İyilik, alanı değil önce vereni özgürleştirir.
Küçük bir davranış, hiç umulmadık bir hayatta uzun bir yankıya dönüşür.

Ama her tohum, toprağa düşerken biraz da can yakar.

Gerçek iyilik hesap bilmez.
Gönülden gönüle kurulan görünmez bir bağdır.

İçinde karşılık varsa, adı hâlâ iyilik midir?

Bugün ilişkiler çoğu zaman fayda terazisinde tartılıyor.
Çıkarın dili, iyiliğin dilini bastırıyor.

“Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.”
Bu, iyiliğin değil, hesabın cümlesidir.

İnsan yalnızca kendine döndüğünde küçülür.
Başkalarına değdiğinde çoğalır.

Sadi Şirazi hatırlatır:
“İnsan başkasına fayda vermiyorsa, yaşıyor sayılmaz.”

İyiliğin en ağır sınavı kötülükle karşılaştığında başlar.
Orada sürdürmek, zayıflık değil karakterdir.

Ve çoğu zaman bu mücadele alkışsızdır.
Sadece sabırla yazılır.

Bazen bir dost uzatır elini.
Bazen bir yabancı.
Bazen adını hiç bilmediğin biri.

İyilik, çoğu zaman borç gibi görünmez.
Ama unutulmaz.

Vicdanla sessiz bir barış…
Bazen insanın tek ödülüdür.

İnsanın içinde büyüyen en derin yankı,
kimsenin duymadığı yerde başlar