ŞEHRİVAN RÖPORTAJ/YORUM: ÖMER AYTAÇ AYKAÇ - FATMA NUR POLATCAN

Dünyaca ünlü Singapurlu mimarı, Türkiye ve Avrupa turizmine damga vurmuş yöneticileri, ödüllü mimar ve mühendisleri bir arada buluşturan bir proje olan Tariria, eşi benzeri görülmemiş bir misyon ile misafirlerini ağırlamak için gün sayarken Edremit, Kadembas bölgesinde Van’ın tarihi geçmişinden ilham alarak tasarlanıp inşa edilen projenin detayları daha şimdiden Van’ın bu anlamda önemli bir destinasyon ve cazibe merkezi olacağını ortaya koymaya başladı bile… Bizler de Tariria’yı gezip Şehrivan olarak deneyimleme imkanı bulduk.

Bekir Kaya… Vanlı bir iş insanı… Tam 40 yıl önce hayallerinin peşinden koşmak için Van’dan ayrılmış. Geçen zaman içerisinde hem Türkiye’de hem dünya çapında çok önemli projelerin öncüsü olmuş. Kültür, sanat, gastronomi, mimari gibi önemli alanları kapsayan çalışmaları ile önemli bir başarı kapsayan Kaya, aradan geçen 40 yıl sonra doğup büyüdüğü topraklara bir “Vefa” yatırımı yapmak üzere kente dönüp bir yatırım yapmaya karar vermiş. Bu dönüş öncesinde de yıllar boyunca gelip hayallerini süsleyen o projeye zemin hazırlamış. Üzerine çalıştığı projeyi daha önceki çalışmalarında yol yürüdüğü dünyaca ünlü mimar Kay Ngee Tan ile tasarlamış. Van’ın tarihi ve kültürel anlamda anlamı olan Edremit’teki Kadembas bölgesinde, Van Gölü sahilinin en güzel noktalarından birinde, Süphan Dağı manzaraları yemyeşil bir bahçede bir ‘merkez’ düşlemiş. Onlarca gidiş geliş ve çalışmanın neticesinde geçtiğimiz yıl çalışmaların startını verir ve Van’a damga vuracak o projeyi başlamış. İşte bu yüzden Tariria hikayesi uzun yıllara dayanan bir hayal ürünü…

Başta ödüllü mimar Tan olmak üzere her departmanında ödüllü ve tanınmış isimler ile çalışan Bekir Kaya, şu sıralar inşa çalışmaları neredeyse tamamlanan bu merkezi hizmete açmak için gün sayıyor. Homage Haspitality çatısı altında kurgulayıp bir kültür, sanat ve gastronomi merkezi olarak hazırladığı yatırımı hem Van’a hem de yurt dışına tanıtmaya başlayan Bekir Kaya ve ekibi bu kapsamda biz gazetecileri de ağırlayıp bizleri yeşillikler içinde bir ‘İnci’ gibi duran Tariria’da ağırladı. Kendisinden çok Taririra’yı ve markayı öne çıkaran, daha çok bu işin inşasında ve idaresinde bulunacak isimleri ön planda tutun tanıtan Kaya’nın rüya projesini bizler deneyimleme ve inceleme fırsatı bulduk. İşte Tariria’da gördüklerimiz…

Edremit’in Kadembas dediğim bölgesinde uzun süredir çalışması devam eden ve uzaktan görüp heyecanını duyduğumuz beyaz ve cam ağırlıklı binaya girdiğimiz anda sıradışı bir heyecan duymaya başladık. Van’da yeşillikler içerisinde doğa ile bütünleşen ve devasa bir kompleks olmasına rağmen beton yığınlarından farklı olarak yükseldiği yeşillikler ile hiçbir şekilde ayrışmayan binanın önünde daha girmeden ilginç taşlar ile karşılaştık. Görür görmez merak ettiğim bu taşların, daha sonra Tendürek bölgesinden gelen taşlar olduğunu öğrendim. Bu taşlar inci gibi beyaz ve camlarla kaplanan binanın temelinin etrafını ve çevre duvarlarını süslüyor. Binaya ve çevreye kattığı anlam ve görsellik anlatılmaz derecede otantik ve modern. Yıllardır hayalini kurduğumuz kentte inşa edilen yapılarda bölgeye has taşların kullanımını gerçek manada başaran bir işletme. Üstelik bununla da sınırlı kalmayıp iç mekanların bir kısmında da ahlat taşları kullanıp modern binaya bölgeden esintiler katılmış… Bu küçük detaylar heyecan yaratmayacak türden değilken içeri girdikten sonra Van ile olan bu özel bağın aslında tahminimizden çok daha güçlü olduğunu net bir şekilde gördük ve şaşırdık.

