Doğu Anadolu’nun en önemli doğal değerlerinden Van Gölü, bu kez derinliklerinde barındırdığı eşsiz oluşumlarla gündeme geldi. Boyları 40 metreye kadar ulaşan ve “su altı peribacaları” olarak bilinen mikrobiyalitler, hem bilim dünyasının hem de turizm sektörünün dikkatini çekerken bu doğal yapıların uluslararası alanda tescillenmesi için önemli bir adım atıldı. Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl’ün girişimiyle mikrobiyalitlerin Guinness Rekorlar Kitabı’na aday gösterilmesi için resmi süreç başlatılırken, başvurunun ön eleme aşamasını geçtiği öğrenildi. Dünyanın en kalabalık kahvaltı sofrası ile daha önce adını bir kez rekorlar kitabına yazdıran Van adına ikinci kez rekor başvurusu yapan Karagül, sürece dair Şehrivan aracılığı ile önemli açıklamalarda bulundu.

VAN GÖLÜ’NÜN ENDER GÜZELLİĞİ GUINNESS YOLUNDA

Van’ın daha önce dünyanın en kalabalık kahvaltı sofrası unvanıyla Guinness’e girerek uluslararası alanda önemli bir başarı elde etmesinden sonra ikinci bir rekor başvurusu Van Gölü’ndeki endemik oluşumlar ile başladı. Van Gölü’nde bulunan mikrobiyalitlerle ilgili başvuru yakın zamanda Van’a atanan Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Emre Zeki Karagöl tarafından yapıldı. Van’ın ile yakından ilgilenen çalışmalar yapan Karagöl hem bilimsel hem de turistik açıdan önemli bir potansiyeli bir kez daha hem Türkiye hem dünya gündemine taşımak için çalışmalar başlattı. Van’ı yeniden dünya sahnesine çıkacaracak çalışmayı hazırlanan Karagöl, sürece dair detayları Şehrivan aracılığı ile anlattı.

VAN’A GELİR GELMEZ VAN İLE YAKINDAN İLGİLENDİ

Karagöl, “Geçtiğimiz ağustos ayında Van’a tatile geldiğimde, Van Personel Dairesi tarafından Van’a tayinimin çıktığı söylendi. Van’da tatilde gezerken tanıştığım insanlar ve tayinim çıktıktan sonra Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı’na yaptığım ziyarette, Van Gölü’nden bahsedilirken mikrobiyolitlerden de söz edildi. Mikrobiyolitler, ek bir bilgi olarak denizlerdeki mercanlara benzer yapılar. Dünyanın en uzun mikrobiyolitlerinin Tatvan ve Adilcevaz bölgesinde olduğu ifade edilmişti.” Diyerek çalışmanın çıkış noktasından söz etti.

KARAGÖL: VAN’I TANITACAĞI DÜŞÜNCESİYLE GUİNNESS REKORLAR KİTABI'NA BAŞVURDUM

Yaptığı araştırmalar neticesinde süreç ile ilgili girişimler başlattığını söyleyen Karagöl; “Bu çerçevede Prof. Dr. Mustafa Sarı ile temasa geçtim. Kendisi daha önce Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde görevliydi ve beni Nature Dergisi’ne yönlendirdi. Orada da 1990 yılında yapılan bir araştırmada söz konusu mikrobiyolitlerden bahsediliyordu. Ben de kişisel tarihim çerçevesinde, 1978 yılında babamın İngiltere’de görevliyken bana hediye ettiği Dünya Rekorlar Kitabı’nı hatırladım. Bu mikrobiyolitlerin Van’ı tanıtacağı düşüncesiyle Guinness Rekorlar Kitabı'na başvurdum.” Dedi.

“ÖN ELEMEYİ GEÇTİK”

Başvurunun kapsamı ve sürecin nasıl ilerlediğine dair detayları paylaşan Karagöl, hedeflerinin yalnızca bir rekor değil, aynı zamanda Van’ın tanıtımı olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu, “Yaklaşık 40 farklı dilde yayımlanıyor ve 22-23 milyon insana ulaşıyor. Bu nedenle başvurudaki temel amacım, Van turizmine ve bölge turizmine katkı sağlamaktı. Bu çerçevede sürecin uzun süreceğini ve bilimsel bir araştırma sürecinden geçirileceğini de biliyordum. İlk başvurumdan yaklaşık 1,5-2 ay sonra ön aşamayı geçtiğimiz bilgisi bana ulaştı. Şu anda Guinness Rekorlar Kitabı yetkilileri tarafından bilimsel araştırma, inceleme ve denetleme aşaması yürütülüyor. Tahminime göre yaklaşık 2-3 ay sonra nihai kararlarını verecekler ve Van Gölü mikrobiyalitlerini kitaba alıp almama konusunda değerlendirmelerini tamamlayacaklar.” Şeklinde konuştu.

