Geçtiğimiz yıl MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla gündeme gelen “terörsüz Türkiye” süreci kapsamında ülke genelinde panel ve söyleşiler sürerken, bu çerçeve de Van’da da dikkat çeken bir etkinlik düzenlendi. Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) tarafından “Türkiye’de Barış Nasıl Tesis Edilir?” başlığıyla gerçekleştirilen söyleşi yoğun katılımla yapıldı.
‘Çözüm Sürecinin; Hukuk, Demokrasi ve İş Dünya sına Yansıması’nın ele alındığı programın moderatörlüğünü Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Suvat Parin üstlenirken, Kültür ve Milli Eğitim eski Bakanı Hüseyin Çelik, Öğretim Üyesi ve Yazar Mehmet Altan ile Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva konuşmacı olarak yer aldı. Van TSO hizmet binasında 20 Aralık Cumartesi günü saat 14.00’te başlayan söyleşide, Türki ye’de barışın tesisi, çözüm sürecinin geçmişi ve geleceği ile sürecin hukuk, demokrasi ve iş dünyasına yansımaları çok boyutlu şekilde değerlendirildi.

VAN’DA “TÜRKİYE’DE BARIŞ NASIL TESİS EDİLİR?” SÖYLEŞİSİNE YOĞUN İLGİ!
Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) tarafın dan “Türkiye’de Barış Nasıl Tesis Edilir?” başlığıyla düzenlenen söyleşi, yoğun katılımla gerçekleştirildi. “Çözüm Sürecinin; Hukuk, Demokrasi ve İş Dünyasına Yansıması”nın ele alındığı programın moderatörlüğünü Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Suvat Parin üstlenirken, Kültür ve Milli Eğitim eski Bakanı Hüseyin Çelik, Öğretim Üyesi ve Yazar Mehmet Altan ile Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva konuşmacı olarak yer aldı.
BAŞKAN TAKVA: KARAR VERİCİLERİN, İN SANLARIN BULUNDUK LARI YERDE HUZURLU YAŞAYABİLECEKLERİ BİR İKLİMİ OLUŞTURA BİLMESİ GEREKİR
Toplantının açılış konuşmasını yapan Van TSO Başkanı Necdet Takva, asıl meselenin insanların yaşadıkları yerde huzurlu ve mutlu olabilecekleri bir yaşam ikliminin oluşturulması olduğunu söyleyerek, “Asıl olan, bu ülkenin bütünlüğü içerisinde insanların özgürce ve demokratik tahammüller çerçevesinde kendilerini ifade edebilmesidir. Bunun çıktısı olarak da karar vericilerin, insanların bulundukları yerde huzurlu ve mutlu yaşayabilecekleri bir iklimi oluşturabilmesi gerekir. Biz iş dünyası olarak mesele ye böyle bakıyoruz” dedi.

“BÜTÜN İNSANLARI KAYBETMEYİ GÖZE ALAMAYACAKLARI BİR YAŞAM KALİTESİNE KA VUŞTURMAMIZ GEREKİ YOR”
İş dünyası olarak konuya bu perspektiften baktıklarını ifade eden Takva, “Dolayısıyla insanları yaşadıkları yerde huzurlu ve mutlu kılacak tedbirlerin alınmasına yönelik bir beklentiye vurgu yaparak sözlerime başlayacaktım. Belki söz verilmez ama son sözüm de şu olurdu: Bütün insanları kaybetme yi göze alamayacakları bir yaşam kalitesine kavuşturmamız gerekiyor. Bunu yapmadığımız sürece, ne kadar çalışma yapılırsa yapılsın, insanların kaybedecek şeyleri azaldıkça ve umutları tükendikçe her türlü örgütlenme, yeni illegal yapılar ve yeni faaliyetlerin ortaya çıkma ihtimali artacaktır. Bu sadece güvenlik meselesi değildir” ifadelerini kullandı.
“ASIL MESELE, BU SONUCU DOĞURAN SEBEPLERİ ORTADAN KALDIRABİLME BECERİSİDİR”
İnsanların kaybedecek bir yaşam kalitesine sahip ol maması hâlinde yeni illegal yapıların ortaya çıkma ihtimalinin artacağına dikkat çeken Takva, “Ankara’da katıldığım bir toplantıda da vurgulamıştım; PKK’yı bir neden değil, bir sonuç olarak değerlendirmiştim ve bunu her platformda dile getirdim. Terör dediğimiz olgu bir sonuçtur. Asıl me sele, bu sonucu doğuran sebepleri ortadan kaldırabilme becerisidir. Ancak örgütün kuruluşundan bugüne kadar yeni sebepler ortaya çıkmaya devam etmiştir. Mesele, bu süreci sebep-sonuç ilişkisi içeri sinde ele alarak, samimi bir bakış açısıyla çözüme kavuşturabilmektir. Hepinize teşekkür ediyorum” diye aktardı.
ALTAN: VAN’IN CİDDİ BİR ZEMİN KAYBI YAŞADIĞINI GÖRDÜM
Programda konuşan Prof. Dr. Mehmet Altan, Van TSO Başkanı Necdet Takva’nın ortaya koyduğu tabloyu “bir tomografi” olarak nitelendirerek, “Sayın Başkan Takva olağanüstü bir tablo çizmedi, adeta bir tomografi çekti. Ben de uzun zamandır Van’a gelmiyordum. Çok defa geldim, severim. Gittiğim her ilin sorunlarını zihnimde tartar, nasıl çözülebileceğini düşünürüm. Bu nedenle sabah erken kalkıp en güncel raporları inceledim ve son gelişim den bu yana Van’ın ciddi bir zemin kaybı yaşadığını gördüm” dedi.