Bekir Kaya mütevazı kişiliği ile bizler arasında otururken bizlerin karşısına imar, inşa, mühendislik, mimarlık, peyzaj, işletme, pazarlama gibi alanlarda yer alan isimleri davet etti. Karşımızda duran ilk isim dünyaca ünlü Singapurlu mimar Kay Ngee Tan oldu. Konuşmasına başlar başlamaz Van’da yaşayıp Van’ın köklü tarihi konusundaki bilgisi ve ilgisi ile bizi mest etti. Kendimizi Cupertino’daki Apple Park’ta hissettiğimiz o yapıda binanın konumundan tasarımına, detaylarından felsefesine kadar sunulan her detay bizleri tam anlamıyla büyüledi. Tan’ın binanın beyazlığını tam karşıda bulunan Süphan Dağı’nın zirvesindeki beyazlığa, Akdamar Adası ve Van Kalesi’ndeki tarihi dokuya, Kadembas bölgesinde bulunmasını Kral Menua’nın eşinin asırlar öncesindeki hikayesine ve Semiramis’in dünyaca ünlü bahçelerine dayandırmasına kadar her detay mest edici idi. Tan’ın bizlerle paylaştığı detaylardan bir kısmı bu şeklide idi;

“Benim için çok anlamlı bir proje oldu. İngiltere, Japonya ve Tayvan’da birçok proje yapmama rağmen bu benim için en anlamlı projelerden bir tanesi. Bekir Bey’in davetiyle 15 yıl önce ilk defa Van’a geldiğimde Süphan Dağı karşıdaydı ve o an dedim ki Süphan Dağı’na bakan bir şey oluşturacağız ve şehriniz Van’ı tanımaya başladım ve ondan çok şey öğrendim. Bir kiliseniz var. Akdamar Kilisesi. Bu bir mimar için çok önemli bir yapıdır ve Urartular gibi binlerce yıllık bir tarihiniz var. Kendime sordum ve dedim ki ben Van şehrine ne getirebilirim? Uzun zamandan sonra dedim ki bir modernize getirebilirim”

Tan, Tariria’ya konumuna, manzarasına ve bu konumda oluşturdukları felsefeden ayrı ayrı, heyecanla bahsediyor...

“Van bütün tarih buyunca farklı farklı tarihler yaşamış. Binden fazla tarih geçirmiş bu antik şehre bir modernize katarak gelecek nesiller için bir umut getirmek istiyorum. Kadembas çok özel bir bölge. Bu bahçenin çok yeşil olduğunu görebiliyorsunuz. Burada yeşilliğimiz içinde bir sürü cevizimiz, ayvamız ve elmamız var. Daha sonra anladım ki bu yeşilliğin aslında sebebi yüzyıllara dayanan bir su sistemi. Ki karlar eridiğinde burayı besleyen su kaynağı. Ekibime dedim ki bu artık bir mimari konu değil ve bu yeşilliği korumamız için bir şeyler yapmalarını söyledim. Bu yeşil hazinenin yüzyıllarca devam etmesini istiyorum. Misafirlerimiz buraya geldiğinde içeceklerini, yiyeceklerini yiyip sohbetin tadını çıkaracaklar. Bütün manzaranın ve dağın tadını çıkaracaklar. Van’dan etkilenmemin bir sebebi de insanları benim gibi yabancılar için çok misafirperverler.”

