Şehirlerin kaderini değiştiren bazı projeler vardır; bir kez dillendirildiğinde kentin kolektif hafızasına kazınır. Van için de "tramvay" tam olarak böyle bir proje. 2013 yılında dönemin ulaştırma bakanının önüne konulan ilk avan projeden bu yana, hemen her dönemde bir "müjde" olarak karşımıza çıktı. Haziran 2026 itibarıyla en üst düzeyden gelen son açıklamalar ise, on yılı aşkın süredir tozlu raflarda bekleyen bu vizyonun nihayet ete kemiğe bürüneceğine işaret ediyor. Ancak asıl mesele, projenin temelinin ne zaman atılacağından ziyade, kentin mevcut dinamiklerine nasıl entegre edileceğidir.
Geçtiğimiz günlerde netleşen detaylara göre, proje İpekyolu ekseni üzerinden Edremit’ten Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ne uzanan tek bir ana omurga üzerinde yükselecek. Kamuoyunda zaman zaman kafa karışıklığı yaratan "3 etaplı" söylemi, aslında farklı kılçık hatları değil; tamamen finansman ve inşaat yönetimi açısından projenin üç aşamaya bölünmesini ifade ediyor. İlk kazmanın vurulması beklenen Şehir Merkezi-YYÜ hattı, kentin en yoğun yolcu mobilitesini omuzlayan, tabiri caizse kangren olmuş bir damarı açmayı hedefliyor. Ardından sırasıyla Bölge Hastanesi ve Edremit bağlantılarıyla bu devasa altyapı tamamlanacak.
Meseleye sadece bir ulaşım alternatifi olarak bakmak resmi eksik okumak olur. Van gibi bölgesel ticaretin merkezinde yer alan ve yerel sermayenin dinamizmini her hücresinde hisseden bir kent için tramvay, ticari hareketliliğin de şah damarlarından biri olacaktır. Öğrenci, esnaf ve sivil sirkülasyonunun hızlanması, İpekyolu güzergahındaki ticari kapasiteyi ve kent ekonomisinin ritmini doğrudan etkileyecektir. Kesintisiz ve öngörülebilir bir ulaşım altyapısı, yerel ticareti besleyen en güçlü argümanlardan biridir.
Fakat madalyonun bir de mühendislik ve planlama yüzü var. Bu hattın İpekyolu üzerindeki orta refüjleri kullanacak olması, çok ciddi bir risk analizini zorunlu kılıyor. İpekyolu sadece kenti içi bir bulvar değil, aynı zamanda uluslararası transit geçişlerin ve lojistiğin yükünü çeken ağır bir arter. Tramvay inşaatı boyunca yaşanacak şantiye süreci ve sonrasındaki muhtemel şerit daralmaları, akıllı sinyalizasyon ve kavşaklardaki sanat yapılarıyla (alt/üst geçitler) desteklenmezse, beklenen ferahlama yerini kronik bir trafik krizine bırakabilir. Tam da bu noktada, kentin yıllardır beklediği Van Çevre Yolu'nun tam kapasiteyle devreye girmesi, tramvay projesinin başarısı için adeta hukuki bir "ön şart" niteliği taşıyor. Ağır vasıtalar çevre yoluna tahliye edilmeden İpekyolu'na raylı sistem yüklemek, mevcut düğümü daha da sıkmak anlamına gelebilir.
Tahmini bitiş süresi için bürokrasi, finansman ve bölgenin zorlu iklim şartlarının belirleyici olacağı 4-5 yıllık bir maratondan bahsediyoruz. Sert geçen kış aylarının inşaat sezonunu daralttığı gerçeğini hesaba kattığımızda, üniversite-merkez hattı için en iyimser takvimin 2029 civarını, tüm entegrasyonun ise 2031-2032 yıllarını bulması gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.
Sonuç olarak; Van, on yılı aşkın süredir dinlediği bu müjdenin artık icraata dönüşmesini bekliyor. Bu vizyon, yalnızca betondan ve demirden ibaret bir yatırım değil; kentin planlama kabiliyetinin, vizyonunun ve kurumsal işbirliğinin test edileceği dev bir sınavdır. Umarız bu kez atılan adımlar, sadece kağıt üzerinde kalan bir taahhüt değil, kentin geleceğine atılmış kalıcı ve rasyonel bir imza olur.