“VAN POTANSİYELİNİ KULLANAMIYOR”
Altan, Van’ın potansiyelini kullanamadığını belirterek, “Van, birçok avantajına rağmen bunları kullanamamış durumda. Diyarbakır’ın metropol hâline geldiğini görüyoruz. Van’ın ise benzer potansiyeline rağmen bunu değerlendiremediğini fark ediyoruz. Üniversitenin, sosyal sermayenin ve kent dinamiklerinin yeterince devreye girmediğini görüyoruz” diye aktardı.
ALTAN, VAN’IN EKONOMİK TABLOSUNU DEĞERLENDİRDİ!
Van’ın kişi başına gelirde düşük seviyede olduğunu aktaran Altan, “Türkiye kişi başına gelirde zaten düşük seviyede. Van ise bunun yaklaşık üçte biri kadar gelir elde ediyor ve bu gelir kendi içinde de çok kötü dağıtılıyor. İlçeler arasında ciddi farklar var. Genç nüfus çok yüksek ama eğitim ve beceri eksikliği büyük bir sorun. Patent sayıları düşüyor. Bu, kentin 21. yüzyıl üretim anlayışına uyum sağlayamadığını gösteriyor” şeklinde konuştu.
“SON 10 YILDA HUKUKTA 35 BASAMAK GERİLEDİK”
Altan, çözüm süreciyle ilgili konuşarak, “Toplantının başlığı ‘Çözüm sürecinin hukuk, demokrasi ve iş dünyasına yansıması’. Türkiye dün yanın 17. büyük ekonomisi ancak demokrasi endeksinde 107’nci, hukukun üstünlüğü endeksinde 118’inci sırada. Son 10 yılda hukukta 35 basamak geriledik. Hukukun zayıfladığı bir ülkede hiçbir sorun çözülemez. 2002 yılında AK Parti programında terörün bir sonuç olduğu, demokratik devlet anlayışının çözüm olduğu açıkça yazıyordu. Bugün geldiğimiz noktada ise hukuk ve demokraside ciddi bir gerileme var” diye konuştu.

“KÜRT MESELESİNİN ÇÖZÜMÜ BELLİ”
Kürt meselesinin çözüm yolunun net olduğunu vurgulayan Altan, “Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklar geriledikçe insanlar tedirgin olur, konuşamaz, geleceği öngöremez. Bu ortamda ne ekonomi gelişir ne de toplumsal barış sağlanır. Kürt meselesinin çözümü aslında bellidir. Demokratik hakların güçlendirilmesi, eşit yurttaşlık, ifade özgürlüğü ve siyasal katılım. Çözüm, şeffaf ve rıza üreten bir süreçle mümkündür. Bu sağlanırsa Türkiye hak ettiği zenginliğe ve huzura kavuşur. Çok teşekkür ediyorum” dedi.
ESKİ BAKAN ÇELİK, VAN’DA ÇÖZÜM SÜRECİNİ KONUŞTU
Van Ticaret ve Sanayi Odası’nda (Van TSO) düzenlenen toplantıda konuşan Kültür ve Milli Eğitim eski bakanlarından Hüseyin Çelik, Türkiye’de barışın ve toplumsal huzurun yalnızca yatırımlarla değil, hukuk, adalet ve aidiyet duygusuyla sağlanabileceğini söyledi. Çelik, “Siz istediğiniz kadar köprü yapın; gönülden gönüle köprü kurmadığınız sürece kimse size itibar etmez” dedi.
ÇELİK: VAN’DA OLMAK TAN BÜYÜK MEMNUNİYET DUYUYORUM
Programda konuşan Çelik, Van’da olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, “Ben buraya her geldiğimde, sizlerdeki bu yüksek duygu hâlinden dolayı gerçekten heyecanlanıyorum ve duygulanıyorum. Bugün de sizlerle bir arada olduğum, yüz yüze sohbet etme imkânı bulduğum için çok mutluyum. Hepinize bu sıcak ilginiz, nezaketiniz ve zarafetiniz için çok teşekkür ediyorum. Sizler de hoş geldiniz. Bizleri bir araya getiren, bu ortamı hazırlayan Van Ticaret ve Sanayi Odası’nın değerli Başkanı Sayın Necdet Takva’ya, meclisi ne, oda çalışanlarına ve bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Moderatörlüğü üstlenen değerli Suat hocamıza da ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.

