Denizde yolunu kaybedenler bilir: İnsan bazen haritasını değil, yön duygusunu yitirir.
Hayatta da çoğu zaman ne yapacağımızı değil, neden yapmamız gerektiğini unuturuz. İşte o anlarda erdem, sessiz bir pusulaya dönüşür.
Erdem; kimse bakmıyorken de doğru yöne yürüyebilmektir.
Bazen dürüst kalmakta, bazen haksızlığa sessiz kalmamakta, bazen de haklı olsak bile ölçüyü kaybetmemekte ortaya çıkar.
Bunlar büyük kahramanlıklar gibi görünmez. Çoğu zaman alkış da almaz. Ama karakterimiz tam da bu sessiz seçimlerle şekillenir.
Toplumlar da bir günde yozlaşmaz. Önce küçük dürüstlükler ertelenir, küçük haksızlıklar normalleşir.
Bir pusula bir anda bozulmaz; önce ibresi hafifçe titrer.
Belki de günün sonunda kendimize sormamız gereken soru şudur:
Kimsenin görmediği anlarda, içimizdeki pusula hâlâ kuzeyi gösterebiliyor mu?
Çünkü erdem, bir kez kazanılıp cebimize konulan bir madalya değil; her gün yeniden ayarlanan bir yön duygusudur.