Geçtiğimiz haftalarda Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) iş birliğinde “Tüm Yönleriyle Afet Yönetimi” başlığı ile kentin depremselliği üzerine önemli bir buluşma gerçekleşti. Birçok kurumun yer aldığı buluşmada afetlere karşı hazırlı olma ve dirençli hale gelme konusunda önemli değerlendirmeler yapılırken geçmiş depremler üzerinden gelecek ile ilgili projeksiyonlar sunuldu. Panelin hemen birkaç gün sonrasında kentte meydana gelen 5,2’lik deprem kentin depremselliğini bir kez daha gündeme getirirken o panelde konuşan isimlerden biri olan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Deprem Araştırma Uygulama Merkez Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Sacit Mutlu kentteki mevcut durum ile ilgili detaylı değerlendirmeler paylaştı. Mutlu, kentin depremselliği üzerine yaptığı çalışmalar, ölçümler ve mevcut izlemeler neticesinde olası riskleri araştırdıklarını belirtirken olası bir deprem tehlikesinin şu anda Van’ın merkezinde değil dışında olduğunu söyledi. Mutlu, özellikle Şemdinli-Yüksekova Fay Zonuna dikkat çekerken en büyük hareketliliğin bu noktada olduğunu söyledi.

MUTLU: TÜRKİYE’DE 7 VE ÜZERİNDEKİ 23 DEPREMİN 3’Ü VAN GÖLÜ’NE YAKIN BÖLGEDE OLDU!
Van’ın depremselliğini elen alan ve Van’da bulunan fay zonları hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulunan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Deprem Araştırma Uygulama Merkez Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Sacit Mutlu, ilk olarak kentteki eski depremlere vurgu yaparak eski depremlerin kent ile ilgili önemli mesajlar sunduğunu söyledi. Mutlu konuşmasında; “Van ili ve havzasının depremselliğinin teknik boyutuna değinmeden önce önemli bir veriyi paylaşmak istiyorum. 1930 yılı sonrasında özellikle ülkemizde aletsel dönem deprem kaydının alınmaya başladığı süreden günümüze kadar gelen döneme baktığımız zaman Türkiye'de 7 ve üzeri meydana gelen 23 adet deprem var. Bu 23 adet deprem kısmı Olay Kuzey Anadolu fayı üzerinde. Yine Batı Anadolu genişleme bölgesi dediğimiz bölgede. Onun dışında Maraş depremlerini yaşadık. O bölgede Doğu Anadolu fayı üzerinde iki büyük yedi büyük deprem meydana geldi. Bu 23 adet depremin 3 adedi Van Gölü havzasına yakın civarında meydana geliyor.”

“CİVARDAKİ 3 DEPREM DE YIKICI OLDU”
“Geçmişten günümüze kadar bakacak olursak büyük olarak yorumlanaak ilk deprem 1930 yılında. 3 adet Van Gölü Havzası’nda meydana gelen deprem önemli bir veri kaynağı. Bunlardan ilkine baktığımız zaman 7.1 büyüklüğünde 1930 yılında gerçekleşti. En büyük deprem ise hakkında çok az bilgi sahibi olduğumuz Salmas Depremi. Bu depremde kayıtlara baktığımız zaman yaklaşık 2 bin 500 kişi hayatını kaybetmiş. Van Gölü Havzası’nın depremselliğinin ne kadar ciddi olduğunu ortaya koymak için 7 büyüklük düzeyindeki depremlere bakıyorum. 2. büyük deprem bir 1976 yılında, Çaldıran’da meydana gelen deprem. Bu depremde de 3840 kişi hayatını kaybediyor. Sonuncu deprem ise özellikle yakın zamanda acı bir şekilde tecrübe ettiğimiz 2011 yılı Van depremi. Bu depremde de 644 kişi hayatını kaybetti.”

ELDE ETTİĞİMİZ VERİLERDE FAYLARIN NE KADAR HIZLI HAREKET ETTİĞİNİ ÖĞRENİYORUZ
Mutlu yine geçmiş depremler üzerinden yaptığı çalışmalar ile ilgili olarak Van’da özellikle bir bölgeye dikkat çekti; “Vangölü Havzası’nın kuzeyine geldiğimiz zaman 1976 depremine ev sahipliği yapan Çaldıran fayını görüyoruz. Onun hemen alt tarafında Erdiş fayı daha sonra özellikle bölgede sadece doğrultu tahliye faylar yok. Biz bu bölge içerisinde hem doğrultu atımlı payları hem de özellikle bindirme bileşenli payları görebiliyoruz. 2011 Depremi, bölgede bindirme bileşeninin de ciddi derecede etkili olduğunu bize gösterdi. Van Gölü Havzası’nın Güneydoğusuna da ise bölgede diğer paylara göre ters hareket eden daha doğrusu ters bir rotasyon oluşturan Başkale fayzonu ve daha sonra da Şemdinli Yüksek Ova fayzonu geliyor. Bunlarla ilgili yapmış olduğumuz çalışmalarda bir veriyle karşılaşıyoruz. Bu veri bize o fayın aslında ne kadar hızlı hareket ettiğini gösteriyor. Yani trafikte ne kadar hızlı giderseniz kaza yapma riskiniz o derece artıyor. Dolayısıyla fayların yıllık kayma hızı arttığı zaman da o fayın gelecekte üretebileceği deprem miktarı da o derece artıyor.”

