Van’da plansız ve kontrolsüz yapılaşma, kentin en verimli tarım arazilerini tehdit eden en büyük sorunlardan biri haline geldi. Hızla büyüyen şehirde imar planlarının zamanında hayata geçirilmemesi, vatandaşları ruhsatsız ve gelişigüzel yapılaşmaya yönlendirirken, bu durum özellikle tarım alanlarının geri dönüşü zor şekilde kaybedilmesine neden oluyor. Bir yandan barınma ihtiyacıyla şekillenen bu düzensiz büyüme, diğer yandan verimli toprakların betonlaşmasına yol açarak hem şehirleşme hem de tarımsal üretim açısından ciddi riskler oluşturuyor. Kentin sahip olduğu doğal ve coğrafi avantajlara rağmen plansız gelişimin yarattığı tablo her geçen gün daha da ağırlaşırken, bu sürecin yalnızca bugünü değil gelecekteki gıda üretimini de tehdit ettiğine dikkat çekiyor.

VAN’IN YÜZDE 80’İ RUHSATSIZ!
Kontrolsüz yapılaşmanın özellikle tarım arazileri üzerindeki etkilerini Şehrivan’a değerlendiren Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Yaşar, dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yaşar, “Van’ın belki yüzde 80’e yakını şu anda ruhsatsız. Bunun temel nedeni, imarın zamanında ilerlememesi. Şehir sıkıştıkça vatandaş mecburen arazi üzerinde barınak yapmak zorunda kalıyor. İmar gitmeyince insanlar da imar dışındaki alanlara yöneliyor, kendi yerinde ya da bulduğu bir alanda yapılaşmaya gidiyor. Yani vatandaş aslında mecbur kaldığı için bu şekilde hareket ediyor. Kent sürekli büyüyor ve büyümeye de devam ediyor. Ancak bu büyümeye yön verilmesi gerekiyor. Yerleşim başlamadan önce imara açılacak alanların belirlenmesi, altyapının hazırlanması ve planlı bir şekilde ilerlenmesi şart. Vatandaşa “burada değil, imara açılan bu alanlarda yapı yapacaksın” denilmesi gerekiyor. Ardından altyapı hazırlanmalı ve yapılaşmanın tipi belirlenmeli. Çünkü Van konum olarak çok özel bir yer; bir sahil kenti, güneş alan, potansiyeli yüksek bir şehir.” dedi

YAŞAR: NE DÜZENLİ SOKAKLAR NE DE PLANLI CADDELER MEVCUT
Günümüzde Van düzensiz bir yapılaşma ile karşı karşıya kaldığını ifade eden Yaşar şöyle konuştu: “Bugün bakıldığında ise şehirde düzensiz bir yapılaşma görülüyor. Adeta sepme buğday tarlası gibi dağınık binalar var. Ne düzenli sokaklar ne de planlı caddeler mevcut. Yollar dar, çoğu eski tarla aralıklarından kalan geçişlerden oluşuyor. Bu da özellikle trafikte ciddi sorunlara yol açıyor. Ana yollarda bile akışın sağlanamamasının nedeni bu plansızlık. Üniversite çevresi de hızla yapılaşarak doldu.” şeklinde konuştu
“İMARIN OLDUĞU YERLERDE ARAZİ DEĞER KAZANIR”
İmarın olduğu yerlerde tarım arazilerinin de değer kazandığını dile getiren Yaşar, “Zamanında bu bölgelere imar getirilip planlama yapılsaydı, bugün daha düzenli bir yerleşim olurdu. İmarın olduğu yerlerde arazi değer kazanır ve düzensiz yapılaşma da büyük ölçüde engellenirdi. Ancak bu yapılmadığı için gelişim kontrolsüz ilerledi ve artık bunu durdurmak oldukça zor. Ayrıca yapılaşma türlerine göre alanlar da belirlenebilirdi. Örneğin üretim yapanlar ya da hayvancılıkla uğraşanlar için ayrı bölgeler oluşturulabilirdi. Bugün ise insanlar şehir içinde bu faaliyetleri yapmak zorunda kalıyor. Bu da komşular arasında sorunlara yol açıyor. Oysa baştan planlama yapılmış olsaydı kimse mağdur olmazdı.” İfadelerini kullandı.
YAPILAŞMALAR BÜYÜK BÖLÜMÜ TARIM ARAZİLERİ ÜZERİNE KURULDU
Şehir yapılaşmalarının büyük bir çoğunluğunun tarım arazisinin üzerinde yapıldığını belirten Yaşar şöyle konuştu, “Bugün şehirdeki yapılaşmaların büyük bölümü tarım arazileri üzerine kuruldu. Siteler, villalar ve çeşitli yapılar verimli toprakları ortadan kaldırdı. Bir tarlanın ortasına tek bir yapı yapılıyor ve zamanla o alan tamamen doluyor. Böylece tarım arazisi tamamen kayboluyor. Oysa doğru bir planlama ile tarım ve hayvancılık alanları ayrılabilirdi. Verimli arazilerde tarım yapılır, hayvancılık ise daha uygun kırsal alanlarda gerçekleştirilirdi. Ancak bu planlama yapılmadığı için hem üretim alanları zarar görüyor hem de şehir düzensiz bir şekilde büyüyor. Sonuç olarak planlama eksikliği, Van’da hem şehirleşme sorunlarını büyütüyor hem de tarım arazilerinin kaybına yol açıyor.” Diye konuştu.