“BAŞVURUYU BİLİMSEL DESTEKLE GÜÇLENDİRDİK”

Sürecin bilimsel dayanaklarla ilerlediğini belirten Karagöl, akademik desteklerin önemine dikkat çekti. Emre Zeki Karagöl, “Ön eleme için belirli bir düzeyde bilgi toplamanız ve başvurunuzu bilimsel verilerle güçlendirmeniz gerekiyor. Bu çerçevede 2-3 hocayla temasa geçtim. Bunlardan biri emekli İTÜ Prof. Dr. Namık Çağatay’dı. Daha önce de belirttiğim gibi Prof. Dr. Mustafa Sarı bana referans oldu. Sağ olsunlar, beni hiç tanımamalarına rağmen destek olmak adına her iki hoca da yaklaşık 3-4 gün içerisinde referans mektuplarını gönderdiler. Başvuru sürecinde 5-6 sayfalık bir form dolduruluyor. Bu formda hem referanslarınıza hem de konuya ilişkin detaylı bilgiler veriyorsunuz. Ben de bu formu doldurup belirtilen adrese gönderdim. Ardından bir süre sonra ön elemenin geçildiği bilgisi bana ulaştı.” Diye ifade etti

Van’da şampiyonun adı belli oldu: Yeşil Van Spor! Van’ı tek başına sırtlayacak…
Van’da şampiyonun adı belli oldu: Yeşil Van Spor! Van’ı tek başına sırtlayacak…
İçeriği Görüntüle

“BU SÜREÇ, TURİZMİN ÇEŞİTLENDİRİLMESİ AÇISINDAN BİR FIRSAT SUNABİLİR”

Bu girişimin yalnızca bir rekor başvurusu olmadığını, aynı zamanda Van turizmi için yeni bir kapı aralayabileceğini ifade eden Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl, şöyle devam etti, “Turizmin farklı boyutları çerçevesinde bir hareketlilik yaratabilir. Şu anda Van turizmi büyük ölçüde İran pazarına bağımlı ilerliyor. İran’da yaşanan savaş nedeniyle de, hepimizin bildiği gibi turist gelişleri ciddi oranda azalmış durumda. Bu süreç, turizmin çeşitlendirilmesi açısından bir fırsat sunabilir. Van Gölü’ne olan merakı artırabilir; arkeoloji turizmi ve dalış turizmini gündeme getirebilir. Aslında Van’ın çok büyük bir potansiyeli var. Altyapısı mevcut, turist ağırlamak isteyen bir kültürü ve halkı var. Bu çerçevede bazı dinamikleri harekete geçireceğini düşünüyorum.”

“BATI PAZARINI BİRAZ HAREKETE GEÇİRMEK GEREKİYOR”

“Bu yönde atılacak farklı adımlar var, ancak bu adımlardan sadece birinin Guinness Rekorlar Kitabı süreci olduğunu düşünüyorum. Bana söylenenlere göre 80’li ve 90’lı yıllarda Van’a çok sayıda Batılı turist gelirmiş. Bu açıdan Batı pazarlarında Van’ın altyapısı sağlam. Sadece biraz harekete geçirmek gerekiyor ve bunun da bizlere düştüğünü düşünüyorum. Bu çerçevede ileride yapılacak projelerden biri de bu başvuru oldu.” Diye konuştu.

VAN’IN POTANSİYELİ DAHA FAZLA ÖNE ÇIKARILABİLİR

Mikrobiyalitlerin tescilinin ardından Van’ın diğer değerlerinin de ön plana çıkarılabileceğini de vurgulayan Karagöl, “Mikrobiyalitlerin tescillenmesi halinde, Van’daki başka bir ürünün ya da doğal güzelliğin de ön plana çıkarıla bilir. Bu; Van’ın doğal güzellikleri, misafirperverliği ya da Urartu’nun zenginliği olabilir. Kalenin gün batımında ve gün doğumundaki güzelliği olabilir, Van’ın ışığı olabilir. Çok fazla konu var ancak bunları spesifik olarak araştırmam gerekiyor. Bu araştırmayı elbette tek başıma yapmayacağım; Vanlılarla birlikte yürütülecek bir süreç olacaktır. Mikrobiyalitler konusu ise tamamen şans eseri karşıma çıktı. Ardından analitik bir şekilde değerlendirerek Dünya Rekorlar Kitabı ile eşleştirdim.” İfadelerini kullandı.

“ÇOK SAYIDA PROJE İÇİN VAR GÜCÜMLE ÇALIŞACAĞIM”

Son olarak Van’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Dışişleri Bakanlığı Van Temsilcisi Büyükelçi Emre Zeki Karagöl, sözlerini şöyle noktaladı, “Ben diplomatım. Bizde “doğu görevi” denince Türkiye coğrafyasının doğusu kastedilir. Ancak meslek hayatımda ilk kez Türkiye’nin doğusunda görev yapıyorum. Çalıştığım şartlardan ve bana sunulan imkânlardan son derece memnunum. Her sabah Van Gölü manzarasıyla uyanıyorum, martıları besliyorum. Bunlar Ankara’da çok da mümkün olmayan şeyler. Bu açıdan bulunduğum şartlardan oldukça memnunum. Çok sayıda projeye imza atabileceğimi düşünüyorum ve bunun için var gücümle çalışacağım.” dedi

Muhabir: ZENÜN YEŞİL-VEYSEL İZGİ