2025 yılında Türkiye genelinde işsiz sayısı 147 bin kişi azalarak 2 milyon 966 bine düştü ve işsizlik oranı 0,4 puan gerileyerek yüzde 8,3 ile son 21 yılın en düşük seviyesine indi. İstihdam oranı ülke genelinde yüzde 49,0, işgücüne katılma oranı ise yüzde 53,5 civarında gerçekleşti. Van’ın istihdam ve katılım oranları ise ülke ortalamasının oldukça altında kaldı. Van, Muş, Bitlis ve Hakkâri’yi kapsayan TRB2 bölgesinde genel olarak işsizlik oranları yüksek seyrederken, Bitlis yüzde 7,6 ile bölgede daha düşük bir orana sahip oldu. Muş’ta ise oran yüzde 11,7 olarak kaydedildi. Türkiye’nin en genç nüfuslu illerinden biri olan Van’da işsizlik sorunu özellikle gençler üzerinde yoğunlaşıyor. Ülke genelinde 15-24 yaş grubunda genç işsizlik oranı 2025’te yüzde 15,3 seviyesinde gerçekleşirken, genç nüfusun yoğun olduğu Van’da istihdam yaratma ihtiyacı öncelikli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Kadın istihdamının da bölgede düşük seviyelerde kaldığı belirtiliyor.

DÜŞÜŞ OLDU AMA YETERLİ OLMADI

Kentte 2024 yılında yüzde 16,7 olan işsizlik oranı, 2025’te yüzde 12,7’ye düştü. Bu düşüşe rağmen Van, Türkiye genelinde işsizliğin en yüksek olduğu ikinci il olmaya devam etti. En yüksek oran yüzde 13,8 ile Hakkâri’de kaydedilirken, Türkiye ortalaması yüzde 8,3 seviyesinde gerçekleşti. Hala genç nüfusunun büyük bölümü batıya göçerken ve işsizlik sorununu batı illerinde çözmeye çalışırken konuyla ilgili Şehrivan’a konuşan İş İnsanı Şemsettin Bozkurt, “Ülke ekonomisi elbette iyi durumda değil ama biz bu mevcudiyetin en kötü yansıması olacak kadar kötü bir kent değiliz.” diyerek kent olarak özgünlükleri doğru analiz edip ve bu analizleri doğru pratiklere kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

Van’daki otel cinayeti davasında yeni gelişme!
Van’daki otel cinayeti davasında yeni gelişme!
İçeriği Görüntüle

BOZKURT: VANLI GENÇLER İŞ BULAMAYACAKLARINA İKNA OLMUŞ DURUMDALAR

Genç nüfusun artık iş bulamayacaklarına kendilerini ikna etmiş durumda olduklarına dikkat çeken İş İnsanı Şemsettin Bozkurt, “Maalesef artık ortaya çıkan son rakamlar gösteriyor ki, Van'daki durum vahametini arttırarak devam ediyor. İşsizlik rakamlarındaki düşüşün temel nedeni katılım oranındaki düşüş ile istihdam oranındaki düşüşten kaynaklanıyor. Bu iki parametredeki yüzde 7’ye yakın düşüş işsizlik oranını etkiledi. Bu yanlış okumayla işsizler ordusunda eksilme olarak okunabilir doğal olarak bu okuma yanlış ve isabetsiz bir okuma olacaktır. Ne yazık ki, bunu söylemek çok acı verici ama işsizlik oranının bu şekilde düşmesi yükselmesinden daha kötüdür. Artık Vanlı genç insanlar iş bulamayacaklarına ikna olmuş durumdalar. İş aramaktan vazgeçme noktasına gelmişlerdir. Toplum için en tehlikeli nokta ise o toplumun genç nüfusunun umudunu yitirmiş hayatla somut bağlar kuramayacak duruma gelmiş olmasıdır. Bu noktada bu sözde iyileşmeyi aslında tam tersine bir bozulma ya da kötüye gitme olarak görmek gerekir.” dedi.

