Bir Afrika atasözü vardır: “Filler tepişirken olan çimenlere olur.” Bana göre bu söz, yalnızca belli bir coğrafyayı değil, dünya genelinde yaşanan ortak bir gerçeği anlatır. Çünkü hangi ülkede olursa olsun, büyükler çarpıştığında, dev kazançlar elde edildiğinde ya da güç odakları karşı karşıya geldiğinde, bedeli çoğu zaman yoksullar, çocuklar ve gençler öder. Değişen yalnızca adreslerdir; acı hep aynıdır.

Benim gördüğüm kadarıyla, günümüz dünyasında filler artık sınır tanımıyor. Küresel şirketler, uluslararası projeler, çok uluslu sermaye grupları ve bitmeyen kâr yarışı bu devlerin başlıca aktörleri. Dünya genelinde açıklanan büyüme rakamlarının, parlak istatistiklerin ve süslü raporların arka planında ise görünmeyen hayatlar var. Çimenler… Yani sesi duyulmayan insanlar.

Çalışma koşulları bu küresel tablonun en belirgin örneklerinden biri. Bana göre dünyanın birçok yerinde emek, bir değer olmaktan çok bir maliyet kalemi olarak görülüyor. Uzayan mesai saatleri, güvencesiz işler, düşük ücretler ve sürekli ertelenen haklar… Bu düzen içinde yetişen gençler, daha hayata tutunamadan tükeniyor. Çocuklar ise dünya genelinde hâlâ ya iş gücü olarak kullanılıyor ya da yoksulluğun içinde erken yaşta yetişkin olmaya zorlanıyor.

Açıkçası ifade etmem gerekirse, beni en çok yaralayan şey umudun küresel ölçekte aşınması. Farklı diller konuşan, farklı bayraklar altında yaşayan ama aynı umutsuzlukta buluşan gençler görüyorum. “Ne yaparsam yapayım değişmiyor” diyen, “gelecek kimin için var?” diye soran milyonlarca genç… İşte tam bu noktada, dünya genelinde ortak bir başka sorun daha ortaya çıkıyor: uyuşturucu.

Bana göre uyuşturucu meselesi yalnızca bireysel bir zaaf değil, küresel bir sonuçtur. Ezilen, dışlanan, değersizleştirilen gençlerin sessiz çığlığıdır. Çalışma hayatında sömürülen, toplumda karşılık bulamayan, sistemin kıyısına itilen gençler için uyuşturucu bazen geçici bir kaçış gibi sunulur. Oysa gerçekte, onları daha büyük bir yıkıma sürükleyen başka bir küresel çarpışmanın parçasıdır.

Ben şahsen şuna inanıyorum: Dünya genelinde uyuşturucuyla mücadele, yalnızca güvenlik politikalarıyla ya da cezalarla başarıya ulaşamaz. Eğer çimenler her yerde eziliyorsa, sorun sadece bireylerde değil, sistemi yöneten fillerdedir. Adil çalışma koşulları, insan onuruna yakışır ücretler, çocukların çocuk kalabildiği bir düzen kurulmadan bu mücadele eksik kalacaktır.

Bugün dünya genelinde yeni rekorlar açıklanırken, büyüme grafikleri övülürken ve kazançlar alkışlanırken şunu sormak zorundayız: Bu büyümenin altında kimler ezildi? Hangi çocuk okuldan koptu? Hangi genç hayallerini ertelemek zorunda kaldı? Hangi anne, hangi baba “yarın” diyerek bugünü feda etti? Bana göre rakamların yükselmesi tek başına bir başarı değildir; asıl mesele, bu rakamlar yükselirken insan onurunun yerinde kalıp kalmadığıdır. Eğer büyüme, yoksulluğu derinleştiriyor, emeği değersizleştiriyor ve umutları törpülüyorsa, ortada gerçek bir kazanç yoktur. Bana göre gerçek başarı, filler büyürken çimenlerin ezilmediği, aksine yaşayabildiği, kök salabildiği ve geleceğe umutla bakabildiği bir dünya kurabilmektir.

Son söz olarak şunu söylemek isterim: Fillerin kavgası dünyanın her yerinde sürüyor. Ama çimenleri korumak hâlâ bizim elimizde. Aksi hâlde, kazananı çok, kaybedeni sayısız olan bu hikâye, dünya genelinde aynı acıyla yazılmaya devam edecek.