ÇÖZÜM SÜRECİNİN KONUŞULDUĞU SÖYLEŞİYE YOĞUN İLGİ!
Konuşmasında doktora tezinden ve Ali Suavi Efendi’nin “Sen de Gemidesin” adlı eserinden örnek veren Çelik, “Değerli arkadaşlar, benim doktora tezim Yeni Osmanlılar Hareketi’nin fi kir önderlerinden Ali Suavi Efendi üzerinedir. Ali Suavi Efendi’nin “Sen de Gemi desin” adlı bir kitabı vardır. Bu ismi nereden aldığını merak edebilirsiniz. Hazreti Peygamber’in Kütüb-i Sit te’de yer alan bir hadisine dayandığını söyler. Hazreti Peygamber şöyle anlatır: Bir grup insan birlikte bir gemiyle yolculuğa çıkar. Geminin üst katında su ve yiyecek vardır. Alt kattakiler ise fakir ve cahildir. Alt kattakiler su ve yiyecek istemek için yukarı çıktıklarında, üst kattakiler bundan rahatsız olur ve onları engeller. Yolculuk uzadıkça açlık ve susuzluk alt kattakilerin canına tak eder ve “Bize yaramayan bu gemi batsın” derler. Ellerine geçirdikleri baltalarla geminin altını delmeye başlarlar” diye aktardı.
“DEVLET; VATANDAŞIN DAN, ZENGİN FAKİRİN DEN, ÂLİM CAHİLİNDEN SORUMLUDUR”
Bir hadise dikkat çeken Çelik, “Hadisin devamın da şu uyarı yapılır: “Eğer üsttekiler, alttakilerin elindeki baltayı almazsa, gemi batar ve herkes birlikte helâk olur.” Âlimler bu hadisi şöyle yorumlar: Üsttekiler devlettir, alttakiler vatandaştır. Üsttekiler zenginlerdir, alttakiler fakirlerdir. Üsttekiler âlimlerdir, alttakiler cahillerdir. Devlet; vatandaşından, zengin fakirinden, âlim cahilinden sorumludur. Baltayı almak, başka bir balta ile ensesi ne vurmak değildir. Su ve yiyeceği paylaştığınızda kimse eline balta almaz” dedi.
“DEVLET, VATANDAŞI NIN ADALET DUYGUSUNU TATMİN ETMELİDİR”
Devletin temel görevlerinin adalet duygusunu tatmin etmek, güvenliği sağlamak ve insanca yaşam koşullarını adil biçimde oluşturmak olduğunu vurgulayan Çelik, “Türkiye’de barış böyle tesis edilir. Devletin belli fonksiyonları vardır. Devlet, vatandaşının adalet duygusunu tatmin etmelidir. Vatandaş şunu diyebilmelidir: “Bir haksız lığa uğrarsam bu devletin adliyesi var. Mahkemeye giderim ve kısa sürede hakkımı alırım.” İkinci si, vatandaş gece rahat uyuyabilmelidir. Bu ülkede polis, asker ve güvenlik güçleri vardır; kimse bana kötülük yapamaz, yapsa da devlet beni korur demelidir. Üçüncüsü, devlet insanca yaşayabilmek için imkânları eşit değil ama adil bir şekilde dağıtmalıdır. “Altta kalanın canı çıksın” anlayışı olmamalıdır” ifadelerini kullandı.