VAN’IN GÜNEYİNDEKİ BU FAY HATTINA DİKKAT!
“Kayma hızı miktarlarına bakacak olursak ilk etapta 3.22 mm'lik bir hıza sahip olan Balıklı Göl fay zonunda yer alıyor. Daha sonra Çaldıran fay zonunda üzerinde yaptığım yapmış olduğumuz çalışmada yıllık kayma hızının 3.27 mm'lik bir hıza sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu hatlar Güneydoğuya doğru gittiği zaman aslında kayma hızının arttığını bize net bir şekilde gösteriyor. Bu anlamda tehlike düzeyini daha risk düzeyine geçmeden tehlike düzeyini önem derecesine göre sıraladığımız zaman aslında bölgede en önemli tehlike teşkil eden fay zonlarından bir tanesi Şemdinli Yüksek Ova Fayzonu. Şemdinli Yüksek Fayzonu üzerinde geçmiş dönemde herhangi hiçbir çalışma mevcut değil. Bizim 123G012 no'lu TÜBİTAK Kamak projesi kapsamında Şemdinli’nin Yüksek Ova Fay zonunun konumlandırmasını yaptıktan sonra hem Şemdinli segmenti hem de Yüksek Ova segmenti üzerinde 7 adet kazı gerçekleştirdik. Bu kazılarda geçmiş döneme ait 4 tane deprem izlerine rastladık. 7 ve üzeri yıkıcı deprem üreten bir faydan bahsediyoruz. 4 adet 7 ve üzeri yıkıcı deprem kaydı aldık. Başkale fayı üzerinde de 2 adet yıkıcı deprem kaydı elde ettik.”

OLASI BİR DEPREM VAN’IN DIŞINDA AMA BU İLÇELERE OLDUKÇA YAKIN!
Olası bir depremin şehir merkezinden uzakta olma ihtimaline dikkat çeken Mutlu; “Genel bir değerlendirme yaptığımız zaman bölgedeki tehlikenin Van merkezin dışında. Hem Van'ın kuzeyi hem de özellikle Hakkâri, Van'ın Çatak, Gürpınar ilçelerini etkileyebilecek Şemdinli Yüksek Ovası fay zonu olarak tehlikeyi değerlendirebiliriz. Genel itibariyle bölgeyi bloksal anlamda değerlendirdiğimiz zaman üç bloğa ayrılıyoruz. Kafkas Tektonik bloğu, Van ili ve ilçelerinin dahil olduğu Türkiye-İran Tektonik bloğu ve özellikle İran sınırından sonra Kuzey Tebriz'e kadar varan Merkezi İran bloğumuz var. Bu üç blok arasındaki aslında aktif sınırı oluşturuyor. Bahsetmiş olduğumuz faylar. Balık Gölü'nden başlayarak Kuzey Tebriz'e doğru gelen bir enerji var. Daha doğrusu bölgedeki enerjiyi tek bir fay karşılamıyor. Bu faylar birbiri arasında enerjiyi transfer ederek birbiri arasında paylaşıyorlar. Fakat biz Güneydoğu'ya geldiğimiz zaman enerji üzerinde daha doğrusu sağ yanal doğrultu atımlı enerjiyi kendi üzerinde karşılayabilecek tek bir fay var. O da Şemdinli Yüksek Ova Fayı zonu. Dolayısıyla tüm enerjiyi Şemdinli Yüksek Ova fay zonunu karşıladığı için buradaki kayma hızının daha fazla olduğunu ifade edebiliriz.”

MUTLU: TÜM VERİLERE RAĞMEN DEPREMİN HANGİ GÜN HANGİ SAAT MEYDANA GELEBİLECEĞİNİ SÖYLEYEMİYORUZ!
Konuşmasında olası depremler ve depremin ne zaman olacağı konusuna da değinen Mutlu, sözlerini şöyle sürdürdü; “Konu deprem olduğu zaman insanların hakkında direkt depremin ne zaman meydana geleceği sorusu geliyor. Tabii bizim bahsetmiş olduğumuz bu bilimsel çalışmalar multidisipliner çalışmalar ve bu çalışmalar ya daha doğrusu bu veri kaynağını ulaşmak için birçok yöntem gerçekleştiriyoruz. Bu yöntemleri gerçekleştirme yolunda da bazen hata payı olabiliyor. Biz bilimsel anlamda herhangi bir fay zonu üzerindeki bir gerilme birikimi ile ilgili bir değerlendirme yaptığımız zaman hangi gün hangi saat depremin meydana gelebileceğini söyleyemiyoruz. Sadece gerilme birikimi ile ilgili yapılan bir çalışma vardı. Özellikle Van Gölü Havzası’nın hemen kuzeyinde insan yöntemiyle yapılan bir çalışma. Dolayısıyla bu da toplumda toplumda korkuya yol açabiliyor. Fakat şunu söylemekte fayda var. Biz bilimsel anlamda bu çalışmaları ortaya koyarken birçok yöntem gerçekleştirdiğimiz için sadece kayma hızı verisini elde edebiliyoruz.”

“KENTİN DEPREM DİRENCİ ARTIRILMALI”
“Onun dışında fayın geçmiş dönemde ürettiği yıkıcı deprem kaydını elde edebiliyoruz. Bir fay üzerinde en az 3 tane olay seviyesi elde ediliyor. Yıkıcı 7. büyüklüğü üzerindeki olay seviyesini görmemiz gerekiyor ki o fayın gelecekteki kestirimini yapabilelim. Dolayısıyla bu anlamda elde ettiğimiz veri deprem tekrarlanma aralığıdır. Dolayısıyla burada tek bir veri işlendiği için bununla alakalı genel manada bir şey söyleyemeyiz. Çünkü hatta payı hem yaşlandırmadan kaynaklı hem arazi çalışmalarından kaynaklı, hatta fay ortaya çıkıyor. Bu konuda tarihler vermek yerine kentin deprem direncini ve olası afetlere hazırlıklı olmasını öncelemek ve bunları da gündemde tutmak gerek.”




