"Bazen kötülüğü büyüten, kötülerden çok iyilerin sessizliğidir."

Eski bir rivayete göre bir bilgeye, kasabadaki haksızlığı neden durdurmadığı sorulur.

"Önce değiştirebileceğime inanıyordum, konuştum. Sonra sustum. En büyük hatam da o oldu." diye cevap verir.

Belki de kötülük, sadece onu yapanların cesaretiyle büyümez.

İyilerin sessizliği de ona yer açar.

Bir haksızlığa tanık olup susmak… Bir iftirayı duyup başını çevirmek… "Beni ilgilendirmez." deyip yoluna devam etmek…

Vicdan, çoğu zaman tam da bu küçük suskunluklarda yön değiştirir.

Elbette her susmak yanlış değildir. Ama sessizlik, konforumuzu korumanın bahanesine dönüştüğünde, iyilik görünmez olmaya başlar.

Bugün kendimize tek bir soru sorsak yeter:

Sessiz kaldığım şey gerçekten önemsiz olduğu için mi, yoksa huzurum bozulmasın diye mi?

Çünkü bazen kötülük, bağırarak değil; iyilerin sustuğu yerde kök salar.