Tan, daha sonra bize binayı gezdirirken de önemli detaylardan bahsediyor. Rengini Süphan’ın beyaz karından alan binanın çatısının aslında bir ceviz yaprağı şeklinde tasarlandığını, iç detaylarda yine bu amacın diri tutulduğunu, tavandaki ahşap yapıların yeşillikler içerisinde kanat çırpan kelebeklerden esinlenerek tasarlandığını anlatıyor. O gezide peyzaj çalışmalarını yürüten Yüksek Ziraat Mühendisi Gülçin Akçay ise bizlere devasa bahçeye Van’da yetişen meyve sebzeler ekmeye başladıklarını. Buna ek olarak zeytin gibi birçok yeni türü de denemeye başladıklarını ve sadece bir bina ile değil aynı zamanda onlarca dönümlük bahçenin de gelenlere eşsiz bir deneyim katması için aromatik ve tıbbi bitkilerden oluşan bir çalışma yaptıklarını anlatıyor. Akçay bu anlamdaki misyonlarını da şöyle tamamlıyor;

“Tariria’nın ‘Dalından Sofraya’ projesi var. Restoranımız var. Okulumuz ve iki adet mutfağımız var. Mutfağımızda pişen her şeyin sebzesini meyvesini burada üretmeyi hedefliyoruz. Yaklaşık 64 kalem sebze ve meyve kullanılacak. Bunun Van koşullarında yarısını yetiştirmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda Van’da yetiştirilmemiş ürünlerin denemesini yapacağız. Zeytin, kuşkonmaz ve kereviz yetiştirmeyi planlıyoruz” diye konuştu.

***

Tan’dan sonra sahneyi işin mühendislik ve mimarlık kısmında çalışan isimler aldı. Onlar da bizlere binanın mühendislik anlamındaki güçlü yönlerinden bahsetti. Yapı sürecinde yapılan hesaplamalardan, daha işlevsel hale getirilmek için yapılan uygulamalardan, amacına uygun faaliyet görmesi için yapılan hesaplamalardan söz etti. Onlar anlattıkça, bizler bu binanın öylece çizilmiş ve inşa edilmiş bir yapı olmadığına çoktan ikna olmuştuk zaten. Sanırım o detayların bir kısmından yine anlatanların ağzından bahsetmek gerek… İnsan Kaynakları Müdürü, İlker Kırıktaş o projenin can alıcı detaylarını anlatmaya böyle başladı;

“Burada bulunma amacım bu harika ekibi kurmak ve şu zamana kadar bu ekibin büyük bir bölümünü kurmuş bulunuyoruz ve bundan sonra da ekibimize eklemeler yapmaya devam edeceğiz. Van’ı bugüne kadar değeri ortaya çıkmamış bir şehir olarak görüyorum ve biz şirket olarak da buna inanıyoruz. Burası inanılmaz bir doğa, inanılmaz bir tarih ve inanılmaz insanların olduğu bir şehir. Bütün bileşenlerin olduğu bir yer. Buranın samimiyetini kaybetmeden nitelikli servis ve yüksek nitelikli gastronomi değerlerini ortaya çıkarmak için buradayız.

Kırıktaş’ın binanın dışına taşan vizyonu ile ilgili söyledikleri ise her anlamda heyecanımızı artırıyor…

“Burada yaptığımız yemeklerde kullanmak amacıyla yaklaşık 8 dönüm arazi ektik. Ürün kullanım açısından kendi menümüzde bulunan 64 çeşit yemeğin yüzde 70 ürününü kendi arazimizde yetiştirmiş olacağız. Aynı zamanda meyvelerimizi dünyanın farklı yöntemleriyle ve yerel yöntemler Tariria Garden adında organik yeni bir marka da ortaya koymuş olacağız. Sanat etkinliği olarak burada her türlü modern sanatı, çağdaş sanatı görebileceksiniz. Burada bir açık hava sinema etkinliğinden tutun da bir modern dans gösterisine, bir konserden tutun da bir DJ etkinliğine kadar her şeyi görebileceksiniz”

