İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bulunan Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde görev yapan 44 yaşındaki Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in öğrencisi tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetmesi, Türkiye genelinde büyük bir infial yarattı. 17 yaşındaki öğrencisi tarafından gerçekleştirilen saldırı sonrası eğitim camiası yasa boğulurken, öğretmenler 81 ilde eş zamanlı eylemlerle şiddete karşı ses yükseltti. Van’da da tüm eğitim sendikaları hayatını kaybeden meslektaşları için bir araya geldi. Van Kent Meydanı ve Sanat Sokağı’nda toplanan öğretmenler, iş bırakma eylemi yaparak saldırıyı protesto etti. Sendikalar öncülüğünde gerçekleşen buluşmada öğretmenler tek yürek olurken, “Şiddete hayır” mesajı öne çıktı. Sendikalar tarafından ayrı ayrı yapılan ama tek ses olunan açıklamalarda, eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarının artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaştığı vurgulandı.
EĞİTİM-BİR-SEN VAN ŞUBE BAŞKANI UCA: ŞİDDET TOPLUMSAL BİR SORUNA DÖNÜŞTÜ
Yaşanan olayla ilgili Şehrivan’a açıklama yapan Eğitim-Bir-Sen Van Şube Başkanı Mehmet Ali Uca, öğretmenlere yönelik şiddetin artık münferit bir olay olmaktan çıktığını ve ciddi bir toplumsal soruna dönüştüğünü söyledi. Uca, meslektaşları Fatma Nur Çelik’e Allah’tan rahmet dileyerek, “İstanbul Çekmeyeköy’de Fatma Nur Çelik öğretmenimiz vefat etmiş; bir diğer öğretmenimiz ile bir öğrencimizin hastanede tedavileri devam etmektedir. Meslektaşımıza Allah’tan rahmet, ailesine ve bütün eğitim camiamıza başsağlığı; yaralı öğretmenimiz ile öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş ve toplumun geleceği açısından vazgeçilmez olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesini sekteye uğratacak dereceye varmış bulunmaktadır” dedi.
FATMA NUR ÖĞRETMENİN VEFATI EĞİTİM CAMİASINI YASA BOĞDU
Öğretmenlere yönelik saldırıların artış gösterdiğine dikkat çeken Uca, “Öğretmenlerimize yönelen şiddet, eğitimcilerimizin canına kast edilmesi, eğitimin can güvenliği kaygısına teslimi, kabulü ve tahammülü mümkün olmayan bir sorun alanına dönüşmüştür. Eğitimciye yönelen şiddet, bir toplumsal çürüme belirtisidir. Yaşadığımız bu olay, eğitimciye, öğretmene karşı şiddetin ne ilk örneğidir ve korkumuz odur ki ne de son örneği olacaktır. Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i âdiyeden bir hale geldiği, eğitim çağındaki çocukların şiddetin faili haline geldiği bir dönemdeyiz. Eğitimciye şiddet ne yazık ki bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.
“ŞİDDETİN FAİLİ ÖĞRENCİ OLDUĞUNDA VAHAMET ARTIYOR”
Şiddetin faili konumunda bir öğrencinin bulunmasının olayın vahametini daha da artırdığını belirten Uca, “Eğitimcilere yönelik saldırılar geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğinin çalışma hayatındaki başat sorun haline dönüşmesi riskini ortaya çıkarmaktadır. Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi son örneği İstanbul Çekmeköy’de yaşandığı gibi şiddetin failinin bizatihi öğrenci ve çocuk olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı, toplumsal bir sorun olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla toplumun karşısına çıkmaktadır” diye aktardı.