KADIN İSTİHDAMI DA DÜŞÜK!

Van için doğru teşhisin yapılmadığını ve sonuç olarak doğru çözümler üretilmediğini ifade eden Bozkurt, “Ülkenin neredeyse sosyo ekonomik tüm göstergelerinde son sıralarda olmak birçok şeyi net olarak açıklıyor. Her ne yapıyorsak tam tersini yapmalıyız. Her kim şu an bu işin muhatabıysa derhal yaptıklarından vazgeçmeli toplum olarak bu inisiyatif sahiplerinden de vazgeçmeliyiz. Ülke ekonomisi elbette iyi durumda değil ama biz bu mevcudiyetin en kötü yansıması olacak kadar kötü bir kent değiliz. Temel problemlerimizden birisi de kentimizin inisiyatif gücünün kentle olan bağlarının zayıflığıdır. Kenti tanımıyorlar doğru teşhis etmiyorlar ve sonuçta doğru çözümler üretemiyorlar. Çok başat sorunlarımız var; Üretim sektöründe yok denecek kadar az gücümüz var, yine bu sektörlere içeriden ve dışarıdan yatırım alamıyoruz. Bu yatırımların gelmesi için elzem olan ulaşım altyapısına sahip değiliz. Kadın istihdamımız çok düşük ve bu toplam istihdamı çok ciddi etkiliyor. Diğer büyük sorun ise yine nitelik olarak kente iş ve istihdam yaratacak yurttaşların sosyal ve ekonomik sebeplerle Van'ı terk etmesi temel yapısal sorunları biraz olsun açıklıyor.” şeklinde ifade etti.

‘KENTİMİZİN İNİSİYATİF GÜCÜ HEM ZAYIF HEM DE KENTTEN KOPUK’

Elbette yukarıda bahsettiğim inisiyatif gücünün niteliği temel bir farktır. Kentimiz doğru yönetilmiyor. Kentimizin inisiyatif gücü hem zayıf hem de kentten kopuk olması bu durumu ortaya çıkaran nedenler arasındadır. Bitlis'te ise inisiyatif gücünün kentin kendisiyle üreteniyle tüketeniyle birlikte hareket etmesi onları tanıması fark yaratıyor. Tabi bunun yanı sıra bu kentlerin coğrafik yapısı, göçler, demografik yapıda böyle bir farkın oluşmasını sağlıyor. Diyebilirim ki, iki sebep var doğal, olağan sebepler ve anormal, hatalı müdahale sebepler.”

ÜRETİM YOK TÜKETİM VAR!

Üretimin yapılmadığı Van’da tüketimde yığılmanın oluşmasını bir trajedi olay olarak nitelendiren Bozkurt, “Tarımın ağırlığından söz etmek pek mümkün değil ama maalesef hizmet sektörünün ağırlığından bahsedilebilir. Burada da yine üzücü bir durum var. Hizmet sektörü bilindiği üzere tamamen tüketim üzerine bir yapıdır. Üretimin olmadığı yerde buralarda yığılma görüyoruz. Bu da bir sebep sonuç ilişkisidir. Özellikle Van gibi üretemeyen yerlerde bu trajik bir durum olarak okunmalıdır. Cafe, lokanta vb. hizmet sektöründeki yoğunlaşma ne bir çözümdür ne de bir umuttur aksine geriye gidişin net bir resmidir. Sanayi yatırımına gelecek olursak kentimiz ağır sanayi yatırımlarına uygun bir kent değil. Hammaddeye olan uzaklık, mevsim koşulları ve ulaşım altyapısı bu sektörü ıskalamasına sebep oluyor. Ama tarım hayvancılık sanayisi bu kent için son derece uygun bir sektör özellikle tarım ürünleri işlenmesi ve paketlemesi hayvansal gıdaların işlenmesi ve paketlemesi bunlara uygun sanayi yatırımları kent istihdamına doğrudan katkı sağlayacaktır. Yine kültür ve doğa turizmi ile istihdama katkı sağlayacak girişimlerde kentimize uygun yatırımlar olup istihdam çeşitliliğini arttırıp işsizlik oranını azaltacak şeylerdir.” dedi.