***

Merkezin en güçlü yanlarından biri de mutfak. Bu mutfak da müthiş bir ekip ile hazırlıklar yapmış. Aylar süren çalışmalar neticesinde müthiş menüler hazırlanmış ve ziyaretçiler ile buluşmaya hazır. İşin mutfağını ve mutfakta pişen gelişmeleri ise bize Tariria Operasyon Direktörü ve Akademi Baş Eğitmeni Özgür Boz anlattı;

 “Bizler bu akademide kendi personelimize hem gastronomi hem de servis ve bar alanında eğitimler veriyoruz. İşletmemizin her şeyden önce 3 ana başlığı var; bunlar kültür, sanat, gastronomi. Gastronomi yeme ve içme üzerine. Biz bu toprakta var olan ürünleri kullanacağız. Başta tescillenmiş ürünleri menümüzün içerisinde kullanacağız. Kendi tarlalarımızda buranın genetik yapısıyla, coğrafi iklimiyle uygun ürünleri yetiştirip buna uygun tabaklarla bir mutfak oluşturacağız”

Boz, Tariria klasik bir restorandan ayıran kısmını çok net bir şekilde dile getiriyor;

“Biz burayı bir yaşam merkezine getirmeyi amaçlıyoruz ki bunu büyük oranda da başarmış durumdayız. Amacımız bunu daha çok artırmak. Umuyoruz ki günü geldiğinde yüzde 100 kendi ürettiğimiz ürünleri tabaklara sunduğumuz bir mutfak oluştururuz. Bunun yanı sıra yine bölge sanatından, bölge kültüründen müziği, güzel sanatları, sinemayı içine alan türlü etkinlikleri planlıyoruz. Bunları yine gastronomiyle buluşturarak kendisine özgü etkinliklerle burayı sanatıyla, gastronomisiyle, kültürüyle bir yaşam alanı haline getirmek amaçlıyoruz.”

Sözü alan bir diğer isim ise bizlerin yakından tanıdığı ve bildiği Tolga Yüksel oldu. Van’da yetişmiş, vizyonu ile adından söz ettirmiş, Ankara’da Van’ı her anlamda önceleyen girişimlerin neredeyse birçoğunda yer almış bir isim olan Yüksel ise bize Tarira’nın ne olduğunu, hangi amaca hizmet edeceğini, kısa vizyon ve misyonunu tüm detayları ile anlattı. Van’ın zengin tarihini ve mirasını modern bir perspektif ile yeniden canlandıran bir merkezde hem kültür, sanat aktivitelerini hem gastronomiyi hem de moderniteyi buluşturan o mekânın ortaya koyduğu amaçlardan bahsedince bu projenin gelecekte neden Van’ın en büyük çekim merkezlerinden biri olabileceği ve kentte sürdürülebilir bir yerel kalkınmanın öncüsü olacağı konusunda hemen hemen hepimiz hem fikir olduk. Çünkü, Yüksel’in anlattıkları belki de o mekânı uzaktan görüp “Van’da nasıl bir amaca hizmet edecek ki?” gibi soruların cevaplarını barındıran, modern bir proje olarak tasarlanmışken yerel ile bağ kuracağını temellendirmemizi sağladı.

Selahattin Demirtaş’ın işaret ettiği Van milletvekili adayı: Havin Kiye! Selahattin Demirtaş’ın işaret ettiği Van milletvekili adayı: Havin Kiye!