VAN’IN EKONOMİSİ SÖYLEŞİDE ELE ALINDI!
Çelik, Van’ın ekonomik durumunun herkes tarafından bilindiğini ifade ederek, “Devlet adalet duygumu tatmin ettiğinde, güvenliği mi sağladığında ve insanca yaşayacağım şartları oluşturduğunda ben o devlete aidiyet duygusuyla bağlanırım. Kanunlarına saygı duyarım. İsyan eden değil, bu ülkenin yerleşik düzenine yürekten bağlı bir vatandaş olurum. Biraz önce Sayın Necdet Bey bir Türkiye fotoğrafı çizdi ve Van’ı bu bağlamın içine oturttu. Van’daki ekonomik tabloyu hepimiz biliyoruz, tekrar etmeye gerek yok” şeklinde konuştu
“YAZILI PROGRAMLAR DEĞİL, UYGULAMALAR ÖNEMLİDİR”
AK Parti’nin iktidara gelmeden önce güvenlikçi politikaların terörü büyüteceğini açıkça dile getirdiğini hatırlatan Çelik, “AK Parti iktidara gelmeden önce bu problemi görmüş ve programına yazmıştı. Güvenlikçi politikalarla, terörü sadece silahla bastırmaya çalışmanın şiddeti artıracağını, antidemokratik uygulamaların terörü büyüteceğini ifade etmişti. Program hâlâ ortadadır. Ancak yazılı metinler tek başına anlam ifade etmez; önemli olan nasıl uygulandıklarıdır” dedi.
“EĞER DEVLETİ YÖNE TENLER YAĞLI BALLI KONUŞUP İCRAATTA TAM TERSİNİ YAPARSA İŞTE TABLO BÖYLE OLUR”
Konfüçyüs’ün “Hüküm dar adilse kanuna gerek yoktur” sözünü hatırlatan Çelik, “Konfüçyüs der ki: “Hükümdar adilse kanuna gerek yoktur; adil değilse kanunun anlamı yoktur.” Biz anayasaya İsveç’te, Norveç’te olmayan mad deler yazsak bile uygulamazsak hiçbir anlamı olmaz. Benim anam der ki: “Sözü Musa gibi, icraatı Firavun gibi.” Eğer devleti yönetenler yağlı ballı konuşup icraatta tam tersini yaparsa işte tablo böyle olur” diye konuştu.

“DEMOKRASİ, FARK LILIKLARLA BİRLİKTE YAŞAMAKTIR”
Demokrasinin kimlikleri yok saymak değil, farklılıklarla birlikte ortak yaşam kurmak olduğunu ifade eden Çelik, “Ben ilkokul beşinci sınıftaydım. Öğretmenimiz bizi Milliyet gazetesine abone etmişti. O günden beri bu ülkenin siyasi ve sosyal gelişmelerini takip ediyorum. O günden bugüne kürsülere çıkan herkes aynı cümleyi kurar: “Milli birlik ve beraberliğe her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde…” Ben 66 yaşına girdim. Bu “günler” hiç bitmedi. Demokrasi diyor ki: Necdet Necdet olarak kalsın, Mehmet Mehmet olarak, Hüseyin Hüseyin olarak kalsın. İn san olarak ortak faydalar da buluşalım” diye belirtti.
ÇELİK: EN BÜYÜK HATAMIZ PKK İLE KÜRT MESELESİNİ ÖZDEŞLEŞTİRMEKTİR
PKK ile Kürt meselesinin özdeşleştirilmesini en büyük hatalardan biri olarak değerlendiren Çelik, “Allah bizi farklı yaratmış. Hiç kimsenin DNA’sı aynı değil. Farklıyız ama birlikteyiz. İngiltere örneğini verdim: İngiliz, İskoç, İrlandalı… Kimse kimliğinden vaz geçmiyor ama aynı devletin vatandaşı. Biz bunu başaramadık. Kardeşlik hamasetle olmaz. Habil ile Kabil de kardeşti ama biri diğerini öldürdü. Biz hangi kardeşliği istiyoruz? En büyük hatamız PKK ile Kürt meselesini özdeşleştirmektir. PKK yokken Kürt meselesi yok muydu? Vardı. Bu ülke Kürtlerle birlikte kuruldu. Ama sonra hatalar yapıldı. Kürt yok sayıldı, dili yok sayıldı. Bu mümkün mü? Bir insanı yok sayarsanız sorun büyür. Ahmet Altan’ın yazısını okudum. Diyor ki: Dilde eşit değiliz, eğitim de eşit değiliz, anayasal olarak eşit değiliz. Askere giderken ve vergi verirken eşitiz ama haklara gelince eşit değiliz” dedi.
“KAYBEDECEK ŞEYİ OLMAYAN İN SANLAR KRİMİNALİZE EDİLİR”
Başkan Takva’nın değerlendirmelerine atıfta bulunan Çelik, “Necdet Hoca konuşmasını bitirdikten sonra şunları söyledi: “Bakın arkadaşlar, en sıkıntılı kesim, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insanlardır. İnsanların kaybedecek bir şeyi kalmadığında, onları her türlü kriminal yapının içine çekebilirsiniz; suça bulaştırabilirsiniz. Bugün özellikle ekonominin kötü gidişi nedeniyle Türkiye giderek kriminal bir ülke hâline gelmiştir. Uyuşturucu, hırsızlık, gasp, sokak ortasında kadın cinayetleri… Türkiye’deki tabloyu hepimiz görüyoruz. Eğer bu memlekette barışı tesis etmek istiyorsak şunu kabul etmeliyiz: Dünyanın hiçbir yerinde yüzde yüz memnun bir toplum yoktur. Gayrimemnun her zaman olacaktır. Önemli olan, gayrimemnunu asgari düzeyde tutabilen bir ülke yönetimi oluşturmaktır” diye konuştu.