YAŞAR: YAPILAŞMANIN İKİ TÜRLÜSÜ VAR
Tarım arazilerinde yapılaşma iki türlü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Fikret Yaşar, şöyle devam etti, “Tarım arazilerinde yapılaşma iki türlü olur. Birincisi, insanların keyfi olarak gidip sadece barınmak için yaptığı yapılaşmadır. İkincisi ise tarımsal faaliyetin sürdürülebilirliği için gerekli olan yapılaşmalardır. Örneğin bir kişi meyve bahçesi kurmuş ya da sebze üretimi yapıyorsa, bu üretim için gerekli yapılar vardır ve bunların yapılması gerekir. Bu yapılar olmadan işletmenin sürdürülebilirliği mümkün değildir. Yani işletme mantığıyla yapılan yapılaşma ile keyfi olarak gidip yaşamak için yapılan yapılaşma birbirinden farklıdır. Bunları ayırt etmek gerekir. Eğer ayırt edemezsek yanlış bir uygulama ortaya çıkar ve amaçtan sapılır. Tarım arazilerini koruyalım derken, profesyonel üretim yapanları tarımdan uzaklaştırmış oluruz.”
“TARIM ARTIK CİDDİ YATIRIM GEREKTİREN BİR İŞ KOLUDUR”
“Bu nedenle bu ayrımı yapmak ve üretim amaçlı yapılaşmayı desteklemek gerekir. Aynı zamanda bu yapılaşmanın planlı şekilde yapılması önemlidir. Aksi halde asıl üretim yapacak, profesyonel üretim gerçekleştirecek kişiler sistemin dışında kalır. Günümüzde tarım artık ciddi yatırım gerektiren bir iş koludur. Tarım makineleri, gübre, ilaç ve işçilik maliyetleri oldukça yüksektir. Bunun yanında teknoloji kullanımı da artmıştır; dronlarla ilaçlama, uzaktan algılama sistemleri gibi uygulamalar maliyeti artırmaktadır. Dedi

“YAPI YAPMAYACAKSIN” DEMEK TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİLDİR”
Yapılaşmanın tarım üzerindeki önemine değinen Prof. Dr. Fikret Yaşar, “Seracılık gibi yatırımlar da yüksek maliyet gerektirir, ancak getirisi de yüksektir. Örneğin bir seracılık işletmesinde yalnızca üretim alanı yeterli değildir. İşletme binası, çalışanların barınma ve ihtiyaç alanları, depolama, ambalajlama, araç giriş-çıkış alanları gibi birçok unsurun planlanması gerekir. Yani bu yapılaşma, bir fabrika planı gibi bütüncül bir işletme planı gerektirir. Türkiye’deki sorunlardan biri de bu ayrımın yeterince yapılmamasıdır. “Yapı yapmayacaksın” demek tek başına çözüm değildir. Çünkü yapılaşma ihtiyacı vardır. Ancak keyfi yapılaşmaya izin verilmemelidir. Buna karşılık tarımsal üretim amacıyla kurulan işletmelerin gerekli yapıları mutlaka olmalıdır.” Diye konuştu
YAŞAR: ÇİFTÇİ AYNI ZAMANDA İYİ BİR İŞLETMECİ OLMAK ZORUNDADIR
Son olarak tarımdaki yatırımlarının daha profesyonel olması gerektiğini ifade efen Yaşar, “Artık tarıma daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak gerekir. Daha profesyonel, yatırım odaklı ve katma değeri yüksek üretim anlayışı benimsenmelidir. Çiftçi aynı zamanda iyi bir işletmeci olmak zorundadır; girdisini, çıktısını, kârını ve zararını iyi hesaplamalıdır. Elde ettiği geliri yeniden yatırıma dönüştürebilecek bir yapıya ulaşmalıdır. Bu nedenle çiftçiliğe bakış açısı değişmeli, insanlar bu anlayışla tarıma yönlendirilmelidir. Eski anlayışla yapılan üretim modeli artık geçerliliğini yitirmiştir.” Şeklinde konuştu
“YILLARDIR AKADEMİSYEN OLARAK TEK BAŞIMA MÜCADELE EDİYORUM”
Son olarak çiftçinin üretim kayıplarına da değinen Yaşar sözlerini şöyle noktaladı, “Türk çiftçisinin özellikle yaş meyve sebze üretiminde yüzde 30’lara varan kayıpları var ki bu çok ciddi bir orandır. Üreticilerin kazanç sağlayamamasının en önemli nedenlerinden biridir. Bunun en büyük sebebi altyapı eksikliğinden kaynaklı hasat sonrası kayıplardır. Çiftçilerin ürünlerini depolama ve ürün değerlendirme sorunları var. Ben yıllardır sahada bir akademisyen olarak tek başıma mücadele ediyordum fakat Sayın Valimiz Ozan Balcı beyin gelmesiyle tarımsal üretime ciddi katkıları oldu birkaç yıla kadar Van bölgesi meyve ihracat merkezi haline gelecektir.” dedi





