Hayatımızı çoğu zaman iki şey yönetiyor: Görünmek ve olmak.
Başarılarımızı gösteriyoruz. Diplomalarımızı, kazandıklarımızı, sahip olduklarımızı…
Peki, kimsenin görmediği yerde nasılız?
Yeni bir evin heyecanı geçiyor.
Yeni bir arabanın kokusu uçuyor.
Alkışlar bir süre sonra susuyor.
Sonra insan, yine kendisiyle baş başa kalıyor.
Belki de önemli olan, neye sahip olduğumuz değil; kim olduğumuz.
Bugün bir insanın hayatını biraz olsun güzelleştirdik mi?
Bir gönül aldık mı?
Birinin yükünü hafiflettik mi?
Kimsenin bilmeyeceği bir iyiliği sessizce yaptık mı?
Çünkü insanın kendisi için yaptıkları hayatını kolaylaştırabilir.
Başkaları için yaptıkları ise hayatına anlam katabilir.
Günün sonunda vitrin silinir, alkış diner,
sahip olduklarımız geride kalır.
Geriye, kim olduğumuz kalır.
Ve belki de insanın kendine soracağı en zor soru şudur:
Kimse görmezken nasıl biriydim?