Yaz aylarında sıcaklıkların yükselmesi ve kuraklığın etkisini artırmasıyla birlikte yangınlar, doğa ve tarım alanları açısından önemli bir risk oluşturuyor. Van’da da farklı noktalarda meydana gelen yangınlarda anız yakılması, piknikçilerin bıraktığı mangal ateşleri ve sigara izmaritleri öne çıkan nedenler arasında yer alıyor. Ancak yangının etkisi alevlerin söndürülmesiyle sona ermiyor. Özellikle tarım arazilerinde meydana gelen anız yangınları, toprağın içerisindeki canlı yaşamı yok ederek organik madde kaybına, su tutma kapasitesinin azalmasına ve uzun vadede verimliliğin düşmesine neden olabiliyor. Şehrivan’a açıklamalarda bulunan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Yaşar, yangınların toprak üzerindeki görünmeyen tahribatına dikkat çekti.

VAN’DA YANGINLAR TOPRAĞIN DOĞAL YAPISINI BOZUYOR

Yaz aylarında sıcaklıkların yükselmesi ve kuraklığın etkisini artırmasıyla birlikte yangınlar, doğa ve tarım alanları için önemli bir tehdit oluşturuyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinde orman, örtü ve tarım alanlarında yangınlar meydana gelirken, Van’da da özellikle anız yangınları, piknik alanlarında kontrolsüz bırakılan mangal ateşleri ve söndürülmeden atılan sigara izmaritleri yangın riskini artırıyor. Ancak yangınların etkisi yalnızca alevlerin görüldüğü alanlarla sınırlı kalmıyor. Özellikle tarım arazilerinde çıkan anız yangınları, toprağın içerisindeki mikroorganizmalar, solucanlar ve diğer canlılara zarar vererek toprağın doğal yapısını bozuyor. Bitki artıklarının yakılmasıyla toprağa kazandırılması gereken organik madde de kaybedilirken, su ve besin maddelerini tutma kapasitesi azalıyor. Van topraklarının organik madde bakımından zayıf olması ise bu tahribatın önemini daha da artırıyor.

YAŞAR: ANIZ YAKILDIĞINDA TOPRAKTA BULUNAN CANLILAR ZARAR GÖRÜR YA DA TAMAMEN YOK OLUR

Van'da ormanlık alanların sınırlı olduğunu, ancak özellikle son zamanlarda tarlalarda meydana gelen anız yangınlarının toprağa büyük zarar verdiğini belirten Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Yaşar, konuşmalarına şöyle başladı. Yaşar; “Aslında yangınların nerede çıktığı önemli. Eğer yangın arazide meydana geliyorsa, bu durum hem tarımsal açıdan hem de doğanın döngüsünü sağlayan canlı flora açısından oldukça önemli ve ciddi bir sorun oluşturur. Gezegenimiz aslında canlı bir sistemdir. Ekosistemimiz, toprağımız da canlı bir sistemdir. Her yapının kendine özgü bir canlı sistemi vardır. Dolayısıyla yangınlar, meydana geldiği yerdeki canlı sistemin bütünlüğünü ciddi şekilde bozar. Eğer tarlada, bahçede veya ormanlık bir alanda yangın çıkmışsa ki Van'da ormanlık alanlar sınırlı, ancak özellikle tarlalarda anız yangınları meydana gelebiliyor. Bu durum toprak açısından da ciddi sonuçlar doğurur. Anız yakıldığında, toprakta bulunan mikroorganizmalar, solucanlar ve diğer canlılar zarar görür ya da tamamen yok olur. Yangın sırasında bazı canlılar doğrudan yüzeyde yanarak ölürken, bazıları da toprağın aşırı ısınması nedeniyle zarar görür veya hayatını kaybeder. Dolayısıyla bu tür yangınlar yalnızca yüzeydeki bitki örtüsünü yok etmekle kalmaz, toprağın içerisindeki canlı yaşamı da olumsuz etkiler ve ekosistemin doğal döngüsünü bozar.” Dedi.

