLARIN SAYISI DA ARTIYOR”
Gölün durumunu uydu görüntülerinden görlmesinin mümkün olduğunu söyleyen Akkuş, “Klorofil-a pigmenti içeriyorlar ve güneşten gelen enerjiyi besine çevirerekten adeta Van Gölü'ndeki hayatın başlangıcını sağlıyorlar. Gölde yaşayan İnci Kefalleri’nin ana besin kaynağını fitoplanktonlar oluşturuyor. Fitoplanktonlar klorofil-a pigmentleri ile beraber göldeki biyolojik döngünün ana unsurlarını, ana elemanlarını oluşturuyorlar. Van Gölü aslında verimliliği çok düşük bir göl. Çünkü bulunduğu coğrafya zorlu bir coğrafya. Kış koşullarının hakim olduğu ve yüzeyden, deniz seviyesinden 1646 metre yukarıda bir ekosistem. Göldeki yaşayan fitoplanktonlar kimi zaman gölün rengini yeşile boyuyorlar ve bize bir mesaj veriyorlar. Eğer göldeki azot ve fosfat yani arıtılmadan göle salınan suların miktarı arttığı zaman göle giren kirlilik yükü arttığı zaman fitoplanktonların da sayısı artıyor. Yani göl adeta bir alarm vermeye başlıyor. Bu alarmı bizim çıplak gözle görmemiz çoğu zaman mümkün olmasa da özel spektral aralıklara sahip uydu görüntülerinden bunları görmemiz mümkün.” diye ifade etti.

“FİTOPLANKTONLARIN ÇOĞALMASI GÖLÜN BİZE VERDİĞİ BİR MESAJ”
fitoplanktonların varlığı yararlı ve lazım olduğunu ancak belirli seviyenin üzerine çıkması demek göl için ciddi uyarı niteliğinde olan bir mesaj içerdiğini aktaran Akkuş, “Gölde belli bir oranda elbette ki fitoplanktonların varlığı yararlı ve lazım. Fakat bu oran belli seviyelerin üstüne ulaşmaya başladığı zaman göl adeta adım adım ölüme doğru yaklaşıyor. Fitoplanktonların artışı göle gelen kirli sulara gölün verdiği bir tepki, bir önlem olarak değerlendirebiliriz. Çünkü göl üzerine gelen kirlilik yükünü belli oranlarda özümseme, belli oranlarda temizleme kapasitesine sahip. Fakat bu oranı aştığımız zaman maalesef fitoplanktonların bunun üstesinden gelme şansı yok. Son yıllarda özellikle göle giren insanların göl tabanındaki taşların yosunlandığını, taşların kaygan hale geldiğini, yüzen yosun adaları oluştuğunu söylediklerini duyuyoruz. İşte bunlar aslında alg patlamaları, , yani klorofil-a pigmenti içeren fitoplanktonların aşırı çoğaldığını bize söylüyor.” diye aktardı.

“GÖLÜN KİRLİLİK YÜKÜ ARTARSA GÖL YÜZÜLMEZ BİR HALE GELİR”
Van Gölü'nün bize vermiş olduğu bir mesajı olduğunu ifade eden Akkuş, “Uydu görüntülerini yani Sentinel-3A uydu görüntülerini incelediğimiz zaman özellikle İn Köy, Gevaş, Edremit, Van açıkları, Çarpanak Adası'na doğru olan kısımda fitoplanktonların yoğun olaraktan, sayılarının fazla olduğunu, yoğunlaştığını görüyoruz. Fakat açıklara gittiğimiz zaman bu oranın, bu değerlerin düştüğünü görüyoruz. Yine hemen Erciş'in önü ve Tatvan'ın önündeki, göl yüzeyinde fitoplankton yoğunluğunun arttığını, klorofil-a değerlerinin yükseldiğini görüyoruz. Adeta insanoğlundan uzaklaştıkça göl daha temiz, insanoğluna yaklaştığı zaman daha kirli bir hale geliyor. Şu an için klorofil-a değerlerinde çok önemli bir risk oluşturmuyor ama Van Gölü'nün bize vermiş olduğu bir mesajı da oluşturuyor. Eğer kirlilik yükü artarsa maalesef yosunlanmanın artacağı, Van Gölü'nden kötü kokuların gelmeye başlayacağını ve Van Gölü'nün artık yüzülmez bir hale gelebileceğini bizlere söylüyor.” şeklinde konuştu.

“GÖLE TEK BİR DAMLA KİRLİ SU BİLE ULAŞMAMALI”
Van Gölü'nün bu saatten sonra tek damla kirlilik yükünü kaldıracak, bir durumu olmadığını söyleyen, “Bugün Van Gölü etrafındaki insan nüfusu tarihin hiçbir döneminde olmadığı bir seviyeye ulaşmış durumda. Dolayısıyla Van Gölü'nün bu saatten sonra tek damla kirlilik yükünü kaldıracak, bir durumu yok. Göle arıtılmadan tek damla kirli su bırakmamız lazım. Özellikle yaz aylarında insanlar Van Gölü kenarlarına akın ediyorlar ve maalesef, çöplerle dolu kirli görüntülerle karşılaşıyoruz. Ama kış ayı olduğu zaman Van Gölü, insanlar gölden biraz daha uzaklaşıyor ve bu çöplerin azaldığını görüyoruz. Van Gölü kenarında yaşayan insanlar olarak gölle olan ilişkimizi sağlıklı bir şekilde kurmamız, gölün varlığına saygı göstermemiz lazım. Bizim Van Gölü'ne ihtiyacımız var fakat Van Gölü'nün bize ihtiyacı yok. Eğer gelecek, dönemlerde pırıl pırıl bir Van Gölü görmek istiyorsak gölle olan ilişkimizi doğru bir şekilde kurmamız lazım.” ifadelerine yer verdi.