GENÇ FAZLA İŞ AZ!

Genç nüfusun fazla ve iş gücünün az olması sonucunda arz talep uyumsuzluğunun oluştuğunu söyleyen İş İnsanı Bozkurt, “Genç nüfusun yüksek olması ve iş gücünden çekilme oranının yüksek olması sorunu kendi içerisinde zaten gösteriyor. Genç fazla iş az bu sebeple arz talep uyumsuzluğu oluşuyor. Aslında genç nüfus birçok Ülke için büyük bir talep ama maalesef Ülkemiz ve kentimiz için bu nüfus işsizler ordusunun parçası olması hasebiyle talepten çok bir probleme dönüşmüş durumda. Böyle bir durum çok dramatiktir. Yani gençlerimiz var fakat onlara bir gelecek veremiyoruz. Veremediğimiz gibi umutlarını da kaybediyorlar. Uzun vadede kent ve Ülke için doğum oranlarının azalması, genç nüfusun yıllar içinde düşmesi demektir. Orta vadede ise umutsuzlar ordusunun illegal umutlara sürüklenmesi demektir. Bu da toplum güvenliğinin azalması asayiş sorunları vb. problemler baş göstermesi demektir.” şeklinde konuştu.

“DOĞRU ANALİZ DOĞRU ÇÖZÜM”

Yaşanılan sorunların daha önceden yaşanmış olabileceği ve elbette bir çözümü olabileceğini vurgulayan Bozkurt, “Yaşadığımız hiç bir sorun ilk defa bizim yaşadığımız ya da sadece bizim başımıza gelen şeyler değildir. İnsanoğlu uzun zamandır bu gezegende yaşıyor. Dünya üzerinde milyarlarca nüfusla binlerce sorun, sıkıntı ve problemler yaşadı. Doğal olarak bunları çözenler oldu çözemeyenler oldu. Hali hazırda yakın zamanda yine benzer sorunları yaşayan Ülkeler ve kentler oldu bunlar nasıl çözdüyse biz de öyle çözmeliyiz. Kent olarak özgünlüklerimizi doğru analiz edip bu analizleri doğru pratiklere, doğru çözüme kavuşturmalıyız. Bunun içinde samimi ve kesin bir niyet içerisinde olup tüm siyasi politik tutumları aşacak bir kentlilik göstermeliyiz.” ifadelerine yer verdi.

“VAN, TURİZM PASTASINDAN HAKKINI ALAMAMIŞ BİR KENT”

Bozkurt, sözlerine şöyle devam etti: “Gelelim ne yapılması gerektiğine; Şehrimiz kısmen tarım ama ciddi oranda hayvancılık sektörüne meyilli bir kent burada tarım, hayvancılık teşviklerinden öte bu sektörün istihdam yaratacak olan işleme, paketleme sektörünün teşvik edilmesi yönlendirilmesidir. Küçükbaş hayvan varlığında liderliği olan bir kentin bu varlığı işleme, entegre, paketlemede kullanamaması büyük bir kayıptır. Yine kentimiz Turizm pastasından hakkını asla alamamış bir kenttir. Bugün Göbeklitepe ve Karahan buluntuları Urfa şehri için bir dönüm noktası haline gelmiş durumda. Biz ise Hristiyanlar için kutsal olan Akdamar Adasını dahi Ülkin turizm destinasyonları arasında hatırı sayılır bir yere getirtemedik. Bir göle sahibiz ki, biz buna denize sahibiz diyoruz ama bir nehir kadar değerlendiremedik. Toplamında demek isterim ki, bu kentte teşvikler tarım hayvancılık ve turizm için ayrılmalı. Bugüne kadar harcanan enerji buralara verilseydi çok daha iyi sonuçlar alınırdı.

Muhabir: ZENÜN YEŞİL - HAKAN İZGİ