“ÇOCUK SUÇLULUĞUNUN ARKA PLANINDA AİLE VAR”
Açıklamasında çocuk suçluluğunun aile ve sosyal çevreyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çeken Uca, “Çocuk suçluluğun çocuğun aile başta olmak üzere içinde bulunduğu sosyal çevrede çocuğun ruhsal, psikolojik, ahlakî gelişimi için gerekli ilgi, sevgi, şefkat, eğitim ve disiplini alamamasının sonucu olduğu gözetilmelidir. Çocuğun, ailenin bir üyesi olarak kişiliğini, karakterini, toplum içinde bir birey olarak sergilediği bireysel davranışlarını, değerlerini, ahlakî yargılarını, her şeyden önce ailesi içinde aldığı eğitimle kazanacağı unutulmamalıdır. Aile içindeki düzensizlik, ilgisizlik, sevgisizlik, saygısızlık, değersizlik, topluma, okula, işe, çevreye suç olarak yansıyacaktır” dedi.
“UMURSAMAZLIK ŞİDDETİ BESLİYOR”
Aile içindeki ilgisizlik, sevgisizlik ve düzensizliğin topluma suç olarak yansıyabileceğini dile getiren Uca, “Bu sebeple, cehalete dayanan şiddeti veya şiddete dayanan cehaleti bir an evvel ortadan kaldırmak için çocuk ve genç eğitimine olduğu kadar yetişkin ve aile eğitimine de ağırlık vermeli; çocuk suçluluğunun arka planında aile olduğunu da görmeli; suçun faili olan çocuğun yanında ailenin de suçtan sorumluluğunu gözetmeliyiz. Göz göre göre gelen sorunu, gözümüzün önünde duran soruna, gözümüzü kapayarak çözüm bulamayız. Bugün yaşadığımız acılar, dünün ihmal ve umursamazlığının sonucudur. Yarın yaşanmasını istemediğimiz acılar da bugünkü ilgisizliğin sonucu olmamalıdır. Bu konuya ısrarla dikkat çekip çözüm önerilerimizi sunduğumuz her durumda karşılaştığımız “umursamazlık ve duyarsızlık” şeklindeki anlaşılmaz tutum, şiddetin ateşine benzin dökmekten başka bir anlama gelmemektedir” diye aktardı.
BAŞKAN UCA: “DEVLETİN YAŞAM HAKKINI KORUMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VAR”
Uca, uluslararası hukuk ve anayasa çerçevesinde devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatarak, “Uluslararası hukuk ve anayasada ifadesini bulan yaşam hakkı ilkesi çerçevesinde, devletin kasıtlı ve hukuksuz şekilde ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü yanında kendi hukukuna tabi kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğunu hatırlatmak isteriz. Devletin bu yükümlülük çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruma ve ayrıca buna ilişkin ihlalleri önleyici, bastırıcı ve cezalandırıcı bir infaz mekanizması geliştirme ödevinin, okul güvenliğini tesis ederek eğitim kamu hizmetinin yürütülmesinde iş güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi zorunluğunun, hukuk devleti olmanın gereği olduğunu hatırlatmak istiyoruz” dedi.
“BU ÇAĞRI ÖĞRETMENİN İTİBARINI KORUMA ÇAĞRISIDIR”
Caydırıcı yasal düzenlemelerin ve etkili infaz mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini vurgulayan Uca sözlerini şöyle tamamladı: “Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır. Fatma Nur öğretmenimizi ebediyete uğurlarken ve okullarda şiddeti protesto etmek amacıyla İstanbul’daki tüm eğitim kurumlarında 1 günlük iş bırakma kararı aldık. Bu karar bir tepki olduğu kadar bir çağrıdır. Bu çağrı öğretmenin itibarını koruma çağrısıdır. Bu çağrı güvenli okul talebidir. Bu çağrı şiddetsiz bir gelecek iradesidir. Fatma Nur öğretmenimizin aziz hatırası önünde söz veriyoruz: Okullarımızı şiddetin konusu olmaktan çıkarana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Eğitim çalışanlarının güvenliği sağlanana kadar sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.”
EĞİTİM SEN VAN ŞUBESİ’NDEN FATMA NUR ÖĞRETMENE YÖNELİK SALDIRIYA TEPKİ
Van’da, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim Sen Van Şubesi tarafından, okulda uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik için basın açıklaması yapıldı. Van Kent Meydanı’nda düzenlenen açıklamada konuşan Şube Eşbaşkanı Funda Demir Bozkurt, yaşanan saldırının münferit olmadığını vurguladı. Bozkurt, yaşanan olayla ilgili konuşarak, “2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda iki meslektaşımız ve bir öğrenci yaralanmış, yaralanan arkadaşlarımızdan biri tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Bugün burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık. Yaşamını kaybeden meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz” dedi.