“YATIRIMLAR İNKÂR EDİLEMEZ AMA YETER Lİ DEĞİL”
AK Parti döneminde yapılan yatırımların inkâr edilemeyeceğini belirten Çelik, “İnsanları aidiyet duygusuyla bu ülkeye bağlamak zorundayız. Mesele sadece yatırım meselesi değildir. AK Parti bu ülkede çok ciddi bir maddi kalkınma sağlamıştır. Büyük yatırımlar yapılmıştır. Bunu inkâr eden ya kördür ya da kendini kandırıyor dur. AK Parti bu ülkede havaalanları yaptı, yollar yaptı, köprüler yaptı, üniversiteler açtı, hastaneler kurdu, enerji alanı başta olmak üzere birçok alanda büyük gelişmeler sağladı. Bunlar inkâr edilemez” ifadelerini kullandı.
ÇELİK YATIRIMLARA DA DİKKAT ÇEKTİ
“Ama mesele şudur arkadaşlar: AK Parti’ye ‘Türkiye hukuk devleti olmaktan çıktı’ dediğiniz de, size ‘İnsaf edin, duble yolları görmüyor musunuz?’ diye cevap veriliyor. ‘Demokrasi kalmadı’ dediğinizde, ‘Şehir hastanelerini görmüyor musunuz?’ deniliyor. ‘İnsan hak ve özgürlükleri ayaklar altın da’ dediğinizde, ‘Avrasya Tüneli’ gösteriliyor. Basın özgürlüğü yok diyorsunuz; konuşan gazeteci ya işin den ediliyor ya da hapse atılıyor. Ama size ‘Marmaray’ı görmüyor musunuz?’ deniliyor.”
“SİZ İSTEDİĞİNİZ KA DAR KÖPRÜ YAPIN, EĞER GÖNÜLDEN GÖNÜLE KÖPRÜ KUR MAZSANIZ, KİMSE SİZE İTİBAR ETMEZ”
Çin örneğini veren Çelik, büyük altyapı yatırımlarının tek başına özgürlük ve huzur getirmediğini ifade ederek, “Arkadaşlar, bu matematik sorusuna coğrafyayla cevap vermek gibidir. Dünyada en büyük otoyolları yapan ülke Çin’dir. En büyük duble yolları, en büyük havaalanlarını yapan da Çin’dir. Çin’de beş ayda Roma büyüklüğünde şehirler inşa ediliyor. Ama Çin, dünyanın en baskıcı ve en sorunlu ülkelerinden biridir. Sonra bizimkiler çıkıp diyor ki: ‘Biz bu kadar yatırım yaptık ama Van’da bize yine oy vermiyorlar, ya da çok az veriyorlar.’ Peki neden? Nedenini söyleyeyim: Siz istediğiniz kadar köprü yapın, eğer gönülden gönüle köprü kurmazsanız, kimse size itibar etmez” şeklinde konuştu.

“HUKUK OLMAZSA SÜ REÇ YÜRÜMEZ”
Çözüm sürecinde görev aldığını ve masanın nasıl devrildiğini bildiğini söyleyen Çelik, “Bu hakkaniyet midir? Sorunun özü eşitsizliktir. PKK bitse bile devletin bu dayatmacı anlayışı devam ederse Kürt meselesi bitmez. Ben çözüm sürecinde görev aldım. O masanın nasıl devrildiğini biliyorum. Bugün yeni bir süreç var. Destekliyor muyum? Evet. Ama ihtiyatlı iyimserim. Başlangıç olumlu. Ama asıl sınav bundan sonra. Hukuksuzluk devam ederse, kayyumlar devam ederse bu süreç yürümez” ifadelerini kullandı.