Yüksel’in ağzından dinlemeden önce birkaçından söz edelim mesela. Örneğin Tarira’nın mutfağında siz Van’ın asırlık lezzetlerini mutfak atölyesinde aylarca çalışmış ve yeni reçetelerle hazırlanmış tatlara dönüşmüş olarak yiyebiliyorsunuz. Bir sengeseri, bir ayranaşını, bir otlu peyniri dünyanın başka bir köşesine gelmiş bir misafiri büyüleyecek bir menüde görebiliyorsunuz. Ya da dünyanın en önemli Jazz müzik ya da opera sanatçılarının performansını muhteşem bir mimari ve akustik ile hazırlanmış konser salonunda arka planda bir dengbej ezgisi ile dinleyebiliyorsunuz. Anlayacağınız bölgenin zenginlikleri, hafızası, değerleri her zaman bu modern kültür, sanat ve gastronomi merkezinde size kendisini hatırlatıyor. Yani ticari bir yatırımdan öte bu merkez Bekir Kaya’nın her daim ilgi ve odağının merkezinde olan bir kültür merkezi… Kâr amacı gütmeden ama istese büyük ticari kazanımlar elde edebileceği bir yatırım varken bölgenin kültürel sermayesini zenginleştirecek o merkez Van’da ve bölgede bir ilk olma misyonuna uygun bir hayalin ürünü. Ekibe katılması tüm ekip için büyük heyecan yaratan Tolga Yüksel, o hayali şöyle anlatıyor;

“Öncelikle ben de Van’dan bir isim olarak bu projede yer aldığım için çok mutluyum. Bekir Kaya ile yıllar önce bir sergide tanışmıştım. İyi ki tanışmışım, iyi ki bu tanışıklık bugüne kadar devam etmiş. Van’a yapılan çok kıymetli bir yatırımda yer almamı sağladı. Bu yönüyle çok mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. Bu projenin büyüklüğünden önce projede yer alanların Van ile olan bağı da beni çok etkiledi. Ben Vanlı olarak kente ve geçmişe en çok hakim isim olduğumu düşünürken geldiğimde gördüğüm manzara beni çok etkiledi. Burada herkes kentin kadim geçmişini çok içselleştirmiş ve birçok Vanlı’dan daha çok kentle ilgili zenginliklere aşina durumdaydı. Bu durum da projenin bu kadar başarılı olmasından bence çok önemli.”

Projenin kültür sanat anlamındaki tüm sürecini yürütecek olan Yüksel, bu anlamda detayları da şöyle paylaşıyor;

“Tariria’ya gelecek olursak, bu alan bir sanat anlayışla, tüm disiplinlere ve sanat içeriklerine yer veren bir çağdaş sanat merkezi olacak. Özellikle sinema başta olmak üzere edebiyat, plastik sanatlar, performans sanatı, tiyatro ve birçok sanat disipline yer vereceğimiz ve 12 aylık bir sanat takvimi sunacağımız bir kültür mekânı olacak. Tariria, yurt dışından şehrimize gelen izleyicilerimize başta olmak üzere Van’da ve bölgede yaşayan sanatseverlere bir soluk olacak. Yani burada hem dünyaca ünlü sanatçılar olacak hem de Vanlı çocuklar ve gençler olacak. Onlar da atölyelerde, etkinliklerde buluşacak.”

Adına ister bir yatırım diyelim ister bir kültür, sanat ve gastronomi projesi… Van’da şu ana kadar kentin geçmişi, hafızası, kültürü ve zenginliği ile harmanlamış bir yatırımın inşa edildiği ve hizmete başlayacağını görmek her anlamda müthiş. Bu deneyimi bizzat yaşadık ve bu projenin tüm detaylarını dinleme fırsatı bulduk. Ticari kazançtan çok uzun vadede bir turizm zenginliği sağlayacak olan projenin kentte üst düzey bir farkındalık oluşturacağı çok açık. İleri süreçte konaklama ve benzeri deneyimler de yaşatmayı amaçlayan bu projenin yine bir süre sonra Van ile ilgili algı ve ilginin çok başka bir noktaya taşınmasına sunacağı katkıyı şimdiden görmek mümkün. Bunu yıllar öncesinden gören, hayalini kuran ve başarılı bir ekip ile bu hayali gerçekleştiren Bekir Kaya’ya hem bu vefa yatırımı hem de kente sunduğu katkı için müteşekkir olmamak mümkün değil.

Kaynak: ŞEHRİVAN HABER