“VAN TOPRAKLARI ORGANİK MADDE BAKIMINDAN OLDUKÇA ZAYIF”

Van topraklarının organik madde bakımından zayıf olduğu ve bu durum toprağın verimliliğini daha da olumsuz etkilediğini söyleyen Yaşar, toprağın canlı yapısını, verimliliğini ve uzun vadede tarımsal üretim kapasitesini de olumsuz etkilediğini belirterek sözlerine şöyle devam etti; “Bu canlılar toprakta çok önemli bir işlev görüyor. Örneğin solucanlar, topraktaki organik maddelerle besleniyor ve geride bıraktıkları dışkı, içerdiği enzimler ve besin maddeleri sayesinde toprak için oldukça değerli bir yapı oluşturuyor. Bu yapı hem bitkilerin kök sistemlerini koruyor hem de onları besliyor. Bunun yanı sıra bakteriler ve diğer mikroorganizmalar, toprağa karışan bitki artıklarını parçalayarak bitkilerin yeniden kullanabileceği besin maddelerine dönüştürüyor. Böylece doğal bir gübreleme süreci gerçekleşiyor.”

ANIZ YAKILMASI DOĞAL DÖNGÜYÜ BOZUYOR!

“Özellikle anızın yakılması ise bu doğal döngüyü bozuyor. Çünkü yanan bitki artıkları toprağa organik madde olarak geri dönmüyor. Van topraklarının organik madde bakımından zaten zayıf olduğunu düşündüğümüzde, bu durum toprağın verimliliğini daha da olumsuz etkiliyor. Toprak bizi besliyorsa, bizim de toprağı beslememiz gerekiyor. Bitki artıklarının toprağa kazandırılması, hem toprağın organik madde miktarını artırıyor hem de su tutma kapasitesini yükseltiyor. Dolayısıyla anızın yakılması yalnızca o anki bitki örtüsüne zarar vermekle kalmıyor; toprağın canlı yapısını, verimliliğini ve uzun vadede tarımsal üretim kapasitesini de olumsuz etkiliyor.” Diye konuştu.

YAŞAR: ANIZ YAKILDIĞINDA TOPRAK DAHA DA FAKİRLEŞİYOR

Van’da toprakların organik madde bakımından zengin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Yaşar sözlerine şöyle devam etti; “Biz karasal iklimin hâkim olduğu bir bölgede yaşıyoruz. Kışın yağan kar ve yağmurun toprak tarafından iyi bir şekilde tutulması ve zaman içerisinde bitkilere aktarılması gerekiyor. Bunun için toprağın yüksek bir su tutma kapasitesine sahip olması gerekir. Toprağın su tutma kapasitesini artıran en önemli unsurlardan biri de organik maddedir. Ancak bizim topraklarımız organik madde bakımından çok zengin değil. Bir de anız yakıldığında toprağı daha da fakirleştiriyorsunuz; içerisindeki mikroorganizmaları ve diğer canlıları yok ediyorsunuz. Bunun sonucunda toprak zamanla kuruyup adeta betonlaşabiliyor, suyu ve besin maddelerini tutma kapasitesini kaybediyor. Böyle bir topraktan da yeterli verim almak mümkün değil. Sonrasında çiftçi, “Neden verim alamıyoruz?” diye soruyor. Çünkü toprağın doğal yapısını ve verimliliğini korumamız gerekiyor. Van’da anız yakmak gibi uygulamalardan mutlaka kaçınmalıyız. Hele hele orman yangınları söz konusu olduğunda, yalnızca oradaki hayvanların ve bitkilerin yok olduğunu düşünmemek gerekir. Yangınlar, doğadaki bütün dengeyi bozuyor.” şeklinde konuştu.

