Van'da kaybolduktan 18 gün sonra Van Gölü'nde cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin soruşturmadaki soru işaretleri sürüyor. Dosyada ortaya çıkan yeni bulgular, DNA tespitleri ve HTS kayıtları soruşturmayı yeniden gündeme getirirken, Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, yürütülen soruşturmaya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
“ROJİN’İN İNTİHAR ETTİĞİNE DAİR HİÇBİR VERİ BULUNMAMAKTADIR”
Rojin'in intihar ettiğine dair dosyada hiçbir veri bulunmadığını savunan Avukat Karabulut, soruşturmada tespit ettikleri eksiklikleri ve son gelişmeleri şu ifadeler ile anlattı: “Rojin Kabaiş kaybolmadan önce sürekli telefonla iletişim halindeydi. Bu telefon görüşmeleri sosyal medya uygulamaları üzerinden, WhatsApp üzerinden ya da normal telefon görüşmesi şeklinde gerçekleşmiş olabilir. Normal bir görüşme olmadığı ise dosya kapsamında zaten belli. Rojin’in olay yerine sürüklenerek mi götürüldüğü, yoksa çakıl taşı toplamak amacıyla oraya gittikten sonra olayın spontane mi geliştiği konusunda araştırmalarımız devam ediyor. Ancak şunu net bir şekilde ifade edebilirim: Her ne kadar özellikle ilk bir yıl içerisinde Rojin’in intihar ettiğine yönelik bir algı yaratılmaya çalışılmış olsa da, dosya kapsamında Rojin’in intihar ettiğine dair hiçbir veri bulunmamaktadır.” dedi

“BU ALGI OLMASAYDI CİNAYET ŞUANA KADAR ÇÖZÜLMÜŞTÜ”
Soruşturma sürecinde kamuoyuna yansıtılan intihar algısının yalnızca söylemlerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Karabulut, Adli Tıp Kurumu'nun çelişkili tutumuna işaret etti: “Diğer önemli husus ise Adli Tıp. Adli Tıp’ın raporlarına baktığımız zaman, evet, bir rapor hazırlanmış. İkinci bir rapor ve İhtisas Kurulu’ndan bir rapor daha var. Dokuz ay sonra Adli Tıp, “Rojin’in bedeninde iki erkek DNA’sı tespit ettik” diyor. Bir yıl sonra, yani 12 Ekim 2025 tarihinde ise bu iki erkek DNA’sının Rojin’in bedeninin neresinde bulunduğunu açıklıyor. Sen bunu önceden bilmiyor muydun? Biliyordun. Peki neden bir yıl sonra açıklıyorsun? Çünkü o algıyı devam ettirmek istiyorlar. Ben size bunun en somut örneklerinden birinden bahsediyorum. Eğer bu algı oluşturulmamış olsaydı, belki de bu cinayet şu ana kadar aydınlatılmış olurdu.” Diye konuştu.

“7 BİN 353 ARAÇ İNCELENDİ ANCAK SADECE ÜSTÜNKÖRÜ BAKILDI”
Dosyadaki ihmalleri gidermek adına göreve geldikleri ilk günden itibaren savcılığa kapsamlı talepler sunduklarını belirten Karabulut, “Dosyayı devraldığımız tarihten bugüne kadar, yani 10 Temmuz itibarıyla, araştırılması gereken hususları tek tek savcılıktan talep ettik. Deniz araçları üzerinde de araştırma yapılmasını talep ettik. Çünkü bugüne kadar daha çok kara araçları üzerinde inceleme yapılmış. Plaka Tanıma Sistemi (PTS) ve kamera kayıtlarından tespit edilen 7 bin 353 araçla ilgili Van içerisindeki araçlar üzerinde bir inceleme yapılmış. Ancak sadece tespit yapılmış. Araç içerisinde bakıldığı zaman Rojin’in eşkaline benzeyen biri bulunmadığını belirtiyorlar. Bu mu sizin araştırmanız. Rojin’i kaçıranlar sürücü koltuğunun yayına koyup mu kaçırırlar?”
“PTS KAYITLARI YENİDEN İNCELENİYOR, SÜRÜCÜLERDEN DNA ALINACAK”
“Bu, özensiz bir araştırmadır. Dolayısıyla özellikle olay günü, saat ve zaman dilimi itibarıyla geriye dönük olarak inceleme yapılmasını; Rojin’in kaybolduğu günden 15 Ekim’e, yani bulunduğu güne kadar olan PTS kayıtlarının yeniden incelenmesini ve bu araçların sürücülerinin tespit edilmesini talep ettik. Ayrıca tespit edilen sürücülerin cep telefonlarına el konulmasını, el konulan telefonlar üzerinde HTS ve baz kayıtlarının incelenmesini ve DNA örneklerinin alınmasını talep ettik. Bu konudaki talebimiz de kabul görmüş durumda. Şu anda araştırmalar bu yönde devam etmektedir.” ifadelerini kullandı