“OKULLARDA GÜVENLİK MEKANİZMALARI YETERSİZ”
Şiddet ortamının somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için giderek derinleştiğini belirten Bozkurt, “Ancak açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir” şeklinde konuştu.
“BÜTÜNLÜKLÜ VE BAĞLAYICI EYLEM PLANI HAZIRLANMALI”
Bozkurt, başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere seslenerek, “Buradan başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz: Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir. Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır. Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır. Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır. Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir” diye aktardı.
“EĞİTİM EMEKÇİLERİ OLARAK GÜVENLİ BİR ÇALIŞMA ORTAMI TALEP EDİYORUZ”
Bozkurt, benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini ifade ederek, “Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz” dedi.
TÜRK EĞİTİM-SEN VAN ŞUBESİ’NDEN ÖĞRETMEN CİNAYETİNE TEPKİ
Öğretmen Fatma Nur Çelik’in öğrencisi tarafından öldürülmesinin ardından bir tepki de Türk Eğitim-Sen Van Şubesi’nden geldi. Beşyol Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasında konuşan Şube Başkanı Selçuk Yürektürk, eğitim camiasının bir kez daha yasa boğulduğunu söyledi. Yürektürk, Çekmeköy’de biyoloji öğretmeni olarak görev yapan Fatma Nur Çelik’in bir öğrencisi tarafından hunharca katledildiğini belirterek, “Ülkemiz ve eğitim camiamız bir kez daha yasa boğulmuştur. İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde biyoloji öğretmeni olarak görev yapan Fatma Nur Çelik, bir öğrencisi tarafından hunharca katledilmiştir. Kıymetli öğretmenimize Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Aynı saldırıda yaralanan Zeynep Aybars Taşdemir öğretmenimize ve öğrencimize de acil şifalar temenni ediyoruz” dedi.
“BU OLAY ‘GELİYORUM’ DEMİŞTİR”
Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin kalıcı tedbirler alınmadığı sürece sona ermeyeceğini vurgulayan Yürektürk, “Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet, gerekli ve kalıcı tedbirler alınmadığı takdirde ne yazık ki son olmayacaktır. Yaşanan elim hadise adeta “geliyorum” demiştir. Merhume öğretmenimizin disiplin kurulunda can güvenliklerinin bulunmadığını dile getirdiği ifade edilmektedir. Buna rağmen etkili önlemlerin alınmamış olması, sorumluluğun ne denli ağır olduğunu gözler önüne sermektedir” diye konuştu.
“OKULLARDA CAN GÜVENLİĞİ TEHDİT ALTINDA”
Yürektürk, bugün okullarda öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının can güvenliğinin ciddi bir tehdit altında olduğunu belirterek, “Bugün okullarımızda öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın can güvenliği ciddi bir tehdit altındadır. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet, taciz ve mobbing vakaları artarak devam etmektedir. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda öğretmenlerin şiddetten korunmasına yönelik düzenlemeler yapılmış olması çok kıymetlidir. Buna göre; faile verilen cezalar yarı oranında artırılırken, hapis cezasının ertelenmesi hükümleri de uygulanmamaktadır. Ancak yaşanan olaylar bu müeyyidelerin tavizsiz uygulanması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır” dedi.
“FAİL EN ÜST SINIRDAN CEZALANDIRILMALI”
Yürektürk, “Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu vahşi saldırıyı gerçekleştiren failin en üst sınırdan cezalandırılmasını talep ediyoruz. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nda eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin ayrı ve ağırlaştırılmış bir suç tipi olarak düzenlenmesi öncelikli taleplerimiz arasındadır. Eğitim çalışanlarına yönelik suçlarda cezasızlık algısının ortadan kaldırılması ve güçlü bir caydırıcılık sağlanması artık bir zorunluluktur” diye konuştu.