HSK Üyesi Sait Özdemir’den Van’da önemli temaslar!
HSK Üyesi Sait Özdemir’den Van’da önemli temaslar!
İçeriği Görüntüle

“DOĞAYA VERDİĞİMİZ ZARARLA KENDİ GELECEĞİMİZİ TEHLİKEYE ATIYORUZ”

YYÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Yaşar; “Biz, akıllı bir varlık olduğumuzu söyleyen insanoğlu, aslında hayatını borçlu olduğu ormana, ağaca ve bitkiye düşman kesilip onları yakıyor, yıkıyor ve yok ediyoruz. Oysa aslında kendimizi yok ediyoruz. Sonra da “Havalar çok ısındı, yağmur yağmıyor, kuraklık yaşanıyor, toprakların verimi azaldı, bitkiler yeterince beslenmiyor, yetiştiricilik yapamıyoruz” diye şikâyet ediyoruz. Aşırı sıcaklıklar bizi bunaltıyor, aşırı soğuklar ürünlere zarar veriyor. Peki, bunların nedenlerini hiç düşünüyor muyuz? Aslında doğaya verdiğimiz zararla kendi geleceğimizi tehlikeye atıyoruz. Bu nedenle, kendiliğinden çıkan ve önlenmesi mümkün olmayan yangınlar dışında, özellikle anız yakmak veya ormanları bilinçli şekilde ateşe vermek gibi uygulamalardan kesinlikle kaçınmamız gerekiyor. Çünkü doğaya verdiğimiz her zarar, doğrudan insanlığın geleceğini tehdit ediyor.” diye aktardı.

YAŞAR: DOĞAYI KORUMAK YALNIZCA KURUMLARIN DEĞİL, HEPİMİZİN SORUMLULUĞUDUR

Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar; “Şimdi insanlar sigara içiyor. Daha büyük bir hata ise içtiği sigaranın izmaritini söndürmeden rastgele ortalığa atması. Bu gerçekten insani bir davranış değil. İnsan, elinden çıkan veya kullandığı bir şeyi gelişigüzel çevreye atmamalı. En azından sigara izmaritini tamamen söndürmeli, ardından uygun bir şekilde çöpe atmalı. Aynı durum mangal için de geçerli. Mangal yapabilirsiniz, afiyet olsun, ancak bunu yaparken hem çevreye hem de diğer insanlara zarar vermeyecek şekilde gerekli önlemleri almak gerekiyor. Mangal kontrollü ve güvenli bir yerde yapılmalı, işiniz bittikten sonra ateşin tamamen söndüğünden emin olunmalı. Küller de uygun bir şekilde toplanmalı ve içerisinde kor kalmadığından emin olduktan sonra güvenli bir yere bırakılmalı. Gerekirse üzeri toprakla kapatılmalı ki rüzgârla taşınarak başka bir yerde yangına neden olmasın. Bunlar küçük gibi görünen ancak yangınların önlenmesi açısından son derece önemli tedbirlerdir. Çünkü doğayı korumak yalnızca kurumların değil, hepimizin sorumluluğudur. Bu nedenle her bireyin yangın riskine karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekir.” Dedi.

“DOĞAYA VERDİĞİMİZ ZARAR DA ZAMANLA KATLANARAK YİNE BİZE GERİ DÖNER”

Doğaya karşı sorumlulukla hareket edilmesi gerektiğini söyleyen Yaşar sözlerini şöyle noktaladı; “İnsan olmak, aynı zamanda erdemli olmaktır. Bu nedenle herkesin, yaşadığı dünyaya ve çevresine karşı bu erdem doğrultusunda hareket etmesi gerekir. Bize emanet edilen dünyayı, yaşadığımız coğrafyayı ve ekosistemi kirletmeye, tahrip etmeye ve yok etmeye hakkımız yok. Doğa, kendi içerisinde bir dengeye ve düzene sahiptir. Bu düzene karşı herkesin saygılı ve sorumlu davranması gerekir. Aksi takdirde doğaya verdiğimiz zararın sonuçları mutlaka karşımıza çıkar. Hiçbir canlı, kendisine verilen zararın sonuçlarından bağımsız değildir. Doğaya verdiğimiz zarar da zamanla katlanarak yine bize geri döner. Bunun bilincinde olmamız ve doğaya karşı sorumlulukla hareket etmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Muhabir: ZENÜN YEŞİL - HAKAN İZGİ