KARABULUT: ARAMALARA KATILAN İHA VE HELİKOPTER KAYITLARI TSK’DAN İSTEDİK
Arama çalışmalarının yapıldığı ilk günlere dair somut görüntü kayıtlarına ulaşmak için askeri birimlerle de resmi yazışma sürecine girdiklerini belirten Karabulut, “Rojin kaybolduktan iki gün sonra, 29 Eylül tarihinde İHA’larla ve Sikorsky helikopterlerle Van Gölü civarında uzun süre arama çalışmaları yapıldı. Bizim bildiğimiz kadarıyla Sikorsky helikopterler ve İHA’larla yapılan aramalarda görüntüler kayıt altına alınıyor. Bu nedenle, aramalara katılan İHA’lar ve Sikorsky helikopterlere ilişkin mevcut kayıtların temin edilmesi amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’ne müzekkere yazılmasını talep ettik. Bu konudaki talebimiz kabul edildi. Henüz müzekkereye ilişkin cevap gelmiş değil. Biz de sürecin takipçisiyiz.” Diye aktardı.
“META ŞİRKETİNE YAZIŞMALARIN TESPİT EDİLMESİNİ TALEP ETTİK”
Cinayet şüphesini aydınlatacak en kritik kanallardan birinin dijital yazışmalar olduğuna dikkat çeken Karabulut, şöyle devam etti: “WhatsApp, Instagram ve Facebook’un bağlı olduğu Meta şirketine de müzekkere yazdık. Olayın bir cinayet olduğunu belirterek, bu platformlarla ilgili yazışmaların tespit edilmesini talep ettik. Bu konuyla ilgili müzekkere cevabı Meta’dan geldi. Meta, daha ayrıntılı bir müzekkere talep etti; yani tam olarak ne istediğimizi ve bu bilgilerin olaya nasıl fayda sağlayabileceğini daha ayrıntılı şekilde belirtmemizi istedi. Biz de bunun üzerine daha ayrıntılı bir müzekkere yazılmasını talep ettik. Sayın Savcılık da bu konuda Meta’ya daha detaylı bir şekilde yeniden müzekkere yazdı. Bununla ilgili cevabı bekliyoruz.” Dedi.

“TELEFONDA PARMAK İZİ TARAMASI YAPILMADI”
Olay yerinde ve sahilde bulunan materyallerin incelenmesinde de çok ciddi bir eksiklik tespit ettiklerini dile getiren Karabulut, “Parmak izi incelemesine baktığımız zaman, Rojin’in sahilde bıraktığı veya bıraktırıldığı diyelim; bir kek, bir kulaklık, bir pet şişe, bir cep telefonu ve küçük bir anahtarlık olmak üzere beş parça var. Bunların üzerinde parmak izi incelemesi yapılmış. Ancak cep telefonu üzerinde herhangi bir parmak izi incelemesi yapılmamış. Bununla ilgili tekrar talepte bulunduk. Sayın Savcılık tarafından bunun yapıldığı söyleniyor ancak biz dosya kapsamında henüz görmedik. Bu nedenle tekrar talepte bulunduk. Diğer materyaller üzerinde parmak izi incelemesi yapılmışken telefon üzerinde de bu incelemenin yapılmasını talep ettik. Telefon üzerinde de inceleme yapılacağını bize söylediler.” Şeklinde konuştu.
“ŞÜPHELİNİN OLAY YERİNDE BULUNUP BULUNMADIĞINI TALEP EDİLDİ”
Elde ettikleri son bağımsız teknik verilerin dosyadaki dengeleri değiştirecek nitelikte olduğunu belirten Karabulut, bir şahsın verdiği çelişkili ifade ile baz verilerinin örtüşmediğini açıkladı: “Evet, tespit ettiğimiz bir durum var. Bir şahısla ilgili önemli bir tespitimiz söz konusu. Bu şahıs ifadesinde aslında olay yerinde olmadığını söylüyor. Fakat açıklayacağımız raporda, HTS ve baz istasyonu kayıtları üzerinden yaptığımız incelemede, bu kişinin Rojin’in kaybolduğu saatlerde aynı zaman ve mekan diliminde olduğu; enlem ve boylam bilgileriyle tespit ettik. Bu aşamada şahsın ismini söylememiz soruşturmaya zarar verebilir. Bu nedenle ismini açıklamıyoruz. Ancak bu şahsın, Rojin’in kaybolduğu saatlerde, o gece ve ertesi güne kadar olay yerinde bulunup bulunmadığıyla ilgili daha net bir tespit yapılmasını talep ettik. Bu konudaki talebimiz de kabul görmüş durumda.” dedi





